Kiracının yükümlülüğü ödenmeyen kira tutarlarının toplamını aşmamalı

Kiracının yükümlülüğü ödenmeyen kira tutarlarının toplamını aşmamalı

Kiracının yükümlülüğü hiçbir halde ödenmeyen (varsa ödeme vadesi geçirilmiş olan ve henüz vadesi gelmeyen) kira tutarlarının toplamını aşmamalıdır. Sigorta tazminatının yalnızca bu toplam tutara eşit bir bölümü finansal kiralama şirketine verilmelidir. Fazlası ise (yoksun bırakılmasını gerektiren özel bir sebep bulunmadıkça) kiracıya ait olmalıdır.

Ülkemizde yaygın şekilde başvurulan finansman yöntemlerinden biri de finansal kiralamadır. Bu finansman çeşidi ilgili taraflar arasında yapılan bir finansal kiralama sözleşmesine dayanır. Bu sözleşme ve finansal kiralamaya ilişkin temel hususlar günümüzde 2012 yılında çıkarılan Finansal Kiralama, Faktoring, Finansman ve Tasarruf Finansman Şirketleri Kanunu (FKFFTFŞK) içinde yer almaktadır.

FKFFTFŞK’deki yasal tanıma göre “finansal kiralama” deyimi “finansman sağlamaya yönelik olarak bir malın mülkiyetinin kira süresi sonunda kiracıya devredilmesi; kiracıya kira süresi sonunda malın rayiç bedelinden düşük bir bedelle satın alma hakkı tanınması; kiralama süresinin malın ekonomik ömrünün yüzde sekseninden daha büyük bir bölümünü kapsaması veya finansal kiralama sözleşmesine göre yapılacak kira ödemelerinin bugünkü değerlerinin toplamının malın rayiç bedelinin yüzde doksanından daha büyük bir değeri oluşturması hâllerinden herhangi birini sağlayan kiralama işlemini” ifade etmektedir (FKFFTFŞK m.3(ç)). Finansal kiralama sözleşmesinde kiraya veren (“kiralayan”) tarafını finansal kiralama şirketleri, katılım bankaları ve kalkınma ve yatırım bankaları oluşturabilmektedir. Aşağıda finansal kiralama sözleşmesinin kiraya veren tarafının finansal kiralama şirketi olduğunu varsayarak açıklama yapacağız. Finansal kiralama ile ilgili ilk düzenleme 1995 tarihli 2012 yılında çıkarılan 6361 sayılı Finansal Kiralama Kanunu’nda (FKK) yer almış idi. 1995 tarihli FKK m.17 fk.2 finansal kiralama şirketinin mülkiyeti kendisine ait olan finansal kiralama konusu malı sözleşme süresince sigorta ettirmek zorunda olduğunu; sigorta primlerinin ödenmesi yükümlülüğünün ise kiracıya ait bulunduğunu öngörmüştü. FKK m.13 fk.3 uyarınca ise sözleşmede aksine hüküm olmadığı takdirde kiracı, malın her türlü bakım ve korunmasından sorumlu idi ve bakım ve onarım masraflarını da karşılaması gerekmekteydi. Öte yandan FKK m.14 malın sözleşme süresi içinde tam veya kısmi hasar sorumluluğunu kiracıya yüklemiş ve bu sorumluluğun “ödenen sigorta miktarının karşılanmayan kısmı ile sınırlı olacağını; ancak kiracının bu farkı, finansal kiralama bedelleri ile ödemek zorunda olduğunu” hükme bağlamıştı. Buna göre sigorta tazminatı kiracının finansal kiralama şirketine karşı (hasar veya zıya) sorumluluğunu azaltıcı bir işleve sahip olacak ve sigorta tazminatının bütün hasar veya zıya tutarını karşılamaya yeterli olmaması durumunda, kiracı aradaki Kiracının yükümlülüğü hiçbir halde ödenmeyen (varsa ödeme vadesi geçirilmiş olan ve henüz vadesi gelmeyen) kira tutarlarının toplamını aşmamalıdır. Sigorta tazminatının yalnızca bu toplam tutara eşit bir bölümü finansal kiralama şirketine verilmelidir. Fazlası ise (yoksun bırakılmasını gerektiren özel bir sebep bulunmadıkça) kiracıya ait olmalıdır. farkı kira ödemeleri ile kapatacaktı. 2012 yılında yasalaşan 6361 sayılı yürürlükteki FKFFTFŞK sigorta ile ilgili olarak bazı bakımlardan önceki düzenlemeye benzemekte bazı bakımlardan ise farklılık göstermektedir. “Tarafların hak ve borçları” başlıklı FKFFTFŞK m.14(3) kiracının, sözleşmede aksine hüküm yoksa malın her türlü bakımından ve korunmasından sorumlu olduğunu ve bakım ve onarım masraflarının da ona ait olacağını; FKFFTFŞK m.14(4) kiralama konusu malın sigorta ettirilmesinin zorunlu olduğunu; sigortanın kim tarafından yaptırtılacağının sözleşmede gösterileceğini; sigorta primlerinin kiracı tarafından ödeneceğini; FKFFTFŞK m.14(5) malın sözleşme süresi içinde tam veya kısmi hasar sorumluluğunun kiracıya ait bulunduğunu; bu sorumluluğun ödenen sigorta tazminatı tutarı ile karşılanmayan kısmına ilişkin olacağını ve sigorta tazminatı tutarını aşan bir zarar varsa bu aşan kısmın kiracı tarafından karşılanacağını hükme bağlamıştır. Görüldüğü gibi FFK ile FKFFTFŞK arasındaki farklar yalnızca aşağıdaki hususlardan ibarettir:

