Denize özlem
ÇOK özledim denizi.
İki yaz geçti; ne bir yelkenlinin güvertesine ayak basabildim, ne yekesini tutabildim, ne de pruvasına geçip kollarımı açarak rüzgarla bütünleşebildim.
Deniz benim için bir özlem. Pandemi başlayıncaya kadar her yaz Bodrum’a gidip hasret giderirdik.
Ama aramıza namert COVID-19 girdi. Tabii sadece COVID-19 değil, başka nedenler de bizi ayırdı. Saatlerce denizin serin sularıyla kucaklaşıp uzun uzun yüzmelerim geride kaldı.
Bırakın saatlerce yüzmeleri, İstanbul’da yaşamama rağmen iki yıldır ayağımı dahi denize sokamadım. Tek teselliyi, Üsküdar-Beşiktaş arasında sefer yapan motorların güvertesinde nadiren yaptığım on dakikalık deniz seferlerinde bulmaya çalıştım. Tabii kesmiyor…
Oysa deniz benim için bir tutku, bir özlem:
Deniz duygudur, deniz şarkıdır, deniz türküdür.
Deniz kavuşmadır, deniz sevinçtir, deniz hüzündür.
Deniz birleştirir, uzakları yakın eder.
İster denizin serin sularına kendisini bırakıp, isterse bir yelkenlinin güvertesine çıkarak denizle özdeşleşen denizciyle deniz arasındaki bu birliktelik aslında bir aşktır.
Öyle bir aşk ki; aşkıyla coşan deniz bazen kendisine hakim olamaz; aşkına yenilip coşarak, tekneyi de üstündeki denizciyi de bir daha geri vermemek üzere bağrına basar. Sonra ne kadar pişman olur bilmem ama bu sevgiliyle vuslattır. Deniz bunu yapar durur.
Bu bir ayrılık değil bir bütünleşmedir. Tatlı tatlı esen bir meltemde denizle bütünleşen bir denizcinin sevda fısıltısını; zincirlerini kopartarak köpürüp coşan bir fırtınada yine aynı denizcinin hiddetle haykırışlarını duyabilirsiniz. Tabii duymak isterseniz.
Deniz inançtır.
Deniz tutkunu ünlü Amerikalı aktör Humprey Bogart diyor ki;
Bir gün Tanrı’nın varlığından şüpheye düşersen,
Tekneyle denize açıl,
İnancın kuvvetlenecektir.
Evet dedik ya deniz inançtır. Dedik ya deniz bir kez köpürmeye görsün. İnsanın imanını tazeler.
Deniz yaşamdır.
Deniz ekmektir, deniz sudur.
Deniz aşktır, deniz sevdadır.
Deniz tutkudur, deniz özlemdir.
Deniz esin kaynağıdır. Birçok sanatçının eserlerinin konusu olmuştur.
Benim de şu an gönlümde yatan; bir Bodrum Gulet’inin bangaçasında yanlamak ve Orhan Veli’nin şiirinde söz ettiği hayali gerçekleştirerek rüzgâra yelken açarak özlem giderebilmek…
“Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş.
Maviliklerde sefer etmek
Bir sahilden çözülüp gitmek
Düşünceler gibi başıboş.
Açsam rüzgâra yelkenimi,
Dolaşsam ben de deniz deniz
Ve bir sabah vakti, kimsesiz
Bir limanda bulsam kendimi.”
