On yıl sorumluluğu bir “kusursuz sorumluluk”
Fransa ve Belçika gibi bazı ülkelerde bina veya başkaca yapı eseri malikinin uğradığı zararların giderilmesi amacıyla özel bir sorumluluk rejimi getirilmiş ve zorunlu sigorta çözümü benimsenmiştir. Sorumluluk tarafında Fransız Medeni Kanunundaki sorumluluk, emredici nitelik taşımakta. On yıl sorumluluğu bir “kusursuz sorumluluk” olduğundan taşınmaz yatırımcıları ve taşınmaz malikleri için daha güvenli bir çözüm oluşturuyor. Zorunlu sigorta tarafında ise yapımcı tarafından yaptırılacak sorumluluk sigortası ve malik tarafından yaptırılacak bina (mal, eşya) sigortası olarak iki değişik sigorta bulunuyor.
Binaların (ve diğer yapı eserlerinin) can ve mal zararlarına yol açtığı haller sıkça görülmektedir. Ülkemiz binaların deprem dolayısıyla çökmesi veya yer kayması nedeniyle oturulamaz hale gelmesi; sel yüzünden bütünüyle veya kısmen tahrip olması gibi vahim sonuçlarla sürekli karşı karşıya kalmaktadır. Bu zararların bir kısmının tazmini hakkında değişik hukuk çevrelerinde özel bazı çözümler öngörülmüştür. Binalarla ilgili zararları, bunları doğuran sebepler açısından iki grupta toplamak mümkündür: Binanın yapım bozukluğundan kaynaklanan zararlar ve bakım eksikliğinin yol açtığı zararlar. Öte yandan zarara uğrayan kişiler açısından bakıldığında, bu zararları bina malikinin uğradığı zararlar ve üçüncü kişilerin uğradığı zararlar olarak ayrıma tabi tutabiliriz. Yapım bozukluğu yüzünden binada meydana gelen zararlar bina malikinin önemli kayıplara maruz kalmasına neden olmaktadır. Bina yıkıldığı veya kullanılamaz hale geldiği takdirde değerini tümüyle yitirmektedir. Daha az önemli hasarlarda da küçümsenmeyecek değer azalmaları (zararlar) ortaya çıkmaktadır. Bazı ülkelerde bina (veya başkaca yapı eseri) malikinin, yapım bozukluğu (veya tadilat yahut restorasyon sırasında sebep olunan bozukluklar) nedeniyle uğradığı zararların en etkili biçimde giderilmesi amacıyla özel bir sorumluluk rejimi getirilmiş ve zorunlu sigorta çözümü benimsenmiştir. Bu ülkelere Fransa ve Belçika örnek gösterilebilir. Anılan ülkelerin her ikisi de binayı yapmış olan kişinin sorumlu olduğu zararlar için sigorta zorunluluğu öngörmüş bulunmaktadır. Bu yazımızda, önce Fransa’da bina veya yapı eseri meydana getirenlerin sorumluluğunun nasıl düzenlendiğine değineceğiz. Ardından bu sorumluluk için yaptırılması gereken sigortaları (sorumluluk sigortası ve ayrıca mal sigortası) inceleyeceğiz. Son kısımda ise Türkiye ile ilgili bazı önerilere yer vereceğiz.
