Zorunlu sigortalarda bilgilendirme kişilere önceden bilgi aktarmakla sınırlı

 Zorunlu sigortalarda bilgilendirme kişilere önceden bilgi aktarmakla sınırlı

Hukuksal zorunluluk dolayısıyla sigorta yaptırmak dışında bir seçenek mevcut olmadığı için, sigorta ettirenin satın alacağı zorunlu sigorta ürünüyle ilgili önceden edineceği bilgiler ürünü almaya karar vermesinde “belirleyici” değil. Bu yüzden de zorunlu sigortalarda bilgilendirmenin amacı sigorta ettirenin karar vermesine yardımcı olmak değil, sigortanın kapsam ve işleyişi hakkında önceden kendisine bilgi aktarmakla sınırlı.

Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) tarafından 05.05.2022 tarihinde yayınlanan 2022/14 sayılı “Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Genelge” sigortacıların sigorta ettirenleri (ayrıca sigortalıları ve lehtarları) sözleşme yapılmadan önce ve yapıldıktan sonra bilgilendirmelerine ilişkin bazı ayrıntıları belirlemiş bulunuyor. Söz konusu genelgede yer alan hükümlerin 1 Temmuz 2022 tarihinde yürürlüğe girmesi öngörülmüş bulunmaktadır. Ancak, sigortacıların ortak düşünceleri -en azından Genelge’nin bazı hükümlerini uygulayabilmek için- altı ay ile bir sene arasında bir geçiş dönemine gerek olduğu yönündedir. Genelge’nin bazı düzenlemeleri aşağıda kısaca ele alınacaktır. Ancak bu noktada şu hususu hatırlatmamız yararlı olacaktır: Son on beş senedir sigorta hukukunda kendine özel bir yer edinmiş olan “sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü” hakkında bugüne kadar değişik zamanlarda çeşitli değerlendirmeler yapmış ve özellikle kanunun ve uygulamanın bu konudaki eksik ve aksak yönlerini vurgulamış idik. (Mesela görece yakın tarihlerde kaleme aldığımız 28 Şubat 2020 günlü Sigortacı Gazetesi’nde “Sigortada Bilgilendirme Zorunluluğu”, 3 Mart 2022 günlü Sigortacı Gazetesi’nde “Sözleşme Öncesi Bilgilendirmede Değişiklik İhtiyacı” ve 1 Nisan 2022 günlü Sigortacı Gazetesi’nde “Bilgilendirme Yükümlülüğünün Kapsamı Daraltılabilir” başlığı altında yayınlanan yazılarımıza bkz.). Daha önce açıklamış olduğumuz düşüncelerimiz saklıdır. Bu yazımızda sigortacının bilgilendirme yükümlülüğünün yasada ve ikincil mevzuatta nasıl düzenlenmesi gerektiği konusunu yeniden dile getirmeksizin, yürürlükteki kurallar çerçevesinde (özellikle 2022/14 sayılı Genelge’deki hükümleri dikkate alarak) mevcut hukuksal durumu yorumlamaya çalışacağız. Yürürlükten kaldırılan düzenlemeler 2022/14 sayılı Genelge daha önce yapılan bazı düzenlemeleri yürürlükten kaldırmış bulunmaktadır. Yürürlükten kalkan düzenlemeler şunlardır (Genelge m.11):

-.2008/7 sayılı Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin Uygulanması Hakkında Genelge,

– 2008/11 sayılı Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin Uygulanması Hakkında 2008/7 sayılı Genelge Hakkında Sektör Duyurusu,

– 2008/12 sayılı Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin Uygulanması Hakkında Genelge II,

-2009/3 sayılı Hayat Sigortaları Bilgilendirme Formunda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Sektör Duyurusu,

– 2009/27 sayılı Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmelik Uyarınca İnternet Sitesi Kurma Zorunluluğu Hakkında Sektör Duyurusu,

– 2012/8 sayılı Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Yükümlülüğünün Kapsamına İlişkin 2007-18 Sayılı Genelgenin Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin Genelge,

