Sektörde risk yönetimi siber tehditler ve yapay zekâ ile yeniden şekilleniyor

Sektörde risk yönetimi siber tehditler ve yapay zekâ ile yeniden şekilleniyor

EY ve Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) gerçekleştirdiği Küresel Sigorta Risk Yönetimi 2026 Araştırması hakkında değerlendirmelerde bulunan EY Türkiye Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı Fatih Polat, araştırma sonuçlarının siber riskler, üçüncü taraf kaynaklı riskler, operasyonel dayanıklılık ve yapay zekânın sigorta şirketlerinin risk gündemindeki öncelikli başlıklar olmaya devam ettiğini gösterdiğini belirtti.

Sigorta sektörü, günümüzde jeopolitik gelişmelerden teknolojik dönüşüme, iklim değişikliğinden düzenleyici değişikliklere kadar birçok unsurun etkisiyle giderek daha karmaşık ve öngörülmesi güç bir risk ortamında faaliyet gösteriyor. Günümüzde risklerin anlık olarak ve birbirini tetikleyen şekilde gelişmesi, şirketlerin karar alma süreçlerini hızlandırmalarını ve daha çevik hareket etmelerini zorunlu kılıyor. Teknoloji altyapılarından üçüncü taraf ilişkilerine, operasyonlardan piyasalara kadar farklı alanlarda başlayan aksaklıklar, kısa sürede tüm organizasyona yayılan etkiler oluşturabiliyor.

EY ve Uluslararası Finans Enstitüsü’nün (IIF) gerçekleştirdiği Küresel Sigorta Risk Yönetimi 2026 Araştırması hakkında değerlendirmelerde bulunan EY Türkiye Denetim Hizmetleri Şirket Ortağı Fatih Polat, şu ifadelere yer verdi: “Küresel Sigorta Risk Yönetimi 2026 Araştırması, risk ortamının doğrusal olmayan, hızla değişen ve yüksek derecede bağlantılı bir yapıya evrildiğini ortaya koyuyor. Araştırma sonuçları; siber riskler, üçüncü taraf kaynaklı riskler, operasyonel dayanıklılık ve yapay zekânın sigorta şirketlerinin risk gündemindeki öncelikli başlıklar olmaya devam ettiğini gösteriyor. Bununla birlikte, yapay zekâ destekli teknolojiler, yüksek kaliteli veri yönetimi ve dijital yetkinliklere sahip iş gücü, yeni nesil risk yönetiminin temel yapı taşları olarak öne çıkıyor. Bu dönüşüm, sigorta şirketlerindeki risk yöneticilerinin rolünü de yeniden tanımlıyor. Ayrıca risk fonksiyonları, operasyonel uyum ve kontrol mekanizması olmaktan uzaklaşarak stratejik karar alma süreçlerinin önemli bir parçası hâline geliyor. Araştırmaya göre, önümüzdeki dönemde sigorta sektöründeki risk yöneticilerinin odaklanması gereken 3 temel stratejik öncelik şöyle sıralanıyor:

RİSK YÖNETİCİLERİNİN ODAKLANMASI GEREKEN 3 TEMEL STRATEJİK ÖNCELİK

  1. Siber güvenlik stratejileriyle kurumsal dayanıklılığının güçlendirilmesi:

Siber riskler, yapay zekâ destekli saldırılar başta olmak üzere giderek artan dijital tehditler, genişleyen üçüncü taraf ekosistemleri, jeopolitik belirsizlikler ve veri kullanımının yoğun olduğu operasyonlar nedeniyle sigorta şirketlerindeki risk yöneticilerinin (CRO) gündemindeki en kritik konu olmayı sürdürüyor. Günümüzde siber olaylar, tedarikçiler, hizmet sağlayıcılar ve müşteri kanalları arasında hızla yayılarak sınırlı düzeydeki bir kesintiyi şirket genelini etkileyen bir krize dönüştürebiliyor.

Bu durum, sigorta şirketleri açısından önemle dikkate alınması gereken bir konuyu ortaya çıkarıyor. İş ortakları, üçüncü taraf hizmet sağlayıcılar, bulut servis sağlayıcıları ve modelleme şirketleri artık yalnızca destekleyici unsurlar değil; hizmet portföyününün merkezinde yer alan kritik paydaşlar olarak öne çıkıyor. Bu kapsamda üçüncü taraf riskleri, şirketlerin maruz kaldığı başlıca sistemik risklerden biri hâline geliyor. Günümüz koşullarında siber riskleri, üçüncü taraf risklerini ve operasyonel dayanıklılığı birbirinden bağımsız alanlar olarak ele almak yeterli olmayabiliyor. Bu doğrultuda, sigorta şirketlerinin bu üç alanı bütüncül bir yaklaşımla ele alarak entegre risk yönetimi modelleri oluşturması önem taşıyor. Bu yaklaşım, belirli dönemlerde yapılan değerlendirmelerden sürekli izlemeye; parçalı sorumluluk yapılarından kurumsal düzeyde yönetişime geçişi de beraberinde getiriyor.

