Trafik sigortası evcil hayvan için tazminat öder mi?

 Trafik sigortası evcil hayvan için tazminat öder mi?

Trafik sigortası poliçesi düzenleyen sigortacının, yaraladığı hayvanı tedavi ettiren araç işleteninin zararını tazmin etmesi formülü yürürlükteki uygulamayı yansıtmıyor olsa da hukuk bu çözüme doğru bir seyir izlemekte.

“Hayvan hakları”, dünyanın birçok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de gittikçe daha geniş ölçüde savunulmaktadır. Bu sevindirici gelişmeyi memnunlukla karşılıyoruz. Hayvanların korunmasına yönelik hukuk kuralları ile ilgili olarak ülkemizde yapılan en önemli (öncü) çalışma merhum hocamız Prof. Dr. İsmet Sungurbey’in eseridir. Sonsuz sayıda sokak hayvanının hizmetinde uzun yıllar geçirmiş olan Prof. Dr. Sungurbey, 1992 yılında “bir insanlık kitabı” olarak betimlediği “Hayvan Hakları” isimli unutulmaz eserinin kapağında (en yukarı kısmında) “öldürttüğümüz hayvan dostlarımız biz insanları bağışlayınız” cümlesine yer vermişti.

Bugün başka hukukçular hayvan dostlarımızın hakları ile ilgili çok değerli çalışmalar yapmaktadırlar. Ancak bütün çabalara rağmen Türkiye’de hayvanlara halâ arzu edilen düzeyde hukuksal koruma sağlanmış değildir. Bunun temel sebebi hayvanların (mülkiyet hakkına konu oluşturmaya elverişli) “eşya” olarak kabul edilmesidir.

Bu düşüncenin kökünde, insanın hayvanlar üzerinde serbestçe tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğu yönündeki inanış bulunmaktadır. Fakat bu anlayış ve bundan kaynaklanan kötü uygulamalar zamanla değişime uğramaya başlamıştır. Bunun sonucunda devletler, hayvanları koruyucu düzenlemeler benimsemişlerdir. Bu düzenlemelerde hayvanların “saygınlıklarının” bulunduğu ve insanların onların “esenliğini” gözetmeleri gerektiği öngörülmektedir. Bu doğrultuda İsviçre Medeni Kanunu, mülkiyet hakkına konu olabilecek hususları düzenlerken 641a maddesinde “hayvanlar eşya sayılmaz” hükmüne yer vermiştir. Bununla birlikte anılan maddenin ikinci fıkrasında “aksi kanunda öngörülmedikçe, eşyaya uygulanan hükümler, hayvanlar hakkında da geçerlidir” denilerek, birçok hususta hayvanlar eşya ile bir tutulmuş ve özellikle hayvanların alınması-satılması ve hatta kiralanmasına (hayvanların korunması hakkındaki yasal düzenlemeye uyulması koşuluyla) imkân sağlanmıştır.

Türkiye de hayvanların korunmasına ilişkin özel yasal düzenleme yapmış ülkeler arasındadır. 2004 yılında çıkartılan 5199 sayılı “Hayvanları Koruma Kanunu” temelde çağdaş bir anlayışı yansıtmaktadır. 2021 yılında bazı değişikliklere konu olan bu yasanın amacı “hayvanların rahat yaşamlarını ve hayvanlara iyi ve uygun muamele edilmesini temin etmek, hayvanların acı, ıstırap ve eziyet çekmelerine karşı en iyi şekilde korunmalarını, her türlü mağduriyetlerinin önlenmesini sağlamaktır” (m.1). Yasada benimsenen hayvanların korunmasına ve rahat yaşamalarına ilişkin temel ilkelerden bazıları şunlardır (m.4):

– Bütün hayvanlar eşit doğar ve yasa hükümleri çerçevesinde yaşama hakkına sahiptir.