-2012/9 sayılı Sigorta Sözleşmelerinde Bilgilendirmeye İlişkin Yönetmeliğin Uygulanması Hakkında Genelge III,

– 2015/10 sayılı Sağlık, Hastalık, Ferdi Kaza ve Hayat Sigortası Sözleşmelerinde Bilgilendirme Formu İçeriğine İlişkin Genelge Bilgilendirme Yönetmeliği, 2020 yılında yeni bir içeriğe kavuşturulduğu (2007 tarihli önceki yönetmelik yürürlükten kaldırılarak yerine yeni bir yönetmelik çıkarıldığı) için, eski düzenleme zamanında o eski düzenlemeye göre oluşturulan genelge ve sektör duyurularının da işlevi sona ermiş bulunuyordu. Bunların yürürlüğüne son veren Genelge m.11 bu düşünceye dayanmaktadır. Bu bağlamda karışıklık yaratan bir hususa da kısaca değinelim: Sözleşme Öncesi Bilgilendirme Yükümlülüğünün Kapsamına İlişkin 2007-18 Sayılı Genelgenin Yürürlükten Kaldırılmasına İlişkin (2012/8 sayılı) Genelge ilk bakışta ömrünü (yürürlük tarihinde) tamamlamış görünmektedir. Çünkü bu Genelge ile zorunlu sigortaların da bilgilendirme yükümlülüğüne tabi olması gerektiği belirtilerek, zorunlu sigortaları söz konusu yükümlülük dışında tutan 2007-18 sayılı Genelge iptal edilmiştir. 2007-18 sayılı Genelge’yi yürürlükten kaldıran Genelge’nin yürürlüğüne son verince, zorunlu sigortalar yeniden bilgilendirme yükümlülüğü dışına çıkarılmış olmayacaktır. 2012/8 sayılı Genelge’nin yürürlükten kaldırılması, bu genelgenin zorunlu sigortalar için kullanılacak “bilgilendirme formları (belgeleri)” hakkındaki düzenlemesi bakımındandır.

ZORUNLU SİGORTALAR

Sigortacılar zorunlu sigortalar için bilgilendirme yükümlülüğünün söz konusu olmaması gerektiğini ısrarla öne sürmüş olmalarına rağmen kamu otoritesi bu yöndeki istemleri kabul etmemiştir. Kanımızca zorunlu sigortalarda, sigorta yaptırma kararının “bilgilenmiş olarak” alınmasını sağlamak pek anlamlı görünmemektedir. Çünkü bunlarda hukuksal zorunluluk dolayısıyla sigorta yaptırmak dışında bir seçenek mevcut olmadığı için, sigorta ettirenin satın alacağı zorunlu sigorta ürünü hakkında önceden edineceği bilgiler onun bu ürünü almaya karar vermesi bakımından “belirleyici” olmayacaktır. Dolayısıyla zorunlu sigortalarda bilgilendirmenin amacı sigorta ettirenin karar vermesine yardımcı olmak değil, sigortanın kapsam ve işleyişi hakkında önceden kendisine bilgi aktarmakla sınırlıdır.

Kamu otoritesi, TTK 1423(3) hükmünün kendisine bilgilendirmenin şekil ve içeriği hakkında düzenleme yapma yetkisi vermiş olmasına dayanarak TTK 1423(1) uyarınca “yazılı olması” ve “sigorta sözleşmesine ilişkin bütün hususları kapsaması” gereken bilgilendirmenin (belirli koşullarla) “sözlü” veya “kalıcı veri saklayıcısı” aracılığıyla yapılabilmesini ve ayrıca “sözleşmeye ilişkin bütün hususları” değil yalnızca bazı hususları (teminat kapsamındaki rizikolar, teminat tutarı, muafiyet olup olmadığı, varsa muafiyet oranı ile muafiyetin hangi hallerde uygulanacağı, prim, tazminata ilişkin genel bilgiler ve tazminat ödeme kuralları) içermesini kararlaştırmıştır. Bu saydığımız kararları almaya yetkili olduğunu kabul eden kamu otoritesi, zorunlu sigortaları bilgilendirme yükümlülüğü dışında bırakma hususunda da kendini yetkili görebilirdi.