SORUMLULUK EMREDİCİ NİTELİK TAŞIYOR
Fransız Medeni Kanunu m.1792, bina veya yapı eseri yapımcısının sorumluluğu hakkında şu hükmü getirmiştir: Bir bina veya diğer yapı eserinin yapımcısı, bu yapının malikine veya mülkiyetini sonradan edinenlere karşı, zeminin bozukluğundan kaynaklananlar dâhil, yapının sağlamlığını tehlikeye düşüren veya bunun temel unsurlarından birini yahut teçhizatını (ekipmanını) etkileyerek tahsis amacının gerçekleşmesini engelleyen zararlardan hukuken sorumludur. Bu sorumluluk, yapımcı tarafından zararların başka bir sebepten ileri geldiği ispatlandığı takdirde ortadan kalkar. Burada oldukça sert (kusura dayanmayan) bir sorumluluk rejimi söz konusudur. Kural olarak sorumluluk ancak nedensellik bağını kesen (mücbir sebep, zarar görenin (ağır) kusuru ve üçüncü bir kişinin (ağır) kusuru gibi) sebeplerin varlığı (sorumlu tutulmak istenen yapımcı tarafından) kanıtlandığı takdirde devre dışı bırakılabilmektedir. Bina veya yapı eseri “yapımcısı” sayılan kişiler şunlardır (Fransız Medeni Kanunu m. 1792-1):
-. Mimar, yüklenici veya iş sahibine bir eser sözleşmesi ile bağlı olan kimseler
– Yaptırdığı veya yapımını bizzat gerçekleştirdiği bir bina veya yapı eserini, yapım işi tamamlandıktan sonra satan kimseler
– .İş sahibinin vekili sıfatıyla hareket etmekle birlikte, yüklenicininkine benzer bir iş gören kimseler
Şu halde, binanın yapımında görev alan zanaatkârlar (inşaat, bakım ve onarım profesyonelleri), iş sahibi adına yapım işinin gereği gibi yürütülmesi için görevlendirilen kişiler, mühendisler, teknik etüt büroları, teknik kontrolörler, zemin etüdü gerçekleştiren bürolar da “yapımcı” sıfatını taşıyabileceklerdir. Bir bina veya yapı eserini veya bunun bir kısmını yahut teçhizatının unsurlarından birini üreten kimse, yapımcının sorumluluğunu düzenleyen hükümler uyarınca yapımcı ile birlikte müteselsilen sorumludur. Ancak bunun için yapımcı, bina veya yapı eserini veya bunun bir kısmını veya teçhizatının unsurlarından birini, bunları üretmiş bulunan kimsenin öngördüğü kurallara uygun şekilde ve değiştirmeden devreye almış olmalıdır (Fransız Medeni Kanunu m.1792-4 fk.1). Binada veya yapı eserinde kullanılan bir unsuru yurt dışından getirenlerle, bu gibi bir unsuru (üzerine ismini yazarak veya markasını yahut ayırt edici işaretler koyarak) kendi eseri gibi sunmuş olanlar da üretici sayılmaktadırlar (Fransız Medeni Kanunu m.1792-4 fk.2). Yapımcı sıfatını taşıyan kişilerin başında gelen “yüklenici”, çalıştırdığı kişilerin eylemlerinden sorumludur (Fransız Medeni Kanunu m.1797). Götürü fiyatla hizmet sunan duvarcı, marangoz, çilingir ve diğer işçiler, üstlendikleri işler bakımından yüklenici sayılmakta ve kanundaki hükümlere tabi olmaktadırlar (Fransız Medeni Kanunu m. 1799). Yapımcıya yönelik tazminat talepleri için on yıllık bir süre öngörülmüştür. Bu süre eserin (çekinceyle veya çekincesiz) kabulünden başlamaktadır (Fransız Medeni Kanunu m.1792-4-1 ve m.1792-4-2). Burada Türk hukukundaki “geçici kabule” karşılık gelen bir kabul işlemi söz konusudur. Sorumluluk süresi “on yıl” olduğundan, bu sorumluluğa “on yıl sorumluluğu” (decennial liability = responsabilité décennale) denmektedir. Fransız Medeni Kanunu’ndaki (yukarıda kısaca ana hatlarını özetlediğimiz) sorumluluk emredici nitelik taşımaktadır. Bu sorumluluğun tarafların yapacağı bir anlaşmayla kaldırılması veya hafifletilmesi geçersizdir. On yıl sorumluluğu bir “kusursuz sorumluluk” olduğundan, taşınmaz yatırımcıları ve taşınmaz malikleri için daha güvenli bir çözüm oluşturmaktadır. Binanın yapımında görev almış bütün yükleniciler, binanın sağlamlığını tehlikeye atan veya binayı (amaçlanan doğrultuda) kullanılmaz hale getiren tüm zararlardan sorumlu tutulabilmektedirler. Bu da bir yüklenicinin ödeme yeteneğinden yoksun olmasından ileri gelebilecek sakıncaları en aza indirmektedir. Fransa’da on yıl sorumluluğunun uygulanmasında yapının veya tesisatın zemine sabitlenmiş olması aranmaktadır. Bundan başka, uzman belirlemesine göre binanın sağlamlığı ve güvenliği bakımından tehdit oluşturan bozukluklar da sorumluluğa yol açabilmektedir. Buna göre, on yıllık süre içinde bozukluklar sebebiyle zarar tehlikesinin yeterli ölçüde ciddi bir hale geldiği kesinlik kazanmışsa sorumluluk söz konusu olabilecektir.