– Evcil hayvanlar, türüne özgü hayat şartları içinde yaşama özgürlüğüne sahiptir. Sahipsiz hayvanların da, sahipli hayvanlar gibi yaşamları desteklenmelidir.

– Hayvanların korunması, gözetilmesi, bakımı ve kötü muamelelerden uzak tutulması için gerekli önlemler alınmalıdır.

– Yerel yönetimler, gönüllü kuruluşlarla iş birliği içerisinde, sahipsiz ve güçten düşmüş hayvanların korunması için hayvan bakımevleri kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlar ve eğitim çalışmaları yapar. Ayrıca yerel yönetimler, ilgili karar organının uygun görmesi halinde hayvan hastanesi kurar.

Hayvanları Koruma Kanunu ayrıca hayvanlara kasıtlı olarak kötü davranmayı, onları dövmeyi, aç ve susuz bırakmayı, aşırı soğuğa ve sıcağa maruz bırakmayı, bakımlarını ihmal etmeyi, onlara fiziksel ve psikolojik acı çektirmeyi yasaklamaktadır (m. 14/a). Kanunun en fazla dikkat çeken hükümlerinden biri de “Trafik Kazaları” başlıklı 21. maddesidir. Bu hükme göre “bir hayvana çarpan ve ona zarar veren sürücü, onu en yakın veteriner hekim ya da tedavi ünitesine götürmek veya götürülmesini sağlamak zorundadır.”

Ülkemizde hayvanların zarar gördüğü trafik kazaları çok fazladır. Karayollarımız aynı zamanda birer hayvan mezarlığı niteliğindedir. Araçların çarpması nedeniyle en fazla hayatını yitirenler ve yaralananlar ise kediler ve köpeklerdir.

TARTIŞILAN KARAR

Trafik kazasında yaralanan hayvanların tedavileri için yapılan masrafların zorunlu trafik sigortasından karşılanmasının gerekip gerekmeyeceği son zamanlarda tartışma yaratmıştır. Sosyal medyada da paylaşılan ve örnek gösterilen Sigorta Hakemi Erdoğan Ulusoy tarafından 09.08.2016 tarih ve 2015/E.23049 esas sayılı dosya kapsamında verilmiş bulunan 07.10.2016 tarih ve K-2016/28217 sayılı Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Kararı’nın yaralanan hayvan için yapılan tedavi giderlerinden sigorta şirketini sorumlu tutması hayvan dostları ve gönüllüleri arasında sevinç yaratmış ve sigorta şirketinin tazminatla yükümlü olması yönündeki çözümün kalıcı şekilde yerleşmesine dönük dilek ve istemler yoğunluk kazanmıştır.

