“Depremler doğanın gerçeğidir felaketler ise çoğu zaman hazırlıksızlığın sonucudur”
İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı ve TOBB SAİK Başkan Yardımcısı Özgür Yılmaz, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin yalnızca geçmişte yaşanan büyük bir afet değil, Türkiye’nin risk yönetimi anlayışını yeniden şekillendiren tarihî bir dönüm noktası olduğunu söyledi.
İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı ve TOBB SAİK Başkan Yardımcısı Özgür Yılmaz, 17 Ağustos 1999 Marmara Depremi’nin yalnızca hafızalarda derin izler bırakan büyük bir afet olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, bu tarihin aynı zamanda Türkiye’nin risk yönetimi anlayışında önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Bazı tarihlerin yalnızca geçmişi hatırlatmadığını, aynı zamanda geleceğe ilişkin sorumlulukları da yeniden tanımladığını ifade eden Yılmaz, yaşanan felaketin riskleri ertelemenin, hazırlıkları geciktirmenin ve güveni yalnızca afetlerden sonra aramanın ağır sonuçlarını ortaya koyduğunu vurguladı. “O gece yalnızca binalar yıkılmadı. Hayatlar değişti, ekonomik düzen sarsıldı, kurumlar sınandı ve toplum olarak risk kavramına bakışımız kökten değişti” diyen Yılmaz, aradan geçen yıllarda şehirlerin büyüdüğünü, teknolojinin hızla geliştiğini, üretim kapasitesinin arttığını ancak Türkiye’nin dünyanın en aktif deprem kuşaklarından biri üzerinde yaşamaya devam ettiğini hatırlattı. Depremin yanı sıra iklim değişikliğinin neden olduğu aşırı hava olayları, orman yangınları, seller, kuraklık, siber saldırılar, enerji arzına ilişkin belirsizlikler, küresel salgınlar, jeopolitik gelişmeler, tedarik zincirlerinde yaşanan kırılmalar ve yapay zekânın ortaya çıkardığı yeni sorumluluk alanlarının risk kavramını her geçen gün daha karmaşık hâle getirdiğini belirten Yılmaz, “Artık içinde bulunduğumuz çağ yalnızca dijital dönüşüm çağı değildir. Bu çağ aynı zamanda risk yönetimi çağıdır” dedi.
SİGORTACILIK GÜVENLİĞİN UNSURLARINDAN BİRİDİR
Ekonomik büyümenin sürdürülebilirliğinin güven ortamına bağlı olduğunu belirten Özgür Yılmaz, güvenin planlama, öngörü, bilim ve etkin risk yönetimiyle inşa edildiğini söyledi. Bu nedenle sigortacılığın yalnızca finans sektörünün bir alt başlığı olarak değerlendirilemeyeceğini ifade eden İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı ve TOBB SAİK Başkan Yardımcısı Özgür Yılmaz, sektörün üretimin sürekliliğini sağlayan, yatırımları cesaretlendiren, istihdamı koruyan ve afet sonrasında ekonomik hayatın yeniden ayağa kalkmasını destekleyen stratejik bir kalkınma altyapısı olduğunu vurguladı. Dünyanın güçlü ekonomilerinde güçlü sigorta sistemlerinin tesadüf olmadığını belirten Özgür Yılmaz, “Yatırımcı yalnızca bugünü satın almaz. Belirsizlikleri de satın alır” ifadelerini kullanarak, belirsizliklerin etkin yönetilebildiği ekonomilerin daha fazla yatırım çektiğini, daha düşük maliyetle finansmana ulaştığını ve küresel rekabette daha güçlü konuma geldiğini söyledi. “Sigortacılık, yalnızca hasar ödeyen bir mekanizma değil; ekonomik büyümeyi destekleyen görünmez bir güven köprüsüdür” diyen Özgür Yılmaz, son yıllarda yaşanan afetlerin güçlü sigorta sistemlerinin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu belirtti.
KORUMA AÇIĞI ORTAK SORUMLULUKTUR
Her yıl yüz milyarlarca dolarlık ekonomik kayıp meydana geldiğini, bu kayıpların önemli bölümünün sigorta sistemi sayesinde telafi edildiğini belirten Yılmaz, sigorta korumasının yetersiz olduğu ülkelerde aynı kayıpların kamu bütçelerine, işletmelere ve vatandaşlara doğrudan yük olarak yansıdığına dikkat çekti. “Koruma açığı; meydana gelen ekonomik zarar ile sigorta tarafından karşılanan zarar arasındaki farktır” diyen Yılmaz, bu fark büyüdükçe afetlerin ekonomik etkisinin ağırlaştığını, toparlanma süresinin uzadığını ve kalkınma hedeflerinin geciktiğini söyledi. Koruma açığının azaltılmasının yalnızca sigorta sektörünün değil; kamu kurumlarının, yerel yönetimlerin, üniversitelerin, iş dünyasının ve toplumun ortak sorumluluğu olduğunu belirten İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı ve TOBB SAİK Başkan Yardımcısı Özgür Yılmaz, afet yönetiminde asıl başarının afet gerçekleşmeden önce riskleri doğru analiz etmek, dayanıklı şehirler inşa etmek, finansal güvence mekanizmalarını güçlendirmek ve toplumsal risk bilincini canlı tutmak olduğunu vurguladı. Türkiye’nin afet risklerinin finansal yönetimi konusunda önemli adımlar attığını belirten Yılmaz, “Hedefimiz; risk yönetimini bireysel bir tercih olmaktan çıkarıp toplumsal bir yaşam kültürüne dönüştürmektir” dedi.