• Sigortayı taraflardan hangisinin yaptıracağı sözleşmede kararlaştırılacaktır. Ancak FKFFTFŞK düzeninde de primler kiracıya ait olacaktır.

• Malın hasarlanması veya zayi olması (FKK’nda olduğu gibi) kiracının sorumluluğuna yol açacaktır. Kiracının bu sorumluluğu (yine FKK’ndaki gibi) yalnızca sigorta ile karşılanmayan zarar içindir. Ancak (FKK’ndan farklı olarak) kiracının söz konusu sorumluluğunu “finansal kira ödemeleri ile” kapatması çözümü terk edilmiş ve yalnızca kiracının “aşan kısmı karşılamak zorunda olduğu” belirtilmiştir.

KİRACININ SORUMLULUĞU

Önceki ve yürürlükteki yasada mevcut olan hükümler çerçevesinde, finansal kiralama konusu mala ilişkin olarak yaptırılacak sigortanın hem malın maliki olmayı bütün sözleşme ilişkisi boyunca sürdüren finansal kiralama şirketinin malik çıkarını (menfaatini) hem de kiracının tam veya kısmi hasar sorumluluğunu karşılaması söz konusudur. Sigorta sözleşmesini finansal kiralama şirketi veya kiracıdan hangisinin sigortacıyla yapacağı ise ayrı bir husustur. Sigorta sözleşmesinin tarafı olan (ve dolayısıyla prim ödeme borcunu üstlenmiş bulunan) sigorta ettiren bu ilgililerden hangisi olursa olsun satın alınan sigorta finansal kiralama şirketinin malik çıkarını ve kiracının da sorumluluğunu temin edecektir. Sigorta sözleşmesini kiracının yaptırması olasılığında malik çıkarı “finansal kiralama şirketi lehine” sigorta koruması altına alınmış olacaktır. Sigorta sözleşmesinin her halde “kiracının finansal kiralama konusu malın tam veya kısmi hasara uğraması halinde kiracının malike karşı bu hasar dolayısıyla mevcut olan sorumluluğunun da teminat kapsamında olduğu” (veya bununla aynı sonucu meydana getirecek olan “sigortacının finansal kiralama konusu mal tam veya kısmi hasara maruz kaldığında kiracıya rücu etmeyeceği”) kaydını içermesi de gerekecektir. Fikrimizce başkası lehine sigorta sözleşmesi yapmış olan bir sigorta ettiren, sigorta konusu mala gelen zarardan sorumlu ise, kendisinin sigorta sözleşmesini sigortacıyla kurmuş ve primleri ödemiş olması sigortacının zararı karşıladıktan sonra halef sıfatıyla ona rücu istemi yöneltmesine engel değildir. Bu nedenle sigorta ettiren kiracının finansal kiralama konusu mala ilişkin olarak finansal kiralama şirketi lehine sigorta yaptırmış olması, o malın tam veya kısmi hasara uğraması durumunda sigortacının kiracıya rücu hakkını ortadan kaldırmayacaktır. Ancak eğer kiracının tam veya kısmi hasar sorumluluğunun sigorta teminatı kapsamında olduğu (veya bir çeşit sorumluluk teminatı anlamına gelen “kiracıya rücu edilmeyeceği” kaydı) sigorta sözleşmesinde belirtilirse sigortacının kiracıya başvurması mümkün olmaz. (Öğretide sigorta ettirenin sözleşmeye yabancı bir üçüncü kişi olmadığı; tersine sözleşmenin tarafı ve o sözleşmeye ait primlerin de borçlusu olduğu gerekçesiyle sigortacının başkası lehine sigorta yaptırmış olan sigorta ettirene rücu edemeyeceği görüşünü benimseyen yazarlar da mevcuttur. Kişisel kanımız sigorta ettirenin başkası lehine yaptırdığı mal sigortasının aynı zamanda bizzat sigorta ettiren yararına kurulmuş sorumluluk sigortası işlevine sahip olmaması gerektiği yönündedir).

