Trafik – En önemli sorunumuz mu? (2)

GEÇEN sayıdaki yazımda, gelişmiş ülkelerin trafik sorunlarını eğitim ve çok sıkı denetim ile büyük ölçüde çözdüklerinden bahsetmiştim. Maalesef ülkemizde bu iki önemli konunun ikisini de doğru düzgün yapamadığımız herkesin malumu. Neden yapamıyoruz sorusuna cevap ararken trafikteki sürücüleri ve araçları tanımaya çalışalım.
A) Belediye otobüsleri ve hat yolcu minibüsleri
B) Taksiler
C) Şirket araçları
D) Özel araçlar
Yukarıdakiler bir şehir trafiğindeki vasıtaları özetleyebilir, bunları tek tek inceleyelim.
A) Belediye otobüsleri ve hat yolcu minibüsleri
a) Belediye otobüsleri
Özellikle halk otobüsleri resmen birer tank gibi kullanılıyor. Hiçbir kurala uymadıkları gibi polislerin sonsuz toleransına sığınıyorlar.
Bir gün Ortaköy’de gördüğüm halk otobüs şoförü sol kolunu camdan dışarı çıkarmış tespih çekiyor ve sağ eliyle de direksiyon
kullanıyordu. En ufak bir olayda direksiyon kontrolünü kaybeder.
Daha sonra gördüğüm halk otobüsü son durak yol kenarında park
etmiş, şoför çorabını da çıkarmış ayaklar direksiyonun üzerinde
cep telefonuyla konuşuyordu! Bu iki olay da gösteriyor ki şoförler kesinlikle eğitimden geçmiyor ve kimse onlara davranış kurallarını öğretmiyor ve maalesef bu insanların eğitim düzeyleri de son derece düşük. Bu vasıtalar yolda giderken tek yaptıkları kendilerine yol açmak. Diğer sürücülerin hiçbir hakları yok!
b) Yolcu minibüsleri
Her diledikleri yerde yolcu indirir ve bindirirler, bazen de yolun ortasında, kural yok, saygı yok. Önüne çıkanı ezer geçer ve bir şey dersen de şoför iner kavga eder. Sanki yola çıkmış azılı katiller gibiler, hat üzerinde birbirleri ile yarış ederler. Her türlü trafik kuralını kasten bozmak için yola çıkmış gibiler.
Allahtan minibüs hatları azaltıldı, artık her yerde yoklar, yoksa kötü trafiğin baş sebebi olurlardı.
B) Taksiler
İstanbul’da trafik karmaşasının baş sebeplerinden biri de belli bir durağa bağlı olmayan başıboş dolaşan taksilerdir. Her yerde dururlar, en kritik kavşak ve yol ağzında yolcu indirir bindirirler.Ekmek parası sloganı ile her şeyi yapma hakkını kendilerinde bulurlar. Elini kaldırdığın anda hemen dururlar ve bir şey söylersen ‘müşteri istedi durdum ‘diyerek kendini sorumlu tutmaz. Eski İstanbul şoförleri hariç birçoğu eğitimsizdir ve karşısındakinin haklarına son derece saygısızdır.
Gelişmiş bir ülkede yoldan geçen taksiye elini kaldırırsan, durduğun yer trafik kurallarına uymayan bir yerse, taksi şoförü eliyle uygun yeri işaret eder ve oradan araca binmeni ister. Yolcu ‘şurda dur ineyim’ diyebilir ama taksi şoförü ‘burada duramam biraz ileride dururum’ diyerek kural ihlali yapmamış olur, ne kadar basit değil mi? Her şeyde olduğu gibi olayın başı ve sonu EĞİTİM. Ama o da gösteriyor ki biz insanlarımızı doğru düzgün eğitemiyoruz. Yeterli eğitimi (genel eğitim ve trafik eğitimi) almamış sürücü yaptığı hataların birçoğunun farkında değil. Bir gün bindiğim bir taksi şoförü anormal süratli ve tehlikeli sürüyordu taksiyi, “Ben arkadaşım kendini öldürmek istiyorsan beni de kurban etme, ineyim sonra nasıl istiyorsan öyle sür aracı” dedim, tabii ki pek anlamadı. Ben de detaylı izah ettim, ’her boşluğa gereksiz yere dalma, böyle sık sık şerit değiştirme, diğer araçlara teğet geçme ve gereksiz sürat yapma, sağa sola dönüşte muhakkak sinyal ver vs.’ Anladı mı tüm dediklerimi emin değilim ama en azından yavaşladı.
Münih Havaalanı’nda bindiğim taksinin şoförü Türk bir hanımdı. Yol boyu sohbet ettik taksi şoförü olabilmek için 7 kere imtihana girmiş ve sonuncuda başarılı olmuş. “Bayağı ders çalışmam gerekti, hem tüm kuralları hem de ana yolları ve caddeleri ezberlemem gerekti” dedi.
Yine tekrarlıyorum çok da zor olmayan bu tür eğitimleri neden düzenleyemeyiz ve taksi kullanmak isteyenleri neden disipline edemeyiz anlamak mümkün değil.
Ticari araçları ve özel araçları gelecek ay inceleyeceğiz.

Yorum yazın