“Bütünleşik” bireysel emeklilik uygulamaları

 “Bütünleşik” bireysel emeklilik uygulamaları

Bireysel emeklilikte katılımcıları sistem içinde kalmaya özendirme ve sistemden ayrılmalarını önlemeye yönelik çözümlerle bireysel emeklilik sözleşmelerini daha elverişli ve daha fazla talep edilir hale getirmeye dönük çözümlerin olumlu karşılanması gerekir. Buna ilke olarak kimsenin itirazı olmaz. Fakat sayılan amaçları gerçekleştirmek için atılacak adımların doğru seçilmesi çok önemlidir.

Son zamanlarda “bütünleşik” sıfatı bireysel emeklilik alanında sıkça kullanılmaya başlanmıştır. Türk Dil Kurumu’nun tanımlamasına göre bu sıfat “birbiriyle bağlantılı duruma getiren, tümleşik” anlamına gelmektedir (İngiliz dilindeki karşılığı: “combined” veya “integrated”).

Özellikle bireysel emeklilik sisteminden (BES) “erken ayrılma” hallerini azaltmak için bu sisteme “bütünleşik güvence destekleri” sağlanmasına ilişkin çalışmalar sürmektedir. Tasarlanan bütünleşik güvence destekleri esas olarak iki ana başlıkta toplanmaktadır:

– Yatırım ve tasarrufa yönelik destekler

– Hayat ve sağlık sigortası ile bağlantılı destekler

Yatırım ve tasarrufa yönelik destekler
– Konut satın alınması
– Evlenme
– İş kurma
– Bedelli askerlik
– Üniversite eğitimi
ile bağlantılı olarak (sınırlı biçimde) öngörülmesi planlanmaktadır.

BES’e dahil olmuş kişilerin (katılımcılar), emeklilik hakkının kazanılmasına (Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu (BES Kanunu) m.6 uyarınca bunun için 56’ncı yaşın doldurulması ve o anda en az 10 yıl sistemde kalmış olma gereklidir) kadarki uzun süreçte çok farklı sebeplerle nakit paraya ihtiyaçları olabilmektedir. Bu gibi bir halde sistem yakın zamanlara kadar “ya hep ya hiç (all or nothing principle)” esasını benimsemişti. Katılımcı bireysel emeklilikteki birikiminin yalnızca bir kısmını kullanarak nakit gereksinimini giderebilecek durumda olsa dahi, mevzuat buna izin vermiyor veya (mevcut birikiminin tamamını alarak) sistemden ayrılması ya da birikimlerine hiç dokunmayarak sistemde kalması lazım geliyordu. Bu “sabır” temeline dayalı uygulamanın sistemde kalmayı sağlamak yerine sistemden ayrılmaya mecbur bıraktığı görülünce, 2012 yılında BES Kanunu’nda kısmi ayrılmaya imkân tanıyan bir düzenleme benimsendi. BES Kanunu m.6 fk.3 (son iki cümle) şöyledir: “Kamu makamınca (evvelce Hazine Müsteşarlığı; günümüzde SEDDK) belirlenen hallerde katılımcıya sistemden ayrılmadan kısmen ödeme de yapılabilir. Kısmen ödemeye konu olabilecek birikim oranı ile bu madde kapsamında şirketlerce yapılacak ödemelere ilişkin diğer esas ve usuller (kamu makamı) tarafından belirlenir. Yasanın 2012 yılında tanıdığı kısmi ayrılma hakkı, kamu makamınca buna ilişkin düzenlemeler bir türlü yapılmadığı için bugüne kadar kâğıt üzerinde kalmış bulunmaktadır.

BES YASASINDA YAPILMASI TASARLANAN DEĞİŞİKLİKLER

Aradan dokuz yıl geçtikten sonra bugün kamu otoritesinin yaklaşımının “sistemden kısmi çıkışı özendirmemek” yönünde olduğu anlaşılmaktadır. Kamu otoritesinin (şu an için bilinen) genel yaklaşımı

– Bir bekleme (sistemde kalma) süresinin (5 yıl) öngörülmesi ve kısmi çıkışa ancak bu süre dolduktan sonra izin verilmesi,

– Anapara olarak belirli bir tutarda (beş aylık brüt asgari ücret) katkı payı ödenmiş değilse sistemden kısmi çıkış yapılamaması,

– Kısmi çekilecek tutarın, getiriler dahil (ancak Devlet katkısı hariç) toplam birikimin en fazla yarısı kadar olması,

– Kısmi çıkış sırasında hesaptan çekilen paranın dörtte birine (%25) karşılık gelen Devlet Katkısına hak kazanılmaması ve bu tutarın geri verilmesi,

-Destek modellerinin kısmi çıkışa “eklemlenmesi”, olarak özetlenebilir. SEDDK bu temelde oluşturulacak bir kısmi çıkış sistemini halen ilgili çevrelerden de görüş alarak değerlendirmektedir.