SİGORTA PRİMİNİN YÜKÜMLÜSÜ KİMDİR?

Yasadaki “sigorta priminin kiracıya ait olacağı” kuralı ise kanımızca yalnızca finansal kiralama sözleşmesinin tarafları bakımından uygulanacaktır. Diğer bir anlatışla finansal kiralama konusu malı sigorta eden sigortacı ile sigorta ettiren arasındaki sigorta ilişkisi bakımından bu kuralın herhangi bir etkisi yoktur. Prim borcu sigorta ettiren sıfatıyla sigorta sözleşmesini kuran taraf her kimse (duruma göre finansal kiralama şirketi veya kiracı) ona aittir. Ancak eğer finansal kiralama şirketi sigorta ettiren olarak sigortacı ile sözleşme yapmışsa, sigortacıya ödeyeceği primi kiracıdan isteyebilecek veya kira alacağına ekleyebilecektir. Uygulamada finansal kiralama konusu mallar için yaptırılan sigortanın finansal kiralama şirketinin malik çıkarını temin etmek üzere (bizzat finansal kiralama şirketi veya bu şirket lehine kiracı tarafından) yaptırıldığı, kiracının çıkarının ise sözleşme metninde hiç belirtilmediği görülmektedir. Acaba yukarıda özetlediğimiz (finansal kiralama ilişkisinde kira konusu mal için yaptırılacak sigorta hakkındaki) yasal düzenleme ve mevcut uygulama ihtiyaçlara yanıt vermeye elverişli midir? Finansal kiralama ilişkisinde kira konusu mal için sigorta yaptırılması esas olarak bu malın kira süresi boyunca kiracı tarafından kullanılırken zarar görmesi halinde finansal kiralama şirketini korumaya yöneliktir. Bununla birlikte kiracının da malın hasarlanması nedeniyle zarara uğraması söz konusudur. Özellikle kira süresi sonunda kiracının kira konusu malı edinme hakkına sahip olduğu sözleşmelerde, kiralama süresinin son aylarına doğru önlenmesi ve sonuçlarından kaçınılması mümkün bulunmayan bir doğa olayı sonucunda kira konusu malın telef olması kiracının önemli ölçüde ekonomik kayba maruz kalmasına yol açacaktır. Kira konusu mal kira süresinin bitmesinden sonra da uzun süre kullanılması mümkün bir mal ise, kiracı bu kullanım olanağından yoksun kalacak ve ödediği kiralar da (finansal kiralama ilişkisinin bitiminden sonraki kullanma imkânı bakımından ve malı edindiği andan sonra bunun üzerinde yapabileceği gelir getirici satış, kiraya verme gibi işlemler bakımından) boşa gitmiş olacaktır. Böyle bir durumda tazminatın tümüyle finansal kiralama şirketine ödenmesi uygun bir çözüm değildir. Çünkü finansal kiralama şirketi kira konusu (süre sonunda mülkiyetin kiracıya aktarılacağı) mal bakımından sigortalanabilir çıkara kira alacakları ile sınırlı olarak sahip bulunmaktadır. Bunu aşan bir ödeme finansal kiralama şirketini zenginleştirmiş olacaktır.

