Zarar gören doğrudan taşıyıcının sorumluluk sigortacısını dava edebilir
Zarar görenin doğrudan taşıyıcının sorumluluk sigortacısını dava etmesi mümkündür. Sigortacı zarar görene karşı, sigortalı taşıyıcının yararlanabileceği bütün savunmaları ileri sürebilir. Ayrıca zarar görene karşı savunma olarak sigorta ilişkisinden kaynaklanan nedenlerle sigortalıya karşı sorumluluktan tamamen veya kısmen kurtulmuş olmasına yol açan hallere de dayanabilir.
Taşıma etkinliği günümüz toplumlarının yaşamayı sürdürebilmesi bakımından çok büyük öneme sahiptir. Dünyadaki bütün ülkeler deniz yolu, kara yolu, demir yolu ve hava yolu taşımacılık sektörlerinin en verimli şekilde işlemesi için gereken adımları öncelikli olarak atmaya özen gösterirler. Bu saydığımız taşımacılık yöntemlerine birçok ülke için yaşamsal önemdeki boru taşımacılığını da eklememiz mümkündür. Öte yandan suyun, üretilen enerjinin (mesela elektrik) ve elektronik verilerin bir başka noktaya ulaştırılması da son zamanların önde gelen uğraş alanları arasındadır. Bu yazımızda kara yoluyla yapılan eşya (mal, emtia) taşımalarına ilişkin sorumluluk sigortası ile ilgili bazı sorunları ele alacağız.
TAŞIYICI SORUMLULUĞU
Kara yoluyla yapılan eşya taşımaları sırasında taşınan eşyanın tam veya kısmi hasara uğraması veya taşımanın gecikme ile tamamlanması sık görülen hususlardır. Bu hallerde taşıma edimini üstlenen kişi (kara taşımalarında “taşıyıcı” sözcüğü ile tanımlanmaktadır) ve varsa fiili taşıyıcı (taşıma edimini üstlenmiş olan asıl taşıyıcı tarafından taşımanın kısmen veya tamamen yerine getirilmesi kendisine bırakılmış olan üçüncü kişi) kanunda yazılı olan kurallar uyarınca sorumlu tutulabilmektedir. Fiili taşıyıcının sorumluluğu yalnızca zararın kendi yaptığı taşımadan doğması halinde doğmaktadır. Türk Ticaret Kanunu taşıyıcının sorumluluğunu Alman kanunundaki hükümlerden esinlenerek düzenlemiştir. Alman yasal düzenlemesi ise büyük ölçüde kısaca CMR olarak bilinen 1956 tarihli Karayoluyla Uluslararası Eşya Taşımalarına İlişkin Sözleşme hükümlerini esas almıştır. Türkiye CMR’ye taraftır. Böylece Türk mahkemeleri, uluslararası taşımalar (kalkış yeri veya varış yeri Türkiye olan taşımalar) ve yurt içinde gerçekleştirilecek taşımalara ilişkin uyuşmazlıklar hakkında benzer hükümleri uygulayacaktır. Diğer bir anlatışla iç hukukumuz ile bizi bağlayan uluslararası sözleşme hükümleri uyumlaştırılmıştır. 2011 tarihli (halen yürürlükteki) TTK öncesinde iç hukukumuz ile CMR farklı idi ve bu da iç taşımalarla uluslararası taşımalar arasında aynı tür yük zararları bakımından taşıyıcının sorumluluğuna ilişkin hüküm farklılıklarına neden olmaktaydı. TTK 875(1) uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumlu bulunmaktadır. Bu sorumluluktan kurtulmak için taşıyıcı kendisinin en yüksek ölçüde özen göstermesine rağmen zararın kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği nedenlerden meydana geldiğini kanıtlamak zorundadır (TTK 876(1)). Taşıma aracındaki arıza, taşıtı kiraya veren kişinin veya onun temsilcileri veya çalışanlarının kusuru sorumluluktan kurtulma nedeni değildir (TTK 877). Taşıyıcının sorumlu olmayacağı haller TTK 878(1)’de sayılmıştır. Buna göre yük zararı (veya gecikme) sözleşme veya teamüle uygun olarak üstü açık bir araca veya güverteye yükleme yapılmasından, gönderenin yetersiz ambalajlama yapmasından, eşyanın gönderen veya gönderilen tarafından işleme tabi tutulmasından (özellikle gönderilen tarafından yüklenmesi veya boşaltılmasından), kırılma, paslanma, bozulma, kuruma, sızma, olağan fire yoluyla kolayca zarar görmesine yol açan doğal niteliğinden, gönderen tarafından paketlerin yetersiz şekilde etiketlenmesinden, canlı hayvan taşınmasından, Gümrük Kanunu ile diğer kanun ve düzenlemelerde yer alan hükümlerin taşıyıcının sorumluluktan kurtulmasını haklı gösterdiği hâllerden kaynaklanmışsa taşıyıcı sorumlu tutulmayacaktır. Taşıyıcının bu sayılan hallerin zarara yol açmış bulunduğunu kesin biçimde kanıtlaması gerekmez. Zararın bu hallerin birinden ileri gelmiş olması ihtimal dahilinde ise, bunun ortaya konulması yeterlidir (TTK 878(2)). Taşıyıcı, sözleşme uyarınca eşyayı sıcağa, soğuğa, ısı değişikliklerine, neme, sarsıntılara ya da benzer etkilere karşı özel olarak koruma yükümlülüğü altında ise, eşyanın doğal niteliği savunmasını ancak gerekli donanımın seçimi, bakımı ve kullanımına ilişkin tüm önlemleri almış ve özel talimatlara uygun davranmış bulunması hâlinde yapabilecektir (TTK 878(4)). Taşıyıcı kendi adamlarının ve taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur (TTK 879).
