Sigortacılıkta üçüncü evre

SEVDİĞİM ve sık kullandığım ifadelerden birisidir; ağaçlar arasında koşturmaktan ormanın tamamını gözden kaçırmak.
Meslektaşlarla bir araya geldiğimizde, doğal olarak sohbet dönüp dolaşıp, sektörü kurtarmaya gelir. Ne olacak bu sektörün hali?
Genelde bu tarz sohbetlerde ön plana çıkan başlıklar sektörün kısa vadeli ve acil konuları olur. Yani çoğunlukla ağaçlar arasında koşturup dururuz. Kısa vade, günlük konular genelde uzun vadeli başlıkların önüne geçer. Aynı şekilde, acil sorunlar önemli konulardan daha fazla gündemi işgal eder.
Kısa vadeli ve acil konular hep vardı, olmaya da devam edecekler. Onlar hep bizi ağaçların arasına çekmeye çalışacaklar. Günlük mücadele ve çalışma temposu içerisinde bu kaçınılmaz bir durum. Öte yandan, zaman zaman da olsa, biraz geriye çekilip, ağaçların arasından kurtulup, yukarıdan ormanın tamamına bakmakta büyük fayda var.
Biraz daha geniş bir zaman diliminden baktığınızda, ormanın bütününü dikkate aldığınızda, sektörün belirli evrelerden geçtiğini ve aslında ciddi bir dönüşüm içinde olduğunu göreceksiniz.
***
Sektöre 1991 yılında adım attığımda, gündemdeki konular çok farklıydı.
Tarife döneminden yeni çıkılmış, serbest tarife sürecine uyumun sancıları çekiliyordu.
Enflasyon ve faiz oranları inanılmaz yüksekti. Yatırım politikaları, nakit akışı ve mali kârlar çok önemli kavramlardı. Ciddi bir tahsilat sorunu vardı. Hem parayı erken tahsil edip, yatırıma yönlendirmek hem de tahsilat riski taşımamak adına, ödemelerin takibi inanılmaz derecede önemliydi.
Tüm operasyon offline bir yapıda, ağırlıklı kağıt ortamında yürüyordu. Üretimi takip etmek, zamanında ve doğru bir şekilde kayda girmek ve aylık mali raporları zamanında kapatmak ciddi bir süreçti.
IT sistemleri yeni yeni önem kazanmaya başlıyordu ve şirketler bu alana yatırım yapmaya başlamışlardı. Üretimi gerçek zamanlı, online platform üzerinden yapabilmek ana hedefti.
Dağıtım neredeyse tamamen acenteler üzerinden yürüyordu. Özellikle trafik sigortası branşında yoğun bir tali acente uygulaması vardı ve manuel olarak işleyen bu yapının takibi başlı başına bir mücadeleydi.
Sektörde yabancı oyuncular vardı, ama ana hissedarlar yerli holdingler ve bankalardı. Dolayısıyla daha çok yerel dinamikler sektöre yön veriyordu.
***
2000’lerin ortalarından itibaren yeni bir evre başladı. Bu ikinci dönemde başka başlıklar ön plana çıktı.
Öncelikle sektöre yoğun bir yabancı ilgisi başladı. Şirketlerin önemli bölümü uluslararası oyuncular tarafından satın alındı ve global gelişmeler sektörde daha yakından hissedilmeye başladı.
Enflasyonun düşmesiyle birlikte, mali kâr kavramı gündemdeki yerini teknik kâra bıraktı. Kârlılık sorunu sektöre damgasını vurdu.
Tarife yapılarına ilişkin çok daha sofistike araçlar kullanılmaya başlandı. CRM, veri madenciliği, segmentasyon gibi kavramlar hayatımıza girdi. Aktüerya kavramı hayatımızda daha fazla yer almaya başladı.
Trafik sigortası teknik sonuçları, bedeni zararlar ve rezervler bu döneme damgasını vurdu diyebiliriz. IBNR, chain ladder, best estimate gibi yeni kavramlar şirket kârlılıkları üzerinde belirgin rol oynamaya başladı.
Özellikle hayat ve emeklilik sektöründe, banka sigortacılığı ciddi bir ivme kazandı. Acentelerin yanı sıra brokerlerin de sayısı arttı ve prim üretiminde söz sahibi olmaya başladılar.
***
Özetle, 15-20 yıllık dönemler itibarıyla, sektörde belirli bir değişim ve dönüşüm gerçekleştiğini söylemek mümkün.
İlk dönemde gündemin ana maddesi olan birçok kavram, ikinci dönemde yerini başka başlıklara devretti. Çok kuvvetle muhtemel, şu anda gündemimizi meşgul eden kavramlar da, bir süre sonra yerlerini başka konulara bırakacak.
Esas önemli soru ise; yeni evrede bizi neler bekliyor? Bu üçüncü evrede sektör gündemini hangi konular işgal edecek? Hangi başlıklar bu üçüncü döneme damgasını vuracak?
Onlarla ilgili şimdiden çalışmaya başlayan şirketler muhtemelen bir adım önde olacaklar.

Yorum yazın