İş dünyası kendini Z kuşağına hazırlamalı

 İş dünyası kendini Z kuşağına hazırlamalı

Kuşaklar ekseninde iç ve dış müşteri davranışları ve işveren markalama çalışmaları yapan Evrim Kuran, çeşitli ulusal ve global markaların işveren markası danışmanlığını sürdürüyor. İşveren markası alanında dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık şirketi Universum’un Orta Doğu Direktörlüğünü de sürdürmekte olan Kuran dünyada konusuyla ilgili gelişmeleri yakından takip eden bir isim.
Evrim Kuran, “Jenerasyon Teorisinin” bir süredir trend olan popüler bir gündem olmanın ötesinde bir yerde olduğunu söylüyor. Kuran Jenerasyon Teorisinin ne olduğunu ve işlevini şu şekilde açıklıyor: “Jenerasyon Teorisi, bireyleri etiketlemek, onları kategorilere yerleştirip, davranışlarını genellemeye yaramıyor. Jenerasyonları anlamanın, organizasyonel sistemlerdeki mücadele alanlarında sihirli değnek etkisi yoktur; ancak belli başlı davranış kalıplarını analiz etmek ve anlamlandırmakta güçlü bir ‘lens’ rolü görür. Jenerasyon Teorisi, bir kuşak gelişirken, çalışırken, bir ürünü tüketirken vs. hangi motiflerle hareket ettiğine dair genel bir harita çıkarabilmemize imkan tanıma gücü olan bir araçtır. İş yaşamı bir süredir birbirinden oldukça farklı eğilimleri olan 3 ayrı kuşağın buluşmasına tanıklık ediyor. Bu farklılıkları anlamlandırmak için de kuşakların doğduğu ve yetiştiği dönemlerin özelliklerini anlamak gerekiyor.”

Gerçekten de kuşaklar arasındaki farklar bu kadar kesin ve köşeli midir? Her nesil birbirinden bu kadar farklı mıdır?
Farklılıkların çok keskin, net veya köşeli olduğunu iddia etmek yerine, sosyal paternlerin dönemsel nitelikler sebebiyle farklılık arzedebileceğine dikkat çekerken bu değerlendirmeyi dozunda bırakmakta fayda var.

Jenerasyon sınıflandırmalarının 20’nci yüzyılın başına kadar gittiğini görüyoruz. Kuşaklar arasındaki farklılıklar ilk kez ne zaman araştırılmaya başlandı?
Jenerasyonel Sistemi çalışmaları çok çeşitli uzmanlar tarafından 1970’li yılların başından bu yana ele alınıyor. Pek çok Batılı sosyal bilimciye bu çalışmaları yaparken esin kaynağı olan düşünür ise 14. yüzyılda Tunus’ta dünyaya gelmiş özgün bir tarih kuramcısı olan İbni Haldun’dur. İbni Haldun tarihsel olaylarla ilgili nedensellik ilkesi üzerinde durur. Bu bağlamda tarihi, bir olaylar yığını değil, olaylar düzeni olarak algılar. Jenerasyon kuramı da tam olarak bunu işaret ediyor. Dönemleri anlamak için olayları belli bir düzen içinde görerek irdelememiz gerekiyor.

Bu konuyu ilk kez Batı’da kim ele almış?
Jenerasyon Teorisi çalışmalarında en etkin iki ismin William Strauss ve Neil Howe olduğuna inanıyorum. 1970’lerin başında başladıkları çalışmaları, 2007’de Strauss’un vefatının ardından bugün Howe devam ettiriyor. Kuşak arketiplerini belirleyenler de yine onlar.

Bugün etkili olan kuşak hangisi?
Ben çalışmalarımda Baby Boomer’a da vurgu yapıyorum. Zira müşteri, yönetici, çalışan vb. olarak aktif olarak varlar. Evet sayıları daha az ama oradalar. Bununla birlikte elbetteki daha aktif ve etkin biçimde iş ve tüketici dünyasında yer alanlar X ve Y kuşakları. Z ise hazırlanmamız gereken yeni kuşak.

