“Timuçin Abi”
Çok zorlanarak yazdığım bir yazı olacak. Sevgili Timuçin Alpay’ı kaybettik 1 Mart 2021 tarihinde. Bu sektörde “Abi” dediğim az sayıda kişiden biri olan Timuçin Abi’yi. Kötü başladı bahar… Ocak sonunda konuşmuştuk. Bir yakınının danışmanlık yaptığı bir müşterisinin sigortaları konusunda bağımsız bir görüşe gereksinim duyulmuş, yardımcı olmaya çalıştım kendisine.
Birkaç gün sonra bu kez ben aradım Timuçin Abi’yi, her zaman yaptığım gibi, tereddüt ettiğim bir hasar dosyası hakkında engin görüşlerinden faydalandım. Sonra bir gün o aradı beni yine. Poliçe yaptırma aşamasında farkında olmadan hatalı beyan verip hasar olunca mağdur olan bir firmanın hatasız ve sorunsuz bir poliçe yaptırabilmek için kendisinden destek istediğini, kendisinin de benim adımı vermeyi düşündüğünü ve onayım olursa o firma ile beni temasa geçireceğini söyledi. “Tamam” dedim ve telefonu kapattık…
Bu son görüşmemizdi, sanırım şubat başıyla ortası arası gibiydi… Bir gün varsınız, bir gün yok oluyorsunuz. Bir konuşma yapıyorsunuz, sonra bir daha konuşamıyorsunuz. Sağlığı son yıllarda pek iyi değildi ama atlattığı her badirenin ertesinde jilet gibi giyinip o haza beyefendi hali ile aramıza katıldı yine. Gittiğimiz yerlerde sonradan üzerine derin hikayeler yazacağı fotoğraflarını çektirmeyi hiç aksatmadı. Sigortacı Yazarları olarak kullandığımız Whatsapp grubunda duyarlı olduğu, söyleyeceği bir şeyler olan hiçbir konuyu aksatmadı, her konuda yazdı, gerektiğinde lafını esirgemeden tepkisini koydu. Yani rahatsızdı ama çekmemişti, bırakmamıştı kendini. “Sağlığım ve hava durumu elverdiği ölçüde katılacağım” dedi ve katıldı çoğu buluşmalarımıza.
Aslında yazarlar arasında belki de en eskiden tanıdığım kişi Timuçin Abi. Sene 1988. Emek Sigorta’ya müşteri temsilcisi olarak katılıyorum. Görev yerim Mecidiyeköy’deki bölge müdürlüğü. Timuçin Abi ise Zincirlikuyu’daki genel müdürlükte. O şirkette sadece birkaç ay çalıştığım ve o süre içinde kayda değer bir hasara da denk gelmediğim için kendisi ile zaman geçirme fırsatım olmuyor o dönemde. Sigortacı’ya yazar olarak katıldığım 2001 sonundan itibaren hızlı bir şekilde kırıyoruz buzları ve anında “Abi” oluyor benim için. O günden bugüne de sadece aylık buluşmalarda değil her türlü mesleki veya sosyal başlık altında sürekli yapıcı, saygı ve sevgi eşliğinde örnek bir iletişim ve dayanışma ortamı. Buluşmalarımızda ara sıra sektördeki yaşananlar ve isimler hakkında, belki de konuşulan olayın üzerinden epey de zaman geçtikten sonra, çeşitli sohbetler yapılırdı. Bilmediği, belki ilgilenecek zaman bulamadığı ya da düşünmediği şeyleri öğrendiğinde yüzünün şaşırmış, gözlerinin büyümüş hali geliyor gözümün önüne. Pürüzsüz bir Türkçe, özenle seçilmiş kelimeler ve kurgulanmış cümleler, yadsıdığı bir durum ya da muhalif olduğu bir konu hakkında üstün bir eleştirel ifade yeteneği… Vefatından kısa süre önce son rahatsızlığı nedeniyle kendisine gelen geçmiş olsun dileklerine “herkese teşekkür, telefon ile konuşamıyorum” yazdı. Sonrasında defalarca arasak da ulaşamadık kendisine.
Bir ara ameliyat olacağı haberi geldi, hemen sonrasında da kötü haber ne yazık ki… Herkesin bir rolü ve görevi var yaşamda. Ve herkes de bir şeyler yapıyor yaşamı boyunca. Ama sanırım önemli olan yaptığını iyi yapmak, doğru yapmak, keyif alarak yapmak ve bunların sonunda sahip olduğun bilgi ve birikimi hiçbir ön yargı olmadan başkaları ile paylaşabilmek. Ve tabii giderken arkanda güzel anılar, kalıcı eserler ve saygın bir isim bırakabilmek. Mesleki aktarımların, sektöre katkıların unutulmaz.
En az onlar kadar değerli “Efemera” konuşmaları, “ne olacak halimiz” dertleşmeleri, ortak Galatasaray tutkumuz da yaşayacak hafızamda. Işıklar içinde uyu Abi, özleyeceğim…
Görüşmek üzere,
