Bayram Dönüşü

Düzenliyimdir. Plan da yaparım, uzun ya da kısa vadeli, hatta günlük. Ama planlı yaşamayı sevmem. Özellikle de özel yaşamımda. Pandemi bana planlı yaşamayı öğretti her şeyden önce. Sokağa çıkma ve diğer kısıtlamalara göre eylem planları yapıldı ve büyük bir yüzdeyle de uyuldu bunlara. Keyif almadım bu konformizmden ama aksi olası değildi ne yazık ki.

Çok roket bilimi bir konu olmasa da saçımı kesmeyi öğrendim. Pandemi başladığından beri sadece 2 kez berbere gittim. Buna karşın 6-7 kez kendim kestim saçımı. Becerikli makineler ile bayağı kolaylaştı bu iş. Fakat bunca deneyime rağmen estetik açıdan hala zor geçiyorum sınıfı ama saç traşına ayırdığım süre neredeyse yarıya indi ilk denemelere göre.

Yıllar önce bir basınçlı yıkama makinesi almıştım ve neredeyse ambalajında duruyordu bir köşede. Kendime iş yaratmak için azmettim ve bu makineyi de kullandım sonunda. Uzatmayı tak, hortumu getir, şebeke basıncı yeterli ise “ehh” yıkanıyor araba, kesinlikle dışarıda yıkatmak kadar cillop da olmuyor ama yine de kafa dağıtmak için güzel bir hobi kesinlikle.

Son dönemde yazılı basında yerini alan o yeni haftalık gazete en önemli kazanımlarımdan biri oldu pandemi döneminde. Her ne kadar son sayıları baştaki doyuruculuk ve zenginlikte olmasa da yine de salt yeni sayıya kavuşmak için bekliyorum Cuma günlerini. Alır almaz ilk yaptığım iş de dijital platformlarda vizyona giren/ yakın zamanda girecek film ve dizi haberlerini okumak!

Son paragraftan hareketle beklenmedik seviyede bir film ve dizi izleyicisi oldum. Eskiden dizilere karşıydım çünkü haftanın o günü/ o saat kuşağını bloke ediyordu diziler ve bu “planlı yaşamak, iiihhh!” idi benim için. Ama dijital platformlarda bu sorun da ortadan kalktı. Ne zaman hazırsan başlıyorsun izlemeye, ne zaman meşgulsen durup tekrar zaman yarattığında kaldığın yerden devam ediyorsun.

Bir yazımda değinmiştim bu konuya. Pandeminin en büyük faydalarından biri gereksiz veya zoraki samimiyetleri kökünden bitirmesi, anlamsız şapır şupurları yok etmesi.

Sağlıklı ve güvenli beslenme de bu dönemin kazanımlarından. Bildiğin, güvendiğin yerlerden aldığın malzemeler ile kendi evinde, kendi ellerinle yapılan yemekler beklenmedik ve oldukça uzun bu sürecin başta gelen avunma unsurlarından.

Ve tabii olumsuzluklar…

Artan işsizlik, kapanan işletmeler, işi gerçekten çok zor olan sektörler, kısıtlanan yaşamlar ve özgürlükler ve tabii bu süreçte yitip giden canlar.

Bayram dönüşü olumsuz yazmak istemiyorum, bu nedenle uzatmayacağım bu tarafı.

Ama bahsetmek istediğim bir husus var. Çok yakın zamanda arka arkaya 2 dostumuzu yitirdik bu dergiden. İlki Mart başında Timuçin Abi. Maalesef ikincisi de evvelki gün Sevgili Eşber Bey.

Eşber Erülgen de geç tanıdığım sektör mensuplarından. Bu dergide yazmaya başlaması ile tanıştım kendisi ile. Benim eski ofisim ile kendisinin o dönem oturduğu ev iki sokak mesafede olduğu için de doğal yol arkadaşı olduk kendisi ile Sigortacı yemeklerine gidiş dönüşlerde. Hep işlerimi sorardı, kolaylıklar dilerdi, sektöre bazen eleştirel yaklaşsa da bana ve işime olumlu bakardı hep ve moral verirdi.

Çok deneyimli, uzun zamandır tam zamanlı çalışmıyor olmasına rağmen sektörü hala çok yakından takip eden, konuşması, giyimi ve hali tavrı ile o da Timuçin Abi gibi haza İstanbul beyefendisi idi. Işıklarla Eşber Bey…

Ve son sözüm sevgili Metin Öztürk’e. Normalde 10 gün sonra seçimlere giriyordun. Son gelişmeler sonrası hangi tarihe karar verilecek bilmiyorum ama önünde sonunda yapılacak bu seçim. Seninle Kopenhag ve Monako’ları gördük, Ali Sami Yen’de nice zaferleri yaşadık.

Çıtayı yeniden oralara çıkartmak için çok istediğin ve layıkıyla yapacağına emin olduğum bu anlamlı göreve seçilmeni canı gönülden diliyorum, hem senin, hem de Galatasarayımız için.

Görüşmek üzere,