Kamuran Akkor: Gönlümde yatan aslan tiyatroydu

 Kamuran Akkor: Gönlümde yatan aslan tiyatroydu

Klasik Türk müziğinin efsaneleşmiş seslerinden Kamuran Akkor, Sigortacı Gazetesi yazarımız Sema Tüfekçiler’e verdiği röportajda koro, müzik ve tiyatro üçgenindeki profesyonel kariyeri hakkında merak edilenleri paylaştı. Türkiye onu 45’lik plakları ile tanımış olsa da Akkor, “Gönlümde yatan aslan tiyatroydu” diyor.

Bu ayki sayımızda köşe yazarımız Sema Tüfekçiler, Türk müziğinin efsane isimlerinden Kamuran Akkor ile keyifli bir röportaj gerçekleştirdi. Koro, müzik ve tiyatro üçgeninde profesyonel kariyeri hakkında merak edilen birçok konuda içten açıklamalarda bulunan Akkor; daha önce dile getirmediği tutkularını, sanatçının güzelliği nasıl taşıdığını ve bir sahnede geçen hayatın yansımalarını Sigortacı Gazetesi okuyucuları için anlattı.

PLAKLAR İLE GELEN ŞÖHRET

Tüfekçiler Kamuran Akkor’u şöyle anlatıyor, “Bu ayki konuğumuz, Türk müziğinin en büyük seslerinden, “Kraliçe” lakaplı efsane Assolist Şef Kamuran Akkor. Kendisi benim ve Kamuran Akkor korosundaki tüm arkadaşlarımın çok değerli Hocası, sevgili dostum Menekşe Uçaroğlu’nun da annesi. 1947 yılında İstanbul’da doğmuştur. 1966 yılından başlayarak, Sezen Cumhur Önal’ın sözlerini yazdığı “Aşk Eski Bir Yalan”, “Kime Niyet Kime Kısmet”, “Seni Beklerim Öptüğün Yerde” ve “Reyhan” şarkılarının yer aldığı 45’lik plakları ile ülke çapında üne kavuşan ve daha sonraki yıllarda pop müziğini bırakarak İstanbul Belediye Konservatuarı Klasik Türk Sanat Müziği bölümünü birincilik ile bitirerek Türk sanat müziğine geçmiş ve Assolist olarak sahne almıştır. Birbirinden çok farklı müzik türlerini hep aynı başarı ile icra eden büyük usta bildiğiniz gibi Klasik Türk müziği yorumcusu Gönül Akkor’un da kız kardeşi ve yine çok ama çok değerli ve kendisini tanımaktan büyük bir mutluluk duymuş olduğum merhum müzisyen ve milli baterist Vasfi Uçaroğlu’nun da kıymetli eşidir.

Kamuran Akkor’un yükselişi, 1967 yılında Vasfi Uçaroğlu tarafından “Vasfi Uçaroğlu” orkestrasına solist olarak seçilmesiyle başlamıştır. Bir süre sonra hayatlarını 1968’de birleştirecek olan ve evliliklerine gıpta ile bakılan bu güzel çift, onlarca gazino çalışmasını birlikte yapmışlardır. Müzik kariyerine plaklar, filmler, konserler ve gazino çalışmaları ile çok yoğun bir şekilde devam eden Akkor, 1968 yılında Menekşe’nin dünyaya gelmesi ile annelik – kariyer dengesini gayet iyi yönetmiş ve günümüze kadar kariyerine en başarılı işlere imzalar atarak devam ettirmiştir.

AKKOR’A JÜRİ ÖZEL ÖDÜLÜ

Yıllar önce “Gönlümde yatan aslan tiyatroydu” diyen Kâmuran Akkor, 2015 yılının son günlerinde kıymetli Oyuncu Onur Şenay ile beraber kurdukları “Kats Sahne” Kültür ve Sanat Merkezi’nde “Kader Arkadaşım” adlı tek perdelik komedi oyunuyla ilk kez tiyatro sahnesine çıkmış ve yaptığı her işte göstermiş olduğu titizlik ve çalışkanlık ile bu işin de üstesinden layıkı ile gelerek bizleri hiç şaşırtmamıştır. 22 Şubat 2016 tarihinde ön gösterimi yapılan oyunda Akkor’a Özden Çiftçi eşlik etmiştir. Zıt kutuplardaki iki kadının kader arkadaşlığının anlatıldığı oyunu John Mortimer yazmış, Zeynep Küpeli çevirmiş ve Onur Şenay yönetmiştir.

Akkor tiyatroyu ne kadar sevdiğini 3. oyunu ile daha da perçinlemiş ve bu defa torunu Cengiz Orhonlu ile birlikte tiyatro oyununda rol almanın heyecanını yaşamıştır. Gayrettepe Kats Sahne’de kapalı gişe sahnelenen ‘Kelebekler Özgürdür’ adlı oyunla Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazanmıştır. Ayrıca oyunun şarkısını da torunu Cengiz Orhonlu ile seslendirmiş ve de beraber bir klip çekmiştir. Şu anda Kats Sahne’de kendi korosu ile çalışmalar yürütmekte, Kelebekler Özgürdür oyunu ile sahneye çıkmakta ve aynı zamanda yılın çeşitli zamanlarında yine kendi mekanında gazino geceleri düzenlemektedir.”

Hocam her daim güzelliğinizi, enerjinizi ve bu derece başarılı oluşunuzu neye borçlusunuz diye sorarak başlamak istiyorum röportajımıza.

Semacığım çok teşekkür ediyorum bu güzel sözlerine, sağ ol canım. Efendim enerjimin ve başarımın kaynakları farklı. Enerjimi mesleğimi çok sevmeme bağlıyorum. Başarımı da mesleğime çok saygı duymama bağlayabilirim, herhangi bir iş dahi olsaydı aynı saygıyı duyardım. Yaptığımız işlere öncelikle saygı duymamız gerekiyor, tabii ki severek ve sıkı çalışarak, ciddi çalışarak, sabırla ve iyi niyetle çalışarak insanın başarıya ulaşabileceğini zannediyorum. Lütfettiğin güzelliğime gelince de tabii bunun başında da bence iyi niyetli olmak, iyi düşünmek, iyi insan olmak, hoşgörülü olmak ve alçak gönüllü olmak var. Ben buna bağlıyorum ve kendinize dikkat etmenize bağlıyorum. Gerek yaşantınıza gerek sahneye verdiğiniz değere çok dikkat etmek gerektiğine inanıyorum.

Sanat hayatınızın en yoğun olduğu dönemlerde, annelik ve sahne hayatınızı başarılı bir şekilde beraber yürütürken dahi kariyer yolculuğunuz ve aile hayatınızı hiçbir zaman ihmal etmediniz bunu nasıl başarıyorsunuz?

Evet, annelik ve sahne hayatı epey zordu, bu arada tabii ben konservatuvara da gittiğim için sanki üç işi bir arada yüklenmiş gibi oldum. Ama buradaki en büyük yardımcım nur içinde yatsın sevgili eşim milli baterist Vasfi Uçaroğlu idi. Onun çok büyük desteğini gördüm, zaten onun desteği olmasaydı ben bunları yapamazdım onun için böyle bir rahatlığım oldu. Şimdi de biliyorsun Menekşeciğim, sevgili kızım bana her hususta sağ olsun çok büyük destek veriyor. Her hususta benimle ilgileniyor onun için benim bu mücadelem yarıya inmiş oluyor.

Döneminizin en çok tercih edilen sanatçısı olarak uzun turnelerde yer aldınız, bu dönemde başınızdan geçen ve sizi en çok üzen, en çok güldüren ve en çok zora sokan anılarınız neler olmuştur?

Evet, turnelerde çok hoş şeyler oldu. Aklıma hemen ilk geleni söyleyeyim; yine turnedeyiz bir şehirde, saat 9’da konsere çıkacağız, biletler günler önceden tükenmiş fakat içeride bir tek kişi yok. Allah Allah dedik acaba yanlış bir günde mi geldik, bizi organize edenler mi yanlış anladılar, ondan sonra sorduk dedik ki “Ya içeride insan yok”, “Gelirler gelirler” dediler. Meşhur bir Dallas dizisi vardı meğer onu seyrederlermiş. Dizi bitti saat 10’a  geliyordu, içerisi kapılara kadar doldu ondan sonra biz konserimizi verdik. Çok komik, enteresan gelmişti.

Çok profesyonel bir koronun şefliğini yapan bir hoca olarak, tüm koristlerinizin size hayran olması ve koro çalışmalarına büyük bir hevesle gelmesini siz neye bağlıyorsunuz?

Tabii öncelikle bu koromuzda beni sevdikleri gibi ben de onları çok seviyorum. Çok kültürlü, çok saygılı, çok candan ve birbirini seven arkadaşlar oluştu. Bu da benim için de sizler için de bir şans tabii. O yüzden çok mutluyum, aynı zamanda ciddiyeti çok seviyorum ancak şakayı da çok seviyorum. Aralarda şaka da yapıyorum onlarla sohbet ediyorum, sanki aile içerisindeymişiz gibi konuşuyoruz. Tabii ki bu bizi birbirimize daha çok bağladı, birbirimizi daha çok anlayıp sevmemize sebep oldu ben buna bağlıyorum. Zaten genelde çalışmaların böyle olması gerektiğine inanıyorum, mutluyuz.

