“Yapay zekâ ve analitik odaklı bir yaklaşım ile değer yaratmak mümkün”
Sigorta sektöründe etkin risk yönetimi hakkında konuşan EY Türkiye Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı Fatih Polat, “Yapay zekâ ve veri analitiği alanlarına yatırım yaparak, liderlerin uyumluluğu ve risk yönetimini dönüştürmesi, yeteneklerden daha verimli bir şekilde yararlanması, risk kapsamını artırması ve düzenleyici baskıları yönetmesi mümkün olabilir” dedi.
Son dönemde sigorta sektörünün, yapay zekâ ve veri analitiğini odağa alan bir yaklaşıma doğru yöneldiği görülüyor. Kapsamlı, yapay zekâ destekli, veri analitiğinin etkinleştirildiği bir sistem; değer katan, daha stratejik bir risk yönetimine zemin oluşturuyor. Sigorta sektöründe etkin risk yönetimi hakkında değerlendirmelerde bulunan EY Türkiye Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı Fatih Polat, bu doğrultuda, sigorta sektöründe etkin bir risk yönetimi için yapay zekâ (AI) teknolojisiyle sistemin hayata geçirilmesine yardımcı olabilecek 4 temel çıkarımın dikkat çektiğini belirterek, şu ifadelere yer verdi: “Geleneksel olarak mevzuata uyumluluk; menkul kıymetler ve sigorta kapsamındaki düzenlemelerin inceliklerine derinlemesine hakim olan kişilerin üzerinde çalıştığı bir alan. Ancak, finansal çözümlerin ve ürünlerin çeşitliliğinin her geçen gün artması, teknolojik ilerlemeler ve genişleyen pazar ile birlikte uyumluluk ve risk yönetimi, yapay zekânın ve veri analitiğinin gücüyle hızla gelişmeye devam ediyor. Yapay zekâ ve analitik odaklı bir yaklaşımdan yararlanmanın sunduğu birçok fırsat bulunuyor.
VERİ ANALİTİĞİ MANUEL EFORU AZALTIYOR
Bununla birlikte sigorta şirketleri, verimliliği en üst düzeye çıkarmak ve işletme genelinde risk kapsamını artırmak için iç baskılarla karşı karşıya kalıyor. Mevzuat düzenleyiciler de şirketlerin yapay zekâ ve analitikten nasıl yararlandığını yakından takip ediyor. Ayrıca, düzenleyici kurumlar süreci takip edebilmek için bu araçları da giderek daha fazla kullanıyor. Şirketlerin veri analitiğinden yararlanması, risk alanlarını proaktif bir şekilde belirlerken, manuel eforu azaltmaya yardımcı oluyor. Buna rağmen birçok şirket, getirisi olmadığını düşündüğünden dolayı bu alana yatırım yapma konusunda çekimser davranıyor.
4 TEMEL YAKLAŞIM ELE ALINIYOR
EY tarafından gerçekleştirilen bir araştırma, sigorta şirketlerinin ortalama olarak veri analitiği alanındaki uyumluluk yetkinliklerinin hala başında olduğunu ortaya koyuyor. Şirketlerin yetkinlikleri; kapsamlı strateji ve vizyonun yanı sıra metodoloji açısından uygulama yetkinliği, gelişmiş yetenek, veri erişilebilirliği ve kalitesi, teknolojinin kullanımı olmak üzere 4 farklı yaklaşım üzerinden değerlendiriliyor. Ayrıca liderlerin uyumluluk faaliyetlerine analitiği entegre etmenin veya yapay zekâ (AI) ve üretken yapay zekâ (GenAI) gibi ileri teknolojileri kullanmanın yollarını araştırdığı görülüyor. Bu doğrultuda EY araştırması; şirketlerin veri analitiği alanında kapsamlı ve yapay zekâ destekli bir uyumluluk programı benimseyerek iş faaliyetleri ve risk yönetimi genelinde önemli değerler elde edebileceğini gösteriyor.
VERİ VE ANALİTİK DÖNÜŞÜM YOLCULUĞU
Şirketlerin veri ve analitik dönüşüm yolculuğunda izlemesi gereken adımlar şu şekilde sıralanıyor; İlk olarak; liderlik desteğinin alınması oldukça önemli görülüyor. Bu, aynı zamanda kapsamlı bir vizyon ve strateji, yüksek kaliteli veri ve yetenekli ekipler ile ilişkili olup başarıya ulaşmada temel bir unsur olarak dikkat çekiyor. İkinci olarak; analitik programlar, risk tabanlı ve veri odaklı uyumluluğu etkinleştirmeye doğru evrilirken henüz dönüşüm sürecinin başında olan sigorta şirketleri, manuel işlemleri azaltmak için tekrarlanabilir işlevleri otomatikleştirmeye odaklanabilir. Bununla birlikte şirketler; şikayetler, mali suçlar, test ve izleme, lisanslama ve kayıt dahil olmak üzere çeşitli alanlarda veri tabanlı risk değerlendirmeleri için de düzenli izleme panoları gibi daha gelişmiş programlar kullanılabilir. Analitik programlarının olgunluk seviyesi yükseldikçe sigorta şirketleri, acente davranışlarını değerlendirmek için yapay zekâ ve makine öğrenimi gibi ileri teknoloji araçlarından yararlanabilir. Üçüncü olarak; veri ve analiz ekibinin yakın olması da büyük bir önem taşıyor. Bu kapsamda şirketler; büyüklüklerine göre teknik, uyumluluk ve iş bilgisi konularında deneyime sahip ekipler oluşturabilir. Çünkü özel veri analitiği ekiplerine sahip şirketler, paylaşımlı bir veri hizmeti ekibine kıyasla uyumluluk programlarını daha etkili bir şekilde hızlandırabilir. Aynı zamanda uyumluluk sürecini başarıyla yönetmek ve analitik işlevlerdeki bilgi açığını kapatmak için eğitimler düzenlenebilir.
Son olarak, en yaygın görülen zorluklardan biri olan farklı veri kaynaklarının bulunması ve bunlara olan erişim konusu ele alınabilir. Şirketler, analitiği daha işlevsel hale getirmek için veri kaynak yöntemlerini standartlaştırmaya odaklanabilir. Veri havuzları oluşturmak, kullanılabilirliği ve veri altyapısını iyileştirebilir. e-uygulamalar ve elektronik teslimatlar aracılığıyla iş süreçlerinin dijitalleştirilmesi, müşteri verilerinin ve bilgilerinin toplanmasını kolaylaştırarak veri kaynaklama engellerini azaltır. Tüm bunlar doğrultusunda; yapay zekâ ve veri analitiği alanlarına yatırım yaparak, liderlerin uyumluluğu ve risk yönetimini dönüştürmesi, yeteneklerden daha verimli bir şekilde yararlanması, risk kapsamını artırması ve düzenleyici baskıları yönetmesi mümkün olabilir. Stratejik, analitik odaklı bir yaklaşım, şirketlerin reaktif bir zihniyetten değer yaratan ve çevik bir risk tepkisi sağlayan proaktif bir zihniyete geçmesini sağlayabilir.”
