Savaş ve siyasi şiddet riskleri reasürans piyasasını yeniden şekillendiriyor
Yenileme dönemine ilişkin yayımlanan piyasa analizine göre, Orta Doğu’da tırmanan jeopolitik gerilimler savaş, siyasi şiddet ve terörizm (PV&T) reasürans piyasasında kapasiteyi daraltırken, fiyatlama ve risk kabul süreçlerini daha seçici hale getirdi. Analiz, küresel PV&T prim hacminin yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu, son dönemdeki gelişmelere bağlı sigortalı kayıpların ise 3 milyar doları aşmasının beklendiğini ortaya koyuyor.
1 Temmuz (1.7) yenileme dönemi, savaş, siyasi şiddet ve terörizm (PV&T) reasürans piyasasında son yılların en hareketli süreçlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Orta Doğu’da yaşanan çatışmalar, bölgedeki reasürans kapasitesini ve risk iştahını yeniden şekillendirirken, Amerika kıtasındaki sivil huzursuzluklardan Avrupa’da artan aktif saldırgan olaylarına kadar uzanan küresel risk görünümü de piyasa üzerindeki belirsizlikleri artırıyor.
Yayımlanan piyasa analizine göre, Orta Doğu’daki gelişmeler yalnızca kısa vadeli piyasa hareketlerini değil, siyasi şiddet ve terörizm risklerinin küresel ölçekte daha karmaşık ve çok katmanlı bir yapıya dönüştüğünü de ortaya koyuyor. Bu süreçte uluslararası reasürans şirketleri, kapasite yönetimi, fiyatlama, reasürans disiplini ve risk seçimi konularında daha temkinli hareket ediyor.
KAPASİTE DARALIRKEN RİSK SEÇİMİ SIKILAŞTI
Orta Doğu ve Ukrayna’da artan gerilim sonrasında birçok uluslararası reasürans şirketi yeni risk taleplerini geçici olarak durdururken, piyasanın risk iştahı kontrollü ve kademeli biçimde yeniden şekillenmeye başladı.
Bazı şirketler yeni iş kabulünü yeniden değerlendirmeye alırken, bazıları yalnızca kesinleşmiş talepleri incelemeyi tercih ediyor. Analizde, artan iş hacminin de bu seçici yaklaşımda etkili olduğu, bazı uluslararası reasürans şirketlerinin günlük 50’nin üzerinde başvuru aldığı belirtiliyor.
Bölgede faaliyet gösteren reasürans şirketleri; Batılı çıkarlarla bağlantılı risklerin yanı sıra havaalanları, petrol rafinerileri, tuzdan arındırma tesisleri, limanlar ve benzeri kritik altyapıları kapsayan risklere daha temkinli yaklaşıyor. Olası hedeflerin sürekli değişmesi nedeniyle kabul edilebilir risk seviyelerinin belirlenmesi zorlaşırken, reasürans kapasitesi de daha kontrollü ve sınırlı limitlerle sunuluyor.
Bu ortamda tek lokasyonlu ve daha düşük limitli risklerin, büyük ölçekli ve çok lokasyonlu programlara kıyasla reasürans kapasitesine erişimde daha avantajlı olduğu ifade ediliyor.
‘PİYASA ARTIK ÇOK DAHA HIZLI KARAR VERİYOR’
Analizde yer alan değerlendirmeye göre savaş teminatını da kapsayan siyasi şiddet ve terörizm reasürans piyasası yeni bir döneme giriyor.
Ukrayna ve Orta Doğu’daki büyük ölçekli çatışmalar önemini korurken, artık dünyanın farklı bölgelerinde meydana gelen daha küçük ölçekli siyasi şiddet olaylarının birikimli etkisinin de aynı ölçüde dikkate alındığı belirtiliyor.
