Trafik sigortasını tamamlayan güçlü destek: İMM ile trafik sigortasında koruma derinleşiyor
Artan araç bedelleri, milyonlarca liraya ulaşan bedeni hasar dosyaları, yükselen dava maliyetleri ve ağır mali sorumluluk riskleri; İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortasını sektörün en kritik başlıklarından biri haline getirdi. Sektör temsilcileri, eksperler ve sigorta şirketleri; mevcut ekonomik gerçeklik içinde standart trafik sigortası limitlerinin birçok ağır hasar dosyasında yetersiz kalabildiğine dikkat çekiyor.
Türkiye’de trafik sigortacılığı uzun yıllardır daha çok zorunlu poliçe sistemi, prim dengesi ve fiyat rekabeti üzerinden tartışıldı. Ancak son birkaç yılda yaşanan ekonomik değişim, araç bedellerindeki hızlı yükseliş, artan yedek parça maliyetleri ve milyonlarca liraya ulaşan bedeni hasar dosyaları; sektörün en kritik alanlarından birini yeniden gündemin merkezine taşıdı: İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortası. Bugün artık yalnızca “Trafik sigortam var mı?” sorusu yeterli görülmüyor. Çünkü sektörün ortak görüşü, mevcut trafik sigortası limitlerinin özellikle ağır hasarlı kazalarda birçok zaman yetersiz kalabildiği yönünde şekilleniyor. Özellikle büyükşehir trafiğinde yaşanan zincirleme kazalar, lüks araç hasarları, sürekli sakatlık talepleri, destekten yoksun kalma davaları, ölüm tazminatları ve iş gücü kaybı hesaplamaları; tek bir trafik kazasının bile milyonlarca liralık mali sonuçlar doğurmasına neden olabiliyor.
TRAFİK SİGORTASI YETERLİ OLMAYABİLİYOR
Sektör temsilcilerinin özellikle dikkat çektiği temel konu ise kamuoyunda uzun yıllardır devam eden yanlış algı. Çünkü birçok araç sahibi, Zorunlu Trafik Sigortası’nın her koşulda sınırsız koruma sağladığını düşünüyor. Oysa mevcut sistem belirli yasal limitler çerçevesinde çalışıyor. Hasar tutarı bu limitleri aştığında ise ortaya çıkan mali sorumluluk doğrudan araç sahibine ve sürücüye yöneliyor. İşte tam bu noktada İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası devreye girerek trafik poliçesinin karşılayamadığı zararları üstleniyor. Özellikle son yıllarda ağır bedeni hasar dosyalarında ortaya çıkan rakamlar, sektörün İMM’ye bakışını ciddi şekilde değiştirmiş durumda. Çünkü bugün yalnızca tek bir ağır bedeni hasar dosyası bile kişinin yıllar boyunca oluşturduğu mal varlığını etkileyebilecek boyutlara ulaşabiliyor.
İMM LİMİTİ YETERLİ Mİ?
Sektörde dikkat çeken bir diğer önemli değişim ise limit tartışmaları. Geçmiş yıllarda yeterli kabul edilen birçok İMM limiti, bugünkü ekonomik koşullar içinde aynı koruma gücünü sağlayamıyor. Artan araç değerleri, lüks araç yoğunluğu, yükselen sağlık giderleri ve büyüyen tazminat dosyaları nedeniyle özellikle düşük limitli İMM poliçelerinin birçok durumda yetersiz kalabildiği ifade ediliyor. Bu nedenle sektör temsilcileri artık yalnızca “İMM var mı?” sorusunun değil, “İMM limiti yeterli mi?” sorusunun önem kazandığını vurguluyor. Özellikle büyükşehirlerde yoğun trafik kullanımı, yüksek araç yoğunluğu ve artan bedeni hasar riskleri nedeniyle yüksek limitli hatta sınırsız İMM teminatları giderek daha fazla öne çıkıyor. Sigorta şirketleri de son dönemde bireysel kasko ürünlerinde küçük prim farklarıyla yüksek limitli ya da limitsiz İMM seçeneklerini daha görünür hale getiriyor. Sektörde değişen yalnızca poliçe yapısı değil. Hasar yönetimi ve ekspertiz süreçleri de son yıllarda çok daha teknik ve çok katmanlı bir yapıya dönüşmüş durumda. Özellikle yüksek bedelli İMM dosyalarında süreç artık yalnızca araç hasarının incelenmesinden ibaret görülmüyor. Teknik ekspertiz, hukuk yönetimi, aktüeryal analiz, rezerv planlaması, delil yönetimi ve dava koordinasyonu aynı anda yürütülmesi gereken kritik süreçler haline geliyor. Eksper raporları ise yalnızca operasyonel bir belge değil; yıllar sürebilecek dava süreçlerinin teknik omurgasını oluşturan stratejik dokümanlar olarak değerlendiriliyor. Olay yeri analizi, kusur değerlendirmesi, çarpışma senaryosu, hız etkisi, teknik uyumluluk ve araç emniyet sistemlerinin davranışı gibi unsurlar; ilerleyen aşamalarda bilirkişi raporlarının ve mahkeme değerlendirmelerinin temelini oluşturabiliyor.