FRANSA’DA BİNALARLA İLGİLİ ZORUNLU SİGORTALAR
Fransız Sigorta Kanunu (Code des assurances) “zorunlu sigortalar” ile ilgili bölümünde “yapıların sigortalanması” başlığı altında iki değişik sigortayı düzenlemiştir. Bunlardan birincisi (yukarıda incelediğimiz) “yapımcı” tarafından yaptırılacak sorumluluk sigortası; ikincisi de malik tarafından yaptırılacak bina (mal, eşya) sigortasıdır. Aşağıda bunları kısaca açıklayacağız.
“ON YIL SORUMLULUĞU” İÇİN SİGORTA ZORUNLULUĞU
Fransız Sigorta Kanunu m.L241-1,
– Fransız Medeni Kanunu’nun 1792 ve devamındaki maddeler uyarınca on yıl sorumluluğu olarak tanımlanan sorumlulukları gerçekleşebilecek olan kişilerin sigorta yaptırmaları gerektiğini
– Bu kişilerin bir şantiye açılışında, on yıl sorumluluğu için sigorta yaptırmış bulunduklarını kanıtlamakla yükümlü olacaklarını
– Yaptırılan sigortanın, aksine anlaşma içerse dahi, on yıl sorumluluğunun söz konusu olduğu süre boyunca sigorta koruması sağlayacağını hükme bağlamaktadır.
Böylece, Medeni Kanun’da “yapımcı” için öngörülen sorumluluk, zorunlu sigorta ile teminat altına alınmış olmaktadır. Fakat, Fransız hukuku bu çözümü yetersiz görmüş ve binalarla ilgili olarak malik tarafından ayrıca mal (eşya) sigortası yaptırılmasını da zorunlu hale getirmiştir.
BİNA İÇİN MALİKİN YAPTIRMAK ZORUNDA OLDUĞU SİGORTA
Fransız Sigorta Kanunu binalar ve diğer yapı eserleriyle ilgili malikin yaptırmakla yükümlü mal sigortasına ilişkin düzenlemesinde (m. L.242-1) şu esaslara yer vermiştir:
– Malik, malikin vekili veya satıcı sıfatıyla inşaat işi yaptıranlar, şantiyenin açılışından (=işlerin başlamasından) önce, bina veya yapı eserine gelecek (Fransız Medeni Kanunu hükümleri çerçevesinde yapımcının sorumlu olduğu) zararların tamamının, sorumluluk bakımından araştırma yapılmaksızın karşılanmasını sağlayacak bir sigorta koruması elde etmek zorundadırlar.
– Bu zorunluluğun bazı istisnaları mevcuttur: Mesela kamu tüzel kişileri, konut olarak kullanılma amacı dışındaki bir amaçla inşaat yaptıran (ve yürüttükleri etkinliğin parasal karşılığı yasada öngörülen tutarı geçen) tüzel kişiler
– Sigortacı, hasar ihbarını izleyen 60 gün içinde sigorta teminatını işletip işletmeyeceğini bildirmekle yükümlüdür.
– Hasarı ödemeyi kabul eden sigortacının kural olarak en geç hasar ihbarını izleyen 90 gün içinde sigortalıya bir tazminat önerisi sunması lazımdır. Bu önerinin sigortalı tarafından kabulü olasılığında sigortacı 15 gün içinde tazminat ödemesini gerçekleştirmelidir.
– Sigortacı yukarıda belirtilen sürelere uymaz veya açıkça yetersiz bir tazminat tutarı önerirse, sigortalı, sigortacıya bildirimde bulunarak zararı gidermek için gereken harcamayı kendisi yapabilir. Bu halde sigortacının ödemesi lazım gelen tutara yasal faizin iki katı oranında faiz uygulanacaktır.
– Zararın niteliği ve yüksekliği haklı göstermekte ise sigortacı, istisnaen (teminatı işletmeyi kabul etmek, yalnızca teknik nedenlere dayanmak ve gerekçesini açıklamak koşuluyla) ek süre isteyebilmektedir. Ancak bu ek süre sigortalı bunu açıkça kabul ederse uygulanabilmektedir. Ek süre 135 günü aşamaz.
