Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim savaş riski primlerini katladı

Hürmüz Boğazı’ndaki gerilim savaş riski primlerini katladı

Marsh’ın S&P Global Energy bünyesindeki Platts’a yaptığı değerlendirmeye göre, Orta Doğu’da artan saldırılar Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için savaş riski sigorta primlerini son haftalarda gemi değerinin %1-3 seviyesinden %7,5-10 bandına taşıdı. Sigortacıların anlık teminat sunma iştahı azalırken, Kızıldeniz’de de Husi tehdidi nedeniyle risk primleri yükselmeye devam ediyor.

Marsh Denizcilik, Kargo ve Lojistik Küresel Başkanı Marcus Baker’ın S&P Global Energy bünyesindeki Platts’a yaptığı değerlendirmeye göre, tankerlere yönelik saldırıların yoğunlaşması Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemiler için savaş riski sigorta maliyetlerini önemli ölçüde artırdı. Artan primlerin, Basra Körfezi’nden ham petrol akışını da olumsuz etkileyebileceği belirtiliyor.

Baker, 22 Temmuz’da Platts’a yaptığı açıklamada, bölgedeki ek savaş riski primlerinin birkaç hafta önce gemi değerinin %1-3’ü seviyesindeyken bugün %7,5-10 bandına yükseldiğini söyledi.

SİGORTACILAR TEMİNAT KONUSUNDA DAHA SEÇİCİ

Marsh’ın değerlendirmesine göre, küresel gemi gövdesi sigorta kapasitesi 2,5 ila 3 milyar dolar arasında tahmin ediliyor. Hürmüz Boğazı’ndan geçen gemilerin büyük bölümünün değerinin 100 milyon doların altında olması nedeniyle piyasanın teorik olarak riski karşılayabilecek kapasiteye sahip olduğu belirtiliyor.

Buna rağmen Baker, savaş riskinin tarihsel olarak sigortacılar açısından kârlı bir branş olmasına rağmen, şirketlerin spot teminat sunma konusunda giderek daha isteksiz davrandığını ifade etti. Artan sigorta maliyetleri, İran’ın Umman suları üzerinden Hürmüz Boğazı’ndan geçen ticari gemilere yönelik saldırılarını yoğunlaştırdığı döneme denk geldi.

Birleşmiş Milletler Uluslararası Denizcilik Örgütü (IMO), 13-20 Temmuz tarihleri arasında 8 geminin vurulduğunu açıkladı.

Marsh’ın değerlendirmesine göre artan risk, piyasada iki farklı eğilim oluşturdu. Riskten kaçınan bazı tanker işletmecileri boğaz dışında beklemeyi tercih ederken, diğerleri geçişlerini sürdürmeye çalışıyor.

Baker, boğazdan geçen gemi sayısının azalmasının hedef sayısını düşürdüğünü ancak bunun aynı zamanda mevcut gemiler üzerinde riskin yoğunlaşmasına yol açabileceğini söyledi.

GEMİ TRAFİĞİ BELİRGİN ŞEKİLDE GERİLEDİ

S&P Global Commodities at Sea (CAS) verilerine göre 21 Temmuz’da Hürmüz Boğazı’ndan 10 gemi geçişi gerçekleşti. Bu sayı 20 Temmuz’da 16 olarak kaydedilmişti.

Küresel petrol ve LNG deniz taşımacılığının yaklaşık %20’sinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nda, Orta Doğu’daki savaş başlamadan önce günlük 130’un üzerinde gemi geçişi yapılıyordu.

Platts’ın 22 Temmuz tarihli değerlendirmesine göre ise Basra Körfezi’nden Çin’e 270 bin metrik ton ham petrol taşıma maliyeti ton başına 77,96 dolar olarak hesaplandı. Bu seviyenin 20 Temmuz’daki değerlendirmeye göre hafif yükseldiği ve sonrasında yatay seyrettiği belirtildi.

FİYATLAR ANLIK GELİŞMELERE GÖRE DEĞİŞİYOR

Baker, haber akışı ve gemi takip teknolojilerinin gelişmesiyle birlikte sigorta oranlarının benzeri görülmemiş hızda güncellenebildiğini belirtti.

Mevcut piyasa koşullarını 1980’lerdeki İran-Irak Savaşı dönemine benzeten Baker, o dönemde Londra’daki Lloyd’s piyasasının artan iş yükü nedeniyle cumartesi günleri de faaliyet gösterdiğini hatırlattı.

KIZILDENİZ’DE DE RİSK ALGISI YÜKSELDİ

Marsh’ın değerlendirmesine göre Kızıldeniz’de risk primleri ve risk algısı da yükselmiş durumda. Ancak Husi tehditlerinin her zaman saldırıya dönüşmemesi nedeniyle artış Hürmüz Boğazı’ndaki kadar sert gerçekleşmedi.

Baker’ın verdiği bilgiye göre Bab el-Mandeb Boğazı’ndan geçen gemiler için savaş riski primi gemi değerinin %0,5’i seviyesinde bulunuyor. Reuters, Yemen merkezli militanların 20 Temmuz’da Suudi gemilerine yönelik deniz ambargosu ilan etmesinden önce bu oranın %0,3 olduğunu bildirmişti.

Bab el-Mandeb’den geçmeyen ve Suudi Arabistan’ın batı kıyılarına uğrayan gemiler için ise primler %0,1 seviyesinde bulunuyor.

TANKER TRAFİĞİ %30 GERİLEDİ

CAS verilerine göre Bab el-Mandeb Boğazı’ndaki toplam gemi geçişi 20 Temmuz’da 41 iken 21 Temmuz’da 29’a düştü. Yaklaşık %30’luk düşüşe tanker trafiğindeki gerileme öncülük etti. Tanker geçiş sayısı aynı dönemde 16’dan 7’ye indi.

Güvenlik danışmanlık şirketi Vanguard TECH de Husi açıklamalarının ardından beş tanker ile bir araç taşıyıcısının Bab el-Mandeb’den farklı rotalara yönlendirildiğini bildirdi.

KORSANLIK RİSKİ DE GÜNDEMDE

Baker, Kızıldeniz’deki risk görünümünün yalnızca Husi tehdidinden kaynaklanmadığını, son dönemde yeniden artış gösteren korsanlık faaliyetlerinin de tabloyu karmaşıklaştırdığını söyledi.

7 Temmuz’da Asana isimli kimyasal tankere, 21 Temmuz’da ise başka bir gemiye düzenlenen saldırılar bölgede fırsatçı korsanlık faaliyetlerinin yeniden arttığına işaret etti.

Öte yandan ACLED Yemen ve Körfez Kıdemli Analisti Luca Nevola’nın haziran ayında yayımlanan araştırma notunda, Husi saldırılarının yoğunluğu ve sıklığının deniz trafiği üzerinde şimdiye kadar sınırlı etki yarattığı, geçiş hacminde yalnızca hafif dalgalanmalar görüldüğü ifade edildi.

HSBC Global Investment Research analistleri ise 22 Temmuz tarihli değerlendirmelerinde, Husi milislerinin Kızıldeniz üzerinden Suudi ihracatına yönelik abluka tehditlerinin etkisinin abartılmış olabileceğini belirtti. Analistler, Bab el-Mandeb’de risklerin artması halinde Süveyş Kanalı ve SUMED koridorunun alternatif rota oluşturabileceğini, ancak bunun daha uzun deniz yolculukları ile gemiden gemiye transferleri artırarak navlun maliyetlerini yükseltebileceğini kaydetti.

Yorum yazın