Zorunlu Trafik Sigortası Genel Şartları’nın yeni düzenlemesi ne getiriyor?
Prof. Dr. Samim Ünan, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda (ZTS GŞ) 1 Temmuz 2026’dan itibaren uygulanan değişiklikler hakkında değerlendirmelerde bulundu.
Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu (SEDDK) Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nda (ZTS GŞ) 1 Temmuz 2026’dan itibaren uygulanan önemli değişiklikler yapmış bulunuyor. Yapılan değişiklikler esas olarak değer kaybı ve sakatlık tazminatlarına ilişkin bulunmaktadır. Bundan başka destekten yoksun kalma ile parça değişimi hakkında da bazı yeni kurallar öngörülmüştür. Bu yazımızda genel şartlardaki bu değişiklikleri ele alacağız
DEĞER KAYBI
Değer kaybı talepleri uzun zamandır sorun yaratmakta idi. Önceleri trafik kazası nedeniyle zarar gören aracın onarıldığı hallerde değer kaybı için herhangi bir tazminat talebi ileri sürülmüyor ve sorumluluk sigortacısından yalnızca araçtaki hasarın (fizik zarar) onarım tutarı isteniyordu. Ancak sonraları onarıma rağmen aracın kaza öncesindeki değerine ulaşmayacağı düşüncesi doğrultusunda bu eksik kalan (onarımla karşılanmış olmayan) zarar kısmının da (“değer kaybı”) sigortacıdan tahsili için davalar açılmaya başlandı. Hukuken bir mala gelen “zarar”, o malın değerinin azalması veya tümüyle ortadan kalkması veya kalkmış sayılmasını ifade etmektedir. Eğer malın değeri tümüyle yok olmuşsa veya buna yakın bir değer azalması gerçekleşmişse “zıya” (tam hasar) değer bütünüyle yok olmamış ise “hasar” (veya “kısmi hasar”) söz konusu olur. Hasar maldaki değer azalması olduğuna göre, onarım sonrasında bu değer azalması tam olarak giderilememiş ve kazaya maruz kalan aracın kazadan hemen önceki değeri ile onarım sonrasındaki değeri arasında halâ bir fark bulunmakta ise, bu farkın da tazmin edilmesi gerekecektir. Bu (genel) ilke açısından duraksama ve tartışma mevcut değildir. Sorun değer azalmasının nasıl ve hangi koşullara tabi olarak belirleneceği noktasında ortaya çıkmaktadır. Yapılan onarımın araçtaki hasarı tümüyle ortadan kaldırmayacağı anlayışı, çoğunlukla bu onarım sırasındaki hatalı uygulamalar nedeniyle ileride araç kullanılırken (aracın kazaya uğramamış olmasına kıyasla) aksaklık arıza olasılığının daha yüksek olacağı değerlendirmesine (ve bu sebeple de aracın satışının kural olarak daha düşük bir tutar üzerinden yapılabileceğine) dayandırılmaktadır. Ancak bu değerlendirmenin her durumda istisnasız geçerli sayılması da makul görünmemektedir. Bu nedenle özellikle belirli bir yaşın üzerindeki araçlarda veya parça değişimi ile aracın değerinin (eksilme bir yana) artmış sayılabileceği hallerde değer azalması tazminatı kanımızca uygun bir çözüm oluşturmamaktadır. Öte yandan onarımın yapılmadığı hallerde, hesaplanan hasar tutarı kural olarak aracın kaza öncesindeki sağlam haldeki değeri ile kazadan sonraki hasarlı hali arasındaki farka eşit olacaktır. Bu durumda (söz konusu farka dahil olan) değer kaybını ayrıca belirlemek gerekmeyecektir. Buna karşılık hasar tutarı “yapılsaydı onarım bedelinin ne olacağı” (onarımın kaça yapılabileceği) ile sınırlı tutulmuşsa, o takdirde hasar hesabına ayrıca değer kaybını da (koşulları varsa) eklemek lazım gelecektir. Aracın zayi olmuş (tam hasarlı, pert) kabul edildiği durumlarda ise (limit aşımı yoksa) ikinci el piyasa değeri ödenecektir (sovtaj indirimi yapılsa dahi, bu indirim ikinci el piyasa değerinden yapılmalıdır). Ülkemizde değer