Geçsin günler haftalar

ÖLÇÜLEBİLEN her şeyin bir birimi var; örneğin ağırlık kilogramla, uzunluk metreyle, hacim litreyle, sıcaklık santigratla, hız kilometreyle ölçülüyor. Ne ölçülmek isteniyorsa, ölçüt olarak kabul edilen birimin askatları ve üskatları kullanılıyor.
Kütle ve uzunluk ölçüleri için kabul edilmiş yasal ölçü modeline ‘etalon’ deniyor. Uluslararası Birimler Sisteminde bir bütünlük sağlamak amacıyla gerek uzunluk, gerekse kütle için etalon olarak maddi cisimler kullanılmıştı. Uzunluk için 1 metre uzunluğunda %90 platin ve % 10 iridyum olan bir alaşımdan yapılmış bir çubuk kullanıldı. Kütle için esas alınan cisim ise bir silindirdi. Bu silindirin çapı ve yüksekliği 39 milimetreydi.
Günümüzde etalon olarak maddi cisimlerin kullanılmasından vazgeçilerek, 1983 yılında uzunluk birimi metrede, 2019 yılında ise kütle birimi kilogramda maddi cisimler yerine evrensel fizik sabitleri kullanılmaya başlandı; çünkü bütün bu birimler insan evladı tarafından icat ve kabul edilen yapay standartlardı, oysa bu birimler evrenin doğal fizik sabitlerinde saklıydı.
Dünyamızın güneşin etrafında tam bir tur atmasının 365 çeyrek gün olduğu hesaplanarak, başlangıçta zaman etalonu olarak bir gün süresinin 1/86,400’ü olan saniye esas alınmıştı. Artık evrensel fizik sabitlerine göre başka bir şekilde tanımlanıyor ama nasıl hesaplanırsa hesaplansın işte bu birimin katları günleri, haftaları, ayları, mevsimleri, yılları; bütün bunları görebilme ve yaşayabilme şansımız ise hayatımızı oluşturuyor.
Hepimiz için sayılı olan günler, haftalar, aylar, yıllar durdurulamaz bir hızla akıyor. İşte; iyi – kötü, sevinçli – üzüntülü, sıkıcı – eğlenceli, şanslı – şanssız, sağlıklı – hastalıklı, önemli – önemsiz, ama illaki gelişli ve gidişli günlerin toplamına hayat diyoruz.
Hayatımızda bireysel olarak; doğum günü, evlilik günü, ölüm günü gibi manevi önem taşıyan bu günlerin yanı sıra, toplumsal önem taşıyan günler de var. Toplumsal önem taşıyan günlerin başında milli ve dini bayramlar geliyor.
Yılın her gününe, hatta haftasına ulusal ve uluslararası alanda bir anlam yüklenmek istenmiş. Sevgililer Günü, Öğretmenler Günü, Doktorlar Günü gibi örneklerin yanı sıra, konusu gülümseten günlerin varlığından bahsetmek de mümkün. Kısacası her güne bir anlam yüklenmiş.
Haftalar için de durum böyle. Hatırlıyorum, ben ilkokuldayken ‘Yerli Malı Haftası’, ‘Tutum Haftası’ gibi haftalar vardı. Hepimiz, kuru incir, kuru üzüm, fındık gibi tamamen yerli üretim olan mahsulleri sıralarımıza dizer, ülkemizin kendi kendine yeten yedi ülkesinden biri olmasıyla gurur duyardık. Tutum Haftası’nda bankaların dağıttığı metal kumbaralara harçlığımızdan artan beşer onar kuruşu atarak geleceğimizi garanti altına alabileceğimizi zannederdik. Bu haftalar şimdi, varsa yerlerini İthal Malları Haftasına, Kredi Kartları Haftasına bırakmış olmalı.
Uzatmayalım, bir de mesleğimizle ilgili bir hafta var; ‘Sigorta Haftası’. Daha önce Mayıs ayının son haftası belirlenen hafta, pandemi nedeniyle 12-18 Ekim arasında kutlandı. Sigortanın önemini anlatabilmek için çeşitli etkinlikler düzenlendi, yetkililer mesleğimizin geleceği ile ilgili iyimser beyanatlar verdiler. Amacımız tek; toplumda sigorta bilincinin yayılması.
Ancak, büyüyen ekonomimizin dünyada 17’nci sırada yer almasına rağmen, sigortacılıkta 39’uncu alması, dünyada sigortacılığın GSYMH oranı %6 iken bu oranın ülkemizde %1,5’u aşamaması, önümüzde yol alınacak daha çok günlerin, haftaların, ayların, yılların olacağını gösteriyor.
Yaklaşık 50 yıl önce mesleğe başlarken bana sigortacılığın ‘geleceğin mesleği’ olacağı söylenmişti. Mevcut durum, hala ‘geleceğin mesleği’ olacağını gösteriyor.
Mesleğimizi büyütecek ve yüceltecek genç meslektaşlarımıza bu yolda kolaylıklar dileyelim ve sözlerimizi bestesi Erol Sayan, güftesi Behiç Koryürek’e ait bilinen bir şarkı ile bitirelim.

Geçsin günler, haftalar, aylar, mevsimler, yıllar,
Zaman sanki bir rüzgâr ve bir su gibi aksın.
Sen gözlerimde bir renk, kulaklarımda bir ses,
Ve içimde bir nefes olarak kalacaksın.

Tüm meslektaşlarımın Sigortacılık Haftası’nı kutluyorum.