İncirler olana kadar kalsaydın bari!

İNCİRLER aslında meyve değillermiş, tersyüz edilmiş çiçeklermiş. İncir ağaçları örneğin elma veya şeftali ağaçları gibi çiçek açmazlarmış. Ama bugün size yazmaya çalışacağım ve inciri sıra dışı yapan şey sadece bu değil.
İncir çiçekleri esasında incirin içerisinde büyüdüğü için, özel bir polenleşme sürecine ihtiyaç duyarlarmış. Polenlerini yaymak için rüzgâra veya arılara bel bağlamak çok rasyonel gelmemiş olacak ki incir arısı bu noktada devreye girermiş . İncirler, genetik malzemelerini yayacak incir arısı olmadan türlerini devam ettiremezlermiş. İncir arısı da incir olmadan yaşayamazmış çünkü larvalarını buraya bırakırlarmış. Bu ilişkiye mutualizm adı verilirmiş. Ne kadar ilginç değil mi, birbirine, var olmak için ihtiyaç duymanın bu kadar alenileştiği bir olay ben daha önce duymamıştım.
Dişi incir arısı, yumurtalarını bırakmak için erkek incire girermiş (bu arada erkek incirleri kesinlikle yemiyormuşuz). Erkek incir, arının yumurtalarını ikame edecek bir şekle sahipmiş. Dişi arının kanatları ve anteni, incirin küçük aralığından içeri girerken koparmış, bu yüzden arı içeri girince dışarı çıkamazmış. Bu da bana Hotel California şarkısını anımsattı! Girebilirsin ama çıkamazsın. Bundan sonra yaşam döngüsünü sürdürme görevi yavru arılarda olurmuş. Erkek yavru arılar kanatsız doğarlarmış, çünkü yegâne görevleri dişilerle, yani teknik olarak kız kardeşleriyle çiftleşmek ve incirin dışına doğru bir tünel kazmakmış. Yani avcı & toplayıcı vizyonu halen hüküm sürmekte ve erkek bir yolunu bulup mutlaka dışarı bir çıkış yolu bulmakta imiş. Dişi yavru bu tünelden dışarı çıkarak poleni de beraberinde götürürmüş.
Eğer incir arısı yanlışlıkla erkek incir yerine, yediğimiz dişi incirlerin içine girerse, içeride üremesi için gerekli koşullar bulunmazmış. Ve geri dışarı da çıkamazlarmış çünkü kanatları ve anteni kopmuş olurmuş.
Bu yüzden arı ne yazık ki içeride ölürmüş, ama bu gerekli imiş, çünkü çok sevdiğimiz bu meyvenin polenleri bu şekilde dağıtılırmış. Yani erkek incir ile başlayan ve dişi incir ile devam eden bu döngü sonucu soframıza gelen incirin ağızlarda kalan lezzeti dişi ve erkeğin muhteşem dengesi ile bezenmiş bir tatta oluyormuş.
Durun hemen endişelenmeyin, incirin içindeki çıtır çıtırlık arı kadavrası demek değilmiş. İncirde, arıyı proteine parçalamak için fisin (incir enzimi) adı verilen bir enzim bulunurmuş, ancak bu enzim yine de hayvanın dış iskeletini tümüyle parçalamazmış. Yani evet, teknik olarak inciri ısırdığınızda aslında incir arılarını veya diğer bir deyişle zamanında incir arısı olan bir şeyi de yiyoruz manasına geliyor. Ama en azından kendimizi bu arıların çok küçük boyutta olmalarıyla teselli edebiliriz. Vegan olan kişiler bu hakikat nedeniyle bu meyveden uzak durmak isteyebilirler.
Ama incirin içinde bu kadar karmaşık olaylar dönüp dururken, insan olarak bizler sevgilimize giderken “incirler olana kadar kalsaydın bari, onlarca sözden birini tutsaydın bari“ diye sesleniyorsak, artık biraz daha bilinçli söyleyeceğiz bu şarkımızı sanırım.
Bu bilgileri aldığım gazete araştırma yazısına çok teşekkürlerimle.