Deplasman Golü

Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek final ikinci karşılaşmaları oynandı. Maçlardan birinde ev sahibi (A Takımı) maçı 0-1 kaybetmesine rağmen ilk maçı rakibinin (B Takımı) sahasında 3-2 kazandığı için yarı finale yükseldi.

Bu eşleşmeye baktığınızda 2 takım da rakibini bir kez yenmiş, iki maç sonunda atılan gollerde de 3-3 eşitlik var. Ama tüm bu eşitliğe rağmen turu atlayan rakibinin sahasında daha çok gol atan A Takımı oldu.

Futbol dilinde buna “Deplasman Golü” (kuralı) deniyor ve sıkça gerek duyuluyor bu tip elemeli maçlarda.

Bu tip turnuvalarda tur atlamak demek sadece sportif başarı, taraftar mutluluğu filanın da ötesinde ciddi bir ek gelir demek çünkü sonrasında ne kadar kötü sonuç alırsa alsın sadece bu turu geçtiği için ilave milyonlarca Euro gelire hak kazanıyor A Takımı.

(Bu 2 takım açısından) “Aslında bayağı eşitsiniz ama biriniz daha eşit”

(A Takımının o deplasman golllerini atan oyuncular açısından ) “Farkında değilsin ama o attığın gol(ler)le bana başarı ve ek gelir getirdin”

(B Takımının oyuncuları açısından) “Kendi sahanızda yenildiğiniz rakibi gidip kendi sahasında yendiniz ama bu da yetmedi, gelecek sene yine bekleriz”

Bu arada enteresan bir şey de oldu. Bu yazıya tam başlamıştım ki “Deplasman golü kuralı maçların uzatma dakikalarında atılacak goller için geçerli olmayacak” diye bir haber düştü sosyal medyaya

Çok uzatmadan söyleyeyim. Bana doğru gelmiyor bu kural. İş görüşmesi yapıyorsunuz ve diğer adaylardan eksik hiçbir şeyiniz yokken o iş için aslında önemi olmayan bir kriter yüzünden şansınızı kaybediyorsunuz. Ya da yeni bir müşteriye bir teklif vermeye gidiyorsunuz. Teklifiniz tam da müşterinin gereksinimi, en uygun fiyat, en geniş kapsam/kullanım vs ama müşteri öznel bir dürtüyle sizin teklifinizi devre dışı bırakıyor bir anda.

Bazı kurallar işlerlikleri gözetilerek veya taraflar düşünülerek değil de karar vericileri sıkıntıdan kurtarmak için yürürlüğe konuyor sanki.

Geçmişte çalıştığım bir kurumda şöyle bir kural vardı: “Fazla mesaiye kalma durumlarında çalışanlar (18.00 servisini kaçırdıkları için) işten çıkışları ancak saat 20.00’den olduğu durumlarda taksi ücretine hak kazanacaktır”. Belli ki 10-15 dk ya da belki 1 saatlik fazla mesailer için taksi ücreti talep edenler olmuş, işveren de bu taleplerin önünü kesmek için “Madem taksiyle gideceksiniz o zaman işyerinde 2 saat daha çalışın da değsin bu ekstra masrafa, bana da münferit olarak gelmeyin bundan sonra” gibi bir yol benimsemiş.

Sonuçta fazla mesaicilerin büyük çoğunluğu 18.00 ile 20.00 arasındaki sürenin ilk yarım saatini akşam yemeği olarak ne yiyeceklerini tartışarak, sonraki 15 dk’yı sipariş vererek, sonraki yarım saati yemeklerini beklerken tek tük kalan işleri bitirerek, yemekleri gelince yiyip son 10 dakikalarını da etrafı toplayıp taksilerini çağırarak geçirirlerdi.

Tüm kurallar, hatta yasalar yürürlük tarihleri itibarı ile ortadaki bir sorunu giderme amacıyla ortaya çıkar bu kesin. Ama belli bir süre geçtikten sonra sorunun bu kural ile ortadan kalkmadığı, ya da belli dinamikler nedeniyle sorunun başka bir aşamaya evrildiği anlaşılır. İşte o anda hiç düşünmeden kuralların, yasaların gözden geçirilmesi, revize edilmesi gerekir. Hatta gerekiyorsa tamamen kaldırılması.

Kurallara uyan bir insanım. Toplum düzenini bozmamak adına etrafımdaki insanların da kurallara uyması için çaba sarf ederim.

Ama bu demek değil ki yanlış ya da gereksiz olan kuralları olduğu gibi benimserim. Böylelerini sorgular, gücüm oranında değiştirmeye uğraşır ve her fırsatta neden uygun olmadıklarını seslendirip ortak bir bilinç oluşturmaya çalışırım.

İlk maçta taraflar açık futbolu tercih edip karşılıklı gollerin olduğu bir maç oynarlar. Rövanşta bunun aksine iki taraf da defansa önem verir ve toplamda tek gol atılan bir maç oynarlar. İki maçın toplamında her şey eşit hale gelir ama ilk maçta rakibin sahasında daha çok gol atan kazanır.

Bence bir 15 dakika daha oynarlar, olmazsa penaltılar ile belirlenir sonuç.

Görüşmek üzere,

İlginizi Çekebilir