Yat sigortalarındaki hukuki düzenleme günümüz ihtiyaçlarını karşılamıyor
Ülkemizde yatlara ilişkin hukuksal ilişkiler gittikçe daha geniş bir alana yayılmaktadır. Yat yapımında Türkiye dünyada önde gelen ülkelerden biri haline gelmiştir. Yat turizmi (özellikle “mavi yolculuk”) yıllardan beri yabancı ve yerli turistlerin yoğun şekilde ilgi gösterdikleri bir husustur. Kıyılarımızda bulunan (Türk veya yabancı bayraklı) yat sayısı son zamanlarda büyük artış göstermiştir. Bütün bunlar yatçılığın önem kazanmasına neden olmuştur. Ancak sorunlar da baş göstermiştir. Yeterli sayıda marinaya sahip olmadığımız için yatlara barınma hizmeti verilmesi arzu edilen düzeyden çok geridedir. Talebin fazla oluşu, marinalara ödenen ücretlerin aşırı yükselmesine yol açmıştır. Hisarönü, Göcek ve Gökova çok önemli deniz ve çevre kirlenmesi tehdidi altındadır. Yarım yüzyıl önceye kadar “doğa harikası” ölü denizlere sahip olan Türkiye hızla “gerçek anlamda” ölü denizlere doğru yol almaktadır. Yatların sayısındaki artış yüzünden, bunların atık sularının düzenli ve etkili bir biçimde alınması/ toplanması büyük zorluklar doğurmaktadır. Yatlara ilişkin hukuksal altyapının da yeterli olmadığını ayrıca belirtmek gerekir. Turizmi Teşvik Kanunu m.3 (i) yatları “deniz turizmi aracı” olarak tanımlamaktadır. Deniz turizmi aracı deyimi kapsamına “deniz ve iç sularda gezi, spor ve eğlence amaçlı olarak turizm faaliyetinde bulunan gerçek ve tüzel kişilere ait özel yatlar ve ticari faaliyetine esas olarak Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından düzenlenmiş belgeleri haiz ticarî yatlar” da dahildir. Deniz Turizmi Yönetmeliği m.23 uyarınca ise “yat, gezi, spor ve eğlence amacıyla deniz turizminde kullanılmaya uygun, taşıdığı yolcu sayısı 12’yi geçmeyen, yük, yolcu ve balıkçı gemisi niteliğinde olmayan, kamarası, tuvaleti ve mutfağı olan deniz aracıdır”. Yönetmelik hükmü tonilato belgesinde yat olduğu belirtilen (Türk kıyılarının 2 noktası arasında yapacağı sefer 100 mille sınırlı olan, en yakın karadan 20 milden fazla uzaklaşmamak koşulu ile en fazla 36 yolcu taşıyan) araçların da yat sayılacağını belirtmektedir. Yönetmelikte “ilkel yapılı ahşap gemi” olarak tescil edilmiş deniz turizmi araçlarının (ve yolcu sayısı 12’den fazla olan ve yolcu gemisi olarak tescil edilmiş bulunan deniz turizmi araçlarının) da yat tipinde inşa edilmiş olmaları kaydıyla yat olarak belgelendirilebileceği öngörülmüştür. Denizciler özellikle gulet tipi yatları küçümseyen bir anlam taşıdığı gerekçesiyle “ilkel yapılı ahşap gemi” ifadesini uygun bulmamakta ve yatın gövdesinin ahşap veya fiber veya çelik olmasının değil tasarımının ve sağlamlığının önem taşıdığını vurgulamaktadırlar. Bununla birlikte guletlerin Akdeniz için uygun olabileceği, Cebelitarık’tan çıkış yaparsa içindekilerin dua moduna geçmelerinde yarar olacağı da (en azından bazı denizciler tarafından) belirtilmektedir. (Konu hakkında Sigortacı Gazetesi köşe yazarlarından Sayın Faruk Ömrüuzak’ın bizleri aydınlatması kendi takdirlerindedir). Sigorta hayatın her alanına (her kişiye, girişime, etkinliğe, değer taşıyan bütün taşınır ve taşınmaz varlıklara) olduğu gibi yatlarla bağlantılı iş ve işlemlere de çok önemli katkı ve destek sağlamaktadır. Bazı örneklerle kısaca açıklamak gerekirse: Yat inşa ve tamir eden tersaneler ‘gemi inşa edenlerin sorumluluk sigortası’ ve tesislerine ilişkin ‘yangın sigortası’; yat sahipleri ve yat işletenler (sorumluluk teminatı da içeren) ‘yat kasko sigortası’, marina işletmeleri “sorumluluk sigortası” (ve marina tesislerini kapsayan) “yangın sigortası” ile olası zararlara ve sorumluluklara karşı sigorta koruması altında bulunabilmektedir. yapısına sadık kalmayı tercih ettiğinden bizim dilimize uygun bir metin olarak nitelenemez.