azalmasının onarımla karşılanmayan bir zarar kısmı olarak tazmini gerektiği yolundaki anlayış temel bir uygulama kuralına dönüşünce, abartılı istemler gündeme gelmiştir. Sigorta tahkimi sistemi, büyük çoğunlukla değer azalmasına ilişkin istemlere konu olmuş ve olmaktadır. Değer azalmaları genellikle düşük tutarlıdır. Fakat bu tutarlar yargılama konusu yapılınca sorumluluk sigortacısına yansıyan fatura (bilirkişi ücreti, avukatlık ücreti ve yargılamaya ilişkin diğer giderler nedeniyle) kabarmakta ve her bir istemde, o isteme konu olan değer azalması tutarının birkaç katına ulaşmaktadır. Değer azalması taleplerini vekil sıfatıyla ileri süren avukatlar, yargılama öncesinde sigortacının önerdiği veya ödemeye hazır olduğu tazminat tutarlarını uygun görmeyerek yargı sürecini başlatma ve sürdürme yoluna gitmekte ve bunun sonucunda sigortacı önemli kayıplara maruz kalmaktadır. Kanımızca usul hukuku kuralları çerçevesinde bu anormal durumun önüne geçmek mümkündür ve gereklidir. Fakat yargı her nedense bu çözümü devreye koymamıştır.
HMK m.312, HMK m.327, HMK m.329 gibi hükümler sigortacıların mağdur olmasını önlemekte dayanak oluşturabilir.
SEDDK, değer kaybı taleplerinin uygulamada sigortacılar aleyhine önemli bir mali yük oluşturması ve bunun haklı görülebilecek bir nedene dayanmıyor olmasını dikkate alarak ZTS GŞ’nda değişiklik öngörmüş bulunuyor. ZTS GŞ A.5 (“Kapsama Giren Teminat Türleri”) maddesinde “(a) Maddi Zararlar Teminatı” başlığı altında) yer alan yeni düzenleme şunları öngörmektedir:
• Maddi zararlar teminatı kapsamına değer kaybı da dahildir.
• Değer kaybı SEDDK’nın saptayacağı esaslara göre atanacak sigorta eksperince belirlenecektir.
• Eksper bu belirlemeyi aracın markasını, yaşını, modelini, kullanılmışlık düzeyini, hasar gördüğü kısımları, geçmiş hasar durumunu ve kaza tarihinden önceki ikinci el satış değeri ile onarılmasından sonraki ikinci el satış değeri arasındaki farkı dikkate alarak yapacaktır.
• Araç hasarının belirlenmesi için atanmış olması durumunda, eksper değer kaybını da hesaplayacak ve raporunda buna yer verecektir.
• Maddi hasar teminatı kapsamında sigortacıya yapılacak ödeme başvuruları (hasar tutarı yanında) değer kaybını da içerecektir. Diğer bir ifadeyle hasar talebinde bulunan zarar görmüş kişi, aynı zamanda değer kaybını da istemiş sayılacaktır.
• Sigortacı hesaplanan değer kaybı tutarını kalıcı veri saklayıcısı aracılığıyla (en geç eksper raporunun kendisine ulaştığı günü izleyen ilk iş günü içinde) zarar görene iletecektir. Kanımızca ZTS GŞ’ndaki bu yeni hüküm yukarıdaki açıklamalarımızla uyumludur. Kısaca yinelemek gerekirse: Değer azalması araçtaki hasarın bir kısmı (onarımla giderilemeyen bölümü) olduğuna göre, hasar hesabı yapılırken değer azalmasının da bu hesaba dahil edilmesi doğrudur. Değer kaybının söz konusu olduğu durumlarda bunu içermeyen (mesela yalnız onarım tutarını yansıtan) bir hasar hesabı eksiktir. Dolayısıyla eksperin “hasarı saptama” amacıyla görevlendirildiği bütün durumlarda koşulları mevcut olan değer kaybı da belirlenmeli ve toplam hasar tutarı içinde yer almalıdır. Öte yandan maddi hasar teminatı kapsamında sigortacıya yöneltilecek istemlerin (kendiliğinden) değer kaybını da içeriyor sayılması fikrimizce yerindedir. Aynı şekilde sigortacının değer kaybı tutarını zarar görene bildirmesi de uygun bir çözümdür. Ancak eksper raporunda hesaplanmış olan (değer kaybı dahil) tüm hasar tutarının bildirilmesi doğru olacaktır.