SEDDK tarafından emeklilik şirketlerinin görüşlerine sunulan 4632 sayılı BES Kanunu’nda yapılacak değişikliklere ilişkin öneri ana hatlarıyla aşağıdaki gibidir: Konut alımı, evlenme, iş kurma ve bedelli askerlik hallerinde sağlanacak desteğin de şu şekilde işlemesi üzerinde durulmaktadır: Sistemde en az beş yıl bulunmuş, aylık asgari ücretin en az beş katı katkı payı ödemiş ve devlet katkısı hariç mevcut birikimlerin yarısına kadar kısmi çekiş isteminde bulunan katılımcının istem anında veya en geç bir ay içinde destekten yararlanmasını sağlayacak belgeleri ibraz etmesi gerekecektir. Katılımcıya çektiği tutarın yüzde yirmisi kadar devlet katkısı ödenecektir. Ancak katılımcıya ödenecek devlet katkısı tutarı hiçbir halde devlet katkısı hesabındaki tutarı aşmayacaktır. Devlet katkısı katılımcının hesabından düşülecektir. Eğer destek alınan bireysel emeklilik sözleşmesi iki yıl içinde sona ererse, sözleşmeye tanımlanmış olan devlet katkısı da Hazine’ye geri verilecektir. BES ile ilgili olarak önerilen yeni uygulamanın devlete de katılımcılara da (devletin sağlamakta olduğu diğer imkânlara kıyasla daha fazla yarar getireceği hesaplanmaktadır. Konut ve çeyiz ile ilgili devlet desteğinin istenilen sonuçları vermediği, BES’e ilişkin yeni düzenlemeler ile bu durumun değişebileceği değerlendirilmektedir.

Üniversite eğitimi ile ilgili destek ise (bu satırların kaleme alındığı an itibariyle) şu şekilde tasarlanmaktadır: 18 yaşından önce sisteme girmiş gençler (18 yaşından önce sisteme girilmiş olması zorunludur), üniversiteye kayıt hakkı kazandıklarını belgeledikleri takdirde, sistemden kısmi olarak çektikleri tutar ile yıllık gelir sigortası alacaklardır (daha doğrusu almış sayılacaklardır). Bu yıllık gelir sigortası “programlı geri ödeme” türünde olacaktır. Emeklilik şirketi tarafından ilk 4 yıl, devlet tarafından da ilk 4 yılı izleyen 1 yıl boyunca ödeme yapılacak ve bu sayede eğitim giderleri karşılanabilecektir. Bu çözümde devlet katkısı 5’inci sene ödemesi için bloke edilmektedir. Katılımcının ilk dört yıl içinde BES’ten ayrılması halinde, blokaja alınmış olan devlet katkısı Hazine’ye geri aktarılacaktır. Üniversite eğitimi ile ilgili destek kapsamında yaptırılması söz konusu olan yıllık gelir sigortasına bazı “faydalar” eklenebileceği de düşünülmektedir. Burada “fayda” sözcüğü en başta bazı can sigortası teminatlarını ifade etmektedir. Mesela: Katılımcının (üniversite öğrencisinin) süre içinde vefatı durumunda, süre sonuna kadar yaşasaydı alacak olduğu ödemelerin 10 katı bedel üzerinden (ölüm teminatı içeren) hayat sigortası; ayrıca üniversitedeki eğitimin devam ettiği beş yıl boyunca (sürekli veya geçici engellilik veya iş göremezlik teminatları ile kaza sonucu meydana gelen yaralanmalar için tedavi teminatını içerebilecek) ferdi kaza sigortası ve (eğitim programı dahilinde veya bundan bağımsız olarak yurtdışında bulunulacak süre için) seyahat sağlık sigortası. Ancak faydaların yalnızca sigorta teminatları ile sınırlı kalmayabileceği ve yurtdışı staj ve öğrenci değişim olanakları; anlaşmalı kitapçılardan indirim gibi başka olanakların da sağlanabileceği öngörülmektedir.