SORUMLULUK SINIRLI
Taşıma hukukunda sorumluluk sınırlıdır. Kara taşımalarında bu sınır eşyanın (brüt) kilogramı başına 8,33 Özel Çekme Hakkıdır (TTK 882(1)). Gecikme zararlarında uygulanacak sınır ise taşıma ücretinin üç katıdır (TTK 882(3)). Taşıyıcı, tam hasardan sorumlu olduğu hâllerde, taşıma ücretini geri vermekle ve taşıma ile ilgili vergileri, resimleri ve taşıma işi nedeniyle doğan diğer giderleri de karşılamakla yükümlü olur. Kısmi hasar halinde ise taşıyıcının yükümlülüğü ödemesi gereken tazminatla orantılı şekilde belirlenecektir. (TTK 883). Taşıyıcı, sözleşmeden doğan bir yükümlülüğünü ihlal etmesi nedeniyle meydana gelen (eşyanın tam veya kısmi hasarından veya taşıma süresinin aşılmasından kaynaklanmayan, eşya zararları dışında kalan zararlardan) tam hasar hâlinde ödemesi gereken tazminat miktarının üç katı ile sınırlı olarak sorumludur (TTK 884). Sorumluluktan kurtuluş hâlleri ve sınırlamaları, eşya zararı veya gecikme nedeniyle yükle ilgili kişi tarafından taşıyıcıya yöneltilebilecek sözleşme dışı istemler için de geçerlidir TTK 885). Zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı sorumluluktan kurtuluş hâllerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz (TTK 886). TTK, fiilî taşıyıcıyı 888’inci maddede düzenlemiştir. Buna göre fiilî taşıyıcı eşyanın zıyaı, hasarı veya gecikmesi nedeniyle kendisi tarafından yapılan taşıma sırasında ortaya çıkan zarardan asıl taşıyıcı gibi sorumludur. Asıl taşıyıcının gönderen veya gönderilen ile, sorumluluğun genişletilmesi için yaptığı sözleşmeler, fiilî taşıyıcıya karşı, ancak fiili taşıyıcı bunları yazılı olarak kabul etmişse geçerlidir. Fiilî taşıyıcı, taşıma sözleşmesinden doğan asıl taşıyıcıya ait bütün savunmaları ileri sürebilir. Asıl taşıyıcı ve fiilî taşıyıcı müteselsilen sorumludurlar. Eşya zararının TTK 889’da öngörülen süreler içinde (dışarıdan anlaşılan zararların eşya teslim alınırken, dışarıdan görülemeyen zararların ise teslim almayı izleyen yedi gün içinde) taşıyıcıya bildirilmesi lazımdır. Aksi halde eşyanın sözleşmeye uygun olarak teslim edildiği varsayılır. Gecikme zararı ise yirmi bir gün içinde bildirmediği takdirde, talep edilemez.