Sonuç olarak zorunlu sigortalar bilgilendirme yükümlülüğünün dışında bırakılmış olmamakla birlikte, Genelge bunlara (ve ayrıca devlet destekli sigortalara) ilişkin bilgilendirmelerin kalıcı veri saklayıcısı (KVS) ile yapılabileceğini öngörmüş (Genelge m.2 fk.3); böylece sigortacılar lehine sistemi bir ölçüde yumuşatmıştır.

BİLGİLENDİRMENİN KVS İLE YAPILMASI

Bilgilendirme Yönetmeliği m.5 fk.2 uyarınca “tarafların, fiziki olarak karşı karşıya gelmesinin söz konusu olmadığı hallerde veya işin mahiyetinin gerektirdiği durumlarda kalıcı veri saklayıcısı aracılığı ile bilgilendirme yapılabilir”. Yönetmelikteki “işin mahiyetinin gerektirdiği durumlar” deyiminden ne anlaşılması gerekeceği tartışmalara yol açan bir husustu. Genelge’de sigorta sözleşmesi yüz yüze yapılmış olsa dahi, eğer taraflar bilgilendirmenin KVS aracılığıyla yapılması yönünde tercih kullanmışlarsa, bu halde bilgilendirmenin “işin mahiyetinin gereği” olarak KVS ile yapılmış sayılabileceği belirtilmiştir (Genelge m.2 fk.3). Tarafların “KVS aracılığıyla bilgilendirme yapılmasını tercih etmeleri” onların yazılı bilgilendirme yerine KVS ile bilgilendirme yapılması konusunda anlaşmaları anlamına gelir. KVS ile bilgilendirme, kanımızca, bilgilendirme belgesinin sigorta ettirene KVS (mesela e-posta veya SMS veya USB) aracılığıyla ulaştırılması yoluyla gerçekleştirilecektir. Bunun TTK 1423(1) uyarınca “gerekli inceleme süresi tanınarak” yapılmış olması lazımdır. Bu bakımdan, mesela yüz yüze yapılan bir sözleşmede sigorta ettirene, onun sigorta sözleşmesi ile bağlanmasını sağlayan irade açıklamasında bulunmasından hemen önce bilgilendirme metninin (kendisine bunu o anda okuma ve değerlendirme zamanı tanımayacak biçimde) USB ile verilmiş olması yasaya uygun olmayacaktır. Genelge, aşağıdaki halleri de “işin mahiyetinin KVS ile bilgilendirme yapılmasını gerektiren hal” niteliğinde saymıştır:

-Teklif aşamasında durumun değişmesi nedeniyle sözleşmeye taraf olmak isteyen kişiye verilen bilgilerin de değişmesi gerekirse, (değişen duruma uygun biçimde) yeniden yerine getirilmesi gereken bilgilendirme (Genelge m.7 fk.1).

-.Tarafların sonradan anlaşarak sigorta sözleşmesinde değişiklik yapmaları halinde düzenlenecek zeyilnameye ilişkin olarak, sigorta ettiren bilgilenme isteminde bulunursa kendisine verilecek ek bilgilendirme (Genelge m.7 fk.2)

– Yeni dönem için yapılan sigorta sözleşmelerinde (diğer sözleşme koşulları aynı kalmakla birlikte) yalnızca prim ve teminat tutarının değişmesi (Genelge m.7 fk.3)