Üniversite eğitimi desteği sayesinde, üniversite öğrencisi katılımcının birikimlerini kısmen çekmesi ertesinde en az beş yıl daha sistemde kalması hedeflenmektedir. Bundan başka, toplam on yıl sistemde kalması halinde devlet katkısını erken hak etme olanağı sunulmaktadır. BES Kanunu Ek madde 2 kapsamında sisteme (otomatik katılım yoluyla) dahil olan çalışanlar, konut alımı, evlenme, iş kurma ve bedelli askerlik ve ayrıca yüksek öğrenime hak kazanma hallerinde sağlanacak destekten yararlanamayacaklardır. Bu sayılan desteklerin “her birinden kişi bazında yalnızca bir defa” yararlanılabilecektir. (BES Yasası değişikliği taslağında yer alan bu ifadenin açık olmadığını ve netleştirilmesi gerektiğini düşünmekteyiz. Bir katılımcının desteklerin yalnızca birinden faydalanması uygun olur).

Hayat ve sağlık bütünleşik güvence desteğinde ise, sigorta primlerinin belirli bir oranının devlet katkısı olarak BES’e aktarılması söz konusudur. Burada ölüme karşı sigorta veya sağlık giderleri sigortası yaptırmış olan kişinin ödediği sigorta primlerinin %25’inin (şu anki düzenleme uyarınca gelir vergisinden düşülmesi yerine) kendisine ait bir bireysel emeklilik sözleşmesinin devlet katkısı hesabına geçirilecektir. Devlet katkısı hesabına geçirilen bu tutar emeklilik sözleşmesinin devlet katkısı hak ediş koşullarına tabi olacaktır. Bir katılımcı için devlet katkısı hesaplamasına esas olacak (bir takvim yılı içinde ödenen) prim tutarları toplamı da ayrıca sınırlandırılacaktır. Öte yandan BES Kanunu Ek madde 2 kapsamında sisteme dahil olan çalışanlar hayat ve sağlık bütünleşik güvence desteği uygulamasının da dışında kalacaklardır.

Hayat ve sağlık bütünleşik güvence desteğinin tasarlanan şekilde hayata geçirilebilmesi için Gelir Vergisi Kanunu m.89 fk.1 bent 1’de hükme bağlanan “gelir vergisi matrahının saptanmasında gelir vergisi mükellefinin şahsına, eşine ve küçük çocuklarına ait hayat sigortalarına ödenen primlerin %50’si ile ölüm, kaza, hastalık, sağlık, engellilik, analık, doğum ve tahsil gibi şahıs sigorta primlerinin indirilebileceği” yolundaki düzenlemenin de değiştirilmesi ve bu hükümdeki “ölüm” ve “sağlık” sözcüklerinin kaldırılması öngörülmektedir. BES Yasası değişiklik taslağı da ayrıntıların (gelenekselleşmiş anlatımla “yasa hükümlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esasların”) kamu makamı (SEDDK) tarafından belirleneceğini öngörmektedir.

BÜTÜNLEŞİK EMEKLİLİK PLANLARINA İLİŞKİN GENELGE

SEDDK 28.09.2021 tarihinde 2021/17 sayılı Bütünleşik Emeklilik Planlarına İlişkin Genelge’yi yayınlamıştır. Genelge yayımı tarihinde yürürlüğe girmiştir. Hukukçulardaki genel kanı, BES Yasası’nda gerekli değişiklikler yapılmadan önce yayınlaması nedeniyle bu genelgeden beklenen olumlu etkinin meydana gelmediği (m.2). Bu tür ek sigorta içeren emeklilik planları “bütünleşik emeklilik planı” olarak adlandırılacaktır. Bütünleşik emeklilik planında bireysel emeklilik sözleşmesinin katılımcısı ile sigorta ürününün sigortalısının aynı kişi olması gereklidir (m.2 fk.5). Sigorta ürünlerine ilişkin bilgilendirme, operasyon ve satış süreçlerinin sigortacılık mevzuatına uygun biçimde gerçekleştirilmesi söz konusudur (m.2 fk.3).

Katılımcının bütünleşik emeklilik planı kapsamında satın aldığı sigorta teminatının sona ermesi durumunda, emeklilik şirketinin katılımcıyı bir ay içinde planının değiştirileceği hususunda bilgilendirmesi gerekmektedir. Bu bir aylık süre sonunda bütünleşik emeklilik planı kapsamında yeni poliçe veya poliçeleri bulunmayan katılımcının bütünleşik emeklilik planı dışındaki bir emeklilik planına aktarılması lazım gelecektir (m.2 fk.4).

Genelge ayrıca bütünleşik emeklilik BES Yasası’nda tasarlanan değişikliklerin yapılması halinde, bu genelgenin gözden geçirilmesinin gerekip gerekmeyeceği şu an için belirsizdir.

BAZI GÖZLEMLER

Bireysel emeklilikte katılımcıları sistem içinde kalmaya özendirme ve sistemden ayrılmalarını önlemeye yönelik çözümlerle bireysel emeklilik sözleşmelerini daha elverişli ve daha fazla talep edilir hale getirmeye dönük çözümlerin olumlu karşılanması gerekir. Buna ilke olarak kimsenin itirazı olmaz. Fakat sayılan amaçları gerçekleştirmek için atılacak adımların doğru seçilmesi çok önemlidir. Mevcut durumda, kamunun daha fazla yük altına girmediği veya kamunun arzuladığı sonuçlara varmaya odaklı çözümlerin öne plana çıktığı izlenimi edinilmektedir. Özellikle devlet desteğinin söz konusu olduğu (ilk konutun edinilmesini kolaylaştırmaya yönelik) “konut hesabı” ile (27’nci yaş öncesinde gerçekleşecek ilk evlilikte söz konusu olabilen) “çeyiz hesabı” beklenen yararlı sonuçları sağlamadığı için bireysel emeklilik sayesinde yeni bir girişimde bulunmak doğru bir yaklaşım değildir. Çıkarı (yararı) asıl göz önünde tutulması lazım gelenler katılımcılardır. Onların ihtiyaçlarının gerektiğinde devlet desteğiyle çözülmesi temel ilke olmalıdır. Bulunacak çözümün devletin mutlaka özel olarak kazançlı çıkacağı bir çözüm olması gerekmez. Bireysel emeklilik sisteminin iyi işlemesi ve bu sistem aracılığıyla katılımcıların çıkarlarının en geniş biçimde korunması zaten ekonomiye çok büyük bir yarar sağlayacaktır. Bu da genel anlamda devletin kazançlı çıkması anlamına gelir. Bu nedenle devleti ayrıca mevcut duruma göre daha elverişsiz bir konuma gelmekten özellikle korumak zorunluluğu yoktur. Bulunacak çözüm dengeli ve katılımcıların çıkarlarını adil bir biçimde gözeten bir çözüm ise, devletin mevcut duruma göre daha fazla elini taşın altına koymasında sakınca olmayacaktır.

Öte yandan, katılımcılara devlet desteği sağlanırken, kazanılmış hakların korunmasına özen gösterilmesi ve başka taraftan avantaj sağlandığı gerekçesiyle mevcut kazanımın (öngörülen çözüm çerçevesinde) kısmen geri alınmasından (devlete geri döndürülmesi, devletin bir elle verdiğini öbür elle geri almasından) kaçınılması uygun olur. Katılımcıların, evlilik, askerlik, eğitim gibi sebeplerle nakit paraya ihtiyaç duymaları ve bu gerekçeyle sistemden kısmi olarak ayrılmak istemeleri halinde, beyan edilen ihtiyacın gerçekten mevcut olup olmadığının kanıtlanması (ve denetlenmesi) en azından bazı durumlarda zor olabilecektir. İhtiyacın varlığına ilişkin belgenin emeklilik şirketleri tarafından değerlendirilmesi taraflar arasında çekişme yaratabilecektir. Mümkünse, bankaların genel ihtiyaç kredisine benzer şekilde sebebe bağlı olmaksızın kısmi çıkışa izin verilmesine imkân tanınmalıdır.

Vefat ve sağlık sigortalarında ödenen primler üzerinden sağlanan gelir vergisi avantajının kaldırılması ise yerinde bir çözüm gibi durmamaktadır. Yalnızca bireysel emeklilikle bağlantılı sağlık sigortaları için vergi avantajı öngörülmesi mevcut yararların sigorta ettirenler zararına daraltılması anlamını taşıyacaktır. Bunun yerine bireysel emeklilikle bağlantılı sigortalara daha fazla vergi avantajı tanınması yoluna gidilebileceği kanısındayız.

İlginizi Çekebilir