TAŞIYICI SORUMLULUK SİGORTASI
Ülkemizde kara taşıyıcısının sorumluluğu hakkında sigorta genel şartları oluşturulmamıştır. Sigortacılar (bazı hallerde genel şart olarak Üçüncü Şahıslara Karşı Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları’nı kullanmakta; fakat (genel şartlara oranla teminat kapsamını belirlemede öncelikli olan) kendi hazırladıkları özel koşullar çerçevesinde bu sigortayı yapmaktadırlar. Yukarıda ana hatlarıyla özetlediğimiz sorumluluk bazı sınırlamalara tabi olarak bu belirttiğimiz hukuki yapı temelinde teminat altına alınmaktadır. Taşıma ediminin taşıma işleri komisyoncusu (Freight Forwarder) tarafından üstlenildiği taşımalara ilişkin taşıyıcı sorumluluk sigortası ise FFL (Freight Forwarder Liability Insurance) özel koşullarına tabi olarak yapılmaktadır. FFL özel koşulları birçok halde değişik taşıma araçları ile icra edilen taşımalara (mesela kara- deniz- demiryolu) ilişkin sorumlulukları kapsamaktadır. Sorumluluk sigortası kural olarak bir sorumluluğu yasada düzenlenmiş olduğu şekliyle (fakat bazı haller kapsam dışı bırakılarak) temin eder. Sigortalı taşıyıcının sorumluluğunu yükle ilgili kişiyle özel bir anlaşma yaparak yasaya oranla genişletmiş olması halinde bu genişletme sigorta kapsamında sayılmayacak ve taşıyıcı yalnızca yasaya göre sorumlu tutulabildiği ölçüde korumadan yararlanabilecektir. Sigorta sözleşmelerinde sigorta koruması “bütün rizikolar” (all risks) veya “tanımlanmış rizikolar” (named perils) esasına tabi kılınmış olabilmektedir. Bütün rizikolar esasına göre işleyen sigortalarda taşıyıcı, yalnızca teminat dışında kalacağı sözleşmede belirtilmiş olan hallerde sigortadan yararlanamayacaktır. Buna karşılık tanımlanmış rizikolar esasına göre işleyen sigortalarda sorumluluğun sigorta sözleşmesinde sayılan hallerin birinden doğmuş olması gerekecektir. Tanımlanmış rizikolar esasının kararlaştırıldığı sözleşmelerde de teminat dışında kalan bazı durumlar söz konusu olabilir. Mesela sigorta teminatı kamyon klozu çerçevesinde yalnızca (kamyonun devrilmesi, çarpışması, yanması gibi) bazı sorumluluk doğuran haller için verilmişse durum böyledir. Sigorta koruması tarafların anlaşmasına bağlı olarak değişkenlik gösterebilmektedir. malın uğrayacağı «tam zıya» veya ağır hasarları kapsayan dar kapsamlı bir sigorta koruması söz konusu olur. Kamyon klozu sel, yangın, köprü çökmesi gibi kaza kaynaklı zararları karşılar; yükleme/boşaltma riskleri ve hırsızlık genellikle dahil değildir. Ancak yükleme/ boşaltmadan, hırsızlıktan, ıslanmadan kaynaklanan zararlar sonucu doğacak sorumluluklar sigortacıyla ayrıca anlaşma yapılarak koruma kapsamına alınabilmektedir.
İŞLEYİŞE İLİŞKİN BAZI ÖNEMLİ NOKTALAR TEMİNATIN KAPSAMI
Sigorta sözleşmesi bazı taşımaları (mesela ağırlığı 40 tondan fazla ve/ veya standart kaldırma ekipmanından farklı bir kaldırma ekipmanı gerektiren ve/veya elleçlenmesi için iki vincin ayni anda kullanılmasını gerektiren “proje taşımaları”, inşaat makineleri, vinçler, kepçeler, dozerler, prefabrik evler, köprü kirişleri, jeneratörler, rüzgâr enerjisi jeneratörlerinin gövde ve kanatları, tarım makineleri, kıymetli evrak, nakit para, kuyum, altın, gümüş, canlı hayvan, kürk, gazlı içecek taşımaları) kapsam dışında tutabilir. Taşıyıcı sorumluluk sigortalarında siber saldırılardan kaynaklanan sorumluluklar, uluslararası yaptırımlara aykırılıktan doğan sorumluluk ve salgın ve bulaşıcı hastalıklarla bağlantılı olarak doğan sorumluluklar da kapsam dışında bırakılmaktadır. Sigorta sözleşmesi yükün tam veya kısmi hasara uğraması veya tesliminde gecikmeye ilişkin yasal sorumluluk yanında başka sorumlulukları da temin edebilmektedir (mesela taşıyıcının taşımaya ilişkin olarak alt taşıyıcıya hatalı talimat