SÖZLÜ BİLGİLENDİRME

Bilgilendirme Yönetmeliği m.5 fk.1 “sigortacının bilgilendirme yükümlülüğü, sigortacı tarafından sigorta ettirene ve sigorta sözleşmesine taraf olmak isteyen kişilere sözlü ve yazılı şekilde yerine getirileceğini; bununla birlikte bilgilendirmenin kural olarak yazılı şekilde yapılması gerektiğini” belirtmektedir. Aynı maddenin üçüncü fıkrasında ise sigortacının çağrı merkezi veya telefon aracılığıyla yapacağı bilgilendirmenin, görüşmenin manyetik veya dijital ortamda kayıt altına alınmış olması şartıyla sözlü olarak yapılabileceği öngörülmüştür. Genelge ise ek olarak şu hususları içermektedir (m.2 fk.2 ve 3):

– Yüz yüze yapılan sigorta sözleşmelerinde sigortacının yalnızca sözlü olarak bilgilendirme yapması mümkün değildir.

– Ancak sigorta ettirene yazılı bilgilendirme metninde yer alan önemli noktalar hakkında sözlü bilgilendirme yapılması da lâzımdır.

– Sözlü bilgilendirme ile yazılı bilgilendirme metninin uyumlu olması gerekir. -.Arada uyumsuzluk varsa, yazılı bilgilendirme esas tutulur.

-Çağrı merkezi veya telefon aracılığıyla bilgilendirmelerde, görüşmelerin manyetik veya dijital ortamda kayıt altına alınması ve bu durumun sigorta ettirene bildirilmesi lazımdır.

-Ses kayıtları “güvenilir delil oluşturmalı” ve “sorumluluk atayacak nitelikte ve kalitede olmalıdır” Genelge hükümlerine göre sigortacılara ek yükümlülükler getirilmesi söz konusudur.

– Yüz yüze sözleşmelerde yazılı bilgilendirme yeterli olmayacak; ayrıca (yazılı bilgilendirme ile uyumlu biçimde) sözlü bilgilendirme de yapılacaktır. Bu ek yükümlülüğün yasal dayanağı bulunmamaktadır.

– Çağrı merkezi üzerinden veya telefonla yapılan bilgilendirmelerde zorunlu olan ses kayıtlarının “güvenilir delil oluşturması” gereğinden ne anlaşılacağı konusunda şunlar belirtilebilir: Bilgilendirme yapıldığını kanıtlama yükü TTK 1423(2) son cümle gereğince sigortacının üzerindedir. Eğer tutulan kayıtlar bilgilendirmenin gereği gibi yapılmış olduğunu kanıtlamıyorsa, bilgilendirme yükümlülüğünün ihlal edildiği kabul edilecektir. Sigortacı yasanın üzerine yüklediği kanıt yükünün altından kalkamadığı durumlarda bunun sonucuna katlanacaktır. Bu nedenle ses kayıtlarının güvenilir delil oluşturması gerektiğine ilişkin Genelge hükmü (yasadaki düzenleme karşısında) zaten yalnızca “açıklayıcı” (yasal çözümün teyidi) sayılabilir.

– Ses kayıtlarının “sorumluluk atayacak nitelik ve kalitede olması” biçimindeki ifade de anlamlı görünmemektedir. Ses kayıtlarından bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğu sonucu çıkarılamıyorsa sigortacı zaten söz konusu “yasal” yükümlülüğe aykırılık sebebiyle sorumlu olacaktır. TTK 1423 bilgilendirme konusunda yasal bir yükümlülük öngörmüş ve bu husustaki kanıt yükünü de sigortacıya yüklemiştir. Şu halde sorumluluk doğrudan doğruya yasadan kaynaklanmaktadır. Ses kayıtları yasal gereğe uyulduğunu göstermiyorsa, yasa hükmü gereği sorumluluk doğacaktır. “Ses kayıtlarının sorumluluk atayacak nitelikte olması“ demek, bu kayıtların bilgilendirme yükümlülüğünün yerine getirilmiş olduğunu ispata yeterli olmaması demektir.

Gelecek yazıda bilgilendirme belgesinin asgari içeriği, acentenin temsilen yaptığı sigorta sözleşmelerinde bilgilendirme, müşterek sigortada bilgilendirme ve poliçe ile bilgilendirme metni ilişkisi üzerinde duracağız.

İlginizi Çekebilir