SİGORTALANABİLİR ÇIKARIN BELİRLENMESİ

Şu hâlde kanımızca uygun düşen çözüm, süre sonunda mülkiyetin kiracıya devredileceğini öngören finansal kiralama sözleşmelerinde, kira konusu mal üzerinde riziko anında kimin sigortalanabilir çıkara ne ölçüde sahip olduğu ve sigorta tazminatına hangi oranda hak kazanacağı sorusunu tahsil edilen ve henüz edilmemiş olan (kira süresi sonuna kadarki) kira bedellerine göre yanıtlamaktır. Ancak, bu çözümün benimsenmesi durumunda olası duraksamaların önüne geçmek için sigorta sözleşmesinin hem kiracının hem de finansal kiralama şirketinin çıkarlarının sigorta edilmiş olduğu yolunda açıklama içermesi sağlanmalıdır. Kiracının çıkarının (da) sigorta edilmiş olduğu sözleşmede açıkça belirtilmediği zaman TTK 1408(1) hükmünün nasıl uygulanacağı konusunda duraksama yaşanabilecektir. TTK 1408 sigortalanabilir çıkarın sözleşme yapıldığı anda var olması ve sözleşme sırasında da ortadan kalkmaması gerektiğini, aksi halde sözleşmenin geçersiz olacağını öngörmüştür. Buna göre, sözleşmenin geçerliliği açısından kimin çıkarının sigorta edildiğine ve bu çıkarın sözleşme anında ve süresi boyunca mevcut olup olmadığına bakılacaktır. Kimin çıkarının sigorta koruması altına alındığı acaba nasıl belirlenecektir? 1956 tarihli (önceki) TTK’nun “Denizcilik Rizikolarına Karşı Sigortalar” bölümünde yer alan “menfaatin sahibi” başlıklı 1342’nci maddenin 3’üncü fıkrası “sözleşmeden sigortanın başkası hesabına (lehine) veya kimin olacaksa onun hesabına (lehine) yaptırıldığı anlaşılmazsa sigorta ettirenin kendi hesabına (lehine) yapılmış sayılır” hükmünü içermekte idi. Kara sigortalarına da uygulanması gereken bu hüküm nedeniyle bir sigorta sözleşmesi uyarınca kimin sigorta koruması altında olacağını (kimin çıkarının sigorta edildiğini) saptamak için sözleşmeye bakmak lâzım gelmekte idi. Bu husus sözleşmeden anlaşılamadığında, kimin çıkarının temin edildiğini hal ve şartlardan yorum yoluyla çıkarmak yolu kural olarak kapalıydı. 2011 tarihli TTK’nda ise buna benzer bir hükme yer verilmemiştir. Dolayısıyla 2011 tarihli TTK döneminde kimin çıkarının sigortalandığı bütün hal ve koşullar göz önünde bulundurularak yorum yoluyla da belirlenebilecektir. Kimin sigortadan yararlanacağının mutlaka sigorta sözleşmesinde açıkça kararlaştırılmış ve poliçeye yazılmış olması zorunlu görülmeyecektir. İşin özelliği gereği çıkarı sigorta koruması altına alınması lazım gelen kişiler sigortalı olarak kabul edilebilecektir. Bu durumda, finansal kiralama konusu bir malla ilgili sigorta sözleşmesini finansal kiralama şirketi yapmışsa kiracının çıkarı da (kendisi ayrıca sigortalı olarak belirtilmemiş olsa dahi) koruma altına alınmış sayılabilecektir. Kanımızca “müşterek menfaatlerin sigortası” başlıklı TTK 1455 hükmü de bu sonucu doğrulayan bir yasa kuralı olarak nitelendirilebilir. TTK 1455 uyarınca “bir malın veya o mala ilişkin bir hakkın yalnız bir kısmında menfaat sahibi olan kişi, kendisine ait kısımdan fazlasını da sigorta ettirmişse, sigortanın bu fazlaya ilişkin kısmı, sigorta ettirenle aynı menfaati olanlar lehine yapılmış sayılır”. Finansal kiralama şirketi ile kiracı, süre sonunda kiracıya devredilecek finansal kiralamaya konu mal üzerinde fikrimizce benzer çıkarlara sahip sayılabilirler. Kiracı malın (henüz) maliki olmasa da ileride mülkiyet kendisine geçecek olduğundan bu hususta beklenen bir hakka sahiptir ve ödediği kira tutarları ile malik olmaya (her ödemede biraz daha) yaklaşmaktadır. Finansal kiralama şirketinin de mal üzerindeki çıkarı tahsil ettiği toplam kira tutarları kadar azalmaya maruz kalmaktadır.

