Orhan Veli’nin Rumelihisarı’nda bir yemek vakti…

Geçen ay yazarlar yemeği için Rumelihisarı İskele Restoran’da buluştuk. Yıllardır gittiğimiz, bildik bir mekân. Yolumuz Rumelihisarı’na düşünce, ister istemez benim kulaklarımda ünlü ozan Orhan Veli’nin dizeleri yankılanır: “İstanbul’da Boğaziçi’nde/ Bir garip Orhan Veli’yim/ Veli’nin oğluyum/ Tarifsiz kederler içindeyim/ Urumeli Hisarı’na oturmuşum/Oturmuş da bir türkü tutturmuşum.
İstanbul’un mermer taşları/ Başıma da konuyor martı kuşları/ Gözlerimden boşanır hicran yaşları/ Edalım… / Senin yüzünden bu halim.
İstanbul’un orta yeri sinema/ Garipliğim, mahzunluğum duyurmayın anama/ El konuşurmuş, görüşürmüş bana ne/ Sevdalım…/ Boynuna vebalim
İstanbul’da, Boğaziçi’ndeyim/ Bir garip Orhan Veli’yim.”
İskele’de denizin üstünde kurulu masalara oturduk. Başımıza konmasa da martılar yine oradaydı, karabataklar da Boğaz’ın ağır ağır akan sularına dalıp çıkarak onlara eşlik ediyordu. Mevsimin son balıklarını yedik hep birlikte… Artık güze kadar, balık yemek isteyenler, çiftlik üretimi, dondurulmuş balıklar ya da konserveye talim edecekler, çünkü balık avı yasağı başladı, balıkçı tekneleri sezonu kapadı…
Geçen ayki yemekte konuklarımız Aviva Sigorta’nın yeni CEO’su Cenk Tabakoğlu, Genel Müdür Yardımcısı Suat Oruç, Dünya Gazetesi Finans ve Sigorta Editörü Yakup Sayar ve Eksper Mustafa Nazlıer’di.
Yemekte çok keyifli bir sohbet ortamı vardı. Bir anlamda; Urumelihisarı’nda bir Türkü tutturan Orhan Veli’nin kederine ortak ve derman olduk. David Ağabey genel istek üzerine konuklarımız için başta “Mikonos tavuğu” olmak üzere birçok fıkra anlattı ve üstüne yenilerini ekledi. “Umumi arzu” üzerine “Zıbık” skecini tekrarlayan Faruk Kaptan da ondan geri kalmadı. Bu arada “Ezeli” Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinin “Ebedi” bahisçileri de son maçın hesabını gördüler. Gülen taraf Erhan Dumanlı oldu.
(M. Emin Özcan)

Yorum yazın