MALİYETLER İÇİN DELİL YÖNETİMİ
Sektörün en önemli sorun başlıklarından biri ise eksik delil yönetimi. Çünkü yüksek bedelli dosyalarda olay yerinin yeterince belgelenmemesi, teknik delillerin korunamaması, kusur analizlerinin geç yapılması veya ekspertiz sürecinin gecikmesi; yıllar sürebilecek hukuki ihtilaflara dönüşebiliyor. Bu durum yalnızca dava maliyetlerini artırmıyor; aynı zamanda rezerv yapıları, reasürans ilişkileri, teknik kârlılık ve sektör güveni üzerinde de doğrudan etkili oluyor. Özellikle uluslararası reasürans sistemlerinin daha hassas çalıştığı yeni dönemde yalnızca hasarın sonucu değil, o sonuca nasıl ulaşıldığı da önem taşıyor. Veri kalitesi, teknik tutarlılık, süreç yönetimi ve standart raporlama yapıları sektör açısından kritik hale geliyor.
DİJİTALLEŞME SÜREÇLERİ DÖNÜŞTÜRÜYOR
Yüksek bedelli İMM dosyalarında dijitalleşme de giderek daha belirleyici hale geliyor. Olay yeri görüntüleri, araç telemetri verileri, ekspertiz raporları, sağlık belgeleri, bilirkişi değerlendirmeleri ve hukuk süreçlerinin eş zamanlı yönetilmesi artık sektörün temel ihtiyaçlarından biri olarak görülüyor. Bu nedenle önümüzdeki dönemde yapay zekâ destekli hasar analizleri, veri analitiği tabanlı risk senaryoları, standartlaştırılmış teknik raporlama sistemleri ve ortak veri altyapılarının çok daha yaygın hale gelmesi bekleniyor. Ancak sektör temsilcileri burada önemli bir noktaya dikkat çekiyor: Teknoloji, eksperin yerine geçen değil; eksperin teknik kapasitesini güçlendiren bir araç olarak konumlanmalı. Çünkü sigortacılıkta güven duygusu hâlâ insan uzmanlığı üzerinden inşa ediliyor.
FİYAT ODAKLI POLİÇE TERCİHİ RİSKLERDEN BİRİ
Sektörün ortak şekilde dikkat çektiği bir diğer konu ise sigortalı davranışları. Çünkü birçok araç sahibi poliçe tercihlerini hâlâ büyük ölçüde fiyat üzerinden yapıyor. Oysa sektör temsilcilerine göre sigortacılık yalnızca “en düşük prim” meselesi değil. Asıl önemli olan, risk gerçekleştiğinde poliçenin sigortalıyı ne ölçüde koruyabildiği. Bugün birkaç yüz liralık fiyat farkı nedeniyle düşük limitli poliçelerin tercih edilmesi, ağır bir hasar anında milyonlarca liralık mali sorumluluklarla karşı karşıya kalınmasına neden olabiliyor. Bu nedenle sigorta acentelerinin rolü de giderek daha kritik hale geliyor. Çünkü doğru sigortacılık anlayışı yalnızca poliçe üretmek değil; sigortalının karşılaşabileceği riskleri analiz ederek doğru teminat yapısını oluşturmak anlamına geliyor.
