Damga vergisi ile ilgili bazı hatırlatmalar

İÇİNDEKİLERİ belli para tutarı üzerinden binde 9.48 oranında vergilendirilen sözleşmeler, taahhütnameler, kefalet, teminat ve rehin senetleri (kira sözleşmelerinde vergi oranı binde 1.89) firmalara damga vergisi açısından ciddi sayılabilecek yük getirebilmektedir. Öte yandan, vergisi ödenmemiş ya da eksik ödenmiş olan kağıtlar nedeniyle mükellefler vergi incelemelerinde cezalı tarhiyata muhatap olabilmektedir. Yazımızda, damga vergisi açısından uygulamada faydalı olabilecek bazı hususları hatırlatmak istiyoruz.

Kağıtta yer alan belli para tutarı hesaplanırken, KDV bu tutara dahil edilmeyecektir. KDV dahil olarak işlem bedeli belirtilmişse, damga vergisi matrahı KDV düşülerek bulunacaktır.

Yabancı paraların liraya çevrilmesinde Merkez Bankası’nca belirlenen döviz satış kurları esas alınacaktır.

Birden fazla nüsha düzenlenen belli parayı içeren kağıtların her nüshası aynı miktar ve oran üzerinden ayrı ayrı vergilendirilmektedir. Buna karşılık suretler yalnızca resmi dairelere ibraz edildiklerinde vergilenmekte onda da sadece maktu vergiye tabi tutulmaktadır (2014 için 0.60 lira) Örneğin; bir sözleşmenin fotokopi ile çoğaltılmış örneğinin aslına uygun olduğunu gösteren şerh ile onaylayanın imzası veya kaşesini taşıması halinde bu çoğaltılmış örnek suret olarak görülecektir. Ancak, bu örnek sözleşme taraflarca ayrıca imzalanırsa nüsha haline gelecektir.

Türkiye’de düzenlenen kağıtlarda (yurtdışında ya da yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenenler hariç) damga vergisinde vergiyi doğuran olay kağıdın düzenlenerek imzalanması ile meydana gelmektedir. Bu açıdan bakıldığında, söz konusu tarih itibarıyla kağıtta belli para yeralmıyorsa veya hesaplanamıyorsa nispi damga vergisi ödenmez. Tutarın sonradan belli olması damga vergisi hesaplanmasını gerektirmemekle birlikte bu yönde kağıt üzerine bir şerh konulursa damga vergisi doğacaktır. Ancak, borç verme gibi bazı işlemlerle ilgili kağıtlarda belli para gösterilmesi mecburi tutulmuştur. (Damga Vergisi Kanunu Madde: 11)

Sigorta ve emeklilik şirketleri ve emeklilik yatırım fonlarının her türlü işlemlerinde düzenlenen ve damga vergisi bunlarca ödenmesi gereken kağıtlar damga vergisinden istisna edilmiştir. Ancak bu durum, kağıdın diğer tarafınca vergisinin ödenmemesi ya da eksik ödenmesi halinde sigorta ve emeklilik şirketinin bu vergiden müteselsil sorumlu tutulmasını engellememektedir. (Damga Vergisi Kanunu Madde: 24) Sigorta sözleşmeleri ise her şartta bu verginin dışındadır.

Bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu takdirde bunların her birinden ayrı ayrı vergi alınmakta, buna karşılık kağıttaki akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde damga vergisi, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınmaktadır. Kağıtlardaki, depozito, kefalet, teminat, garantörlük, cezai şart   gibi işlemlere bu açıdan dikkat edilmelidir. (İpotek işlemi ise özellik arz ediyor.)

Belli süreyi ihtiva eden sözleşmelerin (örneğin kira sözleşmeleri)   süre sonunda kendiliğinden uzaması halinde sözleşmeye bu yönde bir şerh verilmediği ya da bu yönde ayrıca bir kağıt düzenlenmediği takdirde kendiliğinden uzamaya bağlı olarak damga vergisi ödenmesi gerekmeyecektir.

Sürekli damga vergisi mükellefiyeti bulunanlar ile diğer kişiler arasında düzenlenen kağıtların damga vergisinin tamamını sürekli mükellefiyeti olanlar ödeyecektir. Anonim şirketlerde sürekli mükellefiyet zorunlu iken diğer şirketlerde, bilanço usulüne tabi olan gerçek kişilerde, serbest meslek erbabında ihtiyaridir. Damga vergisini ödeyen tarafın diğer tarafa isabet eden vergiyi ona bir fatura ile yansıtması halinde bu yansıtma işleminde KDV ve BSMV olmaması gerektiği kanaatindeyiz.

NOT: Yazımıza dayanak olarak kanun maddeleri, genel tebliğler, sirküler ve özelgeler esas alınmış, kişisel görüşümüz de eklenmiştir.

 

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply