Yangın sigortalı taşınmazların zararları teminat kapsamında

Yangın sigortalı taşınmazların zararları teminat kapsamında

Ülkemizdeki ormanlar, iklim değişikliğinin etkisi nedeniyle özellikle yaz aylarında sıcaklıkların artmasıyla da yangın riskiyle karşı karşıya kalmaktadır. 2024 yılında toplamda çıkan 3 bin 800 orman yangınında 27 bin hektar alan zarar görmüştür. Orman yangınları günümüzde ormanların zarar görmesine neden olduğu gibi (özellikle yangının yerleşim yerlerine sıçraması sonucu) can ve mal zararlarına da yol açmaktadır. Yangın sigortası ile teminat altına alınan taşınmazlara gelen zararlar kural olarak sigorta teminatı kapsamındadır.

Ülkemizin orman varlığı son yıllarda (bütün dünyada etkileri görülen) iklim değişikliğine (küresel ısınma) bağlı olarak daha büyük bir tehdit altına girmiştir. Anadolu’daki ormanları tarihsel açıdan ele alırsak, yapılan araştırmalardan anlayabildiğimize göre bunlar 18 bin yıl önce yalnızca kıyı kesimlerinde bulunmakta idi. Orta Anadolu, Hatay’ın doğusu ve bütün Doğu Anadolu orman örtüsünden yoksundu. Ancak 11 bin yıl önceden başlayarak ormanlar artmaya başlamıştır. 8 bin yıl önceye geldiğimizde Orta Anadolu’daki çorak alanlar önemli ölçüde azalmış ve Doğu ve Güney Doğu Anadolu’da da (uzun bir kuşak biçiminde) orman kesimleri ortaya çıkmıştır. 4 bin yıl önceki duruma baktığımızda ise Tuz Gölü’nün çevresi (Orta Anadolu’nun oldukça daralmış bir kısmı) dışında hemen hemen tüm Anadolu ormanlık alan görünümündedir. Ormanlarda gözlenen bu artışın nedeni 11 bin yıl önce buzul çağının sona ermesiyle birlikte sıcaklıkların yükselmesi ve yağışların çoğalmasıdır. Bununla birlikte, son 4 bin yılda Anadolu ormanları azalma sürecine girmiştir.

Anadolu’daki orman alanlarının yaygınlığı değişik bulgulara dayanmaktadır. Mesela tümülüslerdeki kral mezarlarında kullanılan ağaçların cinsleri ve boyutları nerede hangi dönemde ne gibi bir bitki örtüsünün bulunduğuna kanıt oluşturmaktadır. Çivi yazıyla oluşturulmuş bazı metinlerde de Doğu Anadolu’daki ormanların varlığından söz edildiği bilinmektedir. Mesela, M.Ö. 714’te Urartu Devleti’ne yaptığı seferde, Asur Kralı II. Sargon’un ordusu Van Gölü’nün güney ve güneydoğusu sık ormanlarla kaplı olduğu için, bronz baltalarla ancak iki askerin yan yana geçebileceği genişlikte bir geçit açarak ilerleyebilmiştir. Bundan başka M.Ö. 5. yüzyılın sonunda, güneyden kuzeye doğru geri dönen Ksenophon (Yunan filozof, yazar, tarihçi ve asker) Bitlis-Muş bölgesinin gerçek anlamda orman alanlarıyla kaplı olduğunu bildirmiştir. Yıldırım Beyazıt ile Timur arasında 1402 yılında gerçekleşen Ankara savaşı sırasında Timur’un ordusundaki fillerin ormanlık alanda yürüyemediğinden bahsedilmektedir. Bütün bunlar Anadolu’daki orman zenginliği konusunda net bir fikir vermektedir. 1611-1682 yılları arasında yaşamış olan 17’nci yüzyıl gezgini Derviş Mehmed Zıllî (bilinen adıyla Evliya Çelebi) “Erzurum’da ağaca çıkan bir sincabın hiç yere inmeden İzmir’e kadar gidebildiğini” yazmıştır (Seyahatname). Bu anlatım dahi bize birkaç yüzyıl öncesine kadarki olumlu durumu göstermektedir.

Son 500 yılda orman alanlarında önemli bir daralma gözlenmiştir. Kış mevsiminde ortaya çıkan yakacak ihtiyacı, hayvancılıkla geçinen göçebe ve yarı göçebe toplulukların mera açmak için ağaç kesmeleri, gemi ve ev yapımı için tahta gereksinimi, madenlerin eritilmesi ve katran üretimi, yeni tarım alanları açma, plansız şehirleşme ve son yıllarda da betonlaşma orman alanlarının imara açılması gibi çok farklı nedenlerle Anadolu ormanları gittikçe azalmıştır. Günümüzde Türkiye’deki ormanlık alanların toplamı 22 milyon 933 bin hektardır (ülke genelinin %29,4’ü). 2024 yılında toplamda çıkan 3 bin 800 orman yangınında 27 bin hektar alan zarar görmüştür.

Anadolu’nun mevcut orman varlığı, bundan 4 bin yıl önceki orman yayılışından (ve olağan doğa koşullarında oluşabilecek orman varlığından) yaklaşık 30 milyon hektar daha azdır. Buna karşılık mevcut stepler (olağan doğa koşullarında mevcut olabilecek steplerden) %10-%15 kadar daha çoktur. Steplerdeki bu fazlalığa insan sebep olmuştur. Öte yandan, ormanların stepe ek olarak yerleşim bölgesine, tarım alanına, sanayi bölgesine, turizm kuruluşu gibi farklı alanlara dönüştüğünü de gözden uzak tutmamak lazımdır.

Anadolu’da gözlenen bu orman azalması dünya genelinde de söz konusudur. Yukarıdaki saptamalardan anlaşılacağı gibi, doğal koşulların değişmesine bağlı olarak ormanların yapısı da zaman içinde (olumlu yönde, orman alanlarının çoğalması biçiminde) değişmiş; fakat son dönemlerde insandan kaynaklanan hızlı bir (olumsuz) değişim (azalma, hatta ormanların yer yer yok olması) sürecine girilmiştir. Oysa ormanlar birçok ülkede olduğu gibi bizde de devletin koruması altındadır. Anayasa’nın 169’uncu maddesi bu amaçla ayrıntılı bir biçimde kaleme alınmıştır. Bu hükümde yer alan bazı temel hususlar şunlardır:

  • Devlet ormanların korunması ve sahalarının genişletilmesi için gerekli yasaları çıkartacak ve önlemleri alacaktır.
  • Yanan ormanların yerinde yeni orman yetiştirilecektir, bu yerlerde tarım ve hayvancılık yapılmayacaktır.
  • Bütün ormanların gözetimi devlete aittir.
  • Devlet ormanlarının mülkiyeti devredilemez ve zamanaşımı yoluyla kazanılamaz.
  • Orman suçları için genel ve özel af çıkarılamaz.
  • Orman sınırlarında daraltma yapılamaz. Ancak, bu son kuralın istisnaları da mevcuttur. Orman olarak muhafazasında bilim ve fen bakımından hiçbir yarar görülmeyen, aksine tarım alanlarına dönüştürülmesinde kesin yarar olduğu tespit edilen yerler; şehir, kasaba ve köy yapılarının toplu olarak bulunduğu yerler ve bilim ve fen bakımından orman niteliğini tam olarak kaybetmiş olan tarla, bağ, meyvelik, zeytinlik gibi çeşitli tarım alanlarında veya hayvancılıkta kullanılmasında yarar olduğu tespit edilen araziler söz konusu daraltma yasağının dışında tutulmuştur.

ORMAN YANGINI SUÇU

Orman yangınları günümüzde ormanların zarar görmesine neden olduğu gibi ayrıca (özellikle yangının yerleşim yerlerine sıçraması sonucu) can ve mal zararlarına yol açmaktadır. Bu yangınları önlemek yalnızca devletin değil bütün yurttaşların görevidir. 6831 sayılı 1956 tarihli Orman Kanunu ormana zarar verebilecek birçok hali suç olarak düzenlemiştir:

  • Orman Kanunu m.110 fk.4 uyarınca kasten orman yakan kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve bin günden on bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılacaktır. Suçun, yangına müdahalenin geciktirilmesi veya yangının söndürülmesinin zorlaştırılması amacıyla ve bu amacı gerçekleştirmeye elverişli olacak yer, zaman veya şartlarda işlenmesi halinde faile verilecek ceza yarı oranında artırılacaktır.
  • Orman Kanunu m.110 fk.5 devletin güvenliğine karşı suç işlemek amacıyla kurulmuş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde devlet ormanlarını yakan kişinin müebbet hapis ve yirmi bin günden yirmi beş bin güne kadar adlî para cezasına çarptırılacağını hükme bağlamıştır.
  • Orman Kanunu m.110 fk.6 gereğince eğer Orman Kanunu m.110’da yazılı suçların işlenmesi sonucunda, ölüm veya yaralanma meydana gelirse, ayrıca bu suçlardan (ölüm veya yaralanmaya neden olma veya kasten öldürme veya yarala suçlarından) dolayı da ceza verilecektir.
  • Orman Kanunu m.110 fk.3’te özen yükümlülüğüne aykırı olarak orman yangınına sebebiyet verenlerin üç yıldan on yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı; ancak failin yangının söndürülmesine ve etkilerinin azaltılmasına yönelik çabaları veya meydana gelen zararın azlığı göz önünde bulundurularak, verilecek cezanın yarısına kadar indirileceği öngörülmüştür.

Bundan başka Orman Kanunu m. 76 ve m.110 birlikte değerlendirildiğinde,

  • Devlet ormanlarında; Orman İdaresince belirlenen konak yerlerinden başka yerlerde geceleme yasağına aykırılık durumunda idari para cezası uygulanacaktır.
  • Ormanlarda izin verilen ve ocak yeri olarak belirlenen yerler dışında ateş yakmak yasağına veya izin verilen yerlerde yakılan ateşi söndürmeden o yerleri terk etmeme yükümlülüğüne; ormanlara sönmemiş sigara veya yangına dolaylı olarak yol açabilecek madde atmak yasağına ve anız veya benzeri bitki örtüsü yakmak yasağına uymayanlara 1 yıldan 3 yıla kadar hapis ve ayrıca adli para cezası verilecektir.

Yukarıda belirttiğimiz suçları işlemiş olan kişiye yangın dolayısıyla meydana gelen zararları ödeyen sigortacının (yasal halefliğe dayalı olarak) rücu etmesi mümkündür.

YANGIN KAYNAKLI SONUÇLARA TEMİNAT

Orman yangını çok çeşitli zararlara yol açmaktadır. Aşağıda yangından ileri gelen ölüm ve engellilik halleri ve yaralanmalar (can zararları) ile taşınmaz veya taşınır malların tahrip olması veya hasarlanmasına ilişkin sigorta teminatına ilişkin bazı temel hususlar üzerinde kısaca durmaya çalışacağız. Yangın sigortası ile teminat altına alınan taşınmazlara gelen zararlar kural olarak sigorta teminatı kapsamındadır.

Bununla birlikte, sigorta konusu taşınmaza zarar veren orman yangınının grev, lokavt, kargaşalık, halk hareketleri, terör veya yanardağ püskürmesi sonucunda meydana gelmesi durumunda eğer bu haller ek sözleşme ile teminat kapsamına dâhil edilmemişlerse sigorta koruması devreye girmeyecektir. Yangın Sigortası Genel Şartları (YSGŞ) A.3.1 uyarınca aksine sözleşme yoksa bu sayılan hallerden kaynaklanan tüm zararlar (bunların yol açtığı bir yangından veya patlama, ısı, dumandan ileri gelmiş olsalar dahi) teminat dışındadır. (Ülkemizde yanardağlar püskürmediği, grevler oldukça ender görüldüğü ve lokavt da hemen hemen hiç söz konusu olmadığından bu (aksi kararlaştırılabilen) istisna halleri uygulamada önem taşımamaktadır). Orman yangınının kasten çıkarılması olasılığında ise, sigortacı “kötü niyetli hareket” istisnasına dayanarak sorumluluktan kurtulamayacaktır. Çünkü (YSGŞ A.3.2.8’de yer alan) “kötü niyetli hareket” istisnasının aksi kararlaştırılmış olmasa dahi, kötü niyetli hareketin neden olduğu yangın ve infilak ile bunların sonucunda meydana gelen duman, buhar ve ısının sigortalı mallarda doğrudan neden olacağı maddi zararlar ek sözleşme olmasa da teminat kapsamı içindedir (YSGŞ A.3.2 son cümle).

Kaldı ki, ormanın kasten yakılması ormana yönelik kötü niyetli bir hareket niteliğinde görülebilirse de bu kötü niyet her zaman orman yangını sonucunda zarar gören taşınmaz veya taşınırlara yönelik sayılmayabilir ve bu nedenle de istisnanın zaten uygulanmaması gerektiği düşünülebilir. (Söz gelişi bir orman tarlaya yer açmak için ateşe verilmiş ve sigortalı ev, hiç hesapta olmayan bir kuvvetli rüzgârın etkisiyle yangın zararına uğramışsa, bu eve kötü niyetle zarar verilmiş sayılması tartışmaya çok açık bir husustur). Orman yangını fırtına (YSGŞ A.3.2.4) veya taşıt çarpması (YSGŞ A.3.2.7) sonucu çıkmış ve sigortalı mallara zarar vermişse, bu hallerde de (aksine anlaşma yapılmış olup olmadığına bakılmaksızın) sigortacı tazminat ödemekle yükümlü olacaktır.

Orman yangınının sıçradığı ve zarar verdiği gemiler, uçaklar veya kara araçları (hareket halinde olmamak koşuluyla) ve sigorta ettirene emanet olarak bırakılmış mallar ancak taraflar (sigortacı ve sigorta ettiren) arasında bunların teminat kapsamında olacağına ilişkin anlaşma varsa ve ayrıca bunlara ilişkin sigorta bedelleri poliçede yazılı ise sigorta korumasından yararlanacaklardır (YSGŞ A.3.4).

Orman yangınının çıkış sebebi savaş, iç savaş, ayaklanma veya isyana bağlanabilmekte ise, YSGŞ A.4.1 uyarınca bu yangının yol açacağı zararlar da teminatın dışında olacaktır. YSGŞ A.4.2 uyarınca nükleer olaylardan kaynaklanan orman yangınları da teminata dâhil değildir. Orman yangınları birçok halde motorlu araçların da zarar görmesine yol açabilmektedir. YSGŞ A.3.2 (yukarıda belirttiğimiz gibi) bunları kural olarak teminat dışında bırakmakta ise de, kasko sigortası aracın (orman yangını dâhil herhangi bir sebeple yanmasını temin ediyor olabilir (Kara Araçları Kasko Sigortası Genel Şartları A.1 (d)) kasko, genişletilmiş kasko ve tam kasko olarak isimlendirilen sigortalar aracın yanması rizikosunu kapsamaktadır. Buna karşılık Dar Kasko ürünü bu rizikoyu kapsam dışında tutmuş olabilir. Ancak, kasko sigortasında da orman yangınından kaynaklanan zararın sigortacıdan talep edilmesi ek sözleşme ile teminata dâhil ettirilebilecek hallerde (sigortacı ile bunların sigorta kapsamında olmasına ilişkin anlaşma yapılmamışsa) ve teminat dışında kalan hallerde mümkün olmayacaktır. Grev, Iokavt, kargaşalık ile halk hareketleri (KSGŞ A.4.2), terör eylemleri ve bu eylemlerden doğan sabotaj (KSGŞ A.4.3), fırtına, yanardağ püskürmesi (KSGŞ A.4.4) aksine sözleşme ile teminata dâhil ettirilecek haller arasındadır. Savaş ise teminat dışında kalan hal olarak düzenlenmiştir (KSGŞ A.5.1). Nükleer olaylar da teminat dışındadır (KSGŞ A.5.2.).

CAN SİGORTALARI

Can sigortalarına gelince kısaca şunları belirtebiliriz:

Hayat Sigortası Genel Şartları aksine sözleşme yapılmazsa savaşı ve nükleer olayları teminat dışında bırakmaktadır (HSGŞ m.10). Şu halde bir savaşın yol açtığı orman yangını ölüm rizikosuna neden olmuşsa, bu hal sigorta koruması dışında kalmış sayılabilecektir. Kaza sigortası da savaşı, savaş niteliği taşıyan harekâtı, tehlikede bulunan kişi ve malları kurtarmak hali hariç sigortalının kendisini bile bile ağır tehlikeye maruz bırakacak hareketlerde bulunmasını, nükleer rizikoları veya nükleer, biyolojik ve kimyasal silah kullanımını veya nükleer, biyolojik ve kimyasal maddelerin açığa çıkmasına neden olacak her türlü sabotajı ve saldırıyı sigorta kapsamı dışında tutmuştur (KSGŞ m.5).

Buna karşılık, yanardağ püskürmesi ile terör eylemleri ve sabotaj aksine anlaşma yapılmadığı takdirde sigorta koruması dışında kalacak, diğer bir anlatışla bu haller için sigorta teminatı alınabilecektir (KSGŞ m.6).

Can sigortalarında rizikoya (ölüm, engellilik) yol açan orman yangını bu sayılan (sigorta koruması dışında olan) hallerden kaynaklandığında sigortacı ödeme yapmayacaktır.

Orman yangınından kaynaklanan sonuçların sigorta teminatı altında olup olmayacağını saptamada nedensellik bağının nasıl kurulduğu (bir sonucun orman yangınından kaynaklanmış sayılıp sayılmayacağı; araya başka sebebin girmiş olup olmadığı) hususu büyük önem taşır. Mesela savaş sonucu başlayan bir orman yangını fırtınanın etkisiyle yayılır ve rizikoyu meydana getirirse (söz gelişi yangın sigortasına konu olan taşınmazın yanarak zarar görmesine yol açarsa), bu rizikonun (teminat dışındaki) savaştan mı yoksa (teminat kapsamındaki) fırtınadan mı kaynaklandığı araştırılacak ve tartışılacaktır.

Yorum yazın