Mayıslar bizim
Evet, dolu dolu sevindiğimiz; dolu dolu üzüldüğümüz günleriyle yaşadığımız bütün ‘Mayıslar Bizim’.
Önce sevinç dolu günlerle başlayalım.
Bu gün, günlerden 19 Mayıs…
Bu gün, önce Yüce Önder Atatürk’ün bağımsızlık yolunda başlattığı ve sonu Cumhuriyet’e ulaşan ve sonsuza kadar devam edecek olan yolculuğun 102’nci yıl dönümü. Türk Ulusunun zafere giden yolculuğu bu gün başladı. Bir milletin kaderini taşıyan Bandırma Vapuru, 19 Mayıs 1919’da bugün, Atamıza yakışır şekilde fırtınalı bir yolculuktan sonra Samsun’a ulaştı. Denizciyi denizci yapan, fırtınalı denizdir. Denizci, denizden ziyade fırtınayı sever. Aynı Atamız gibi… Atamız da, o mücadeleci ruhuyla başlattı bağımsızlık savaşını. Bandırma Vapuru’nun Samsun Limanına attığı demir, Cumhuriyet’in temelini oluşturan ilk demirdir. O demirin bir daha yerinden oynatılmayacak şekilde atılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ve silah arkadaşlarını saygı ve şükranla anıyor; aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyorum.
Mayıs’ın en sevinç dolu günü, bu gün. Çeşitli nedenlerle doya doya kutlayamasak da; Ata’mızı bu mutlu Mayıs gününde bir kez daha saygıyla anarak, Gençlik ve Spor Bayramımızı Kutluyorum.
Evet, sevinciyle üzüntüsüyle Mayıslar bizim. Annem 93 yıl önce mayıs ayında doğmuş; bunun sevincini yaşarken, şu anda yaşadığı sağlık problemleri nedeniyle derin üzüntüler içindeyim. Babamı da bundan 20 yıl önce mayıs ayında kaybettim. Daha dün gibi… Benzetme olarak ‘daha dün gibi’ dedim. Neredeyse ‘dün gibi’ diyeceğimiz çok kısa bir süre önce bir başka üzüntüyü sigorta camiası olarak yaşadık. Mayıs ayı başında İlham Saner Ağabeyimizi kaybettik. Kendisiyle aynı şirkette çalışma şansına sahip olan az kişiden biriyim. Nurlar içinde yatsın.
Maalesef büyüklerimiz yavaş yavaş bizlere veda ediyor. Geçen sene Mayıs ayında Osman Yücesan Ağabeyimizin vefatıyla başlayan kayıplar maalesef hızla devam etti. Sektörün duayenlerinden olan Osman Ağabey’in de kaybı beni derinden üzdü. Mesleki kariyerimde önemli bir yeri olan Ağabeyimi saygıyla anıyorum. Huzurla, ışıklar içinde uyusun.
Başka bir kaybımız ise Timuçin Alpay kardeşim. Gerçi onu Mayıs ayında kaybetmedik ama çok erken bizlere veda etti. Mekanı cennet olsun.
Yine bir kaç gün önce ‘Sigortacı’ yazarlarından Eşber Erülgen Ağabeyimizi uğurladık. Gerçek bir beyefendi olan ağabeyimizin yolu açık olsun. Allah rahmet eylesin.
Arada daha nice kayıplar var, maalesef bu günlerde çok sıklaştı.. Yaşımız ilerledikçe böyle haberleri daha sık alacağız gibi gözüküyor. Durum, biraz Melih Cevdet Anday’ın şiirine döndü gibi… Benzetmek gibi olmasın ama ne demişti şairimiz?
Büyükbabam, babam, ben,
Küçük oğlan, kız damat.
Gelişimiz teker tekerdi,
Gidişimiz cümbür cemaat.
Nasıl olsa hepimiz bu yolculuk kervanına katılacağız. Çok da kafayı takmamak lazım. Hepimiz Cahit Sıtkı Tarancı’nın dediği gibi, uyuyacağız ve uyanmayacağız.
Uyudun uyanmadın olacak, kim bilir nerede, nasıl kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak. Taht misali o musalla taşında.
Beni asıl üzen, gidenlere karşı son görevimizi tam olarak yapamamak… Maalesef içinde bulunduğumuz koşullar, gidenlere son saltanatlarını yaşatmadı. Biz de görevimizi tam olarak yapamadık. Bizden yana bir hak varsa biz hakkımızı çoktan helal ettik. Asıl onlar haklarını helal etsinler.
Bu son olsun, diyeceğim ama biliyorum ki son olmayacak. Hiç olmazsa bundan sonra gidecekler saltanatla gitseler…
Evet, acısıyla tatlısyla ‘Mayıslar Bizim’. Bu söz aslında Galatasaraylılara ait; ama maalesef bu mayıs, bizim mayısımız olmadı. Olsun, haziran ayında başkanlık seçimi var. Başkan adayımız sevgili Metin Öztürk inşallah seçimi kazanır; bundan sonra yine ‘Mayıslar Bizim’ olur.
Haziran’a gelince; ben haziran doğumluyum, yani Haziran benim…
İstanbul, 19 Mayıs 2021