– Sigorta teminatı kesin kabul tarihinden başlayacaktır. Ancak kesin kabulden önce de yapımcı ile yapılan sözleşmenin onun borçlarını ifa etmemesi sebebiyle feshi veya kabulden sonra yapımcının borçlarını (temerrüde düşürülmesine karşın) ifa etmemesi hallerinde, gereken onarım tutarı sigorta kapsamında ödenecektir. Bu olasılıklarda onarımı gereken zarar sigorta teminatının başlangıç tarihinden önce ortaya çıkmış olmakla birlikte sigorta kapsamında sayılmaktadır.
UYGULANACAK ORTAK HÜKÜMLER
– Devletin kendi hesabına gerçekleştirdiği yapım işleri ile deniz, göl, akarsulardaki yapılar; yayaların kullanımına özgülenen yapılar; araç parkları; karayolu, liman, havalimanı, demiryolu altyapıları; şehir ve sanayi atıklarına ilişkin yapılar; mecralar, kablo ve hatlar; enerji üretim, depolama ve dağıtım yapıları; katı, akışkan ve sıvı maddelerin işleme tabi tutulmasıyla ilgili yapılar, ulaştırma yapıları, kapalı olmayan spor tesisleri zorunlu sigortaya tabi kılınmamıştır.
– Sorumluluk sigortası ile mal sigortası zorunluluğuna uymayan kişiler hakkında (altı ay) hapis ve/veya 75 bin euro para cezası söz konusudur. (Ancak Fransa’da bu cezaların ne ölçüde uygulandığı sorgulanan bir husustur). Kendi, eşi, altsoyu veya üstsoyu veya eşinin altsoyu veya üstsoyunun konut olarak kullanması amacıyla yapı yaptıran kişiler sigorta zorunluluğuna tabi değildir.
– Sigortayı yapmasına engel bulunmayan bir sigortacı kendisine yöneltilen sigorta istemini geri çevirirse, sigorta yaptırması gereken kişi, bu sigortacının yapmakla yükümlü olduğu sigortaya ait primin saptanması için Merkezi Tarife Bürosu’na başvurabilmektedir.
– Merkezi Tarife Bürosunca saptanan prim tutarı karşılığında sigorta yapmayı reddeden sigorta şirketi, ruhsatının iptali yaptırımına maruz bırakılabilecektir. – Merkezi Tarife Bürosu tarafından belirlenen prim tarifeleri nedeniyle bazı rizikoları reasürans teminatı dışında bırakmaya yönelik reasürans anlaşmalarında öngörülen sözleşme şartları geçersizdir. Bu hüküm ile sigorta şirketlerinin binalarla ve diğer yapı eserleriyle ilgili zorunlu sigortalar için reasürans teminatını mümkün olduğunca tam olarak elde edebilmeleri amaçlanmıştır.
– Kanunda yaptırılması zorunlu kılınmış olan sorumluluk ve mal sigortalarına ilişkin sözleşmelerde aksine hüküm bulunsa dahi, bu sözleşmelerin en azından Fransız Sigorta Kanunu m.L.307-7’de öngörülen tip klozlardakine eşdeğer sigorta teminatlarını içerdiği kabul edilecektir. (Böylece sigorta sözleşmesi daha dar kapsamlı olsa dahi, standart teminatı her halde sağlamış olacak; diğer bir anlatışla sigortacıya asgari içerikten daha aşağı bir sigorta koruması içerecek şekilde sözleşme yapma imkânı tanınmamış olmaktadır).
– Konut yapımı dışındaki inşaat işlerinde, sigorta teminatları için tavan öngörmek mümkündür. Bu tavanların tutarları hakkında Fransız Danıştayı düzenleme yapmaya yetkili kılınmıştır.