SAKATLANMA TEMİNATI
ZTS GŞ A.5 (b) maddesinde düzenlenen yeni şekliyle sakatlanma teminatı şu şekildedir: • “Sakatlanma Teminatı”, üçüncü kişinin sürekli sakatlığı dolayısıyla ileride ekonomik olarak uğrayacağı maddi zararları karşılamak üzere, Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) haksız fiillere ilişkin hükümlerine göre belirlenen tazminatları içeren teminattır. sorumluluk hukuku ilkeleri gibi içi dolu olmayan kurallara tabi tutulması kanımızca düzenleme yapmaktan kaçınmakla eşdeğerdir ve sorunun havada bırakılmasıdır. Bu arzu edilmeyen durumun ortaya çıkması SEDDK dışındaki nedenlerden kaynaklanmıştır. SEDDK yargı tarafından hukuka uygun olmadığını düşündüğümüz gerekçelerle verilen iptal kararları karşısında bugünkü düzenlemeyi yapmaktan başka seçenek bulamamıştır. Önemle belirtelim ki daha önce ZTS GŞ ekinde yer alan hesaplama formülleri hukuka tamamen uygun ve dengeli idi. Doğru çözüm bu formüllerin yeniden uygulamaya konulmasıdır.
PARÇA DEĞİŞİMİ
• Trafik kazası nedeniyle mağdurun geçici iş göremezliği ve sürekli sakatlığı bu teminattan karşılanacaktır.
• Tedavi sürecinin tamamlanması sonrasında sakatlık oranı ve geçici iş göremezlik süresi (Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik uyarınca düzenlenen) Kurul Raporu’na göre belirlenecektir.
• İlgili kurum ve kuruluşlarca tanzim edilecek trafik kazasına ilişkin belgelerde nedensellik bağı ile ilgili bir saptama yer almaktaysa, bu saptamanın aksini kanıtlama yükü sigorta şirketine ait olacaktır.
• Sigortacı söz konusu rapora (ilgili mevzuat uyarınca) itiraz ederse zarar görenin itiraz üzerine yaptığı belgelenmiş giderleri de bu teminat kapsamında karşılayacaktır.
• Sakatlanma tazminatı tutarının saptanmasında sakat kalan kişi esas alınacaktır. Sakatlanma teminatı “sürekli sakatlıktan kaynaklanan zararları kapsayan teminat” olarak tanımlanmış olmakla birlikte geçici iş göremezlik nedeniyle yapılacak ödemeler de bu teminata dahildir. Aslında geçici veya sürekli sakatlık ile geçici veya sürekli iş göremezlik farklı kavramlardır. Sakatlık kişinin (meslek etkinliğinden tamamen bağımsız şekilde) organlarından birini veya bazılarını kullanma yeteneğinden kısmen veya tamamen yoksun kalmasını ifade eder. Sol elinin serçe parmağını kaza sonucu kaybetmiş olan bir avukat sürekli sakatlığa uğramış olduğu halde onun iş görme kapasitesinde azalmadan (belki çok kısa bir süre hariç) söz edilemez. İş göremezlik ise kişinin yapmakta olduğu (veya yapabileceği) bir işi yapamayacak duruma gelmesidir. Yurt dışında bu farklı rizikolar değişik sigorta ürünleriyle teminat altına alınmaktadır (kaza sigortası ve iş göremezlik sigortası). ZTS GŞ ise, sürekli sakatlığın kesinleştiği zamana kadar kazanç getirici etkinlikte bulunamamadan kaynaklanan zararların (sakatlanma Parça değişimine ilişkin esaslar ZTS GŞ’nın “Tazminat ve Giderlerin Ödenmesi” başlığını taşıyan B.2 maddesinde (2.1 fıkrası dahilinde) düzenlenmiştir. Bu düzenlemenin içerdiği çözümler şöyledir:
• Hasar halinde, hasar gören orijinal parçanın onarımı mümkün değilse hasarlı parça orijinal parça ile değiştirilecektir.
• Bununla birlikte, hak sahibi onay vermişse veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân yoksa hasar gören parça, yeniden kullanılabilir parça veya eşdeğer parça ile değiştirilebilecektir. kaybetmiş olacaktır. “İfa amacını taşımayan ödemelerin tazminat tutarından düşülmeyeceği” kuralı sigorta ile ilgili birçok husus bakımından anlamlı değildir. İfa amacını taşımayan ödeme (“solvendi causa” yapılmayan ödeme) kural olarak “bağış” niteliğini taşır (“donandi causa” yapılmış sayılır) ve (tazmin amacına yönelik bulunmadığı ve tazminat niteliği taşımadığı için) zararı azaltmaz. Ancak sigortacıların bağış yapması yasaktır (Sigortacılık Kanunu m.19). Sigortacılar yalnızca sigorta sözleşmesi uyarınca ödemekle yükümlü bulundukları tutarları ödeyebilirler. Bu sebeple trafik kazası sonucunda sürekli sakatlığa uğrayan bir kimseye onun yaptırmış olduğu bir kaza sigortası uyarınca kaza sigortacısının ödemede bulunması “ifa amacıyla” (sigorta sözleşmesinden doğan borcun yerine getirilmesi için) gerçekleşen bir ödemedir. Ancak bu ödemenin zarar görene yüklenecek tazminat tutarından indirilmesi söz konusu olmayacaktır. Bedensel zararlarla ilgili olarak hesaplanan tazminat tutarının hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağını veya eksiltilemeyeceği kuralı da kanımızca aşırı sert ve TBK’nun yargıca tanıdığı takdir yetkisini lüzumsuz yere kısıtlayan bir kuraldır. ZTS GŞ’nda sakatlık teminatı kapsamında yapılacak ödemelerin tutarının duruma göre Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik veya Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirleneceği kuralı sigortacıların bu husustaki haklı istemleri dikkate alınarak öngörülmüştür.
DESTEKTEN YOKSUN KALMA TAZMİNATI
Teminatı toplam limitine tabi olarak) geçici iş göremezlik teminatı uyarınca karşılanacağını (bu süre boyunca tedavi masraflarını SGK’nın ödeyeceğini fakat bakıcı giderlerinin ZTS A.5 (b)’de düzenlenen “Tedavi Giderleri Teminatı” uyarınca trafik sorumluluğu sigortacısı tarafından ödeneceğini) öngörmüştür. Sürekli sakatlığın saptanması sonrasında ortaya çıkan (ve tıbben gerekli olan) sürekli bakım giderleri de “Tedavi Giderleri Teminatı” kapsamında olacaktır. Bu çerçeveden anlaşıldığına göre sürekli sakatlık nedeniyle “ileride ekonomik olarak uğranacak (tıbben gerekli bakım giderleri dışındaki) maddi zararlar” hem sürekli iş görememeye bağlı kayıpları hem de sürekli sakatlığa bağlı kayıpları içerecektir. Burada şu hususu bir kere daha vurgulayalım: TBK sürekli sakatlık tazminatının nasıl belirleneceğine ilişkin kapsamlı bir düzenleme getirmemiştir. TBK m.55 yalnızca bedensel zararların TBK hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanacağını, rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceğini ve hesaplanan tazminat tutarının hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağını veya eksiltilemeyeceğini hükme bağlamaktadır. TBK m.55’te sözü edilen “sorumluluk ilkeleri” yasada yazılı değildir, bu ilkeler yargı uygulaması ile şekillenmektedir (öğretinin dikkate alındığı da söylenemez). TBK, SGK tarafından rücu konusu yapılamayacak ödemelerin zararı azaltmış olmayacağını kabul etmektedir. Rücu edilebilen ödemelerin söz konusu olduğu durumlarda ise, zarar görene karşı zarardan sorumlu araç işleteni (ve onun sorumluluk