Kamuran Akkor torunu Cengiz Orhonlu ile beraber sahne aldığı ‘Kelebekler Özgürdür’ tiyatro oyunu ile Yeni Tiyatro Dergisi Emek ve Başarı Ödülleri’nde Jüri Özel Ödülü’nü kazandı

Hocam uzun ve başarılı süren sanat hayatınızda yaşadığınız tecrübelerden size kalan en büyük öğretiler neler olmuştur?

Her zaman alçak gönüllü olmak, iyi niyetli olmak, kıskanmamak ve de kimseyle alay etmemek, hor görmemek, küçümsememek gerektiğini düşünüyorum. Bunlar çok önemli.

Salgın döneminin bitmesini müteakip koro için konser planlarınız ve Kats Sahne/tiyatronet projeniz hakkında bizi bilgilendirir misiniz? Salgın döneminde çok yerinde ve isabetli bir hizmet, nasıl ulaşabiliyoruz bu hizmete?

Tiyatronet şu anda dünyanın en gelişmiş tiyatro dijital portalı. Kısa sürede pek çok oyunu arşivimize kattık. Hangi şehirde ya da ülkede olduğunuzun bir önemi yok. Evde sokakta ya da nerede isterseniz tiyatronet.com yazarak bu harika sanat dünyasına ulaşabilirsiniz. Birçok farklı tiyatro grubunun oyunlarını tiyatronet.com’dan rahatlıkla izleyebilirsiniz. Ek olarak Tiyatronet platformunda dünyada ilk kez tiyatro oyuncuları telif alacaklar ve tiyatronet bu konuda öncü olacak. Tiyatro sanatçıları bu bağlamda kendilerini biraz daha güvende hissedecektir. Engelli vatandaşlarımız bu sayede daha rahat tiyatro oyunlarını izleyecek. İleride kendi yaptıkları oyunların da burada sergilenmesi ile sosyal sorumluluk projeleri daha çok destek görecektir. STK’lar ve amatör tiyatrolar için de durum aynı. Farkındalık artırmak için yaptıkları oyunlar daha fazla kişiye ulaşacaktır. Halkımız artık sadece turne tiyatrolarına değil İstanbul’da oynanan bütün eserlere ulaşacak. Tiyatronet’in amacı seyirci ile tiyatroların daha çabuk ve daha fazla kaynaşmalarını sağlamak. Kim bilir belki de bu sayede Türkiye’de tiyatro üretimi daha da çoğalacaktır.

Tiyatro maceranızı biraz anlatır mısınız?

Ankara’da ablam radyoevi sınavlarını kazanmıştı, ailece oraya gitmiştik. Bana rahmetli Taner Şener’in Amatör Tiyatrosu’nda bir rol verdiler. Tabi yine Allah uzun ömürler versin Gönül ablamın teşvikiyle 80 yaşında bir bayanı canlandırdım, 12 yaşındaydım. Demek ki bu tiyatro olsun müzik olsun sahne aşkı var. Ve bunu çok güzel canlandırdım hatta gazetede yazısı çıkmıştı “başarılı bir çocuk” diye. Ondan sonra İstanbul’a geldik ve benim müzik hayatım başladı eşim Vasfi Uçaroğlu Orkestrası’yla. Tabii yine Gönül ablam beni tanıştırdı. Onların orkestrasına girdim ve müzik hayatıyla devam ettim.

‘BENDEKİ GÜCÜ GÖRDÜLER’

Tiyatro tamamen geri planda kaldı ama içimde yaşayan bir şeydi. Sonunda sevgili Onur Şenay ile tanışınca ona, “Aa ben senle anlaşmam yoksa bana oyun oynatmazsan beraber çalışamayız” diye şaka yaptım. Sağ olsun o da herhalde bende o gücü gördü, tabii denedi beğendiler.Epey bir çalışmadan sonra kader arkadaşımı sahneye koyduk. Sizler de lütfedip gelip izlediniz, beğendiniz, teşekkür ediyorum. Ondan sonra daha da rahatladım, daha da açıldım ve sonunda bir kabare yaptık. Daha sonra da sevgili Cengiz torunumla Kelebekler Özgürdür’ü oynadık. Kelebekler Özgürdür oyunumuzla da ikimiz de ödül aldık. Cengiz genç yetenekli ve başarılı genç olarak, ben de jüri özel ödülünü aldım. Çok çok mutluyum Allah’a çok şükür ediyorum burada da beni mahcup etmedi, çok mutluyum. Ve tabii bu arada da koroyu ihmal etmedim. Hem koro hem tiyatro çalışmaları, yine zor işleri yaptım dermişim. Ama çok şükür mahcup olmadık konserimi de verdim. Koromuzun her sene 1-2 tane konseri oluyor biliyorsunuz, hatta 2-3 tane onu da verdik, çok şükür.