KİRACI ‘SİGORTALI’ KABUL EDİLEBİLİR

Finansal kiralama ilişkisinde, kira konusu malın maliki olan finansal kiralama şirketinin mülkiyet hakkı kiracı lehine sınırlanmıştır. Mesela finansal kiralama şirketinin mal üzerinde dilediği gibi (serbestçe) tasarruf olanağı mevcut değildir. FKFFTFŞK m.27 uyarınca sözleşmede aksi öngörülmemişse finansal kiralama şirketi malın mülkiyetini bir üçüncü kişiye devredemez. Sözleşmede bu yetkinin tanınması hâlinde ise devir ancak başka bir başka kiralayana (katılım bankaları, kalkınma ve yatırım bankaları ile finansal kiralama şirketlerine) yapılabilir. Devralan sözleşme hükümlerine uymak zorundadır. Diğer taraftan, finansal kiralama kapsamında kiracıya tanınan haklar ve sorumluluklar da olağan kira ilişkisinin ötesindedir. Bu durumda finansal kiralama şirketi ile kiracının (her ikisinin) mal üzerinde sınırlı kapsamda malik hak ve yetkileri bulunduğunu ve aynı nitelikte çıkara sahip kabul edilebileceklerini söyleyebiliriz. Öte yandan, finansal kiralama konusu malın kiracı tarafından finansal kiralama şirketi lehine sigorta ettirilmiş olması halinde, kiracı (da) aynı zamanda kendi çıkarı için sigorta yaptırmış olduğu sigorta sözleşmesinde belirtilmiş olmasa dahi, “sigortalı” kabul edilebilecektir. Bunun neden gerekli olduğu aşağıdaki gibi açıklanabilir: Tam değeri üzerinden ve malik çıkarı bakımından finansal kiralama şirketi lehine sigorta ettirilmiş (ve süre sonunda bedelsiz veya sembolik bir bedelle kiracıya devri öngörülmüş) finansal kiralama konusu bir mal mesela kira süresinin ortalarında tam hasara uğrarsa, sigortacı finansal kiralama şirketine yalnızca kalan kira tutarları kadar ödeme yapmalıdır. Çünkü finansal kiralama şirketinin riziko anındaki sigortalanabilir çıkarı bakiye kira alacakları kadardır. Sigorta bedeli ile bu bakiye kira alacakları tutarı arasındaki fark ise sigortalının çıkarı tam olarak karşılandığı ve fazlasının ödenmesi lazım gelmediği gerekçesiyle sigortacının kasasında kalmamalı, kira konusu mal üzerinde çıkar sahibi olduğunu yukarıda belirlemiş bulunduğumuz kiracıya özgülenmelidir. Kuşkusuz kiracının da açıkça “sigortalı” olarak belirtildiği hallerde, kiracıyı yorum yoluyla veya TTK 1455 uyarınca çıkar sahibi ve sigorta koruması altında sayma gereksinimi olmayacaktır. Fakat (çoğu zaman olduğu gibi) sigorta konusu malın yalnızca finansal kiralama şirketi çıkar sahibi gösterilerek sigorta ettirilmesi halinde, kiracının da kendi çıkarı bakımından sigorta kapsamında sayılması bu belirttiğimiz gerekçelere dayanacaktır. Finansal kiralama konusu malın (sigortacının ödeme yapmasına yol açacak olan) tam veya kısmi hasara uğraması hâli FKFFTFŞK m.24(5)’te düzenlenmiştir. Yukarıda da açıkladığımız gibi yasa tam veya kısmi hasardan kiracıyı sorumlu tutmuş ve “bu sorumluluğun ödenen sigorta miktarının karşılanmayan kısmı ile sınırlı bulunduğunu “ve “aşan kısmın kiracı tarafından karşılanmak zorunda olduğunu” hükme bağlamıştır. Bu düzenleme uyarınca rizikonun gerçekleşmesi nedeniyle finansal kiralama konusu malın değerinin tümüyle ortadan kalkması veya malda meydana gelen değer azalması sigorta tazminatı aracılığıyla giderilecektir. Kiracı tam veya kısmi hasardan (kusuru olmasa da) sorumlu olduğu için, tam hasar durumunda ödeme finansal kiralama şirketine yapılacak ve bu ödeme oranında kiracının sorumluluğu son bulacaktır. Burada kiracının çıkarı yalnızca finansal kiralama şirketine karşı yasal sorumluluğu bağlamında dikkate alınmış, uğramış olabileceği diğer kayıplar bakımından bir koruma öngörülmemiştir. Kısmi hasar olasılığında kural olarak sigorta tazminatı onarım giderinin karşılanmasına özgülenecektir. Ancak onarım yapılmazsa, maldaki değer azalması finansal kiralama şirketine ödenecektir. Bu son olasılıkta da kiracının (sorumluluk dışındaki) çıkarı göz ardı edilmiş olacaktır. Kiracının yükümlülüğü hiçbir halde ödenmeyen (varsa ödeme vadesi geçirilmiş olan ve henüz vadesi gelmeyen) kira tutarlarının toplamını aşmamalıdır. Sigorta tazminatının yalnızca bu toplam tutara eşit bir bölümü finansal kiralama şirketine verilmelidir. Fazlası ise (yoksun bırakılmasını gerektiren özel bir sebep bulunmadıkça) kiracıya ait olmalıdır. Kanımızca FKFFTFŞK m.24(5) kiracı yararına değiştirilmelidir.

Yorum yazın