Bu karara konu olay şöyledir: Bir yavru kedi seyir halindeki aracın ön sağ tekerlek/çamurluk kısmına doğru birdenbire fırlamış ve ağır şekilde yaralanmıştır. Araç işleteni ve sürücüsü olduğu anlaşılan kişi yaralanan yavru kediyi acilen İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Avcılar Hayvan Hastanesi’ne götürmüştür. Bayram tatili nedeniyle hastanenin birçok biriminin kapalı olması nedeniyle orada yavru kediye yalnızca kısmi bir ilk müdahale yapılabilmiştir. Sürücü/işleten hastane bahçesinde Internet üzerinden araştırma yapmış ve yaralı kedi yavrusunu o sırada açık olan ve tedavi hizmeti verebilecek hekim ve donanıma sahip bulunan bir kliniğe ulaştırmıştır. Yapılan tetkikler sonucunda kedinin çoklu kırığının olduğu belirlenmiş ve iç kanama bulguları saptanmıştır. Vahim tablo karşısında, hayata tutunabildiği takdirde ameliyat edilmek üzere ve yavru kedinin tedavi için kliniğe yatışı sağlanmıştır. İşleten/sürücü tedavi giderlerinin ödenmesi için zorunlu trafik sigortacısına başvurmuş ancak olumsuz yanıt almıştır. Bunun üzerine noterden ihtar göndermiş ve tedavi sürecinin sonunda çıkacak faturadaki tutarı isteyeceğini sigortacıya bildirmiştir.
Kedi gördüğü tedavi ve geçirdiği ameliyat sayesinde bir bacağını kaybederek de olsa hayatta kalmış ve kazadan yaklaşık yirmi beş gün sonra taburcu olmuştur. Sigorta şirketi 3.435 TL tutarındaki tedavi giderini ödememiş ve sürücü işleten, sigorta şirketi aleyhine Sigorta Tahkim Komisyonu nezdinde hukuksal süreç başlatmıştır.
Sigorta şirketi, “tedavi gören hayvanın sahipsiz olması nedeniyle tazminat talebinin zorunlu sigorta teminat kapsamı dışında kaldığını” savunmuştur.
Sigorta Uyuşmazlık Hakemi Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m.85 uyarınca araç işleteninin “bir şeyin (aracın işletilmesi sonucunda) zarara uğraması” halinde sorumlu olacağını; KTK hükümlerinde veya Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’nda hayvanlara verilen zararın teminat dışında kaldığına ilişkin hüküm bulunmadığını; Hayvanları Koruma Kanunu’nun çeşitli hükümleri uyarınca, sahipsiz bir hayvan da olsa her Türk vatandaşının hayvanın yaşama hakkını korumakla yükümlü olduğunu belirterek tedavi masrafı tutarının sigorta şirketi tarafından ödenmesi gerektiğine karar vermiştir. Bu karar öğretide Dr. Gülşah Yılmaz’ın “Trafik Kazasında Zarar Gören Hayvanlar İçin Yapılan Tedavi Giderlerinin Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Kapsamında Karşılanması” başlıklı (Kırıkkale Üniversitesi Hukuk Fakültesi Ticaret Hukuku Sempozyumu 2021’e sunulan) çok değerli bildirisinde inceleme konusu yapılmıştır (bkz. Ticaret Hukuku Sempozyumu 2021 Bildiri Kitabı. S. 494-495). Dr. Yılmaz (özetle) ülkemizde yürürlükte olan mevzuata bakıldığında hayvanların eşya olmadığına ilişkin hüküm bulunmadığını, öğretideki baskın görüş uyarınca da hayvanların hukuksal niteliğinin eşya olduğunu, Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları A.5/a’da maddi zararın “hak sahibinin malları üzerindeki azalma” olarak tanımlandığını, yaralanan hayvanın hukuken eşya statüsünde olması nedeniyle hayvan için yapılan tedavi giderlerinin Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’ndaki zarar tanımına girebilmesi için bir sahibinin olması gerektiğini, buna karşılık mevcut yasal düzenlemeler karşısında sahipsiz hayvanlarla ilgili olarak sigortacıdan talepte bulunmanın mümkün gözükmediğini belirtmektedir.

Dr. Gülşah Yılmaz ayrıca Hayvanları Koruma Kanunu m.4/j uyarınca yerel yönetimlerin, gönüllü kuruluşlarla işbirliği içerisinde, sahipsiz hayvanların korunması için hayvan bakımevleri ve hastaneler kurarak onların bakımlarını ve tedavilerini sağlamaları gerektiğini; buradan da görüleceği üzere devletin sahipsiz hayvanlara ilişkin her türlü tedavi ve bakım yükümlülüğünü üzerine aldığını, ancak devlet bu hizmeti kendi hastanelerinde verdiğinden sahipsiz hayvanın özel bir hastane ya da klinik tarafından tedavi edilmesi durumunda bu giderleri karşılamayacağının da altını çizmektedir.

Yukarıdaki değerlendirmeler kuşkusuz kendi içinde gayet tutarlıdır. Ancak kanımızca farklı yorumların yapılmasına da engel yoktur.

– Her şeyden önce Türk Hukuku’nda da hayvanların eşya sayılmayacakları düşüncesi kabul edilebilir.
Hayvanların saygınlık ve esenliğinin korunması yükümlülüğü onların can taşıdıkları, duyguları olduğu temel saptamasının bir gereği olarak öngörülmüştür. Eşyada böyle bir özellik bulunmamaktadır.