TÜRKİYE BAKIMINDAN KISA DEĞERLENDİRME
Türk hukuku Fransız hukukundan farklı olarak yüklenici (ve yapımcı sayılarak yüklenici ile birlikte sorumlu tutulan kişilerin) zorunlu sorumluluk sigortası yaptırmasını öngörmüş bulunmadığı gibi, bina ve diğer yapı eseri maliklerinin bina veya yapı eserini konu alan bir mal sigortası yaptırması yükümlülüğünü de benimsemiş değildir. Binanın yapımından sorumlu olan kişilerin sorumluluk sigortası yaptırmalarına ilişkin çözümün hayata geçirilmesi takdire bağlıdır. Bina zararlarında 10 yıllık sürenin yeterli olmayacağı düşünülebilir. Nitekim geçmişte deprem hasarlarından sorumluluk, hallerin büyük çoğunluğunda zamanaşımı sebebiyle işletilememiştir. Depremde (veya diğer bir doğal afette) zarar gören eski tarihli (yaşlı) yapıların yapımı üzerinden 10 seneden fazla bir süre geçmiş olduğunda yüklenici zamanaşımı savunmasında bulunabilmektedir. Ancak, on yıl sorumluluğu ülkemizde uygulamaya konulursa bu geçmişte yapımı tamamlanmış eski yapıları (yeni gerçekleştirilecek onarım, tadilat veya restorasyon çalışmaları hariç) kapsamayacaktır. Dolayısıyla eski bina zararlarının sigortacıya yüklenmesi olasılığı pek bulunmamaktadır. Yeni yapılarda ise 10 yıl uygun bir süredir. Daha uzun süre için sigorta özellikle reasürans teminatı elde etmekteki zorluk nedeniyle gerçekçi olmayacaktır. Bundan başka, Fransız modelinde zorunlu sorumluluk sigortası yalnızca bina zararları için ödenecek tazminatları konu almaktadır. Can zararları kapsamda değildir. Türkiye’de ise en başta depremde veya diğer bir afet halinde binanın (kısmen veya tamamen) yıkılmasından kaynaklanan can zararları için sigorta ihtiyacı mevcuttur. Bu ihtiyacın karşılanması için de ayrıca (mesela kaza sonucu ölüm rizikosuna karşı zorunlu kaza sigortası teminatı öngörülmesi gibi) çözüm üretilmesi lazımdır.
Fransız hukukunun “yapımcı” kavramını çok geniş tutması uygulama (ve sigorta zorunluluğunun yerine getirildiğini izleme) açılarından sorun doğurabilir. Fakat her yeni yapım işinde, o yapıda görev alacak yapımcılar çoğu durumda önceden bilineceği için, bunların her birinin sorumluluğunu kapsayan bir sigortanın topluca yaptırılması bu sakıncayı ortadan kaldırabilecektir. (ülkemizdeki uygulama zaten bu yöndedir; ana yükleniciler yaptırdıkları inşaat rizikolarına karşı teminat içeren geniş kapsamlı sigorta sözleşmelerinde alt yüklenicileri de sigortalı olarak göstermektedirler). Bina malikinin yaptıracağı mal sigortasına gelince: Sorumluluk sigortası varken ayrıca malikin kendini mal sigortasıyla güvence altına alması esas olarak gereksizdir. Fakat sorumluluk sürecinin uzayabildiği dikkate alınırsa, bu çözümün aslında yararlı olduğu anlaşılır. Yapımcıya karşı öne sürülen sorumluluk iddiasının (ve tazminat talebinin) itiraza uğraması halinde yargının düğümü kesin olarak çözmesi bazen yıllar sonra mümkün olabilmektedir. Hâlbuki mal sigortası (sorumluluk hakkındaki tartışmaya karışmadan) en kısa zamanda ödeme yapabilecek ve daha sonra sorumluluk sigortasından rücu yoluyla ödediği tazminatı geri döndürebilecektir. Zorunlu mal sigortası sayesinde, malik zararını (çoğu halde binayı gecikmeden onararak) en kısa zamanda giderme olanağını elde edecektir. Bu da önemli bir imkândır ve yabana atılmaması lazım gelir.
Kanımızca üzerinde durulabilecek çözümlerden biri de şu olabilir: Malikin bina veya diğer yapı eseri üzerinde sahip olduğu çıkarı güvence altına alan mal sigortası onun lehine yüklenici tarafından yaptırılabilir ve bu sigortada yükleniciye rücu hakkından vazgeçme yoluyla malike karşı sorumluluk teminatı da sağlanabilir. Böylece sorumluluk sigortası ile mal sigortası teke indirilebilir. Bunun priminin ilgililer arasında makul şekilde paylaştırılması da uygun düşecektir. Sonuç olarak, Fransız modelinin ciddi olarak (derinlemesine) incelenmesi ve ülkemizde benzer çözümlerin (bizim ihtiyaçlarımız dikkate alınarak yapılacak genişletme ve daraltmalarla birlikte) yürürlüğe konulması hakkında geniş kapsamlı çalışma yapılması çok yararlı olacaktır. Bu model halen (sayıları kırka yaklaşan) birçok ülkede benimsenmiş bulunmaktadır.