Piyasanın son derece hızlı hareket ettiği vurgulanırken, birçok uluslararası reasürans şirketinin büyük hasar oluşturan olayların etkisini gerçek zamanlı değerlendirerek karar aldığı ifade ediliyor. Sınırlı kapasite, sıkılaşan risk kabul kriterleri ve sigortalama kararlarının, bazı durumlarda 24 saat içinde değişebilen hedef listelerine göre şekillendiği belirtilirken, yüksek riskli bölgelerde faaliyet gösteren şirketler açısından güvenilir risk verileri ve güçlü risk yönetimi uygulamalarının teminata erişimde kritik önem taşıdığı kaydediliyor.
SİGORTALI KAYIPLARIN 3 MİLYAR DOLARI AŞMASI BEKLENİYOR
Piyasa tahminlerine göre son dönemde yaşanan çatışmalar ve saldırılar nedeniyle sigortalı kayıpların 3 milyar doların üzerine çıkması bekleniyor. Buna karşılık toplam ekonomik kayıpların ve sigortasız zararların çok daha yüksek seviyelerde gerçekleşeceği öngörülüyor.
Analize göre bu tablo, siyasi şiddet ve terörizm teminatlarının birçok bölgede sınırlı kapsamla satın alınması, poliçe kapsamı dışında bırakılması veya düşük limitlerle düzenlenmesi nedeniyle oluşan koruma açığını da ortaya koyuyor.
Reasürans şirketlerinin yalnızca doğrudan fiziksel hasarları değil; kritik altyapı, enerji, lojistik ve ulaştırma sektörlerinde yaşanabilecek uzun süreli iş kesintilerini, tedarik zinciri aksaklıklarını ve bunların ekonomik etkilerini de yakından izlediği belirtiliyor. Bölgedeki gerilimin tırmanması, misilleme saldırılarının artması ve risklerin farklı coğrafyalara yayılması ise önümüzdeki dönemin temel riskleri arasında gösteriliyor.
FİYAT BASKISI SÜRÜYOR
1 Temmuz yenileme döneminde siyasi şiddet ve terörizm reasürans piyasasında fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskının devam ettiği belirtiliyor. Aynı dönemde risk kabul süreçleri sıkılaşırken, sunulan reasürans limitleri azalıyor ve reasürans korumasının devreye girdiği bağlantı noktaları (attachment point) yükseliyor.
Özellikle yüksek riskli bölgelerde faaliyet gösteren şirketler açısından bağımsız siyasi şiddet teminatlarında yeterli kapasiteye erişimin giderek zorlaştığı ifade ediliyor.
Bununla birlikte piyasaya yeni kurulan Managing General Agent (MGA) yapıları ile siyasi şiddet ve terörizm branşında faaliyet göstermeye başlayan yeni sendikalar aracılığıyla ilave kapasite girişinin de yaşandığı belirtiliyor. Ancak mevcut oynaklığa rağmen reasürans piyasasının, kapasitelerini güçlü risk yönetimi uygulamalarına sahip, risk verilerini şeffaf biçimde ortaya koyabilen ve iyi korunan riskler için seçici şekilde kullanmayı sürdürdüğü kaydediliyor.
KÜÇÜK ÖLÇEKLİ OLAYLAR DA PİYASAYI ETKİLİYOR
Analize göre Orta Doğu’daki gelişmeler piyasadaki belirleyici unsur olmayı sürdürse de küresel risk görünümü de hızla değişiyor.
Siyasi şiddet ve terörizm branşında küresel prim üretiminin yaklaşık 1,5 milyar dolar seviyesinde olduğu tahmin edilirken, sigortalı kayıpların bu tutarın neredeyse iki katına ulaşmasının beklendiği belirtiliyor.
Raporda ayrıca, büyük ölçekli savaşların yanı sıra Amerika, Avrupa ve Afrika’da art arda yaşanan sivil huzursuzluklar, aktif saldırgan olayları ve isyanların tek başına büyük hasarlar yaratmasa da oluşturdukları kümülatif kayıplarla siyasi şiddet ve terörizm reasürans piyasasının genel performansı üzerinde giderek daha belirleyici bir rol üstlendiğine dikkat çekiliyor.
