Affinity’de yapay zeka
Geçtiğimiz ay büyük bir fastfood zincirinin yönetim kurulu üyeleriyle bir kahve sohbeti yaptık. Çoğunlukla kendi sektörleriyle ilgili bilgi sahibi oldum ve birçok konuda şaşırdığım bilgiler edindim. Bundan 2 sene evvel mağazalara sipariş kiosk’larını yerleştirdiklerini dolayısıyla kasa sipariş hattındaki personellerin bir kısmının yeni açılan mağazalara kaydırıldığını anlattılar. Şimdi de markalarının aplikasyonundan siparişleri alacaklarını kiosk kurulumlarını bu sayede azaltacaklarını da eklediler. Bundan sonraki aşamada da mutfaktaki köfte, patetes vs. pişiren personellerin yerine pişirme işlemini robotların devralacağı bilgisini aldım. Yani robotlar yemek hazırlayacaklar. Değişik sektörlerde bu benzeri gelişmeler son 10 senede fazlasıyla arttı. Tabii sigorta sektörü de bu konuda nasibini aldı. Özellikle sigortacılığı tabana yayma aşamasına yardımcı olacak Affinity modelleri için kaçınılmaz dönüşüm şarttır. Sektörümüzde yapay zekâ ve robotik teknolojilerin kullanımı, artık operasyonel bir iyileştirme evresini geride bırakarak stratejik bir varoluş biçimine dönüşüyor. Sektör, tarihsel “Hasar Odaklılık” kimliğinden, teknoloji sayesinde “önleyici ve tayin edici” bir modele evriliyor.
Geleceğin sigorta dünyasında teknoloji, sadece bir araç değil, poliçenin bizzat kendisi haline gelecek. Geleneksel sigortacılık, büyük sayılar yasasına ve statik havuzlara dayanır. Ancak yapay zeka, bu yapıyı kökten sarsıyor. Yapay zeka, gerçek verilerin yetersiz olduğu alanlarda (örneğin nadir görülen siber saldırılar veya iklim krizine bağlı yeni riskler) sentetik veri setleri oluşturarak simülasyonlar yapıyor. Bu, henüz yaşanmamış risklerin bile fiyatlandırılabilmesini sağlıyor. Sadece telematik verileri değil, ses tonu analizi, göz hareketleri gibi biyometrik veriler üzerinden risk skorlaması yapılması gündemde. Tek kişilik segment yaklaşımıyla her bireye terzi usulü prim sunulmasını mümkün kılıyor. Dolayısıyla eski dönemlerdeki sigortacılık yerini daha sistematik, daha bilimsel satış araçlarına ulaşılmasını zorunlu kılıyor.
Hasar yönetiminde ise “Sıfır Temas” süreçleri robotik süreç otomasyonu ve bilgisayarlı görü birleştiğinde, dosyalar birer “veriye” dönüşüyor. Kaza anında araçtan gelen sensör verileri ve kullanıcının çektiği fotoğraflar, yapay zeka tarafından saniyeler içinde analiz edilerek parça maliyeti, işçilik ve pert olasılığı hesaplanıyor. İnsan müdahalesi olmadan ödeme emri bankaya gönderiliyor. Sigorta şirketleri artık sadece hasar ödeyen kurumlar değil, birer teknoloji ve güvenlik danışmanı rolünü üstleniyor. Su sızıntısı sensörleri, duman dedektörleri ve ısı takip sistemleri, hasar oluşmadan önce robotik sistemleri veya ilgili teknik ekipleri uyararak müdahale sağlıyor. Burada sigorta, hasarı ödemek yerine hasarın oluşmasını engellediği için prim indirimine gidiyor. Hayat ve sağlık sigortalarında, bireyin biyolojik verilerini takip eden yapay zeka, potansiyel sağlık risklerini erkenden teşhis ederek sigortalıyı doktora yönlendiriyor. Bu, hem hasar/prim oranını iyileştiriyor hem de müşteri bağlılığını artırıyor. Bu teknolojik kuşatma, insanın sektördeki rolünü yok etmiyor; aksine daha nitelikli bir noktaya taşıyor.
Bundan sonraki yıllarda risk kabul uzmanları rutin işlerden kurtularak karmaşık, büyük ölçekli ve verinin henüz oluşmadığı hibrit risklerin yönetimine odaklanacak. Acenteler ve satış kanalları, veri analitiği sayesinde müşterisine “ne satabileceğini” değil, müşterisinin “neye ihtiyacı olduğunu” henüz müşteri bile bilmeden öngören birer finansal danışmana dönüşecek. 2030 yılına gelindiğinde, dünya genelindeki sigorta işlemlerinin %70’inden fazlasının, herhangi bir insan müdahalesi olmadan yapay zeka ve robotik sistemler tarafından uçtan uca yönetilmesi bekleniyor. Tecrübe ile dijitalleşme vizyonu birleştiğinde ortaya çıkan en büyük fırsat, “Hibrit İş Modelleri” dir. Teknoloji tek başına bir kurtarıcı değil, deneyimli bir yöneticinin elinde çarpan etkisi yaratan bir araçtır. Türkiye’de dağıtım kanallarında acentelerin ağırlığı devam edecektir. Ancak başarılı modeller; acenteyi yok sayan değil, acenteye yapay zeka destekli “karar destek mekanizmaları” sunan modeller olacaktır. Tüm sektörümüzün bu konulara hazırlıklı olası gerekmekte. Çağa ayak uyduramayan kurumlar küçülmeyi veya büyümemeyi kabul etmek zorunda.
