Türkiye Sigorta Birliği: Düzenlemeler hasar maliyetlerini artıracak

Türkiye Sigorta Birliği: Düzenlemeler hasar maliyetlerini artıracak

“4 Aralık 2021 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren trafik sigortası genel şartları ile getirilen düzenlemelerin hâlihazırda artan hasar maliyetleri üzerinde daha da artırıcı bir etki yaratacağını düşünüyoruz.”

Birlik tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “2021 yılının ikinci yarısından döviz kurlarında yaşanan artış ve buna ilave pandemiye bağlı olarak yeni araç arzında yaşanan daralmanın etkisiyle araç fiyatlarındaki artış, aynı şekilde yedek parça arzında yaşanan sorunlar nedeniyle yedek parça fiyatlarında yaşanan artışlar sigorta şirketlerinin hasar maliyetlerinin artmasına neden olmuştur. 04.12.2021 tarihinde yayımlanarak yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları ile getirilen düzenlemelerin hâlihazırda artan hasar maliyetleri üzerinde daha da artırıcı bir etki yaratması yönünde bir beklentimiz bulunmaktadır.”

DEĞER KAYBINDA %28 İLAVE TAZMİNAT YÜKÜ

Bu kapsamda yapılan düzenlemelerin etkisine değinilen Birlik açıklamasında, hem Sürekli Sakatlık Teminatı’nın adının Sakatlık Teminatı olarak değiştirildiğini hem de hesaplamada kullanılan formülasyonun değiştirildiğini belirtilerek değişikliğin sakatlık tazminatına ilave maliyetinin yaklaşık  %13 dolayında olması öngörüldüğünü kaydedildi. Yine bu kapsamda genel şart değişikliğinin destekten yoksun kalma tazminat hesaplamasına ilave %4 maliyet oluşturacağı da öngörüldüğü bildirildi.

Değer kaybı ile ilgili hesaplama formülünün de değiştirildiğini aktaran Birlik açıklamasında, “Bu yeni formül ile aracın önceki hasarlarının dikkate alınmasındaki katsayılar tespit edilmiş, aracın kilometre kırılımına göre yeni aralıklar belirlenmiştir. Ayrıca daha önceki genel şart hesaplamalarında kapsam dışı olan bazı araç grupları da hesaplama kapsamına alınmıştır. Bu kapsamda örneklemler üzerinden yapılan çalışmada önceki değer kaybı formülüne göre yeni değer kaybı formülünün minimum %28 oranında ilave tazminat yükü getireceği öngörülmektedir” ifadeleri kullanıldı.

‘EŞDEĞER PARÇA SADECE BİZE AİT UYGULAMA DEĞİL’

Birlik tarafından eşdeğer parça kullanımında yapılan değişiklikle ilgili şu açıklama yapıldı: “Yapılan değişiklikle eşdeğer parçanın onarımının mümkün olmadığı hallerde orijinal parça ile değiştirileceği, orijinal parça ile değişimin mümkün olmadığı hallerde ya da hak sahibinin onayının alınması suretiyle eşdeğer parça veya yeniden kullanılabilir parça ile değişim yapılabileceği hüküm altına alınmaktadır. Uygulamada eşdeğer parça kullanımının önündeki en önemli engellerden bir tanesi aradaki fiyat farkı nedeniyle gerek otomotiv sektörü gerekse tamirhaneler tarafından eşdeğer parçanın kalitesiz parça olduğuna ilişkin algı yaratılmasıdır. Oysaki eşdeğer parça kullanımı ülkemize ait bir uygulama olmayıp gelişmiş ülkelerde özellikle rekabet otoriteleri tarafından desteklenen parçalardır. Eşdeğer parça kullanımının kısıtlanması ile dövizin hızla arttığı bu dönemde cari açık artışına negatif etki edecek ve ayrıca sektöre ilave maliyet yükü getirmesi yanında yerli üreticilerin desteklenmesi de maalesef kısıtlanmış olacaktır.”