  1. Yönetişim, veri ve kontrol mekanizmalarının modernize edilmesi:

Araştırma sonuçlarına göre siber riskler kısa vadeli gündemin üst sıralarında yer alsa da, yönetişim ve kontrol mekanizmalarının güçlendirilmesi de sigorta şirketleri için stratejik önemini koruyor. Özellikle yapay zekâ uygulamalarının hızla yaygınlaşması, bu alanda gelişmiş yönetişim mekanizmalarını zorunlu hale getiriyor. Ayrıca düzenleyici beklentilerinin artmasıyla birlikte, sigorta şirketlerinin risk yönetimi çerçevelerinin, kontrol mekanizmalarının ve hesap verebilirlik yapılarının yapay zekânın beraberinde getirdiği yeni risklere uyum sağlaması gerekliliği ön plana çıkıyor.

Bu doğrultuda, güçlü yönetişim yapıları kuran, veri altyapılarını modernize eden ve yeni ortaya çıkan risk alanlarına proaktif yaklaşan CRO’lar; karmaşıklığın giderek arttığı bir ortamda ölçeklenebilir kontrol mekanizmaları oluşturma, güveni artırma ve gerçek zamanlı risk öngörüleri sunma konusunda önemli avantaj elde ediyor. Günümüzün hızla değişen sigortacılık ekosisteminde sürdürülebilir başarı, sadece riskleri yönetmekten değil, risk yönetimi altyapısını da geleceğe hazır hale getirmekten geçiyor.

  1. İş gücünün ve operasyon modelinin geleceğe dönük olarak hazırlanması:

Teknolojik gelişmeler yalnızca risklerin niteliğini değiştirmekle kalmıyor, aynı zamanda risk yönetimi faaliyetlerinin yürütülme biçimini de dönüştürüyor. Yapay zekânın; fiyatlandırma, hasar yönetimi, suistimal tespiti, kontrol süreçleri, siber güvenlik ve müşteri operasyonları gibi alanlarda hızla yaygınlaşması, daha dinamik yönetişim yapıları ve esnek risk yönetimi yaklaşımlarını gerekli kılıyor. Risk fonksiyonları açısından bakıldığında ise bu dönüşüm, yetkinliklerin geliştirilmesini de kapsıyor.

‘RİSK YÖNETİMİ ARTIK STRATEJİK BİR DEĞER UNSURU’

Araştırma sonuçları, sigorta şirketlerindeki risk yöneticilerinin (CRO) mevcut ekiplerle daha yüksek verimlilik elde edebilmek için operasyon modellerini yeniden tasarladığını gösteriyor. Otomasyon, rutin görevleri üstlenirken; yapay zekâ analiz, test ve değerlendirme süreçlerini hızlandırıyor. Bu dönüşümle birlikte insan kaynağının katma değeri ise daha çok muhakeme, yorumlama, stratejik karar desteği ve iş birimleriyle etkin iş birliği alanlarında öne çıkıyor. Dolayısıyla dijital çağda başarılı risk yönetimi yalnızca yeni teknolojilerin kullanımını değil, bu teknolojilerden maksimum fayda sağlayabilecek yetkin iş gücü ve çevik operasyon modelinin oluşturulmasını da gerektiriyor. Sigorta şirketlerinin gelecekteki başarısı, teknolojik gelişmelere paralel olarak çalışan yetkinliklerini dengeli ve etkin bir şekilde bir araya getirebilme kapasitesine bağlı olacak.

Kısacası araştırma, önümüzdeki dönemde öne çıkan 3 temel önceliğe işaret ediyor: Siber savunma mekanizmalarının güçlendirilmesi, yönetişim-veri-kontrol yapılarının modernize edilmesi ve risk alanındaki iş gücü ile operasyon modellerinin dijital geleceğe uygun şekilde yeniden şekillendirilmesi. Bu alanlarda proaktif adımlar atan CRO’lar risk yönetiminin ötesinde; ileri analitik yetkinlikler, güçlü kurumsal liderlik ve dijitalleşmiş operasyon modelleri sayesinde risk yönetimini stratejik bir avantaja dönüştürerek şirketlerinin sürdürülebilir büyümesine yön verecek. Bu doğrultuda risk yönetimi, artık büyümeyi sınırlayan bir kontrol mekanizması olmaktan ziyade, belirsizlik ortamında sigorta şirketlerinin geleceğe güvenle ilerlemeyi sağlayan stratejik bir değer unsuru olarak konumlanıyor.”

Yorum yazın