İmzasız Eser

ÖĞRENMEK, doğduğumuz andan öleceğimiz ana kadar hiç kesilmeden devam eden bir süreç. Yeni doğan çocuk hayata gözlerini açtığı an, doktorun kıçına attığı şaplak sonucu önce ağlamayı öğreniyor. Sonra hemen anasının memesine sarılıp ömür boyu sürecek hayat mücadelesinin ilk adımını atarak hayatta kalmayı öğreniyor.

Bireysel ve toplumsal olarak hayatta kalabilmenin tek yolu var, o da öğrenmek. Öğrenmenin çeşitli yolları var, bilimsel olarak sosyologlar bu yolları akademik açıdan ele alıp inceliyorlar. Benimkisi en basit yaklaşım. Ben, hayatta sahip olduğumuz ve olacağımız her şeyin öğrenmekten kaynaklandığını savunuyorum. Öğrenmenin, hayatımızın kalitesini arttımak için kendimize yapmış olduğumuz bir yatırım olduğuna inanıyorum.

Her yatırımın bir maliyeti olduğuna göre öğrenmenin de bir maliyeti var. Bazen bedavaya maledebileceğimiz öğrenme, bazen de milyonlar harcasak dahi elde edilemiyor. En büyük maliyet ise zaman maliyeti olmalı. Hayatımız göreceli olarak kısa, ama bu kısa hayat süresince öğrenilecek o kadar çok şey var ki. Maalesef öğrenecek bunca şey varken, birçoğunu öğrenemeden göçüp gideceğiz. Bu konudaki en çarpıcı örnek, “Hayatta bildiğim tek şey, hiç bir şey bilmediğimi bilmektir” diyen Sokrates’le ilgili. Sokrates’in, insanların koyduğu kanunlara o devrin tanrılarının koyduğu kanunlardan daha çok değer verdiği için baldıran zehiri içerek ölüme mahkum edildiğini biliyoruz. Zehiri içme saatinin yaklaştığı bir anda Sokrates elinde lir gördüğü kişiden lirin nasıl çalındığını öğrenmek ister. Lir çalan kişi “Biraz sonra zehir içeceksiniz, bundan sonra lir çalmaya hiç vaktiniz olmayacak” deyince; Sokrates, “Asıl zevk lir çalmakta değil, nasıl çalınacağını öğrenmektedir” der. İşte öğrenmek böyle bir şey. Oysa birçoğumuz, öğrenmemiz gereken şeyleri doğru bir şekilde seçemiyouz. Pek çoğumuzun bu hedefe uygun bir öğrenme planı ve programı yok. Bu durum hem bireysel hayatımızda hem da sosyal hayatımızda çok ağır faturalar ödememize neden oluyor. Halbuki, öğrenebilmek için Allah bize beyin vermiş. Beynimizi kullanabilme becerisine ise akıl diyorlar. Bir düşünür “Beyin bir donanımdır, herkeste vardır; akıl bir yazılımdır, herkeste yoktur” demiş. Öyleyse aklımızı kullanabilme öğrenme ile mümkün oluyor; iş öğrenmeyi öğrenmekle başlıyor.

Doğamız gereği, içsel olarak edindiğimiz bir öğrenme yeteneğimiz var. Bu yeteneğimiz dışında kalan alanlar için dışarıdan destek almak gerekiyor. İşte bu desteği sağlayanlar, bize bilmediğimiz şeyleri öğretenler. Kısacası, “Öğretmenlerimiz”

Peki kim bu öğretmenler? Akla, önce okullarda eğitim veren öğretmenlerimiz gelmekle beraber; öğretmenlik, çok daha geniş kavramı temsil ediyor. Anamız, babamız ailemiz en başta geliyor. Daha geniş bir pencereden bakacak olursak; sosyal hayatta arkadaşımız, eşimiz, dostumuz, komşumuz, yöneticimiz hepsi bizim öğretmenimiz. Aynanın öbür yüzünden bakarsak bulunduğumuz konum açısından bizler de onların öğretmeniyiz. Öğrenecek ve öğretecek o kadar çok şey var ki…Toplum içinde hem öğreten hem de öğrenen rolünü üstlenmiş bulunuyoruz. Asıl olan, öğrenmeyi ve öğretmeyi öğrenmek ve öğretmek. Öğrenmek de, öğretmek de zor iş. İşte bu noktada karşımıza bu işi profesyonelce ama amatör ruhla yapan öğretmenlerimiz çıkıyor. Kreş ve ilkokul hayatından başlayıp, üniversite ve üstü seviyede eğitim veren öğretmenlerimizden bahsediyorum. Tabii mesleki eğitimimizi sağlayan işyerlerindeki ustalarımız da aynı ölçüde değerli. Bir toplumun bilimsel, etik, ahlaki ve manevi değerlerinin oluşturulmasında yer alan bu yüce kişiler, o kadar ağır bir sorumluluk taşıyorlar ki. Onların sayesinde toplumsal değerlerimiz artıyor veya yok oluyor. O öğretmenlerimiz, büyük sanatkarlar. Ulu Önderimiz Mustafa Kemal Atatürk Onları, “Yarattığı eserinin üzerinde imzası olmayan yegane sanatkar öğretmendir” diye tanımlamış. Bu gün 24 Kasım Öğretmenler Günü. Başta “Gelecek gençlerin, gençler ise öğretmenlerin eseridir” diyen Başöğretmenimiz Ulu Önder Atatürk olmak üzere, bizleri aydınlığa kavuşturan ve zor koşullar altında görev yapan tüm öğretmenlerimizin Öğretmenler Günü’nü kutluyor, rahmete kavuşanların aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.

Yorum yazın