Trafik sigortalarında fiyatlama beklentisi ile ilgili de açıklamalarda bulunan TSB konuyla ilgili şunları kaydetti: “Oransal olarak bakıldığında 2021 yılında tavan prim %12,68 oranında artarken hasar maliyetleri %29,00 oranında artmıştır. Dolayısıyla 2021 yılında maliyetlerdeki artış tavan tarife artışının 16,32 puan altında kalmıştır. 2022 yılında da devam edecek olan tavan prim uygulamasında 2022 yılı azami prim aylık artış oranının %1,25 olması yönündeki düzenleme ile 2022 yılında yıllık tavan prim artışı %16,08 olarak gerçekleşecektir. Bu kapsamda, 2022 yılında yedek parça maliyetinin bu yıl olduğu gibi %62 dolayında arttığı ve asgari ücretin %50 oranında arttığı dikkate alındığında, genel şart değişikliklerinin etkisi ile birlikte, 2022 yılında hasar maliyetlerinin, 2021 yılına göre toplam %56 dolayında artacağı öngörülmektedir. Bu oran tutar olarak yaklaşık 10,7 milyar TL ilave yük anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, önümüzdeki dönemde bu maliyet artışlarının etkisi ile mevcut tavan prim tutarlarının maliyetleri karşılamada yetersiz kalacağı açıkça görülmektedir.”

KASKODA HASAR/PRİM ORANI YÜKSELİYOR

Kasko branşındaki kârlılık ve maliyetlerle ilgili, “Kara Araçları Kasko branşı, yedek parça ve işçilik maliyetlerinden etkilenmesinin yanı sıra özellikle sıfır araçların krediyle alınmasına bağlı olarak banka kredi faizleri ile sıfır araç satışlarındaki değişime paralel bir seyir izlemektedir. 2019 yılında %67,0 olan H/P oranı pandeminin etkisiyle kaza frekansındaki azalışa bağlı olarak 2020 yılında %64,2 olarak gerçekleşirken 2021 yılının ilk 9 aylık döneminde %81,3 olarak gerçekleşmiştir. Son iki aydaki ciddi maliyet artışları dikkate alındığında 2021 yılsonunda H/P oranının daha da yükselmesi ve kârlılıkta azalma öngörülmektedir. Bununla birlikte, ülkemiz araç parkının binek araç grubunda en büyük paya sahip 18 otomobil markasının 2021 yılının 11 ayındaki yedek parça fiyat artışları araştırılmış olup 11 aylık ortalama artış oranı %62 olarak gerçekleşmiştir. Bu kapsamda, araç fiyatlarındaki artıştan doğrudan etkilenmekte olan kasko primlerinin, enflasyon, döviz kuru ve asgari ücrette meydana gelen artışların hasar maliyetlerine olumsuz yansımasının bir sonucu olarak da önümüzdeki dönemde artış göstermesi beklenmektedir” denildi.

HASAR MALİYETLERİNDE EN AZ %56 ARTIŞ

Birlik, “Genelge çerçevesinde 2022 yılında da devam edecek olan tavan prim uygulamasına ilişkin olarak, 2022 yılı azami prim aylık artış oranının %1,25 olması yönünde düzenlemeye gidilmiştir. Yapılan değişiklik ile 2022 yılında yıllık tavan prim artışı %16,08 olarak gerçekleşecektir. Buna karşın kur, asgari ücret ve genel şarttaki ek yüklerle birlikte hasar maliyetlerinin en az %56 artması beklenmektedir. Ancak sigorta şirketleri tarafında hasar maliyetlerinde öngörülen %56’lık artışa karşın, tavan fiyatların üzerinde poliçe düzenlenmesi mümkün değildir. Aktüeryal kurallar ve ticari faaliyetin bir gerçeği olarak açıkça zarar edileceği öngörülen bir ürünün uzun müddet sürdürülebilir olamayacağı değerlendirilmektedir” dedi.