Binin yarısı beşyüz

SON iki yazımı “aforizmalar” üzerine yazdım. Neydi aforizmalar? Kısaca bilge kişilerin tarihe geçmiş özlü sözleri… Yaşanmışlıkların derin izlerini taşıyor aforizmalar. Çoğunun felsefi derinlikler taşımasının yanı sıra; kıvrak zekanın ön plana çıktığı aforizmalarda mizah ağır basıyor. Zaten mizah, zekanın zekatı değil midir? Bir çok düşünürün kitaplara konu edilen aforizmaları var. Aslında şiirler de bir nevi aforizma. Tabii aforizmaların şiir yoluyla dile getirilmesi büyük yetenek gerektiriyor. Eğer hayattan bir şeyler çıkarabilirsek, biz de aforizma sahibi olabilir, karizmamıza bir de aforizma ekleyebiliriz. Şaka, şaka … Şaka ama, sağımıza solumuza baktığımızda böyle kişilerin çevremizde hiç de az olmadığını görebiliriz. Taş olmadan baş yaranlardan bahsediyorum. Ne demiş Koca Yunus;

İlim, ilim bilmektir,
İlim, kendin bilmektir.
Sen kendini bilmezsen,
Bu nice okumaktır.

Bir de deyimler var. Deyimler de aforizmalara benziyor ama sahipleri belli değil. Genellikle bir metafor, benzetme gibi bir anlatımla bir durumu kısaca ifade etmek için kullanılan anonim sözcük veya tümceler. Tabii ki anlamları ile ilgili bilgi sahibi olunması önemli. İşte bunlardan bir tanesi de, “Binin yarısı beş yüz, o da biz de yok.”

“Tasalanmana gerek yok” anlamında kullanılan bir avunma sözü. Gerçi günümüzün ekonomik yapısı çerçevesinde yarısı cebimizde olsa da bir anlam ifade etmiyor ya…

Bu deyimi neden kullandım? Mesleki yaşantıma adapte etmek için… Bini onla kısaltırsak yüz, onun yarısı da elli eder. Bu yıl mesleki hayatımın 50’inci yılını idrak ediyorum. 100 yıllık Cumhuriyet dönemi sigortacılığının 50 yıllık ikinci yarısını bilfiil doya doya yaşadım. Yani yüzün ellisi bende var. Tanrım olmayanlara da versin.

Tam 50 yıl önce Şubat ayında mensubu olmaktan gurur duyduğum Sigorta Murakabe Kurulu’nda başladı sigortacılık hayatım. Bu süre içinde ülkemin bana sağladığı imkanlarla Londra’da Chartered Insurance Institute ve Zürih’te Swiss Insurance Training Center’de İleri Derece Sigortacılık Eğitimleri aldım. 10 yılı aşkın müfettişlik hayatımdan sonra özel sektöre geçip 16 yıl sigorta şirketi genel müdürlüğü yaptım. 2000 yılı sonrası Assist Line genel müdürlüğü görevini üstlendim. Sonrasında da 40 yılı aşkın bir süre önce öğrenciliğini, hala eğitmenliğini yaptığım Türk sigorta Enstitü’sünün yöneticileri arasında yer aldım. Çok önemli hocalarımdan dersler aldım, çok önemli yöneticilerin hocalığını yaptım. Aktif sigortacılığım sırasında sektörün başta Türkiye Sigorta Birliği ve Türk Loydu önemli kurumların yönetim kurullarında görev yaptım. Başta sağlık sigortaları olmak üzere sektöre yenilikler getirdim. Bu profesyonel faaliyetlerimin dışında amatör ruhla ama profesyonel anlayışla eğitim faaliyetlerimi hala yürütüyorum. 35 yıldır İstanbul Üniversitesi’nde sigortacılık dersleri veriyorum. 15 yıla varan bir süre de Marmara Üniversitesi Sigortacılık ve Aktüerya Bölümlerinde ders verdim. Segem eğitimlerinde “eğitimcinin eğitimi” ve bilfiil eğitim verme görevlerini üstlendim. Bahçeşehir Üniversitesinde ve Yeditepe Üniversite Sigortacılık Bölümü’nde (İngilizce) ve Yıldız Teknik Üniversitesi’nde sigorta dersleri verdim. Halen Bilim Üniversitesi’nde ders vermeye devam ediyorum.

Başarıya giden yol bilmekten geçer. Yaptıklarımın hiçbirisini başarılı olmak için değil, ülkemden aldığımı, ülkeme verebilme sorumluluğu içinde yapmaya çalışıyorum ve yapmaya devam edeceğim. 50 yıllık mesleki hayatımda edindiğim bilgi ve deneyimleri genç meslektaşlarımla paylaşmaktan mutlu oluyorum.

Bu nedenle yüzün ellisi bende var; bununla da avunmuyorum, bir Cumhuriyet Dönemi sigorta çalışanı olarak övünüyorum.

Ne demiş Koca Yunus;
Bilmeyen ne bilsin bizi,
Bilenlere selam olsun.

İstanbul, 22 Ocak 2024