DOĞRU TEMİNAT VE YETERLİ GÜVENCE
Sektör temsilcileri, eksperler ve sigorta şirketlerinin verdiği ortak mesaj ise oldukça net: Trafik sigortacılığında yeni dönem yalnızca poliçe üretimiyle değil; doğru risk yönetimi, güçlü teknik altyapı, etkin ekspertiz sistemi ve yeterli teminat bilinciyle şekillenecek. Çünkü bugün sigortacılıkta gerçek mesele artık yalnızca hasarı ödemek değil; risk gerçekleştiğinde hayatı, birikimi ve geleceği gerçekten koruyabilmek.
VERİLER RİSKİ ORTAYA KOYUYOR
Emniyet Genel Müdürlüğü verileri, İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) teminatlarının neden giderek daha kritik hale geldiğini açık biçimde gösteriyor. Yalnızca 2026 yılının ilk dört ayında Türkiye genelinde 209 bin 898 trafik kazası meydana gelirken, bu kazalarda 567 kişi hayatını kaybetti, 107 bin 907 kişi yaralandı. Sektör temsilcilerine göre artan kaza sayıları, yükselen araç bedelleri ve milyonlarca liraya ulaşabilen bedeni hasar dosyaları; standart trafik sigortası limitlerinin birçok durumda yetersiz kalabildiğini ortaya koyuyor. Özellikle ağır hasarlı kazalarda oluşan mali sorumluluk riskleri nedeniyle yüksek limitli İMM teminatları artık çok daha önemli hale geliyor.
Doğa Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tümer: İMM sürücüyü finansal yıkımdan koruyan kritik bir güvence

IMM sürücüyü finansal yıkımdan koruyan kritik bir güvence Doğa Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tümer, 2026 yılı itibarıyla güncellenen Zorunlu Trafik Sigortası limitlerinin geçen yıla göre %33 artmasına rağmen, artan araç onarım maliyetleri, lüks araç sayısındaki yükseliş ve bedeni hasar dosyalarındaki yüksek dava tutarları nedeniyle bazı kazalarda yetersiz kalma riski taşıdığını söyledi.
Zorunlu Trafik Sigortası 2026 yılı itibarıyla limitlerinin araç başına 400 bin lira maddi hasar, kişi başına 3 milyon 600 bin lira bedeni hasar seviyesine çıkarıldığını belirten Doğa Sigorta Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Tümer, limitlerde geçen yıla göre %33 oranında artış yaşansa da mevcut teminatların büyük veya bedeni hasar yaşanan kazalarda yetersiz kalma riski taşıdığını ifade etti. Tümer, “Artan araç onarım maliyetleri ve lüks araç sayısındaki yükseliş nedeniyle özellikle büyük veya bedeni hasar yaşanan kazalarda mevcut trafik sigortası limitleri yetersiz kalabiliyor” değerlendirmesinde bulundu.
İMM DEVREYE GİRİYOR
Trafik sigortasının zorunlu olması nedeniyle primlerin makul düzeyde kalmasını sağlamak için limitlerin düzenleyici kurumlar tarafından optimum seviyelerde tutulduğunu belirten Tümer, “İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) sigortası ise zorunlu limitlerin üzerinde kalan zararları karşılayarak sürücüyü finansal yıkımdan koruyan kritik bir güvence sunuyor” dedi. Tümer, “Bu sigorta sözleşmesi ile sigortacı belli bir ücret karşılığında sorumluluk üstleniyor. Üçüncü kişilerin uğradığı zararların belli bir bölümünü ya da tamamını ödeyerek sigortalının mal varlığındaki azalmayı önlüyor” ifadelerini kullandı.
