Eskisi gibi olmayacak (mı?)

“HAZİRAN’DA biter”i biraz iyimser bulsam da Eylül, bilemedin Ekim gibi biter bu sıkıntı diye düşünüyordum ama gidişat öyle değil ne yazık ki.
Pandemi dünyanın ve yaşamların akışını değiştirdi gerçekten. Turizm, kültür, her türlü sosyal etkinlik, eğlence ve ağırlama işleri ağır sekteye uğradı. Bunların yanında tüketici beğeni ve alışkanlıkları da köklü değişimlere uğradılar.
Ama her şeyden önemlisi en basit bireyinden en karmaşık çok uluslu şirketine kadar herkes bir şeyleri sorgular oldu. Yeni bilançolar, farklı bütçeler, baştan aşağı yenilenmiş aksiyon planları ve iş modelleri…
Tüm bu revizyonlar ve gözden geçirmeler sonucunda da birçok kişinin yaşam felsefesi değişime uğradı. Hırsın yerine huzur, kârın yerine güvenlik, çokluğun yerine yeterlik kavramları ön plana çıktı.
Hala süren belirsizlik havası, yeniden artma eğilimine giren rakamlar ve farklı uçlardaki öngörüler nedeni ile sürecin akıbeti konusunda yeni bir karamsarlık havası oluştu. Buna karşın dünyanın farklı yerlerindeki aşı çalışmalarının sona yaklaşması ise önde giden iyimserlik nedeni.
Beklenenden de uzun sürse bu da bitip geçecek ve ancak o zaman gerekli ve sağlıklı çözümlemeleri yapabileceğiz. Fakat birkaç yazı önce de yazdığım gibi içinde yaşadığımız gezegenin doğal kaynaklarını, canlılarını ve o canlıların tüm yaşam haklarını her şeyden çok önemsemek, el üstünde tutmak ve yanlış kullanımlara karşı korumak zorundayız, bu bugünden çok kesin ve net bir çıkarım.
Öngörememek zor öte yandan. Mesela bu sürecin psikolojik ve sosyolojik tahribatının nerelere varacağı konusunda uzlaşılan bir senaryo yok henüz. Mesela bütçe yapılamıyor. Hele bazı sektörlerde bütçeyi bırak yarını bile planlayamıyorsun. Belki tatile gidememek, uçağa binememek bir süre daha katlanılabilecek konular ama bir sinema ya da tiyatroya gidememek, kapalı mekanlara girememek, hele çoluğu çocuğu ve diğer yakınları ve dostları doyasıya kucaklaşamamak herkesi zorlayan kısıtlamalar.
Pandemiye kadar düzenli ve sık görüştüğümüz bir lise arkadaş grubumuz var. Ayda en az birkaç kez, bazen 4-5, bazen 15-20 kişilik gruplar halinde bir araya gelmek normalimizdi. Bu yıl Mart- Temmuz arasını hiç görüşmeden geçirdikten sonra tüm hijyen kurallarına dikkat ederek ve önlemlerimizi alarak ufak ufak açık hava buluşmaları yapmaya başladık yine. Yurtdışında yaşayan, birkaç günlüğüne ülkeye gelip yarın dönecek arkadaşımızı görmek ve uğurlamak için buluşalım dedik bu akşam. Açık havada, diğer masalardan yeterli uzaklıkta ve mesafeli oturma düzenli bir rezervasyon yaptık bir yerde. 13-14 kişi teyit etti katılımlarını ama bir sevgili arkadaşımızın katılamama mazereti şu oldu: “Açık hava da olsa risk almak istemiyorum, ailede + 90 yaşlarında 3 büyüğümüz var ve gelmesem daha iyi”. Ne denilebilir ki? Risk çok ufak da olsa kim almak ister bu riski, ya da ne pahasına almış olursun bu riski? Zor işler gerçekten.
II. Dünya Savaşı’ndan bugüne “dünya artık eskisi gibi olmayacak” dedirten türlü olaylar ve gelişmeler oldu dünya tarihinde. Atom bombasının kullanımı, Arap-İsrail savaşı, Ay ve uzay seferleri, petrol savaşları, internetin kullanılmaya başlanması, Berlin Duvarı’nın yıkılışı, 11 Eylül, yapay zeka vs gibi. Ama bence çok azı bu virüsün eriştiği yayılım ve neden olduğu etki seviyesine ulaşabildi. Çünkü öncekilerin çoğunda gezegenin bazı yerlerindeki insanlar farkına bile varmadı bu gelişmelerin, ya da haberdar oldular ama kendilerini etkilemeyeceğinden emin olarak yaşamlarına tüm normalliği ile devam ettiler.
Ama bu sefer iş farklı gerçekten. Yukarıda yazdığım gibi sende ve yakın çevrende hiçbir şey olmadığına emin olsan da atacağın ilk adımda nelere maruz kalacağını ve sonrasında da nelere sebebiyet vereceğini bilemiyorsun.
Umarım bir an önce yeni normalimizi bulur, benimser ve yaşamlarımıza bugünkü kısıtlamalar olmadan devam edebiliriz.
Görüşmek üzere.