vermesinden veya bazı hususları bildirmeyi ihmal etmiş olmasından kaynaklanan sorumluluk). Bundan başka taşımayla ilgili bazı masraflar da sigortacı tarafından karşılanabilmektedir (mesela malin depolanmasında kullanılan ekipman ve/veya taşıtın temizlenmesi amacıyla yapılan harcama). Taşıyıcı aleyhine uygulanan cezalar kural olarak teminat dışında bırakılmaktadır. Bununla birlikte mesela gümrük tarafından kesilen cezalar, çevreye verilecek zararlar nedeniyle kesilen idari para cezaları teminata dahil edilebilmektedir. Alıcının yükü teslim almaması durumunda, sigortalının sorumlu olduğu bir zarar gerçekleşmiş bulunduğu takdirde, yükün başka bir yere taşınması mümkün olamıyorsa yapılan bazı masraflar da sigortacı tarafından ödenebilmektedir. Bazı ülkelere yapılan taşımalar sırasında doğan sorumluluklar kapsam dışında tutulabilmektedir (mesela İran, Cibuti, Sudan). Bunlar daha çok ABD, AB, İngiltere tarafından yaptırıma tabi tutulan veya iç koşulları nedeniyle özel tehlike taşıyan ülkeler olmakta ve zaman içinde değişebilmektedir. Taşıyıcı sorumluluk sözleşmesi sigortalıya bazı “sözleşmesel görevler” (sözleşmesel yükümlülükler) yüklemiş olabilir. Bazen de bunlar teminat istisnası olarak öngörülmektedir. Mesela “sigortalı önceden sigortacının yazılı onayını almadan yasa veya uluslararası sözleşmede belirlenen sorumluluk sınırlarını aşan bir tutar üzerinden sorumlu olacağını kabul edemez” (sözleşmesel görev) veya “sigortalının yasa veya uluslararası sözleşmede belirtilen sorumluluk sınırlarını aşan tutarda sorumluluk üstlenmesi sigorta teminatının dışındadır (teminat istisnası). Sigortalı taşıyıcının yük zararına “kasten” veya “pervasızca hareket” sonucu yol açması olasılığında sigorta teminatı son bulacaktır. Yükün taşıma sırasında çalınmasından sorumluluk (hırsızlığın yüklü araca veya depoya kırma, delme, yıkma, devirme ve zorlamayla gereç veya bedeni çeviklik sayesinde tırmanma veya aşma suretiyle veya kaybolan, çalınan veya haksız yere elde edilen asıl anahtarla veya anahtar uydurarak veya başka aletler veya şifre yardımıyla kilit açma suretiyle girilerek yahut gizlice girip saklanarak veya kapanarak veya öldürme, yaralama, zor ve şiddet kullanma veya tehditle yapılması gibi) bazı koşullara tabi olarak temin edilmektedir. Bununla birlikte araç sürücüsünün taşınan malı kısmen ve/veya tamamen ve/ veya araçla birlikte çalması olasılığı teminat dışında bırakılmaktadır. Konaklama halinde aracın güvenli ve sürekli gözetim altında bulunan bir park alanına park edilmemesi veya araçtan kısa süreli olarak uzaklaşılması öncesinde araç sorumlusunun herhangi bir hırsızlığı önlemek açısından gereken tüm güvenlik önlemlerini almamış olması nedeniyle meydana gelebilecek olan hırsızlık hasarları da sigorta koruması dışında bırakılabilmektedir. Özellikle sürücünün yüklü aracı evinin önüne ve/veya güvenlikli olmayan benzer lokasyonlara park etmesi araçtan kısa süreli ayrılmalarda kontağın kapatılıp kapıların kilitlenmesi, kontak anahtarının ve tescil belgesinin asla araç içinde bırakılmaması şart koşulmakta ve bunlara uyulmaması olasılığında teminatın işlemeyeceği belirtilmektedir. Sigortalının taşımalarda kullanılan araçların plakalarını yazılı olarak sigortacıya bildirmesi ve ancak bu şekilde bildirilen araçlarla yapılan taşımalarda doğacak sorumlulukların sigorta kapsamında olacağı; sigortalı asıl taşıyıcının taşıma işini bir fiili taşıyıcıya yaptırması olasılığında sefer başlamadan önce araca ait belgelerin ve sürücüye ait sürücü belgesinin (ve kimlik belgesinin) fotokopisini alması ve gerektiğinde (mesela kaza veya hırsızlık durumunda) sigortacıya vermesi gerektiği, aksi halde sigortacının edim yükümlülüğünden kurtulacağı da taşıyıcı sorumluluğu