‘İMM ARTIK İSTEĞE BAĞLI BİR LÜKS DEĞİL’
Artan araç onarım maliyetleri, yedek parça fiyatları ve özellikle bedeni hasarlarda ortaya çıkan sakatlanma ve ölüm tazminatlarının milyonlarca liraya ulaşabildiğini belirten Tümer, bu tablonun İMM sigortasının rolünü önemli ölçüde değiştirdiğini söyledi. Tümer, “İMM sigortasının rolü artık isteğe bağlı bir lüksten, zorunlu bir finansal koruma kalkanına dönüştü” dedi.2026 yılı itibarıyla İMM’nin yalnızca kaskonun bir eki değil; trafik sigortasının yetersiz kaldığı durumlarda sürücünün tüm mal varlığını, evini, aracını ve maddi varlıklarını koruyan en temel sigorta ürünü olarak konumlandığını vurgulayan Tümer, “Sigortalılar kusurlu bir trafik kazasına karıştıklarında aslında küçük primlerle satın aldıkları İMM korumasının ne kadar önemli olduğunu çok daha net görüyor” ifadelerini kullandı.
SINIRSIZ İMM TEMİNATI ÖNE ÇIKIYOR
Artan riskler karşısında müşterilerin daha kapsamlı güvenceye erişebilmesi için Doğa Sigorta’nın özellikle bireysel kasko ürününde, küçük bir prim farkıyla sınırsız yani limitsiz İMM teminatı sunduğunu belirten Tümer, “Artan lüks araç hasarları ve yüksek bedeni tazminatlar nedeniyle sınırsız İMM, sigortalıyı mali yükten tamamen koruyan ana ek teminat haline geldi” dedi. Maddi ve bedensel zararları kapsayan kombine teminat yapısının da öne çıktığını ifade eden Tümer, “Örneğin 1 milyon liralık kombine teminat hem araç hasarlarını hem de tedavi ve tazminat giderlerini toplamda karşılayabiliyor” diye konuştu.
‘10 MİLYON LİRA ÜZERİ YA DA SINIRSIZ İMM ÖNERİLİYOR’
Yenileme dönemlerinde artan maliyetler nedeniyle sigortalılara teminat yetersizliği konusunda bilgilendirmeler yapıldığını belirten Tümer, “Şehir içi yoğun trafik kullanımı için 2 milyon lira ile 5 milyon lira arasında, yüksek riskli kullanım için ise 10 milyon lira ve üzeri ya da sınırsız limitli İMM teminatlarını tavsiye ediyoruz” dedi. Tümer, “Bu ürün artık trafik ya da kasko sigortası gibi olmazsa olmaz bir sigorta koruması haline geldi” ifadelerini kullandı.
TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem: Yüksek bedelli İMM dosyalarında ilk süreç son derece kritik

TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) dosyalarının artık yalnızca klasik bir trafik hasarı olmadığını, bu branşın; teknik ekspertiz, hukuk yönetimi ve rezerv planlamasının aynı anda yürütülmesini gerektiren bir yapıya dönüştüğünü belirtti.
İhtiyari Mali Mesuliyet Sigortası’nın artık klasik maddi hasar yönetimi perspektifiyle ele alınabilecek bir alan olmadığını belirten TOBB Sigorta Eksperleri İcra Komitesi Başkanı Ahmet Nedim Erdem, araç teknolojilerinin gelişmesi, bedeni zarar taleplerinin artması, yüksek limitli poliçelerin yaygınlaşması ve yargısal süreçlerin karmaşık hale gelmesi nedeniyle İMM dosyalarının yalnızca “bir trafik hasarı” olarak değerlendirilemeyeceğini söyledi. Erdem, “Bugün geldiğimiz noktada bu branş; teknik ekspertiz, aktüeryal analiz, hukuk yönetimi, rezerv planlaması ve dosya koordinasyonunun aynı anda yürütülmesini gerektiren çok katmanlı bir yapıya dönüşmüş durumda” ifadelerini kullandı.
