Dert sahibine göre büyüktür

Hatırlayacağımız üzere Harry ve Meghan, İngiltere Kraliyet Ailesi’nin üst düzey üyeliğinden vazgeçtiklerini, görevlerini bırakacaklarını ve zamanlarının bir kısmını Kuzey Amerika’da bir kısmını ise İngiltere’de geçireceklerini bir süre önce duyurmuşlardı.

The Times gazetesine konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynak, Prens Harry’e eşiyle birlikte Kraliyet Ailesi’nin üyeleri gibi davranamayacaklarını hissettikten sonra aileden ayrılmak istediklerini, açıklama kararını aldıranın Meghan olduğunu söylemiş, işte buyrun bu tip durumlar için büyüklerimizden duyduğumuz o meşhur laf: “Hanım köylü olmuş!“

Sussex Dükü Prens Harry ve ABD’li eşi Düşes Meghan Markle’ın İngiliz Kraliyet Ailesi’nden ayrılma nedenlerinin Prens William ve eşi Kate Middleton’ın onlara karşı davranış biçimleri olduğu dedikodusu ortalıklarda dolanırken, eltisi ile anlaşamayan yeni gelin modelinin sadece bize özgü bir kalıp olmadığını da öğrenmiş oluyoruz.

Çiftin, Instagram’da kişisel hesaplarından açıkladıkları kararı Kraliçe ve Prens Charles’a önden danışmamaları, Avrupa tarihinde bin yıllık kökleri olan bu aile için uygunsuz ve acele edilmiş bir adım olarak görülmüş idi. Hadi gel şimdi kaynanam ile oturmak istemiyorum diyen Türk gelinine kız bakalım!

Harry ve Meghan çiftinin, Cambridge Dükü Prens William ve eşi Düşes Kate Middleton’ın onları ‘rakip’ olarak gördüklerini hissettiğini söyleyen dedikodu kaynakları başından beri Sussex Dükü ve Düşesini kraliyet ailesinden dışlamakta kararlıydılar şeklinde konuşuyormuş. Türk filmlerindeki zengin erkek & fakir kadın aşkı gibi bir durumun uyumsuzluğu mu bu acaba!

Harry ise, “Ailem bana para akışını resmen kesti. Neyse ki kraliyet ailesinden, annem Prenses Diana’dan kalan para ile ayrılabilmeyi başardım. Meghan’la tanışmadan önce de kapalı kalmış hissediyordum. Meghan ile İngiltere’den ayrılacağımı söylemeden önce babam Charles, telefonlarıma çıkmamaya başladı. Ben kapana kısılmıştım ve bir çıkış noktası göremiyordum” demiş. Baba harçlığı ile nereye kadar gider bu gençlik nidasını çığıran anneleri duyar gibiyiz!

Hamileliği sırasında intihara meyilli olduğunu da söylemiş olan Meghan, “Sadece yaşamak istemiyordum ve bu fikir sürekli net bir biçimde aklımdaydı. Harry bana çok destek oldu. Onun omuzlarına daha fazla yük olmak istemedim, zaten bütün dünyanın yükü sırtındaydı” demiş. Asgari ücret ile bir ay geçinmeye çalışan bir ailenin yükü gibi ağır bir yük gelmese de bizlere, herkesin yükü kendine ağırmış demek ki!

Öte yandan düğün günü ile ilgili olarak Meghan, “Sanki bedenimin dışından çıkıp izlemişim gibi bir durumdu. İkimiz de düğün gününün öncesinde bugünün ikimizin olmadığını anlamıştık” dedi. Meghan, “Nasıl bir aileye katılacağımı bilmiyordum. O dönem çok naif olduğumu söyleyebilirim çünkü kraliyet ailesi hakkında hiçbir araştırma yapmadım” demiş. İşte buna gönülden katılıyorum, iki kişi evlenirken, 234 kişinin de sanki kendileri evlenirmişçesine düğün ile ilgili kararlara müdahil olmak için yaptıkları baskılarını hiçbir zaman anlayamamışımdır. Ey aile bireyleri; düğüne davetli olarak katılmakla yetinin lütfen!

Kraliyet ailesiyle bağını koparmak ve özgür bir yaşama kavuşmak (ya da dönmek), böylesine romantik ama bir o kadar da skandallarla bezeli bir pembe dizinin bir başka önemsiz bölümü olarak görülebilir. Ama bunu bir özgürleşme jesti olarak okumak da mümkün; bu jest, sırf terbiyeli davranmak adına, kraliyetin ‘her şeyden daha önemli’ olduğunu ileri süren bir kurumun boyunduruğuna girmeyi reddediyor. Harry ile Meghan tarafından sansasyonel olarak gerçekleştirilen bu özgürleşme, nerede yaşarsa yaşasın herkesin özgür olduğu, kendi kaderini kendi belirleyebildiği ve bunun sonuçlarına da katlanacağını ifade etmenin bir yolu. Herkesin katlanması gerektiğinden daha iyi ve tatmin edici bir geleceğe hakkı var.