sigortalarında kararlaştırılmış olabilmektedir. Bazı sözleşmeler, sigorta korumasının taşıyıcıların ve sürücülerin kanun ve yönetmeliklerle belirlenmiş niteliklere ve geçerli belgelere sahip olması ve bunların sigortacı tarafından talep edildiğinde ibraz edilmesi şartıyla geçerli olacağını, aksi halde sigortacının tazminat talebini reddedebileceğini öngörmektedir. Bazı sözleşmelerde sürücünün ve/veya taşıma sırasında ona eşlik edenlerin hile veya ağır kusurunun (özellikle yükü çalmalarının) ancak sigortalı bu kişilerin veya fiili taşıyıcıların sebep oldukları zararı önlemek için durumun getirdiği bütün özeni gösterdiğini kanıtladığı takdirde temin edilmiş olacağı öngörülmektedir. Sürücü belgesi yeterli olmayan veya alkol, uyuşturucu ve benzeri maddeleri kullanan sürücülerin neden olduğu kazalar sonucu oluşan hasarlardan sorumluluk da çoğu sözleşmede teminat dışında bırakılmaktadır. Kazanç veya piyasa kaybına yol açılması nedeniyle doğan sorumluluk ve manevi tazminat istemleri de genellikle sigortacıların üstlenmedikleri haller arasındadır. Sigorta sözleşmesinde taşıma sırasında meydana gelen hasarın, yük alıcıya teslim edilirken bir tutanakla tespit edilmemiş ve sigortacıya bildirilmemiş olduğu takdirde sigortacının ödeme yükümlülüğüne yol açmayacağı hükme bağlanmış olabilmektedir. Sorumluluk sigortası teminatının “kamyon klozu” uyarınca verilmiş bulunması durumunda, aracın (kamyon/tır) kaza yapması (devrilme, çarpışma, yanma) sonucu taşınan Taşıyıcı sorumluluk sigortasında riziko olay (taşıyıcının sorumlu olduğu zararın nedeni niteliğindeki hukuka aykırı davranış) veya zarar (yükün zarar görmesi) veya talep (zarar görenin sigortalı taşıyıcıdan tazminat istemesi) hallerinden biri olarak tanımlanabilir. Sözleşmede riziko olarak tanımlanan hal sigorta süresi içinde gerçekleşmişse, sigortacı o süreyi kapsayan poliçe koşulları ve limitleri çerçevesinde sorumlu olacaktır. Teminat bazen (hatta çoğunlukla) sayılan hallerden ikisinin belirli bir süre içinde söz konusu olmuş bulunması koşuluna bağlanır. Mesela yük zararının sigorta süresi içinde meydana gelmesi, bu zarar ile ilgili tazminat isteminin de sigorta süresinin bitiminden en geç bir sene içinde ileri sürülmüş (ve sigortacıya bu süre sona ermeden önce bildirilmiş) olması. Ancak, sözleşmede öngörülen esas hangisi olursa olsun, sigortacı tazminat ödeme edimini zarar gören tazminat talebinde bulununca yerine getirecektir (daha önce yalnızca bazı giderleri karşılaması gerekecektir). Hukukumuzda zarar görenin (yükle ilgili kişinin mesela gönderilenin) doğrudan taşıyıcının sorumluluk sigortacısını (taşıyıcıya karşı ayrıca dava açmış olması gerekmeksizin) dava etmesi mümkündür. Sigortacı zarar görene karşı, sigortalı taşıyıcının yararlanabileceği bütün savunmaları (mesela yükün taşıyıcının sorumlu olmadığı bir nedenden dolayı hasarlandığını) ileri sürebilir. Ayrıca (taşıyıcı sorumluluk sigortası zorunlu bir sigorta olmadığından) zarar görene karşı savunma olarak sigorta ilişkisinden kaynaklanan nedenlerle sigortalıya karşı sorumluluktan tamamen veya kısmen kurtulmuş olmasına yol açan hallere de dayanabilir (mesela rizikonun ağırlaştırılmış olduğu, sözleşme öncesi bildirim görevinin ihlal edildiği vb.). Zarar görene tazminat ödeyen sigortacı, yasa gereğince sigortalı taşıyıcıya halef olur ve sigortalı taşıyıcının zarar görene karşı sorumluluğunun doğmasına neden olmuş bulunan üçüncü kişilere (mesela sigortalı asıl taşıyıcının taşıma işiyle görevlendirdiği fiili taşıyıcıya) zarar görene ödediği tazminat tutarını geri almak üzere rücu edebilir. Zarar görenin sigortalı taşıyıcıya yönelttiği tazminat istemiyle ilgili giderler (makul olmak koşuluyla) sigortacı tarafından karşılanmak zorundadır