– Hayvanlar üzerinde mülkiyet hakkının olması (bunların alınıp-satılabilmesi) onları her bakımdan eşya saymamızı ve hayvanların yalnızca eşya hukuku hükümlerine tabi olmasını gerektirmez.

– Eski zamanlarda insanlar da köle statüsünde (başkasının -adeta-mülkiyetine tabi) olabilmekte idiler. Hatta eski Roma’da hür insanlar dahi, borçlarını ödeyemediklerinde, Tiber nehrinin öbür tarafında satılabilmekte ve köle haline gelebilmekteydiler.

– On binlerce Afrikalı “mal” statüsünde gemilerle çok elverişsiz koşullarda Amerika’ya götürülmüşlerdir. Kendilerine insanlık onuruna yakışır biçimde davranılmamıştır.

-Fakat bütün bunlar onların “eşya” olduğu anlayışını haklı göstermemiş ve insanlık ağır adımlarla insan haklarını tanımaya ve benimsemeye doğru yürüyüşünü sürdürmüştür.

– Hayvan hakları bakımından da durum benzerdir. 21. yüzyıla gelindiğinde İsviçre Medeni Kanunu’nda “hayvanlar eşya değildir” kuralına açıkça yer verilmesi aslında onlara bir lütufta bulunulması anlamına gelmemektedir; gerçeğin açıklanmasından ibarettir.

– Günümüzde sahipli hayvanların ölmesi veya yaralanması halinde sorumlular aleyhine karara bağlanan tazminatlar, hayvanların “eşya” sayılması (ilkel) anlayışının çok gerilerde kaldığının kanıtıdır. Bir sahipli hayvan için yapılan tedavi masrafları o hayvanın satış değerinin üzerinde olsa da hayvanın yaralanmasından sorumlu kişiye tazmin ettirilecektir. Kaldı ki, hayvanını (dostunu) kaybetmiş hayvan sahibine manevi tazminat ödenmesi gerekeceği de artık kabul edilmektedir.

– Sahipsiz hayvanlara gelince: Bunların kamuya ait olduklarını kabul etmek mümkündür. Kamu emlâkinde meydana gelen çevre zararının sorumlu kişiye tazmin ettirilebilmesi gibi sahipsiz hayvanların kaybı ve tedavileri halinde de bu duruma yol açan kişinin kamuya karşı sorumlu olacağı benimsenebilir. Bu yorumun sonucu olarak, sahipsiz hayvanların ölümüne yol açan veya onları tedaviye muhtaç hale getiren kişinin tazminatla yükümlü olacağı kabul edilebilecektir. Kamunun sahipsiz hayvanın ölümü halinde herhangi bir istemde bulunmaması olasıdır. Buna karşılık, yaralanan hayvanların tedavisi için gereken altyapıyı ve sistemi oluşturmakla yükümlü olan kamu, sağladığı tedavi hizmetlerinin karşılığını talep etmek yoluna gidebilir.

– Zorunlu Trafik Sigortası’nın bu sorumluluğu kapsayıp kapsamadığı hakkında ise şu gözlemleri yapmak mümkündür: Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’nın içerdiği teminat türleri şunlardır: Maddi zararlar teminatı, sağlık giderleri teminatı, sürekli sakatlık teminatı ve destekten yoksun kalma teminatı. Hayvanları “eşya” sayan geleneksel çözümde bu sayılanlardan yalnızca “maddi zararlar” teminatı işlerlik kazanacaktır (Bu olasılıkta trafik kazasında yaralanan “hayvanın tedavisini” hasarlanan “malın onarımı” gibi değerlendirmiş olmak söz konusudur). İnsanlar için öngörüldükleri anlaşılan tedavi masrafları, sürekli sakatlık ve destekten yoksun kalma teminatı ise devre dışı kalacaktır.