Günümüzde sistemi yöneten kişiler hangi kuşaktan?
Özellikle siyasi liderlerin önemli kısmı 1946-64 arası gelen BB (Bebek Bombardımanı) kuşağından. Bu kuşak Türkiye’nin yüzde 19’unu oluşturuyor. İş liderlerinde ise BB’lerin yanı sıra bol miktarda X kuşağı (1965-79) görüyoruz. Bu kuşak Türkiye nüfusunun yüzde 22’si.

Çalışanlar ve tüketiciler hangi kuşaktan? Bu kuşağın eğilimleri nelerdir?
Çalışanların önemli bir kısmında 1980 – 1999 arası doğduğunu  varsaydığımız Y kuşağını görüyoruz ve bu kuşak nüfusumuzun yüzde 35’ini oluşturuyor. Tüketicilere ise tüm diğer kuşakların yanı sıra 2000’den sonra doğmaya başlayan ve hala dünyamıza gelmeye devam eden Z’ler ekleniyor. Z Kuşağı şimdilik nüfusumuzun yüzde 17’si kadar.

Firmalar, şirketiçi yapılanmaları ve sistemlerini oluştururken Z kuşağını dikkate alıyorlar. Bu kuşağın çalışma ortamından beklentileri nedir?
Öncelikle bu soruya tam olarak katılmadığımı söylemeliyim. Ben hala Türkiye’de pek çok şirketin Z kuşağını dikkate alarak çalışmalarını sürdürdüğüne inanmıyorum. Öyle olmasını diliyorum ama bence öyle değil. Z kuşağının en büyüklerinin bugün 14 yaşında olduklarını ve henüz iş yaşamında yerlerini almadıklarını hatırlayarak, bu kuşakla ilgili tanımlamalarımızın Jenerasyon Teorisinden edindiğimiz öngörülere dayandığını öncelikle belirtmek gerekiyor. İşte bu öngörüler bize şunu söylüyor: Z kuşağı, daha derin duygusallığı, spiritüel zekayı, uyumu ve normlara adapte olma eğilimini temsil ediyor. Bir başka deyişle takipçi kuşak. Yani liderlikten çok takipçiliği çalışmamız gereken bir dönemin eşiğindeyiz diye düşünüyorum. Y kuşağı ile önemli farklılıklarından biri de, kısa dikkat – kısa odak kuşağı olan Y’lerle kıyaslandığında bu kuşağın odaklanma konusunda daha etkin olduğu. Bu öngörüler doğru çıkarsa Y kuşağının liderlik döneminin Z gibi takipçilerle daha keyifli olacağını varsayabiliriz. Kuşak teorisine göre Z kuşağı “Artist” arketipinin bir yansıması. Buna uygun biçimde, inanç sistemi oldukça kuvvetli, duygusal, soyut kavramlara ilgili, önceki nesle oranla daha uzun süre odaklanabilen, çatışma yanlısı olmayan, felsefi alanda daha meraklı olabilecek bir nesilden bahsediyoruz. X kuşağının kuvvetli bireycilik anlayışı, Y’de yerini topluluğa ait olma bilincine bırakıyor. Z’ye gelindiğinde ise çatışma karşıtı bir kuşak olacakları öngörülen bu nesil birlik, bütünlük ve barış kavramlarını iş dünyasına yeniden hatırlatacağa benziyor.

Y kuşağı daha kaç yıl iş yaşamında etkin olacak?
En yaşlısının 33, en gencinin 15 yaşında olduğunu varsayarsak en az yarım yüzyıl diyebiliriz!

Emre Kaya

Emre Kaya

emre@sigortacigazetesi.com.tr

İlginizi Çekebilir

Leave a Reply