Zamanın Öcü

Zamanın Öcü

Sabah ofise gittiğimde ya da akşam eve gittiğimde aracımı hep sonraki kullanımımı düşünerek “çalıştır ve git” şeklinde park etmeye çalışırım, park ederken fazladan manevra yapmaya, hatta aracın yönünü değiştirmeye üşenmem; ofisim de evim de çıkmaz sokaklarda, aracım park halindeyken o çıkmaz sokaklarda ne olacağını öngöremem, bu sayede de baştan harcadığım fazla zaman sonrasında bana tasarruf ve kafa dinginliği olarak geri döner.

Bu örnek ile vurgulamaya çalıştığım bugün atılacak adımlar sonuçları, ileride ortaya çıkaracağı ikincil problem ve gereksinimler düşünülmeden atılırsa yarın tasarruf ettiğini düşündüğünden çok daha fazlasını senden intikam olarak alır zaman ve bu çoğu kez sadece zaman değil, ek maliyet, ek zahmet, ek iş gücü olarak da ortaya çıkar. Bir başka örnek futboldan. Her takımın yeni sezon için bariz eksiklikleri var. Bu eksiklikler için piyasada adı geçen bir sürü transfer adayı futbolcu da. Ama futbol bir takım oyunu. Yani bireysel yetenekler hangi seviyede olursa olsun bu yeteneklerin bir araya geldiklerinde uyum ve iş birliği için bireysel toplamlarından daha fazlasını üretmeleri lazım. Dolayısı ile aday futbolcunun takım oyununa uyumu, katkısı, kişisel ilişkilerinin nasıl olduğu gibi kriterlere bakmadan o arayışı, medya ve taraftar baskısını vs bir an önce sonlandırmak için atılan cesur ve acele adımlar kısa süre sonra bozulan takım uyumu, maç sonuçlarında kötüleşme ve sokağa atılan servetlere dönüşebiliyor.

Sigortacılığa başladığımdan beri kulağıma sihirli gelen kelimelerden biri Consequential Loss, yani sonuç hasarları. Zaman kazanmak için gözü kapalı atılan, çoğu zaman planlama ve düşünceden uzak adımlar da sıkça sonuç hasarlarına yol açıyor. Ve bu hasarlar ne yazık ki başta kazanıldığı düşünülen faydayı onlarca, yüzlerce kat olarak geri götürebilecek boyutlara ulaşabiliyor. “Zaman kazanmak” sihirli bir terim, ve sanki doğuştan pozitif ve yapıcı bir tınıya sahip. Ama bazen değil ne yazık ki! Zaman kazanmak için arabasını biçimsiz bir şekilde park edip dörtlüleri yakıp giriyor dükkana, araç dükkanın önünde olduğu için kendi açısından zaman da kazanıyor hazretleri. Ama o birkaç dakikada dışarıda trafik akışı ağırlaşıyor, nizami park edenler yerinden çıkamıyor, ya da diğer araçlara ufak tefek dokunuşlarla çıkıp gidiyorlar. Bozulan sinirler, gerilen vücutlar, üstüne bir de maddi kayıp ve “sonuç hasarları”. Ama hazret zaman kazandı, mühim olan bu! Yanlış atılan adımlar sadece kişiye etki etse akılsız başın cezasını ayaklar çeker diyebiliriz ama adımlar/kararlar birçok kişi adına alınıyorsa sonuç işsizlik, sonuç göç, sonuç trafik yoğunluğu, sonuç çevre kirliliğine kadar gidebiliyor günümüzde. Gerek iş yaşamında gerekse de özel yaşamlarda klişe olmuştur zaman planlaması, hepimiz de bir şeyler yapmaya çalışırız bu planlama konusunda. Ama bence esas planlanması gereken eylemler, ve eylemleri planlarken sonuçlarını öngörebilmek.

Bu ikinci aşama bizim gibi tez canlı ve sıcak kanlı toplumlar için kolay değil çünkü biz yaparız olur, kervanı yolda düzeriz, hele bir ortaya çıksın da bakarız. Ama öte yandan da büyük lokma yiyip küçük sözler söyleriz, ayağımızı yorganımıza göre uzatıp elimizdeki kuşu daldaki kuşa da tercih ederiz gerektiğinde. Vadeleri uzatmak, karar alma süreçlerine daha fazla zaman ayırmak lazım. Vadeyi azıcık uzatırsak, yani baştan biraz daha fazla zaman tüketirsek aklımıza gelen ya da gelmeyen birçok farklı gelişmeyi öngörmeye başlarız. Ve ancak bu şekilde daha isabetli, daha yerinde adımlar atarız. Benim hemen hiçbir şeyi acele yapacak kadar bol zamanım yok, geç kalmadan hızlı ama isabetli ve olabildiğince doğru kararlar almak olmalı insanın hedefi. Görüşmek üzere

Yorum yazın