Timuçin Alpay anısına…

Her ay İstanbul’un en güzel mekanlarında Sigortacı Gazetesi köşe yazarları grubu olarak yediğimiz yemeklerin en beyefendi insanını kaybettik maalesef, Timuçin Alpay! Hasarcı geçmişimiz aramızda özel bir bağ yaratmış idi. Zor iştir hasarcı olmak, bolca detay, fazlası ile hukuk bilgisi gerekir. Emekli olduktan sonra baktığı tüm hasar dosyalarında gösterdiği azami titizlik ve özen hep takdire şayan idi. Hukuki ve mesleki konularda benimle konuşurken, o kadar üslubunca ve derinden ve incelikli olarak tartışmasını yapardı ki, bilgisine ve titizliğine ve çoğu zaman sabrına her zaman hayran olurdum.

Her daim çok şık ve hatta sanki ütücüden 5 dakika önce alıp giyinmiş gibi, iki dirhem bir çekirdek dedikleri tarzda giyinirdi hep. Gittiğimiz mekanlara çoğunlukla herkesten önce ilk gelen o olurdu ve mutlaka ilk başta fotoğraflarını Kemal’e çektirir ve sosyal medyaya güzel bir metin eşliğinde bunları koyardı. O kadar sakin yemek yerdi ki, genellikle karşı karşıya veya yan yana oturduğumuzda benim aşırı hızlı yemem karşısında, hep nazik yemek yeme stiline hayranlıkla bakakalırdım.

En son yemeklerimizden bir tanesinde, hakim yaka bir gömlek giymişti, kadın erkek fark etmez çok severim bu gömlekleri, “Çok şıksınız Timuçin Bey“ dediğimde bize bu yaka stilinin adını şu anda bile hatırlamadığım hintli bir kişinin ismini vermesinin hikayesi ile anlatmıştı, gerçekten söylenişi çok da komik olduğundan yemek boyunca bu isme hep beraberce çok ama çok gülmüştük. Timuçin Bey’in tarih ve aktüel bilgi dağarcığı da gerçekten çok geniş idi. Her konuda muhakkak anlatacak bir hikayesi olan tatlı dilli, güler yüzlü ve pozitif yanı kuvvetli bir kişiydi. Değişik ve lezzetli yemeklerin takipçisiydi ve böyle mekanları muhakkak tespit eder ve aşırı pahalı olmadıkça da muhakkak gidip tadım yapardı, ben de bu huyunu bildiğim için Gayrettepe’de açılan ve çok becerikli ve elleri lezzetli olan bir abla kardeş tarafından işletilen enfes ev yemekleri lokantası ile tanıştıktan sonra hemen ismini Timuçin Bey’e göndermiştim.

Timuçin Bey bir hafta sonra beni arayıp “Sema Hanım tamam lezzetli yemek severim de öğlen yemeği için Konya’ya gidemem“ demişti. “Nasıl ya? Gayrettepe’de bizim eve çok yakın burası“ dedim sonra ortaya çıktı ki lokanta maalesef Google’dan konumunu değiştirtememiş ve her nasılsa adres Konya çıkıyormuş. Neyse ki sonrasında Timuçin Bey buraya geldi ve leziz ev yemeklerinden yedi. Köşe yazarları ile yaptığımız aylık yemeklerden bir tanesinde sipariş ettiği tatlının fiyatını, sonradan listede gördüğünde o tatlının nasıl acıya dönüştüğünü bu konuda yazmış olduğu bir hayli uzun serzenişli hikayeden sonra, herkes bilgi sahibi olmuş idi. Tarihte o mekan ve o tatlı bizim köşe yazarları için hep Timuçin Bey’i hatırlatacaktır!

Nurlar içinde yatsın, hala inanması çok ama çok zor, sizi çok özleyeceğiz, yemeklerimizi sizi anarak yiyeceğiz…