“Masa Her Zaman Kazanır” (mı?)
MASA oyun masası tabi, yani oyunu oynayan değil oynatan kazanır denilmek istenilen.
Peki gerçekten öyle mi?
Geçtiğimiz günlerde yazılı ve sosyal medyada tanesi 10 liraya satılan Salihli Kirazı epey yer buldu. Kilo fiyatı en mütevazı marketlerde bile 600-700 liralara çıkan, Kurban Bayramı öncesi bizzat 1,000 lira üzeri etiketini gördüğüm kiraz!
Kiraz örneğinde “masa” kiraz yetiştiricisi değil kesinlikle çünkü bir başka fotoda satış fiyatı 750 lira/kg olan kirazın halden alış fiyatının 250 lira/kg olduğu çok net görülüyordu. Üstelik zincirin ilk halkasındaki üreticiden 40 liraya alınıyormuş aynı kiraz. Aynı kirazı Almanya’da yaşayan arkadaşım 6 Euro – 6,5 euroya, yani yaklaşık 300 liraya alabildiklerini ve bu fiyatın kendileri için de ucuz olmadığını söyledi ayrıca.
Yani “masa” tüketicinin ödediğinin yalnızca 20’de 1’ini alan üretici değil doğal olarak; masa üretici ile tüketici arasındaki safhalarda yer alanlar.
Yaygın kullanılan yabancı bir alışveriş sitesinde tüm giderler ve vergiler dahil adrese teslim 700 liraya alınabilen bir araç koltuk örtüsünü sosyal medya üzerinden 3 bin 500 lira – 4 bin liraya satanlar masa mesela.
Haklılık payı olsa da türlü gerekçelere rağmen 15 lira – 20 liralık malzeme ile hazırlanan bir çorbanın 200 liralık satış rakamında da, birisinin 5 bin liraya yapmaya hazır olduğu bir onarım işine 15 bin lira – 20 bin lira teklif edenlerin zihninde de var aynı masa.
Masa bazen önlenemez bir kâr güdüsü, bazen gün bugündür şehveti, bazen de önünü görememekten benimsenen bir savunma stratejisi ama kesin olan şu ki masanın kazancı ne kadar yüksekse sistem ve çarkları da bir o kadar zayıflıyor.
Sağlıklı bir sistem için kazanç kadar o kazancın makul olup olmadığı, nasıl bölüşüldüğü, bu bölüşümün üretim ve arzdaki kalıcılık ve sürdürülebilirliği sağlaması gibi konular ön planda olmalı.
Masa çoğunlukla kısa sürelerde kazanç kapısı. Bir hesap dönemi, bir turizm sezonu, birkaç yıl belki, hatta bazen or yılda bir yapılan bir alışveriş ya da ilk kez (ve çoğunlukla son kez) gidilen bir mekan.
Oyuncular bazen keyif için olsa da çoğunlukla zorunluluktan oturuyorlar masaya. En güncel örneği şu vize randevu aracılığı konusu. Vize randevusu almak zorlaşınca aracılar türüyor, çeşitli uyanıklıklarla çok sayıda randevuyu önden kapatıp bunu vize gereksinimi olanlara ücret karşılığı devrediyorlar. O ücretleri toplayanlar mutlu belki masa olarak ama toplumun genelinde yaşanan sıkıntılar ve çaresizlik duygusu masanın kazancından çok daha büyük.
40 kişinin rahatça yemek yiyebileceği alana 60 kişilik oturma düzenini sıkıştıran işletmeci, hele bir de popüler olduysa, başlangıçta müthiş paralar kazanıyor, ama bir süre sonra dünyanın en iyi yemeklerini veriyor olsa da kargaşadan ve gürültüden mustarip müşteriler ayaklarını peyder pey kesiyorlar o mekandan.
Birden fazla masa işletiliyor, hepsinde aynı marjlar elde edilmek isteniyorsa kısa süre içinde masalar tenhalaşıyor, marjlar aynı kalsa da ciro düşüyor sonunda. Oysa mesela marjı yarıya indirse gün sonunda yapacağı ciro öncekinin 3-4 katı olacak.
Masaya sorsan kur, enflasyon, kira, enerji, asgari ücret vs… Kirazın bir yıl görünce gördüğü kur artışı %20, enflasyon %50, üstüne bir de beklenmedik bir don ve tüm bunlara rağmen 40 liraya çıkıyor üreticiden ama nedense rafta 750 lira fiyatı!
Sağlıklı bir masada oyuncular arada sırada kazanmalı, aldatıldıklarını ve düşünülmediklerini hiçbir zaman hissetmemeli, ve en önemlisi o masaya yeniden oturma isteğini yitirmemeli.
Eğer masa hep kazanıyorsa bir süre sonra oyuncu da kalmıyor, oyuncunun olmadığı yerde oyuna da gerek kalmıyor.
Görüşmek üzere,