– Günümüz koşullarında henüz hayvanların bu diğer teminatlar bakımından insanlarla bir tutulması aşamasına geldiğimizi söylemek zordur. Bununla birlikte, hayvanların tedavileri için gereken tutarların “tedavi masrafları” teminatı kapsamında ödenmesi de mantıksız değildir. Hatta bazı ayrık hallerde eğitimli köpeklerin trafik kazasında hayatını yitirmesi durumunda bunlardan fiili destek almakta olan sahiplerinin (mesela görme engelli bir kimsenin) destekten yoksun kalma tazminatına hak kazanması dahi düşünülebilir. Ancak bunlar bugünün değil (ileride hayvanların insanlara eşit veya ona yakın bir kişiliğe sahip oldukları görüşü benimsendiği takdirde) geleceğin çözümleri olmaya aday çözümlerdir.

– Maddi zarar teminatından başka hangi tazminat tür veya türlerinden ödeme alınabileceği özellikle maddi tazminat limitinin yetersizliği durumunda önem kazanacaktır.

SAHİPLİ YA DA SAHİPSİZ ÇÖZÜM AYNI OLMALI

– Bu noktada belirtelim ki, sahipli hayvanların tedavi giderleri hangi teminat kapsamında ödenecekse kural olarak sahipsiz hayvanlara ilişkin çözüm de aynı olmalıdır. Çünkü sahipli hayvan ve sahipsiz hayvan arasındaki fark zarar görenin farklı olmasıdır (sahipli hayvan olasılığında zarar gören o hayvanın sahibi; sahipsiz hayvan olasılığında ise kamudur). Bununla birlikte, kamunun (mesela Emniyet Genel Müdürlüğü’nün veya AFAD’ın) özel olarak edindiği ve eğittiği ve (uyuşturucu denetimi, enkaz altındaki kişileri saptama gibi) bazı özel görev ve hizmetlerde kullandığı köpekler söz konusu olduğunda, hem bunların hem de ülke sınırları içindeki sahipsiz köpeklerin yaralanmaları durumunda aynı kişi (kamu) zarar görmüş sayılacaktır.

– Sahipli veya sahipsiz (daha doğru bir anlatışla kamunun genel gözetimi altındaki) bir hayvanın yaralanmasına yol açan araç işleteni, tedavi masraflarını karşılarsa acaba bunun tutarını aracının zorunlu trafik sigortası poliçesini düzenleyen sigortacıdan talep edebilir mi? Bunun mümkün görülmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sorumluluk gerçekleşmiş ve zarar makul sınırlar içinde karşılanmışsa, sigortacının buna itiraz etme hakkı olmamalıdır. Kamu hayvan sağlığı birimleri, bir hayvanı tedavi etme yükümlülüklerinin (yaptığı trafik kazası sonucunda) doğmasına yol açan araç işleteninden tedavinin parasal karşılığını isteme hakkına sahip olacağına (ve bu alacağı için işletenin trafik sorumluluğu sigortacısına başvurabileceğine) göre, hayvanın tedavisini yaptıran ve bunun gerektirdiği masrafı karşılayan işleten, aslında trafik sigortacısının yararlandığı bir ödemede bulunmuş olacaktır. Bunu (son aşamada sorumluluğun mali yükünü üstlenmesi lazım gelen) sorumluluk sigortacısından (geri) isteyebilmesine hukuksal açıdan engel yoktur.

– Şunu tekrar vurgulamalıyız: Yukarıdaki açıklamalar (en azından bazıları) şu anda yürütülmekte olan uygulamayı yansıtmıyor hatta ona ters düşüyor olabilir. Fakat hukukun yavaş da olsa bu çözümlere doğru bir seyir izlediğini ve bunların bir bölümünün şimdiden hayata geçirilmesine olanak sağlayan yorumların yapılabileceği/ benimsenebileceği kanısındayız.

İlginizi Çekebilir