Kızınız çok başarılı bir sigortacı ve aynı zamanda iyi bir girişimci, kendisiyle sigortacılık konusunda sohbet eder misiniz? Ve sizin sigortacılık mesleğine bakış açınız nedir?

Çok teşekkür ediyorum. Evet, Menekşeciğim çok başarılı Allah’a bin şükür ve azimli bir çocuk ve çok çalışkan bir çocuk. Tabii ki zaman zaman ufak tefek konuşmalarımız oluyor ama o kadar çok meşgul ki fazla bir şey konuşamıyoruz. Ama sigortacılık mesleği için şunu söyleyebilirim, sigorta çok önemli bir konudur ve hayatımızda yeri çok önemlidir, mutlaka herkesin ihtiyaçları için sigorta yaptırması lazım, bir hayat garantisidir.

Başarılı bir kadın olarak, çalışan genç kadınlarımıza yönelik tavsiyelerinizi paylaşır mısınız bizimle lütfen?

Mesleklerini sevsinler, saygı duysunlar, çok çalışsınlar, yılmasınlar. Azimle, yılmadan sıkılmadan canla başla çalışmalarını tavsiye ediyorum. Mutlaka eninde sonunda çok çalışanın çok kazanacağına inanıyorum, en önemli şey bu.

‘PLAKLARIMIZI CANLI OLARAK KAYDEDİYORDUK’

Hocam siz sanatçı ve şarkıcı ayrımının günümüzdeki en güzel ve belki de türünün en son güzel örneklerinden bir tanesisiniz. Nasıl bir karşılaştırma yapabilirsiniz, özellikle sizin ilk çıkış yıllarınız ve günümüz müzik yapımcı ve dinleyici anlayışı açısından farklılıklarını?

Tabii benim müziğe başladığım ilk yıllarda genellikle canlı performans yapıyorduk şöyle ki, plaklarımızdan bahsediyorum. Kayıtlarımız hep canlıydı, tabii ki bunun hem zor hem de çok güzel tarafları vardı. Hisli, o andaki heyecanla aynı anda, bütün orkestramızla beraber, aynı heyecanı paylaşarak plağımızı yapıyorduk. Tabii şimdi dijital ortam var çok rahatladı. İstediğiniz zaman sesi düzeltme oluyor, bozuk bir yerlerini temizleme çok rahat oluyor, günlerce istediğiniz kadar gidip gelip çalışma imkânınız oluyor. Bizim zamanımızda, benim ilk müziğe başladığım zamanlarda, acele yapıyorduk. Hemen hemen iki ayda bir 45’lik denilen küçük plakları müzikseverlere sunuyorduk. Onun içinde arkalı önlü birer şarkı oluyordu ve sık sık plak yapıyorduk. Bu yüzden çok acele ve çok sıkı çalışmamız lazımdı. Bunun heyecanı ayrıydı. Şimdiki de belki kolaylık ama biraz heyecanını yitiriyor gibime geliyor, bu kadar söyleyebileceğim.

Şimdiki zamanımızda daha popüler parçalar revaçta, tabii müzikseverler her tür güzel olan müziği beğeniyorlar mutlaka. Ama hareketli parçalara daha çok yatkınız gibime geliyor. Bizim zamanımızda daha romantik parçalar vardı daha hisli şarkılar vardı. Şimdi daha güncel şarkılar daha şakacı gibi parçalar var.

‘PANDEMİNİN ARDINDAN KONSERLERİMİZ DEVAM EDECEK’

Sahnede yapılacak diğer sanat aktiviteleriniz neler olacak?

İnşallah en kısa zamanda bu pandemi süreci biter, hepimiz umut ediyoruz. Tekrar bir araya geleceğiz, herkes çok şevkle istekle arzu ediyor, inşallah olacak. Tabii ki koro çalışmalarımız olacak, konserlerimiz olacak daha çok arkadaşlarla sololara yer vermek istiyorum. Ve Kats Sahne’de de bildiğiniz gibi başka sanatçı arkadaşlarımız da konserler veriyorlar, inşallah onlar da olacak. Aynı zamanda bizim tiyatromuz var biliyorsunuz, hem torunumla oynadığım hem sevgili Onur Şenay’la oynadığımız oyunlar var. İnşallah onları da tekrar hayata geçireceğiz en kısa zamanda umut ediyorum canım. Ayrıca diğer tiyatro toplulukları da Kats Sahne’de program yapıyorlar. Git gide de çoğaldı. Ve biliyorsun her sene bir konser veriyorum inşallah bu sene de nasip olursa bu pandemiden sonra onu yapacağız, başka sürprizlerimiz de olacak, inşallah bakalım Allah büyük.

Avatar

Esra Nur Mocu

esra@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir