Paket sigorta poliçeleri…

1990’LI yıllarda ekonomik ve toplumsal yaşamda görülen hızlı değişimden en çok etkilenen sektörlerin başında finans sektöründe yer alan sigortacılık geliyor. Tarife sistemi yerine serbest rekabete geçilince sigortacılar hem poliçe maliyetlerini düşürmek hem de sigortalıların değişen sosyal ihtiyaçlarına yanıt verebilmek için “Paket Poliçe” adı altında yeni ürünleri pazara sunmaya başladılar.
Gerçekten de Cumhuriyet’in kuruluşundan bu yana statükocu yaklaşımlar ile düzenlenen poliçeler yerine hızla değişen ekonomik gelişmelere koşut olarak ticari ve sivil riskler için birçok güvenceyi içinde barındıran paket poliçeler çok ilgi çekti ve çok satıldı, satılmaya da devam ediyor.
Örneğin “İşyeri Paket Sigorta Poliçesi” ile orta ölçekli bir işletmeye aşağıdaki teminatlar bir arada verilebiliyor.
• Yangın, Yıldırım, İnfilak, Sel su baskını
• Fırtına, Yer kayması
• Duman, Kara-hava taşıtları çarpması
• Cam kırılması, Grev, lokavt, halk hareketleri, kargaşalık, kötü niyetli hareketler ve terör, Yangın mali sorumluluk
• Kira kaybı, Alternatif işyeri masrafları
• İş durması, Enkaz kaldırma
• Hırsızlık
• Emniyeti Suistimal, İşveren Mali Sorumluluk
• Ferdi kaza, 3. Şahıs Mali Mesuliyet
• Makine Kırılması
• Elektronik Cihaz, Hukuksal Koruma
• Ürün Sorumluluk, Dahili Emtia Nakliyat
• Kâr Kaybı, Üretim Biçimine Bağlı (fason ürünlerinizin güvencesi, çevre kirliliği, tehlikeli maddeler asansör kazaları sorumluluk vb.) Özel Ek teminatlar
Çok sayıda güvencenin bir arada verilmesi ile gerçekleşen hasarlarda teminatların kapsamı açısından bazı farklı değerlendirmeler ortaya çıkınca sigortalı tüketicilerin de şikayetleri Hazine Müsteşarlığına ve yargı yoluna yansıyınca Hazine Müsteşarlığı yanlış anlamalara meydan vermemek için süreç içinde iki genelge yayınlama zorunda kalmıştık.
Yukarıda sayılan güvencelere bakınca bir çoğu yangın poliçesi ek teminatı olmakla beraber büyük bir bölümünün ise kendi branşına ait genel şartları bulunmaktadır. Bu anlamda Hazine Müsteşarlığı 27.08.2007 tarihli ve 2007/7 sayılı genelgesinde özetle “ Bilindiği üzere, Sigorta Genel Şartları kapsamı dışındaki teminatlar, uygulamadaki ismiyle paket poliçe ya da ek teminat yöntemleriyle sigorta ettirenlere verilmektedir. Ancak paket poliçe ile genel şartların ek teminat verilerek genişletilmesi hukuki açıdan birbirinden farklıdır.
Paket poliçe, uygulamada kolaylık sağlamak amacıyla birbirinden bağımsız sözleşmelerin tek bir kağıt üzerinde sunulması ile ortaya çıkmıştır. Bu tarz uygulamada, birden fazla sözleşme yer alır ve her bir sözleşme ile farklı teminatlar verilir. Dolayısıyla, paket poliçede yer alan sözleşmelerin birbirleriyle ilgisi bulunmadığı gibi, her bir sözleşme de diğerinden bağımsızdır.
Diğer bir ifadeyle, paket poliçe, usul ekonomisi ile ilgili bir husustur. Dolayısıyla, her bir sözleşme için ayrı ayrı poliçe düzenlemekle tek bir kağıt üzerinde söz konusu sözleşmelerin gösterilmesi arasında bir fark yoktur“ denilmektedir.
Yine aynı şekilde Hazine Müsteşarlığı 19.10.2011 tarihli ve 2011/11 sayılı genelgesinde bir önceki genelgeye atıf yaparak özetle “Bu noktada, sözleşmelerden birinin son bulması diğerinin de son bulmasını gerektirmez. Her bir sözleşme diğerinden bağımsız olduğu için birinin priminin ödenmemesi diğer sözleşmeleri etkilemez.
Benzer ya da ilgili teminatlar sağlıyor olsa bile her bir sözleşme kendi genel şartları çerçevesinde değerlendirilir. Her bir sözleşme için kendi genel şartının kapsamı, teminat dışı ve ek sözleşme ile teminat içine alınacak haller, coğrafi sınır vb. gibi düzenlemeler geçerlidir“ denilmektedir.
Bu açıklamaları yaptıktan sonra günümüzde adli yargıya ve Sigorta Tahkim Komisyonu’na yansıyan uyuşmazlıklarda paket sigorta poliçesi kapsamında güvence olarak verilen hukuksal koruma sigortalarında neden farklı yorumlar yapıldığı hususunu önümüzdeki sayıda açıklamaya çalışacağız.