Sigortayla geleceğine güvenle bak!
Bu haftaki yazımı sektörün çatı organı Türkiye Sigorta Birliği tarafından geçtiğimiz hafta düzenlenen, sektörün 2017 performansının değerlendirildiği basın toplantısına ayırmak istiyorum. TSB Başkanı Can Akın Çağlar’ın ev sahipliğinde gerçekleşen davette rakamlar kadar, güçlü bir ekonomi için sigortanın olmazsa olmaz olduğuna vurgu yapıldı.
Daha önce birçok kez yazdığım gibi, üretilen değil yaratılan fayda ile ilgili olan rakamlar benim için en dikkat çekici olanlardı. Başkan Çağlar, sektörün ekonomiye 119 milyar lira fon sağladığını ve 8.2 milyon konuta, 17.5 milyon araca, 1.5 milyon işletmeye teminat verdiğini, ayrıca 2.7 milyon kişiye de sağlık teminatı sağladığını vurguladı. Sektörün tazminat ödemelerine de değinen Çağlar, geçen yıl sektörün toplam 28.4 milyar lira tazminat ödediğini belirterek bunun günde 112 milyon lira ödemeye tekabül ettiğini ifade etti.
Ekonomi için büyük bir kaynaktan bahsediyoruz ve bu rakamları küçümsemek büyük haksızlık olur. Bu rakamlarda acentelerin, sigorta şirketi çalışanlarının, brokerlerin, yaşanan hasarları onararak yaşamın devamında önemli etkileri olan birçok sektörden binlerce insanın büyük emeği var. Bu nedenle de TSB Başkam Çağlar, sigortanın işlevini anlatırken “Bugününü koruyamayan toplumlar geleceğe güvenle bakamaz” sözünü kullanarak sigortacı olarak ne kadar önemli bir sorumluluk altında çalıştıklarını çok güzel ifade etti. Bu sorumluluk çok önemli. Çünkü sigortanın önemini ve ekonomiye katkısını ne kadar da anlatsak, bir kişi başına bir şey gelmedikçe sigortanın faydasını idrak edemiyor.
Bu konuya örnek olması amacıyla geçtiğimiz hafta eşim tarafından bana iletilen küçük bir olayı sizle paylaşmak istiyorum. Eşimin iş arkadaşlarından biri, engelli bir arkadaşı üzerine kayıtlı bir aracı kullanırken maddi hasarlı bir kazaya yol açıyor. Aracın trafik sigortası zarar verdikleri karşı aracın hasarını karşılıyor. Fakat aracın kendi hasarı ise kasko sigortasında aracın engelli aracı olması ve kaza yapanın 3. derece yakını dışında biri tarafından kullanılması nedeniyle karşılanamıyor. Hatasını bilen ve kabullenen arkadaşımız aracı tamir edilmesi için servise götürdüğünde karşısına çıkan 20 bin lira gibi bir rakamı ödemek zorunda kalıyor. Aracı engelli kişinin 3. dereceye kadar yakınlarından biri kullansa, kazada oluşan hasarı sigorta şirketi karşılayacaktı. Ya da araç satın alınırken noterden “herkes kullanabilir” onayı alınmış olsa hasar yine sigortacı tarafından karşılanacaktı. Bu arkadaşımız birçoğumuzun bildiği fakat yaptığı gibi, “bir seferden bir şey olmaz”, “ben iyi sürücüyüm” şeklinde düşüncelerle yaptığı bir hatayı kötü bir tecrübe ile öğrenmiş oldu. Unutmayalım, sigortalı olmak insana aynı zamanda doğru yapmayı ve bu şekilde yaşamayı öğreten önemli bir kazanımdır. Burada TSB Başkanı Çağlar’ın sözünü bir nebze de olsa kulağımıza küpe yapıp, varlıklarımızı sigorta güvencesi altına alırsak ve bu şekilde yaşamayı felsefemiz haline getirirsek geleceğe daha güvenle bakabiliriz…