‘EKSPER SADECE HASARI İNCELEYEN KİŞİ DEĞİLDİR’
Zorunlu Trafik Sigortası ile İMM süreçleri arasındaki temel farkın finansal risk boyutunda ortaya çıktığını belirten Erdem, özellikle yüksek limitli dosyalarda sigorta şirketlerinin finansal riskinin çok daha büyük hale geldiğini ifade etti. Bedeni zararlar, sürekli sakatlık talepleri, destekten yoksun kalma tazminatları, iş gücü kaybı hesaplamaları ve uzun vadeli bakım giderleri gibi unsurların devreye girmesiyle dosyanın teknik boyutunun hukuk ve aktüerya ile doğrudan iç içe geçtiğini belirten Erdem, “Bu nedenle İMM dosyalarında eksper atama süreci standart bir operasyon olarak görülmemelidir” dedi. Erdem, “Burada eksper yalnızca araç hasarını inceleyen bir teknik personel değil; olayın oluş dinamiğini analiz eden, delil bütünlüğünü koruyan, kusur senaryosunu teknik olarak değerlendiren ve sigorta şirketinin hasar yönetimine yön verecek teknik kanaati oluşturan uzman kişidir” diye konuştu.
‘UYUŞMAZLIKLARDA EKSİK DELİL YÖNETİMİ’
Özellikle yüksek bedelli İMM dosyalarında ilk sürecin son derece kritik olduğunu belirten Erdem, sahadaki ilk veri toplama kalitesinin ilerleyen dava süreçlerinin yönünü doğrudan belirlediğini söyledi. Bugün birçok yüksek maliyetli uyuşmazlığın temelinde olay yerinin yeterince belgelenmemesi, kusur senaryosunun erken aşamada doğru analiz edilmemesi, teknik delillerin korunamaması veya ekspertiz sürecinin geç başlatılması gibi nedenlerin bulunduğunu ifade eden Erdem, “Erken aşamada yapılan teknik hatalar yıllar sürebilecek uyuşmazlıklara dönüşebiliyor” dedi. Sahadaki uygulamalarda en sık karşılaşılan sorunlardan birinin uzmanlık dışı eksper görevlendirmeleri olduğunu belirten Erdem, İMM dosyalarının yalnızca otomotiv bilgisiyle değil; sorumluluk hukuku, aktüeryal hesaplama mantığı, bilirkişilik pratiği ve dava süreçleri konusunda ciddi hukuki okuryazarlık gerektirdiğini söyledi. Özellikle ölüm ve ağır bedeni zarar içeren dosyalarda eksperin hazırladığı ilk teknik raporun yıllar sürebilecek dava süreçlerinin temel referanslarından biri haline geldiğini ifade eden Erdem, “İMM dosyalarında yapılan teknik bir hata yalnızca dosya maliyetini artırmaz; reasürans ilişkilerini, şirket rezervlerini, dava süreçlerini ve hatta sektör güvenini etkileyebilir” diye konuştu. Erdem, reasürörlerin artık yalnızca sonuç raporuna değil; veri kalitesine, olay senaryosunun teknik tutarlılığına, delil yönetimine ve süreç disiplinine de baktığını söyledi. İMM dosyalarında erken karşılık ayırma optimizasyonunun büyük önem taşıdığını ifade eden Erdem, “Eksperin ilk aşamada oluşturduğu teknik değerlendirme; sigorta şirketinin finansal planlamasını, muhtemel dava maliyetlerini ve reasürans bildirim süreçlerini doğrudan etkiliyor” dedi. Eksik teknik kanaatin yıllar sonra finansal sapmalara neden olabileceğini vurgulayan Erdem “Burada kazanın doğru analizi, çarpışma şiddeti, yaralanma ya da ölüm olayına etki eden mekanizma, araç emniyet sistemlerinin davranışı ve teknik uyumluluk gibi birçok unsur birlikte değerlendiriliyor” ifadelerini kullandı.
TOBB SAİK Başkan Yardımcısı ve İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı Özgür Yılmaz: Standart trafik sigortası limitleri yetersiz kalabiliyor

TOBB SAİK Başkan Yardımcısı ve İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı Özgür Yılmaz, araç bedelleri, tazminat dosyaları ve mali sorumluluklar nedeniyle yüksek limitli İMM teminatlarının kritik hale geldiğini söyledi.
