Guletin bangaçası

Sonunda yine Bodrum’dayız. Karaincir’den yazıyorum bu yazımı; yine hayallere dala dala…

Şimdi Akdeniz’in Ege’yle buluştuğu bu sular, hiç olmadığı kadar sessiz. Sanki Poseidon’la, İlayda el ele tutuşmuşlar bizleri misafir ediyor.

Birisi, eski Yunan’da denizlerin tanrısı. Güç bakımından Zeus’tan sonra geliyor. Diğeri, eski Türklerin su perisi. İkisi de suyla bütünleşmiş.

Bizler iki ulus olarak başarmakta biraz zorlansak da onlar çoktan dostluğu kurmuşlar bile… Akdeniz ve Ege’nin birbirine karıştığı bu sularda; Bahr-i Sefid’de bizleri ağırlıyorlar.

Akdeniz; eskinin deyişiyle Bahr-i Sefid, dünya denizciliğinin beşiği olmuş. En güzel, en görkemli, en denizci tekneler buralarda yapılmış.

Akdeniz’in bilinen en eski yerel teknesi Tirhandil, diğerleri ise Gulet ve Aynakıç.

Her üç tekne tipine Gulet dendiği görülmekle birlikte, aslında her üçü birbirlerinden oldukça farklı.

Gulet, brikten (brigantine) küçük, iki direkli, pruvası kabasorta armalı bir tür uskuna. Fransızların “Goulette” dedikleri, Yunanlı yapımcılardan bize intikal etmiş “Barco”ların şekil değiştirmiş bir kopyası.

Fransızca sözlükte, “Bir çeşit deniz kırlangıcına verilen ad” olarak tanımlanan goulette’nin İngilizce karşılığı, “Schooner”, Yunancası “Skuner”, Türkçesi ise “Uskuna”.

Uskuna ile gulet sanki birer farklı tekne türüymüş gibi algılanıyorlarsa da aslında ayni tip tekneler. Hem askeri amaçlı, hem de ticari amaçlı olarak tarih boyunca kullanılmışlar.

Guletlerin kökeni antik çağlara kadar uzanıyor. Orijinlerinde tirhandiller yatıyor.

Günümüzde dalışla bütünleşen Mavi yolculukların sihirli teknesi olarak tanınıyorlar. Çeşitli boylarda yapılan ve eskiden sadece yelken gücüyle hareket eden guletler, bugün motorla takviye edilmiş.

Bodrum’dan önce 1900’lü yıllarda Karadeniz sahillerinde Sürmene’de çok büyük guletlerin yapıldığı biliniyor. Zaman içinde “Bodrum Guleti” olarak bilinen kendimize özgü gulet tipini yaratmışız. Karadeniz teknelerinde kestane ve meşe kullanılırken, Bodrum guletinin ana malzemesi kızılçam ağacı.

Tüm dünyanın beğenisini kazanmış bulunan Bodrum guletleri, geniş kıç güvertesi, bangaça olarak adlandırılan güneşlenme yeri, geniş ve yüksek kabinleri ile Mavi Yolculuk yapmaya en uygun tekneler arasında yer alıyor.

Artan talebi karşılamak üzere günübirlik Bodrum koylarına sefer yapan guletlerin sayısı da oldukça kabarık ama bugünlerde, ancak ilerleyen mevsim gereği koya uğrayan teknelerin sayısı iyice azalmış.

Hazır buralardayken benim de gönlümde yatan, şu anda bir Bodrum Gulet’inin bangaçasında yanlamak ve geçen sayıda Orhan Veli’nin tamamını veremediğim şiirinde söz ettiği hayali gerçekleştirerek rüzgâra yelken açabilmek…

“Açsam rüzgâra yelkenimi,
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.

Bir limanda büyük ve beyaz…
Mercan adalarda bir liman…
Beyaz bulutların ardından
Gelse altın ışıklı bir yaz.”

Yaz gitti gidiyor, şunun şurasında sayılı günler kaldı. Bakalım hayallerimizi gerçekleştirebilecek ve şairin dediği gibi rüzgâra yelken açabilecek miyiz?

Bodrum, 20 Eylül 2022