Değer kaybı ve bedeni hasar hesaplamaları sil baştan
ANAYASA Mahkemesinin 09.Ekim.2020 tarihli 31269 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan 2019/40 Esas ve 2020/40 ve 17.07.2020 tarihli kararı uyarınca 2918 sayılı KTK 90.maddesinin bir kısmı ile KTK’nun 92 maddesinin “i” bendini iptal etmiştir. İptal kararına göre;
13/10/1983 tarihli ve 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun;
A. 14/4/2016 tarihli ve 6704 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle değiştirilen 90. maddesinin;
1. Birinci cümlesinde yer alan;
a. “…ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’in karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
b. “…bu Kanun …” ve “…öngörülen usul ve esaslara tabidir. “ ibarelerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
2. İkinci cümlesinde yer alan “…ve genel şartlarda…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’in karşı oyları ve OYÇOKLUĞUYLA,
B. 92. maddesine 6704 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle eklenen;
ı. (g) ve (h) bentlerinin Anayasa’ya aykırı olmadıklarına ve itirazın REDDİNE
OYBİRLİĞİYLE,
2. (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve İPTALİNE, Yıldız SEFERİNOĞLU ve Selahaddin MENTEŞ’in karşı oylan ve OYÇOKLUĞUYLA,
C. 17/10/1996 tarihli ve 4199 sayılı Kanun’un 34. maddesiyle değiştirilen 93. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
Ç. 6704 Sayılı Kanun’un 5. maddesiyle değiştirilen 97. maddesinin birinci cümlesinin Anayasa’ya aykm olmadığına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
D. 99. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “…zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri,…” ibaresinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın REDDİNE OYBİRLİĞİYLE,
ANAYASA MAHKEMSİNİN 90 VE 92. MADDE (BAZI KISIMLARININ) İPTALİ GEREKÇESİ;
“Bu çerçevede 6098 sayılı Kanun’a göre zarar olarak nitelendirilmeyen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmesi halinde işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı farklılaşacaktır.
Bu itibarla sigorta şirketinin, işletenin sorumlu olduğu tazminatı aşan miktarda tazminat sorumluluğu dahi söz konusu olabilecektir.
Bu durum, sigorta şirketi bakımından fakirleşmeye, zarar gören üçüncü kişi bakımından ise sebepsiz zenginleşmeye yol açabilecektir.
6098 sayılı Kanun’a göre zarar olarak nitelendirilen hususların genel şartlarda zarar olarak nitelendirilmemiş olması halinde de işletenin tazminat borcunun kapsamı ile sigorta şirketinin bu borcu teminat altına alması gereken tazminat sorumluluğunun kapsamı yine farklı olacaktır.
Bu durumun ise gerçek zararın karşılanmamasına yol açacağı, dolayısıyla işleten ile zarar gören kişi aleyhine sonuç doğuracağı açıktır.
İşleten sorumluluk sigortası yaptırmış olmasına rağmen sigorta şirketi tarafından ödenen tazminat ile gerçek zarara karşılık gelen tazminat arasındaki farktan zarar görene karşı sorumlu olmaya devam edecektir.
Zarar görenin sigorta şirketi tarafından tazmin edilmeyen zararı ise ancak işletenin ekonomik durumunun bu zararın karşılanması için yeterli olması halinde tazmin edilebilecektir.”
DEĞER KAYBI VE BEDENİ HASAR TAZMİNATLARI NASIL HESAPLANACAK?
Hesaplama konusuna geçmeden önce birkaç önemli hususun altını çizmek gerekiyor.
1- Anayasa Mahkemesi geçerli olan Trafik Poliçesi Genel Şartlarını İPTAL ETMEMİŞTİR.
2- Anayasa Makemesi Trafik Poliçesi ekinde bulunan değer kaybı hesaplama yöntemleri ile Vefat ve Maluliyet tazminatı hesaplama yöntemlerini İPTAL ETMEMİŞTİR.
3- Anayasa Mahkemesi gerekçe bölümünde çok önemli bir hususu vurgulamıştır.
Trafik Poliçesi Genel Şartları ekinde İDARE (Hazine) tarafından hazırlanıp Resmi Gazetede yayımlanan yönetmelikler ile düzenlenen (değer Kaybı ve maluliyet/vefat) tazminat hesaplama tablolarında zarar gören aleyhine daraltmalar yapılamaz diyerek hakkaniyet ilkelerini sağlamak adına tazminatların BORÇLAR KANUNU GENEL HÜKÜMLERİNE göre hesaplanması için TBK’na öncelik verilemesi gerektiğini belirtmiştir.
4- Bu durumda; uyuşmazlık dosyalarına STK ya da Adli Yargı tarafından atanan uzman bilirkişiler tarafından Değer Kaybı hesaplamalarında şu ana kadar kullanılan matematiksel formülün kullanılmasına devam edilecek ancak, yönetmeliklerde belirtilen ve kanuna aykırı olan istisna yolu ile zarar gören aleyhine olan daraltmalar gözönüne alınmayacaktır.
Zarar gören aracın kaza öncesi ve sonrarı piyasa rayiç değerleri arasındaki fark da belirlenerek Değer Kaybı tüm belirtilen kriterler bağlamında hesaplanacaktır. Hakim ya da hakem birincil derecede TBK Genel Hükümlerini ikincil derecede ise Anayasanın iptal hükümleri içinde yer almayan ancak ikincil derecedeki genel şarta ve diğer mevzuatı da göz önüne alarak karar verecektir. Bunun yanında zarar gören araç için TBK’nun genel hükümleri bağlamında gelir kaybı kar kaybı, kira kaybı, iş durması gibi tazminat talepler ile karşı karşıya kalacaklar.
Vefat ve maluliyet tazminat taleplerinde ise; 01.06.2015 tarihinden önceki vadeli trafik poliçelerinden kaynaklanan tazminat taleplerinde PMF 1931 ölüm tablolarını, 01.06.2015 tarihinden sonraki vadeli poliçeleren kaynaklanan tazminat taleplerinde ise TRH 2010 ölüm tabloları esas alınacaktır.
Bunun yanında maluliyet için TBK’nun Md.54 hükmü bağlamında sigortacılar, kazanç Kaybı ve Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar içinde talepler ile karşı karşıya kalacaklar.
Maluliyete ilişkin uyuşmazlık dosyalarına sunulacak SAĞLIK KURULU RAPORLARI ise trafik kazasının gerçekleştiği tarihte geçerli olan yönetmelik hangisi ise maluliyet oranı o yönetmeliğe göre düzenlenip ibraz edilecektir.
Anayasa Mahkemesinin iptal kararı yayımlanınca iptal kararından sonra ortaya çıkan yeni durum için yazılı basında ve internet ortamında hukukçular arasında yoğun bir tartışmaya neden olduğu gibi derin görüş ayrılıkları da ortaya çıktı. Konuyu önümüzdeki sayıda da geniş biçimde ele alacağız.
