“Teknoloji acentenin yerine değil acentenin yanına gelmelidir”

“Teknoloji acentenin yerine değil acentenin yanına gelmelidir”

Teknolojinin acentenin yerine değil, acentenin yanına gelmesi gerektiğine dikkat çeken TOBB SAİK Başkanı Levent Korkut, “Acentelerin dijital araçları etkin kullanması, müşteri verilerini doğru değerlendirmesi ve yeni hasar uygulamalarını takip etmesi önemli” dedi.

Van Ticaret ve Sanayi Odası’nın ev sahipliğinde, TOBB Sigorta Acenteleri İcra Komitesi koordinasyonunda gerçekleştirilen Doğu ve Güneydoğu Anadolu Sigortacılık Platformu Toplantısı’na Türkiye’nin 27 ilinden sigorta acenteleri katıldı. SEDDK, SAİK, SEİK, TARSİM, DASK ve SBM temsilcilerinin de yer aldığı toplantıda yetkisiz ekran paylaşımından korsan acenteliğe, haksız promosyon uygulamalarından portföy mülkiyetine, tarım sigortalarından DASK süreçlerine kadar birçok konu ele alındı. TOBB SAİK Başkanı Levent Korkut, farklı illerden gelen acentelerin birbirinden bağımsız şekilde aynı sorunları dile getirmesinin, sektördeki meselelerin önemli bir bölümünün kişisel veya bölgesel değil, yapısal olduğunu gösterdiğini ifade etti.

SEKTÖRÜN GÜNDEMİ SAHADA ŞEKİLLENİYOR

Sigorta sektörünün gündeminin yalnızca Ankara, İstanbul veya merkez ofislerde yapılan toplantılarda oluşmadığını belirten Korkut, “Sektörün gerçek gündemi, her sabah işyerini açan acentenin masasında şekilleniyor” dedi. Teklif hazırlanırken karşılaşılan sorunların, poliçe düzenlenirken yaşanan uygulama farklılıklarının, yenileme dönemlerinin, tahsilat süreçlerinin ve hasar anında verilen mücadelenin sektörün gerçek fotoğrafını ortaya koyduğunu belirten Korkut, sahayı dinlemeden oluşturulan düzenleme, uygulama veya iş modellerinin eksiksiz bir sektör fotoğrafı ortaya koyamayacağını söyledi. Acentelerin sigorta şirketleri ile sigortalılar arasındaki ilişkinin en önemli unsurlarından biri olduğuna dikkat çeken Korkut, riskin doğru analiz edilmesi, iletişimin doğru kurulması ve sigortalının doğru ürünle buluşturulmasında acentenin rolünün belirleyici olduğunu vurguladı. Korkut,acentelerin yaşadığı sorunların sigortalının aldığı hizmetin niteliğini de doğrudan etkilediğini ifade etti. TOBB SAİK’in sorumluluğunun yalnızca sorunları dinlemek veya ilgili kurumlara aktarmak olmadığını belirten Korkut, “Sahadan gelen bilgiyi doğru değerlendirmek, ortak sorunları belirlemek, çözüm önerileri geliştirmek, ilgili kurumlarla istişare etmek ve sonuç alıncaya kadar süreci takip etmek zorundayız” dedi. Van toplantısında tüm paydaşların aynı masa etrafında buluşmasının önemine dikkat çeken Korkut, masa başında doğru görünen bir uygulamanın sahada farklı sonuçlar doğurabileceğini belirterek, sahadan gelen sesin karar mekanizmalarına ulaşması ve somut çözüm önerilerine dönüştürülmesi gerektiğini vurguladı.

‘TALEBİMİZ AYRICALIK DEĞİL EŞİTLİKTİR’

Rekabetin ürünlerin gelişmesine, hizmet kalitesinin yükselmesine ve tüketicinin daha fazla seçeneğe ulaşmasına katkı sağladığını belirten Korkut, kuralların bütün dağıtım kanalları bakımından dengeli, şeffaf ve uygulanabilir olması gerektiğini söyledi. Yetkisiz ekran paylaşımı, korsan acentelik, yetkisi olmayan kurumların sigorta satışı yapması ve haksız promosyon uygulamalarının yalnızca acentelerin ekonomik sorunları olarak görülemeyeceğini ifade eden Korkut, bunların tüketicinin doğru bilgilendirilmesini, hizmetin niteliğini ve sigorta sistemine duyulan güveni de ilgilendirdiğini belirtti. “Biz dijital kanallara karşı değiliz. Banka kanalına karşı değiliz. Brokerlere veya doğrudan satış yöntemlerine de karşı değiliz. Ancak bütün kanalların aynı sorumluluk anlayışı ve adil rekabet koşulları içerisinde faaliyet göstermesi gerektiğine inanıyoruz. Talebimiz ayrıcalık değil, eşitliktir” dedi.

‘SİGORTADA MESELE YALNIZCA FİYAT DEĞİLDİR’

Sigortanın gerçek değerinin çoğu zaman bir hasar veya risk gerçekleştiğinde ortaya çıktığını belirten Korkut, satışta yalnızca düşük fiyatın yeterli olmadığını; poliçenin kapsamı, istisnaları, teminat limitleri, hasar şartları ve müşterinin gerçek ihtiyaçlarının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Korkut, “Birkaç yüz lira daha düşük primle poliçe düzenlemek mümkündür. Ancak müşterinin gerçek riskini analiz ederek doğru güvenceyi oluşturmak, uzmanlık ve sorumluluk gerektirir. Bizim savunduğumuz rekabet anlayışı, yalnızca en düşük fiyatın değil, en doğru çözümün öne çıktığı bir sistemdir” dedi.

‘GÜÇLÜ ACENTE SİSTEMİN GÜCÜDÜR’

Acentelerin ofis yatırımı yaptığını, personel istihdam ettiğini, teknoloji kullandığını, yenilemeleri takip ettiğini, tahsilat süreçlerini yürüttüğünü, hasar sonrasında destek sağladığını ve mevzuat değişikliklerini izlediğini belirten Korkut, acentelerin ekonomik sürdürülebilirliğinin yalnızca kendi sorunları olmadığını vurguladı. “Acentelerin ekonomik açıdan zorlandığı bir yapı yalnızca acenteyi değil; müşteriye verilen hizmeti, sigorta şirketlerinin sahadaki gücünü ve sonuç olarak sektörün tamamını zayıflatır” diyen Korkut, acentenin sistem açısından bir maliyet unsuru değil, sigorta sektörünün sahadaki en önemli güçlerinden biri olduğunu söyledi. Risturn uygulamaları, komisyon yapıları, araç satış ve devir işlemlerindeki zeyil süreçleri ile doğrudan tazmin uygulamasının acentelerin ekonomik ve operasyonel yapısına etkileriyle birlikte ele alınması gerektiğini belirten Korkut, acentenin oluşturduğu iş yükü ve katma değerin görünmez hale gelmemesi gerektiğini ifade etti. Doğrudan tazmin uygulamasının sigortalıya hızlı hizmet sunma amacını olumlu bulduklarını belirten Korkut, acentenin süreç içerisindeki rol ve sorumluluğunun açık biçimde tanımlanması gerektiğini kaydetti.

HASAR SÜREÇLERİNDE YENİ DÖNEM

SEDDK tarafından 24 Temmuz 2026 tarihinde yapılan duyuruyla Alo 193 Sigorta Hasar İhbar ve Şikâyet Hattı ile motorlu araç sigortalarında Ortak Hasar İhbar Merkezi’nin kurulmasına ilişkin düzenlemelerin açıklandığını hatırlatan Korkut, uygulamanın 1 Eylül 2026 itibarıyla başlamasının ve ilk etapta trafik ile kasko sigortalarındaki hasar ihbarlarının ortak merkez üzerinden alınmasının öngörüldüğünü belirtti. Korkut, düzenlemenin başvuruların kolaylaştırılması, süreçlerin belirli bir standart içerisinde yürütülmesi, ilgili sigorta şirketine daha hızlı yönlendirilmesi ve yetkisiz veya mevzuata aykırı uygulamaların tespitine katkı sağlaması açısından önem taşıdığını ifade etti. Ancak değişikliğin yalnızca hasar ihbarlarının tek merkezde toplanması olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Korkut, “Hasar ihbarı ile hasar danışmanlığı aynı şey değildir” dedi. Sistemin ihbarı alabileceğini, veriyi kaydedebileceğini ve dosyanın açılmasını sağlayabileceğini belirten Korkut, sigortalının teminat, gerekli belgeler, eksper süreci ve tazminat başvurusundaki haklarına ilişkin sorularına sigorta aracılarının cevap vermeye devam edeceğini söyledi.

TEKNOLOJİ ACENTENİN YANINA GELMELİ

Ortak Hasar İhbar Merkezi’ni acentenin rolünü azaltan bir yapı olarak değil, doğru kurgulandığında operasyonel yükü azaltarak danışmanlık kapasitesini artırabilecek bir fırsat olarak gördüğünü belirten Korkut, “Dijital sistem ihbarı alabilir. Ancak acente müşterisinin özel durumunu değerlendirir, poliçenin kapsamını anlatır ve müşterisinin süreçte ne yapması gerektiğini açıklar” dedi. Dijitalleşme konusundaki yaklaşımlarının net olduğunu belirten Korkut, “Teknoloji acentenin yerine değil, acentenin yanına gelmelidir” ifadelerini kullandı. Korkut, acentelerin dijital araçları etkin kullanması, müşteri verilerini doğru değerlendirmesi, yeni hasar uygulamalarını takip etmesi ve mesleki uzmanlığını geliştirmesi gerektiğini kaydetti. Korkut, “Sigortalı, zor gününde güvenebileceği bir profesyonele ihtiyaç duymaya devam edecek. Bu nedenle acenteliğin geleceğinden endişe etmek yerine, geleceğin acenteliğini bugünden hazırlamamız gerekiyor” dedi.

‘GELECEĞİ BİRLİKTE İNŞA EDECEĞİZ’

Van’daki tablonun farklı şehirlerde faaliyet gösteren acentelerin sorunlarının, beklentilerinin ve mesleğin geleceğine ilişkin sorumluluklarının ortak olduğunu gösterdiğini belirten Korkut, ortak aklın büyütülmesi, sahanın dinlenmesi ve çözümün birlikte üretilmesi gerektiğini söyledi. “Güçlü acente, güçlü şirket demektir. Güçlü acente ve güçlü şirket ise güçlü bir sigorta sektörü anlamına gelir” diyen Korkut, geleceğin sigortacılığının teknoloji ile insan temasını, hız ile danışmanlığı, rekabet ile adil uygulamaları birbirini tamamlayan unsurlar olarak görerek inşa edilmesi gerektiğini vurguladı. Korkut, temel hedeflerinin “Acentenin gücünü koruyan, sigortalının hakkını gözeten ve sigorta sektörüne duyulan güveni büyüten sürdürülebilir bir yapı oluşturmak” olduğunu ifade etti.

Yorum yazın