Yeni bir “sigorta havuzumuz” oldu
Sigorta genel anlamıyla bir havuz sistemidir. Kötü günler için toplanan primler havuzda birikir ve bir olumsuzlukta zarar gören sigortalı kişi ya da kurumun hasarı bu havuzdan karşılanır. Söz konusu havuzlara branşlara göre isimler de verilir. 1999 Marmara Depremi sonrasında kurulan DASK ile ülke tarımının gelişmesine büyük katkıları olan ve hızla büyüyen TARSİM buna en güzel örneklerdir. Söz konusu iki havuz da günümüzde birçok ülke tarafından hayranlıkla izlenen bir yapıya kavuşmuş durumdalar. Tek bir alanda hareket etmeleriyle kârı ikinci plana iten bu yapılar sektöre olan güveni de hızla artıran etkenlerden. Şimdi ise sigorta sektörünün önemli isimlerinin yıllardır dile getirdiği fakat bir türlü hayat bulamayan yeni bir sigorta havuzumuz daha olmak üzere. Hem de sektörün en çok eleştirildiği trafik sigortalarında. Sektörün önde gelen isimleri 2008 yılından bu yana trafik sigortalarında katlanarak artmaya başlayan hasar ödemelerinin günden güne içinden çıkılmaz bir sarmal haline geldiğini birçok kez dile getirerek, sigortacılığın gelişmiş olduğu bazı ülkelerde motor branşında havuz modelleri olduğunu ve bunun ülkemizde de uygulanabileceğini anlatmışlardı. Son birkaç yılda düzenleyici kurumun birçok düzenlemesine rağmen içinden çıkılamayan trafik sigortalarında, hasarı çok olan araçlara yönelik “Riskli Sigortalılar Havuzu” kurulması kararı alındı.
“Riskli Sigortalılar Havuzu”
Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, zorunlu trafik sigortasında tavan fiyat uygulamasının ardından bazı şirketlerin hasar riski yüksek araç grupları için poliçe düzenlemekten kaçındıklarını belirterek, sorunun çözümü amacıyla prim ve hasar tutarlarını tüm şirketlere dağıtacak “Riskli Sigortalılar Havuzu” oluşturacaklarını açıkladı. Şimşek, “Şirketler, bu modelde kötü sürücüler veya taksi, minibüs, otobüs gibi sürekli trafikte olan riskli gruplara kesilen poliçelerden aldıkları primleri bir havuzda toplayacak. Riskli sigorta gruplarının prim ve hasar tutarları şirketler arasında merkezileştirilerek bölüştürülecek” ifadelerini kullandı. Şimşek’in verdiği bilgiye göre havuza iştirakte şirketlerin son 3 yıldaki pazar payları yüzde 50 oranında dikkate alınacak, kalan yüzde 50 ise şirketler arasında eşit dağıtılacak. Ayrıca, şirketler devrettikleri primden belli bir payı (yüzde 5), giderler için komisyon olarak alacak. Havuz modelinde sigorta şirketlerinin hasar süreçlerini kendilerinin yönetmeye devam edeceğine işaret eden Şimşek, sigortalılar açısından muhatap bulma sorunu yaşanmayacağını vurguladı. Havuzu Türkiye Motorlu Taşıt Bürosu yönetecek ve büronun işlemleri Hazine Müsteşarlığınca denetlenecek. Söz konusu yeni havuzun bir nebze de olsa sorunların çözümüne çare olabileceği düşünülürken, düzenleyici kurumun aldığı bu kararı sigortacılıkta bilinç artışına yönelik çalışmalarda da göstermesi gerektiğine inanıyorum. Sektör sadece trafik sigortalarından ibaret değil, bunu unutmamak gerekiyor. Gelişmiş ekonomiler, insurtech’leri, siber dünyayı ve risklerini tartışırken, biz henüz sokaktaki insanımıza sigortanın güvenli yaşamın olmazsa olmazı olduğunu anlatmakta zorlanıyoruz.
Yakup Sayar’ın 5 Temmuz 2017 tarihli Vatan gazetesindeki yazısıdır.
