Kurumların iştiraklerinden elde ettikleri bedelsiz payların durumu

SERMAYE şirketlerinin nakit sermaye artışının yanı sıra sermaye  ya da kâr yedeklerini sermayelerine ekleyerek sermaye artışına gitmeleri söz konusu olabilmektedir. Özellikle kâr kaynaklı yedeklerin sermayeye ilavesi sonucu elde edilen bedelsiz payların vergisel sonucu pay sahibinin gerçek kişi ya da kurum olmasına bağlı olarak değişmektedir. Kurumların iştirak ettikleri diğer şirketlerinden elde ettikleri bedelsiz payların vergisel açıdan değerlendirilmesi yazımızın konusunu oluşturmaktadır. Gerçek kişi pay sahiplerinin vergisel durumu ise bir başka yazımızda ele alınacaktır.
Sermaye yedeklerine örnek olarak;  özsermaye kalemlerine ait  (enflasyon düzeltmesi sonucu oluşan) enflasyon fark hesaplarını gösterebiliriz. Gerek dönem kârının ve gerekse geçmiş yıllar kârlarından ayrılan yedek akçelerin ve kâr kaynaklı bazı fonların (örneğin; vergiden istisna taşınmaz satış kazancı istisnasına ilişkin fon) Türk  Ticaret Kanunu ve diğer ilgili mevzuatta belirlenen şartlar çerçevesinde şirketin sermayesine eklenmesi mümkündür.  Vergisel açıdan bunlar kâr yedeklerinin sermayeye eklenmesi olarak adlandırılmaktadır.
Kâr ya da sermaye yedekleriyle sermaye artışına giden şirketin ortağının (pay sahibinin) kurumlar vergisi mükellefi bir kurum olması durumunda vergisel açıdan ne şekilde işlem yapılacağı 1 No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.6.2.4.3.” bölümünde  açıklanmıştır.
Buna göre, sermaye yedeklerinin sermayeye ilavesi sonucu elde edilen bedelsiz pay senetleri bunları elde eden ortak kurumun aktif ve pasifinde bir artışa neden olmayacak sadece elde tutulan pay adedi artmış olacak ancak toplam bedelde bir değişme olmayacaktır.
Buna karşılık, kârdan ayrılan yedeklerin sermaye artışında kullanılması halinde, bu payların nominal (itibari) değeri kadar kâr payı elde edilmiş kabul edilecek olup, bu şekilde alınan pay senetleri nominal bedeli ile aktifteki iştirakler (bağlı ortaklıklar ya da menkul kıymetler) hesabına kaydedilirken alacaklı kayıt gelir tablosuna iştirak kazancı olarak intikal edecektir.
Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1.a Maddesine göre tam mükellef başka bir kurumdan elde edilen kâr payları kurumlar vergisinden istisnadır. Yukarıda belirtilen bedelsiz paylar kâr payı olarak değerlendirildiğinde bu istisnadan yararlanılabilecektir. Ancak,  yurt dışındaki kurumlardan ve (girişim sermayesi yatırım fonu ve ortaklıkları dışındaki) fon ve ortaklıklardan elde edilen kar payları istisnadan yararlanamamaktadır.
Öte yandan, yine aynı Kanunun  5/1-e Maddesindeki şartlar mevcut olduğunda bu payların daha sonra satılmasından doğan kazancın yüzde 75’i kurumlar vergisinden istisna tutulabilecektir.
Bilindiği üzere;  banka ve sigorta şirketlerinin yapmış oldukları bütün muameleler dolayısıyla kendi lehlerine her ne nam ile olursa olsun nakden veya hesaben aldıkları paralar BSMV’ye tabidir.  Bedelsiz olarak elde edilen ve kâr payı olarak muhasebeleştirilen tutarlar üzerinden  (Gider Vergileri Kanunu’nun 29. Maddesinde sayılan istisnalara girmiyorsa) BSMV hesaplanarak beyan edilmesi gerekecektir.
1 No’lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği’nin “5.6.2.4.3.” bölümünün kâr yedeklerinin sermayeye eklenmesi sonucu elde edilen bedelsiz payların muhasebeleştirilmesine dair açıklamaların yer aldığı 2’inci paragrafının iptali istemiyle dava açılmış olup, halen Danıştay’da dava süreci devam etmektedir. İptal kararı çıkması halinde yazımızdaki kâr yedeklerinin ilavesi sonu elde edilen paylarla  ilgili açıkla maların buna göre yeniden gözden geçirilmesi gerekecektir.
Son olarak,  yazımızın bedelsiz hisse elde eden gerçek kişileri kapsamadığını tekrar hatırlatırız.

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply