“Olmayan sorumluluk için sigortacı ödeme yapmakla yükümlü olmaz”

“Olmayan sorumluluk için sigortacı ödeme yapmakla yükümlü olmaz”

Bir kişi kendi ölümüne kusuruyla yol açtığı zaman, desteğinden yoksun kalan kişilere karşı sorumluluk altına girmez. Olmayan sorumluluk için sigortacı ödeme yapmakla yükümlü olmaz. O halde kazada ölen işleten için ZTS poliçesini düzenlemiş olan sigortacı da sorumlu tutulamaz.

Bazı yargı kararlarında araç sürücüsünün tek taraflı kazada hayatını kaybetmesi üzerine onun desteğinden yoksun kalanların kaza yapmış olan araç için düzenlenen zorunlu sorumluluk sigortasından (ZTS) talepte bulunmaları ile ilgili olarak (özetle) şu değerlendirmeye yer verildiği görülmektedir (mesela Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 18.11.2021gün ve E. 2021/4511; K. 2021/8347 sayılı kararı):

Davaya konu kaza 25/09/2011 tarihinde meydana gelmiştir. Davalı sigorta şirketi tarafından düzenlenen poliçe teminat başlangıç ve bitiş tarihleri 01/06/2011-01/06/2012 tarihleridir. Davalı sigortacının sorumluluğunun kapsamı 01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları’na göre belirlenmeyecektir.

Kaza ve poliçe tanzim tarihinde yürürlükte olan Yasa ve Genel Şartlar

hükümlerine….. göre; davacıların miras bırakanının kusurundan bağımsız olarak, …. mirasçı sıfatıyla değil, destekten yoksun kalan üçüncü kişi sıfatıyla talep ettikleri tazminat, zorunlu mali sorumluluk sigortasının kaza tarihindeki limitleri dahilinde karşılanmalıdır.

Bir başka örnek karar da kısaca şöyle özetlenebilir (Ankara BAM, 22. HD., E. 2017/2116 K. 2019/177 T. 7.2.2019):

01.06.2015 tarihinde yürürlüğe giren Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ile yapılan düzenlemenin zarar gören üçüncü kişi sıfatı ile talepte bulunan davacıya uygulanması, Karayolları Trafik Kanunu (KTK) m.90 ve m.95 ve 2011 tarihli Türk Ticaret Kanunu m.1484 karşısında mümkün değildir.

Olay tarihinden sonra 2918 sayılı KTK m. 90 ve m.92’de yapılan değişiklikler olay tarihinde bütün hüküm ve sonuçlarını doğuran haksız fiiller yönünden uygulanamaz.

Ayrıca KTK’nun 95. maddesi ve ZMSS Genel Şartlarının B.4.maddesi gereğince tazminatın azaltılması ve kaldırılmasına ilişkin hükümler zarar görenlere karşı ileri sürülemez. Bu nedenle, …. olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan kanun hükümlerinin uygulanması gerekir……

Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenen teminat dışı haller zarar görenlere karşı ileri sürülemez. Davacı (kazada ölen sürücünün desteğinden yoksun kalan kişi) sigorta sözleşmesine taraf değildir. Zarar bedelinin olay tarihinde yürürlükte bulunan kanun hükümleri ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekmektedir.

O halde mahkemece, davacı tarafın tazminat isteminin kazanın meydana geldiği 31.07.2015 tarihinde ve dava tarihinde yürürlükte olmayan KTK’nin 92.maddesindeki düzenleme ve zarar görene uygulanamayacak olan yeni genel şartlar değil, yukarıda değinilen kaza tarihi itibariyle yürürlükte olan mevzuat hükümleri gözetilerek değerlendirilmesi gerekirdi.

Yukarıda kısaca özetlediğimiz bu yaklaşım şu anlama gelmektedir:

  • Yargı, destekten yoksun kalma talepleri hakkında KTK ve ZTS Genel Şartları’nda yapılmış olan düzenlemenin mevcut durumu değiştirdiğini
  • Bu nedenle, bu değişikliklerin ancak değişiklik tarihinden sonraki olaylar bakımından uygulanacağını
  • Daha önce meydana gelmiş olan olayların ise, olay zamanında yürürlükte bulunan yasa ve genel şartlar uygulanarak karara bağlanması gerektiğini kabul etmektedir.
  • Buna göre, söz konusu değişiklikler öncesinde meydana gelmiş olan tek taraflı kazalarda hayatını kaybeden sürücülerin yakınları, kaza yapan araç için ZTS poliçesini düzenlemiş olan sorumluluk sigortacısından istemde bulunabilirler.

Bu sonuca ulaşırken şu hususlar gerekçe gösterilmektedir:

  • Kazada ölen sürücü, kazaya kendi kusuruyla yol açmış olsa dahi onun kusuru, desteğinden yoksun kalanların ileri sürecekleri istemler bakımından bir indirim sebebi oluşturmaz. Burada zarar görenin (destekten yoksun kalanların) zararı doğuran veya artıran bir eylemi söz konusu olmadığından zarar görenin bu nitelikteki bir davranışının tazminat borcunu tümüyle veya kısmen etkisiz hale getireceğine ilişkin TBK m.52 fk.1 (önceki BK m.44) uygulanmaz.
  • Çünkü destekten yoksun kalma istemi, miras yoluyla ölen sürücüden destek olduğu kişilere geçen bir istem değildir. Zarar, destekten yoksun kalanların uğradığı bir zarardır ve bunun giderilmesine ilişkin istem hakkı da bunların üzerinde doğmaktadır.
  • ZTS Genel Şartları’nda destekten yoksun kalanların istemde bulunmalarını sınırlayan hükümler KTK m.95 fk.1 ve TTK 1484(1) uyarınca zarar görene (ele almakta olduğumuz olasılıkta, ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanlara) karşı ileri sürülemez.

DEĞERLENDİRME

Şimdi bu gerekçeleri değerlendirmeye geçelim. Destekten yoksun kalma zararının buna maruz kalanların uğradığı bir zarar olduğu ve onların üzerinde doğan bir alacak oluşturduğu (ölen sürücüden miras yoluyla geçmediği) saptaması doğrudur. Buna bildiğimiz kadarıyla hiç kimsenin itirazı yoktur.

Tek taraflı kusuruyla veya kusuru olmaksızın trafik kazasında hayatını yitirmiş olan bir kişinin hayatta iken destek olduğu (veya olağan koşullarda ileride destek olacağının beklendiği) kişiler “zarara” uğramış sayılabileceklerdir. Sorun bu zarardan kim veya kimlerin hangi koşullarla sorumlu olacağı ve eğer sorumluluk gerçekleşmişse, bu sorumluluğun ZTS sözleşmesi kapsamında bulunup bulunmayacağıdır.

Trafik kazalarından doğan can ve mal zararları için sorumlu tutulacak kişi KTK’da “işleten” olarak belirlenmiştir. İşletenin sorumluluğu (motorlu aracın başkaları için yarattığı) tehlike esasına dayalı bir ağırlaştırılmış objektif sorumluluk olarak düzenlenmiştir. Öyle ki işleten, zararın önlenmesi için kendisinden beklenebilecek özeni gösterdiğini kanıtlamakla bu sorumluluktan kurtulamamakta, ancak araçta bir bozukluk olmadığını, kendisinde veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerde bir kusurun bulunmadığını ve zararlı sonuç ile aracın trafikte kullanılması arasında nedensellik bağı kurulamadığını (zararın bu nedensellik bağını koparan bir mücbir sebep, zarar görenin kast veya ağır kusuru veya üçüncü bir kişinin kast veya ağır kusuru nedeniyle meydana geldiğini) kanıtlarsa sorumlu tutulamamaktadır (KTK m.85 ve m.86).

ZTS sözleşmesi, işletenin sorumluluğunu temin etmektedir. Bütün diğer sorumluluk sigortalarında olduğu gibi, zorunlu trafik (sorumluluğu) sigortasında da sigortacının ödeme yükümlülüğü, sorumluluğun gerçekleşmiş olmasına bağlıdır. Eğer sorumluluk koşulları gerçekleşmiş değilse, ne sorumluluğu sigorta koruması altına alınmış olan sigorta ettiren (veya başkası lehine sigortada “sigortalı”) ne de onun sorumluluk sigortacısı (bir zarar meydana gelmiş olsa dahi) ödeme yükümlülüğü altındadır.

Tek taraflı kazada hayatını yitirmiş olan sürücü aracın işleteni olabilir veya yalnızca sürücü konumunda bulunabilir (son halde işleten başka bir kişidir). Bir şirketin bir kişiyi sürücü kadrosunda istihdam etmesi olasılığında şirket işleten, istihdam edilen de yalnızca sürücü sıfatına sahip bir görevlidir. Buna karşılık, bir işletenin uzunca bir süre yurt dışına gideceği için aracını bir arkadaşına dilediği gibi kullanma yetkisi vererek bırakması yahut aracını uzun süreli bir kira sözleşmesi ile kiraya vermiş olması gibi durumlarda işleten değişikliği meydana gelmiş olacaktır (artık yeni bir işleten söz konusudur).

Önce kaza yapan sürücünün aynı zamanda araç işleteni olması olasılığını ele alalım: Bu olasılıkta, şu soruya yanıt aramamız gerekir: “İşleten, kendi ölümüne yol açarak desteğinden yoksun kalanlara karşı sorumluluk altına girmiş midir?”. Bu sorunun “anlamsız” olduğu daha ilk bakışta anlaşılır. Bir kişi kendi ölümüne yol açarak, destek olduğu kişilere zarar vermiş ve onlara karşı sorumluluk altına girmiş sayılamaz. Öyle olabilseydi, ben önümdeki basamağı dikkatsizlikle görmeyip düşer ve kafa travması nedeniyle hayattan ayrılırsam, bu senaryoda, kendisine destek olduğum üniversite öğrencisi mirasçılarımı dava edebilir ve onlardan destekten yoksun kalma tazminatı isteyebilirdi. Şu halde, aynı zamanda sürücü olan işleten, tek taraflı kaza yaptığı ve bunun sonucunda kendi ölümüne yol açtığı takdirde, desteğinden yoksun kalanlara karşı sorumlu olmaz. İşleten için ZTS poliçesi düzenlemiş olan sorumluluk sigortacısı da, işleten herhangi bir sorumluluk altına girmiş olmadığı için destekten yoksun kalma zararına uğrayanlara herhangi bir tazminat ödeme borcu altında olmayacaktır. Çünkü sorumluluk sigortası, adeta sorumlu kişinin (belirli koşullarla) kefili gibidir. Sorumluluğu sigorta edilen kişi sorumluluk altına girmemişse, sigortacısı da girmez.

Sürücünün aynı zamanda işleten olmadığı hallerde durum biraz farklıdır. Bu olasılıkta işletenin sorumlu olması (bazı şartlarla) mümkündür. Eğer araç bozuk durumda sürücüye verilmiş ve kaza da (başka bir sebep etkili olmaksızın) bu bozukluk nedeniyle (mesela aracın freninin tutmamasından dolayı) meydana gelmişse veya kaza araçta bir bozukluk olmamakla birlikte, sürücünün hafif kusurundan doğmuşsa işleten sorumlu olacaktır. İkinci halde işletenin sorumluluğu, sürücünün hafif kusurunun tehlikeli faaliyet niteliğindeki aracın işletilmesi (trafikte kullanılması) faaliyeti ile zarar arasında kurulan nedensellik bağını kesmemesinden kaynaklanmış sayılacaktır. Yukarıda da belirttiğimiz gibi, işletenin sorumluluğu konusunda nedenselliği kesen olgular, mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü bir kişinin ağır kusuru veya kastıdır. Bu sayılanlardan biri söz konusu değilse, zarar aracın işletilmesinden (tehlikeli faaliyetten) ileri gelmiş kabul edilecek ve sorumluluk için gerekli olan nedensellik koşulu gerçekleşmiş sayılacaktır. Bu da işletenin sorumluluk sigortacısının (sözleşmede geçerli şekilde teminat dışında bırakılmış olan bir hal söz konusu değilse) ödeme yükümlülüğünün doğmasına yol açacaktır.

ALTI ÇİZİLMESİ GEREKEN HUSUSLAR

Bu noktada şu hususların altını çizmekte yarar olduğunu düşünmekteyiz:

  • Kazaya tek taraflı kusuruyla neden olan (aynı zamanda işleten sıfatını taşımayan) sürücünün bu eylemi acaba sorumluluktan kurtulma veya tazminattan indirim nedeni midir? Diğer bir anlatışla, ölen sürücünün kusurlu eylemi, onun desteğinden yoksun kalanlara karşı ileri sürülebilir mi?
  • TBK m.52 fk.1 “zarar görenin zararın doğmasında veya artmasında etkili olmuş (veya tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış) ise, yargıcın tazminatı indirebileceğini veya tamamen kaldırabileceğini” hükme bağlamıştır.
  • Türk yargısı bazı kararlarda, destekten yoksun kalma durumunda zararın doğrudan doğruya destek olunan kişi üzerinde meydana geldiğini; onun zararın doğmasına veya artmasına etki eden bir eyleminin bulunmadığını belirterek, ölenin kusuru nedeniyle indirim yapılmasının (veya sorumluluğun kalkmasının) düşünülmemesi gerektiği görüşünü benimsemiştir.
  • Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 1.11.2017 gün ve 2017/1315 K. 2017/1239 sayılı kararında ise aşağıdaki saptamalara yer verilmiştir:

“Yansıma yoluyla zarar görmüş olan destek tazminatı isteyenlerin, kendisine destek sağlayan kişinin sahip olduğu haktan fazlasına sahip olmaları mümkün değildir. Nitekim BK’nun 44/I. maddesi (TBK m.52 fk.1), ‘hiç kimse kendi kusurundan yararlanamaz’ ilkesine dayanmaktadır. Zararın artmasına veya doğmasına sebep olan kişi sonuçlarına da kendisi katlanmalıdır. Diğer bir deyişle, nasıl ki desteğin ölümü sebebiyle meydana gelen zararın yansıma yoluyla destek görenleri etkilediği kabul ediliyorsa, desteğin kusurlu davranışlarının da aynı şekilde destek görenlere yansıyacağının kabul edilmesi gerekir. Zira zarara uğramamak için gerekli özeni göstermeyen veya hatta zararın meydana gelmesini isteyen kimse, bu hareket tarzının sonuçlarına katlanmalı ve bu davranışının zararın meydana gelmesinde oynadığı role, etkisine ve derecesine göre zararı kısmen veya tamamen üzerine almalıdır. Çünkü kendi kusuruyla sebebiyet verdiği ya da artmasına neden olduğu zararın ödettirilmesini istemek Türk Medeni Kanunu’nun 2. maddesinde düzenlenen doğruluk ve dürüstlük kurallarına aykırı olacaktır.”

  • Alman Medeni Kanunu’nda şu anlama gelen bir düzenleme mevcuttur (BGB § 846):

Yasal bakım yükümlüsü olan bir kimsenin ölmesi nedeniyle üçüncü bir kişinin tazminat isteme hakkını düzenleyen BGB § 846 kapsamındaki hallerde, eğer üçüncü kişinin zarara uğramasında ölenin kusuru da etkili olmuşsa, ölenin kusuru tazminatın belirlenmesinde dikkate alınır.

  • Kanımızca yukarıda değindiğimiz HGK kararı, Alman BGB’deki çözüm paralelindedir. Kanımızca bu çözüm yerindedir.
  • Kaynak İsviçre hukukunda da çözüm bu yöndedir: Destekten yoksun kalma zararlarında, tazminat alacaklısının kusurunun indirim nedeni olacağı; zarardan sorumlu kişinin, ölenin desteğinden yoksun kalanlara karşı, “doğrudan ölen kişiye karşı sorumlu olsaydı, ona ödemesi gerekecek olan tazminattan fazla bir sorumluluk altına girmesinin yerinde görülemeyeceği” belirtilmektedir (bkz. SCHWENZER, Schweizerisches Obligationenrecht, Allgemeiner Teil 7. Auflage, s.108, Rn. 16.07a).

SONUÇ

Sonuç olarak şunları belirtmemiz gerekir:

  • Aynı zamanda işleten olduğu durumlarda, sürücünün tek taraflı kusuruyla neden olduğu bir kazada hayatını yitirmesi, kendisinin desteğinden yoksun kalmış olan kişilere karşı sorumluluğuna yol açan bir hal değildir. Bu sonuç, kazaya hangi tarihli yasanın veya ZTS Genel Şartlarının uygulanacağına göre değişmez. Olmayan sorumluluk için sigortacı ödeme yapmakla yükümlü olmaz. Sorumluluk sigortasının zarar görenlere koruma sağlamasının ilk koşulu, sorumluluğu sigorta edilen kişinin sorumluluğunun gerçekleşmesidir. Bir kişi kendi ölümüne kusuruyla yol açtığı (veya hayatına bilerek ve isteyerek son verdiği) zaman, desteğinden yoksun kalan kişilere karşı sorumluluk altına girmez. O halde kazada ölen işleten için ZTS poliçesini düzenlemiş olan sigortacı da sorumlu tutulamaz.
  • Sürücü aynı zamanda işleten değilse, onun (kendi ölümüyle sonuçlanan) kusuruyla yol açtığı bir kazada işletenin sorumluluğu için gerekli unsurlardan birini oluşturan “uygun nedensellik bağı” kesilmemiş olduğu (kaza tehlikeli faaliyet niteliğindeki aracı trafiğe çıkarma ve trafikte kullanmadan kaynaklanmış kabul edilebildiği) takdirde, ölen sürücünün desteğinden yoksun kalanlar işletenden ve onun sorumluluk sigortacısından istemde bulunabileceklerdir. Ancak bu halde de ölenin kusurunun bir indirim sebebi olarak dikkate alınması zorunludur.
  • Bazı yargı kararlarında dile getirilen KTK m.95 fk.1 ve TTK 1484(1) uyarınca “genel şartlardaki sorumluluğu azaltan veya kaldıran hükümlerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği” değerlendirmesine de burada kısaca değinme gereğini duymaktayız.
  • Eğer sorumluluğu kaldıran (veya azaltan) genel şart hükmü (sigorta teminatının istisnalarını sayan) KTK m.92’de öngörülmüşse, bu hal zarar görene karşı ileri sürülebilir.
  • KTK m.95 fk.1 hükmü ülkemizde yanlış anlaşılmaktadır. Bütün sigortalarda olduğu gibi ZTS sözleşmesinde de teminat dışında kalan haller öngörülebilir. Ancak bunların yasada belirtilmiş olması lazımdır. KTK m.92 hükmüne yasada tam da bu amaçla yer verilmiştir. KTK m.92’de belirtilmeyen haller ise genel şartlarda (veya özel şart olarak sigorta sözleşmesinde) yer aldıkları takdirde, bunların zarar görene karşı geçerli bir savunma oluşturması söz konusu olmayacaktır.
  • Diğer taraftan, ZTS hakkındaki KTK hükümleri ile bu sigortaya uygulanabilecek TTK hükümleri arasında farklılık olduğu zaman, KTK hükmünün (özel düzenleme olarak) önce geleceği kabul edilmelidir. Ancak duraksamaları önlemek için yasada bunu açıkça belirtmek doğru olacaktır.

Yorum yazın