RİSK YÖNETİMİ KÜLTÜRÜ GELECEĞE YÖN VERMELİ
Özellikle KOBİ’lerde sigorta bilincinin güçlendirilmesinin üretimin sürdürülebilirliği açısından kritik önem taşıdığını belirten Yılmaz, bir fabrikanın üretiminin durmasının çalışanlardan tedarikçilere, ihracattan ülke ekonomisine kadar geniş bir zinciri etkilediğini ifade etti. “Sigorta sistemi bu zincirin sessiz ama en güçlü halkalarından biridir” diyen Yılmaz, önümüzdeki dönemde yapay zekâ, büyük veri analitiği, uydu teknolojileri, nesnelerin interneti ve parametrik sigortaların sektörü dönüştüreceğini belirterek, sigortacılığın artık yalnızca gerçekleşen hasarı karşılayan değil, riski önceden analiz eden ve önleyici tedbirler geliştiren bir yapıya dönüştüğünü söyledi. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında hedefin yalnızca daha fazla poliçe üreten bir sektör oluşturmak olmadığını vurgulayan İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı ve TOBB SAİK Başkan Yardımcısı Özgür Yılmaz, risk yönetimini toplumun ortak refleksi hâline getiren, afetlere karşı dirençli şehirlerin kurulmasına katkı sağlayan ve ekonomik güvenliği destekleyen bir sigortacılık ekosistemi oluşturmanın öncelikli hedef olduğunu ifade etti. 17 Ağustos’un yalnızca geçmişte yaşanan acıları hatırlatan bir tarih olmadığını belirten Yılmaz, “17 Ağustos’u yalnızca anmak yeterli değildir. Asıl görevimiz, o geceden çıkardığımız dersleri geleceğin şehirlerine, ekonomi politikalarına, eğitim sistemine ve toplumsal yaşam kültürüne dönüştürmektir” dedi. Depremlerin doğanın gerçeği olduğunu, felaketlerin ise çoğu zaman hazırlıksızlığın sonucu olarak ortaya çıktığını belirten Yılmaz, bir ülkenin gerçek zenginliğinin en zor gününde yeniden ayağa kalkabilme kapasitesiyle ölçüldüğünü ifade ederek, “İşte sigortacılık, bu ayağa kalkma iradesinin ekonomik teminatıdır” değerlendirmesinde bulundu. Bu süreçte meslek kuruluşlarının da önemli sorumluluk üstlendiğini belirten Özgür Yılmaz, TOBB SAİK’in sigorta acentelerinin mesleki gelişimini destekleyen ve sektörün sorunlarını çözüm mercilerine taşıyan önemli bir yapı olduğunu, İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi’nin ise projeleri, eğitim çalışmaları ve iş birlikleriyle sektöre katkı sunduğunu söyledi. Kamu kurumları, düzenleyici otoriteler, üniversiteler, yerel yönetimler ve sektör temsilcileriyle ortak akıl içerisinde hareket ederek risk yönetimi kültürünü toplumun her kesimine yaygınlaştırmayı hedeflediklerini belirten Yılmaz, “Güçlü bir sigorta sektörü yalnızca güçlü şirketlerle değil; güçlü kurumlar, güçlü meslek örgütleri ve ortak sorumluluk anlayışıyla inşa edilebilir” dedi.
GELECEK RİSKLERİ DOĞRU OKUYANLARIN OLACAKTIR
TOBB SAİK ve İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi olarak risk bilincinin artırılması, sigortalılık oranlarının yükseltilmesi, afetlere karşı finansal dayanıklılığın güçlendirilmesi, mesleki standartların geliştirilmesi ve sürdürülebilir bir sigortacılık ekosistemi oluşturulması için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten İstanbul Ticaret Odası Sigortacılık Meslek Komitesi Başkanı ve TOBB SAİK Başkan Yardımcısı Özgür Yılmaz, “Gelecek; risklerden kaçanların değil, riskleri doğru okuyarak fırsata dönüştürenlerin olacaktır” sözleriyle değerlendirmesini tamamladı.