sigortacısı) SGK ödemesi oranında sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. Zorunlu sorumluluk sigortalarına ilişkin TTK 1484(3) de bunu teyit eden şu kuralı içermektedir: “zarar, sosyal güvenlik kurumları tarafından karşılandığı ölçüde sigortacının sorumluluğu sona erer”. Rücu edilebilen bazı sosyal güvenlik ödemeleri Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu m.21, m.39 ve m.78’de öngörülmüştür (mesela iş kazası veya meslek hastalığına neden olan işverene, bir kimsenin sürekli sakatlığına kasıtlı olarak yol açan üçüncü kişiye yahut bir sigortalıya (veya bakmakla yükümlü olduğu kişilere) ihmali ile sağlık hizmeti verilmesine (veya tedavi süresinin uzamasına) yol açmış bulunan kişilere rücu). Buna göre trafik kazası sonucunda sakat kalan bir kişi SGK’nın zarardan sorumlu kişiye (büyük çoğunlukla kazaya yol açmış olan aracın işletenine) rücu edebileceği bir tutarı SGK’dan tahsil etmiş olduğunda, zarardan sorumlu işletene ve onun trafik sigortacısına karşı sahip olduğu tazminat alacağını SGK’dan yaptığı tahsilat oranında Önceki dönemlerde birçok tartışmaya neden olan “destekten yoksun kalma” tazminatının nasıl hesaplanacağına ilişkin olarak ZTS GŞ yalnızca çok genel bir yollama içermektedir. Buna göre ödenecek tazminat TBK’nun haksız fiillere ilişkin hükümleri uyarınca belirlenecektir. Yukarıda sakatlık teminatı ile ilgili açıklamalarımız sırasında vurguladığımız hususlar (rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile ifa amacını taşımayan ödemelerin zarar veya tazminattan indirilemeyeceği ve hesaplanan tazminat tutarının hakkaniyet düşüncesi ile artırılamayacağını veya eksiltilemeyeceği) destekten yoksun kalma tazminatı bakımından da geçerlidir.
GENEL YORUMUMUZ
SEDDK’nın uzun inceleme, araştırma ve tartışmalar sonucunda uzmanlara hazırlatmış olduğu değer kaybı, sakatlık ve destekten yoksun kalma tazminatı hesapları artık ZTS GŞ’nın ekinde yer almamaktadır. Özellikle sakatlanma ve destekten yoksun kalma tazminatlarına ilişkin hesaplamaların TBK hükümleri ve
• Hak sahibinin onay vermiş olduğunu veya hasar gören parçanın orijinal parça ile değiştirilmesine imkân olmadığını kanıtlama yükü sigortacıya aittir.
• Parça değişimi sonucu araçta değer artışı meydana gelmiş olsa dahi bu değer artışı tazminat miktarından indirilemeyecektir.
• Hasar gören parçanın orijinal olmadığı durumlarda onarım mümkün değilse bu hasarlı parça yeniden kullanılabilir parça veya eşdeğer parça ile değiştirilecektir.
• Ancak, hasar gören parçanın yeniden kullanılabilir parça veya eşdeğer parça ile değiştirilmesine imkân yoksa orijinal parça ile değiştirme yoluna gidilecektir.
• Yeniden kullanılabilir parça veya eşdeğer parça ile değişim mümkün olduğu halde orijinal parça ile onarım yapılırsa sigortacının sorumluluğu, kaza tarihi itibarıyla benzer hasarlardaki onarım uygulamasına göre saptanacaktır. Sigortacı duruma göre yeniden kullanılabilir parça bedeli veya eşdeğer parça bedeli ile sınırlı bir ödeme yükümlülüğü altında olacaktır.
• Yeniden kullanılabilir parça veya eşdeğer parça ile değişimin mümkün olduğunu kanıtlama yükü sigortacıya aittir.
• Hasar gören parçanın orijinal olmadığı hallerde, yukarıdaki uygulamalardan biri sonucunda araçta değer artışı meydana gelirse bu artış tutarı tazminat miktarından indirilemeyecektir.