Sigorta sektöründe uzun yıllardır en sık karşılaşılan yanlış algılardan birinin, Zorunlu Trafik Sigortası’nın her koşulda ve sınırsız güvence sağladığının düşünülmesi olduğunu belirten TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi Başkan Yardımcısı ve İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı Özgür Yılmaz, “Uygulamada ortaya çıkan tablo, birçok sigortalının trafik poliçesinin hangi noktada yetersiz kaldığını ve İMM teminatının neden hayati önem taşıdığını tam anlamıyla bilmediğini gösteriyor” ifadelerini kullandı. Araç bedellerindeki artış, yedek parça maliyetleri, işçilik ücretleri, sağlık giderleri, sürekli sakatlık tazminatları, destekten yoksun kalma davaları ve yüksek mahkeme kararları dikkate alındığında standart trafik sigortası limitlerinin birçok ciddi kazada yetersiz kalabildiğini belirten Yılmaz, “Bugün tek bir ağır trafik kazasında ortaya çıkabilecek maliyetler milyonlarca liraya ulaşabiliyor” dedi.
‘TRAFİK SİGORTASI SINIRSIZ DEĞİLDİR’
Kamuoyunda bilinmesi gereken en önemli konulardan birinin İMM olduğunu vurgulayan Yılmaz, “Bu poliçe yalnızca yasal limitler dahilinde üçüncü şahıs zararlarını karşılar. Hasar tutarı bu limitleri aştığında ise kalan sorumluluk doğrudan araç sahibine ve sürücüsüne yönelmektedir” diye konuştu. İhtiyari Mali Mesuliyet (İMM) teminatının ise tam bu noktada devreye girerek sigortalının yalnızca aracını değil; birikimini, gelirini, mal varlığını ve geleceğini koruyan en önemli güvence mekanizmalarından biri haline geldiğini belirten Yılmaz, zincirleme kazalar, lüks araçlarda oluşan yüksek hasarlar, yaralanmalı dosyalar, sürekli sakatlık talepleri, ölüm tazminatları, iş gücü kaybı davaları, uzun yargı süreçleri ve faiz yükleri düşünüldüğünde trafik poliçesi limitlerinin birçok dosyada yeterli olmadığının görüldüğünü söyledi. Özellikle büyükşehir trafiğinde yaşanabilecek zincirleme bir kazada yalnızca birkaç aracın pert olmasının bile mevcut trafik sigortası limitlerini aşabilecek seviyeye ulaşabildiğini belirten Yılmaz, “Eğer olayda bedeni zararlar da bulunuyorsa, dosya boyutu çok daha ciddi rakamlara çıkabiliyor” dedi.
“İMM LİMİTİ YETERLİ Mİ?” SORUSU ÖNE ÇIKIYOR
Birçok sigortalının sahip olduğu İMM limitlerinin de günümüz ekonomik şartları karşısında artık yetersiz kalabildiğini belirten Yılmaz, “Geçmiş yıllarda yeterli kabul edilen limitler; bugün artan araç değerleri, yükselen tazminat dosyaları ve ağır bedeni hasar riskleri nedeniyle aynı koruma gücünü sağlayamıyor” ifadelerini kullandı. Özellikle büyükşehirlerde yoğun trafik, lüks araç yoğunluğu ve yüksek bedelli hasar ihtimalleri dikkate alındığında düşük limitli İMM teminatlarının sigortalıya tam güvence sağlamasının her geçen gün daha da zorlaştığını ifade eden Yılmaz, “Artık yalnızca ‘İMM var mı?’ sorusu değil, ‘İMM limiti yeterli mi?’ sorusu da büyük önem taşıyor” dedi. Sigortalıların mümkün olduğunca yüksek limitli İMM teminatlarını tercih etmelerinin günümüz şartlarında mali güvenlik açısından kritik hale geldiğini belirten Yılmaz, “Çoğu zaman küçük bir ek prim farkıyla milyonlarca liralık ilave koruma sağlanabiliyor” diye konuştu. Özellikle son dönemde ağır hasar dosyalarında ortaya çıkan rakamlar dikkate alındığında yalnızca trafik poliçesi ile yola çıkmanın ciddi bir finansal risk oluşturduğunu belirten Yılmaz, “TOBB SAİK ve İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi olarak vatandaşların yalnızca yasal zorunlulukları yerine getiren değil, gerçek anlamda koruma sağlayan sigorta çözümlerine yönelmesini son derece önemli görüyoruz” dedi.