1985 IYC KORUMASININ TEMEL ÖZELLİKLERİ
1985 IYC aynı anda hem yata gelecek zararları hem de yat dolayısıyla ortaya çıkabilecek sorumluluğu temin eden (eşya ve sorumluluk teminatlarını aynı anda içeren) bir sigortadır. Yata gelecek zararlar teminatı bakımından şu gözlemleri yapmak mümkündür: • Sigorta koruması yalnızca yatın seferde olduğu süre değil, (tarafların üzerinde anlaştığı belirli koşullarla) seferde olmadığı (yattığı) süre boyunca da mevcuttur. • Yat sigorta sözleşmesinde belirlenen seyir alanları içinde teminat altında olacaktır. Bununla birlikte önceden “İngiliz klozları İngiliz hukukuna göre (İngiliz yasalarına ve hukuk kavram ve anlayışına uygun olarak) oluşturulan metinlerdir. Bunlar birçok halde bizim yasal düzenlememizle, hukuk anlayışımızla, kavramlarımızla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle bizim daha fazla gecikmeden yat sigortalarına ilişkin genel şart düzenlememiz lazımdır.”
‘1985 IYC İHTİYAÇLARA YANIT VERMEKTEN UZAK’
Bu yazımızda yat sahip ve işletenleri tarafından yatları için yaptırılan yat (kasko) sigortasına ilişkin bazı konulara değineceğiz. Söz konusu sigorta uygulamada kısaca ‘yat sigortası’ olarak adlandırılmakta ve sigorta teminatı İngiliz klozları (1985 Institute Yacht Clauses, kısaca 1985 IYC) uyarınca verilmektedir. Öncelikle altını çizmemiz gereken şey şudur: İngiliz klozları İngiliz hukukuna göre (İngiliz yasalarına ve hukuk kavram ve anlayışına uygun olarak) oluşturulan metinlerdir. Bunlar birçok halde bizim (büyük kısmı emredici nitelik taşıyan) yasal düzenlememizle, hukuk anlayışımızla, kavramlarımızla bağdaşmamaktadır. Bu nedenle bizim daha fazla gecikmeden yat sigortalarına ilişkin genel şart düzenlememiz lazımdır. Ancak bu yapılana kadar sigortacıların (ortak bir çalışmayla) bize uygun ‘özel şart’ hazırlamaları ve yaptıkları yat sigortası sözleşmelerinde 1985 IYC yerine bunları kullanmaları mümkün ve hatta çok yararlı olacaktır. Uygulamada kullanılan 1985 IYC günümüz ihtiyaçlarına yanıt vermekten uzaktır. Bugün yatların çoğu elektrik enerjisini ve otomasyonu yoğun biçimde kullanmaktadır. 1985’te kaleme alınmış olan İngiliz klozları ise bu yeniliklere uygun hüküm ve çözümler içermemektedir. Öte yandan 1985 IYC metninin dilimize güvenilir ve anlaşılır bir çevirisini oluşturmak da çok zordur. Mevcut (TSB web sayfasındaki) çeviri anlam kaybına yol açmamak kaygısıyla İngiliz cümle bildirim yapılması kaydıyla ve (ek prim gibi) sigortacıyla özel olarak üzerinde anlaşılacak koşullarla belirlenen alanlar dışında da sigorta korumasından yararlanılabilecektir. • Teminat sigortacıyla aksi kararlaştırılmadıkça yalnızca yatın özel amaçlarla kullanılması durumunda işleyecek, kira veya çarter ilişkisinin mevcut bulunduğu hallerde devre dışı kalacaktır. • Saatte 17 milden fazla sürat yapabilen yatlar hakkında özel bazı kurallar söz konusudur. 1985 IYC m.5, 17 mili aşkın hızla seyretme yeteneğine sahip yatların ancak sigortacıyla yapılacak özel anlaşma sonucunda sigorta koruması altına alınabileceğini; bu gibi bir anlaşma yapıldığı zaman ise 1985 IYC m.19’da yer alan ‘Speedboat Clause’ (sürat teknesi klozu) hükümlerinin geçerli olacağını öngörmüştür. Bu özel hükümler yüksek hızlı yatların diğer yatlara oranla daha değerli ve zarar görmeye daha yatkın olmaları nedeniyle öngörülmüşlerdir. Diğer bir anlatışla bunların sigortacı bakımından taşıdığı riziko daha fazladır. Yata gelecek zararlara ilişkin sigorta koruması 2’ye ayrılmaktadır: Doğrudan teminata dahil bulunan haller ve ancak “özen yükümlülüğünün yerine getirilmiş olması halinde” teminat kapsamında sayılan haller. Doğrudan teminata dahil bulunan hallerin başında (diğer gemi kasko sigortalarında da söz konusu olan) “deniz tehlikeleri” gelir. Buna ek olarak yatın yangın, mal atılması, haydutluk, deprem, yanardağ püskürmesi veya yıldırım düşmesi sonucu yahut rıhtım veya liman tesisleriyle, yatın karada üzerinde taşındığı araçla, bir hava aracıyla (veya hava aracından düşen nesnelerle) temas nedeniyle hasarlanması da sigorta kapsamındadır.
ÖZEN YÜKÜMLÜLÜĞÜNE BAĞLI TEMİNATLAR
Özen yükümlülüğünün yerine getirilmesine bağlı teminatlara gelince: Bu hususta önce kimlerin özen göstermekle yükümlü olduğunu saptamamız lazımdır. 1985 IYC m.9.2 uyarınca özen yükümlülüğü altında olanlar sigortalı, malik ve yöneticidir. Sigortalı, yat üzerinde sigortalanabilir çıkara ve kendi yaptığı veya başkasının onun lehine yapmış olduğu sigorta sözleşmesi uyarınca hasar halinde sigortacıdan tazminat alma hakkına sahip olan kişidir. Bu kişi çoğu halde yatın malikidir. Ancak bazı hallerde (mesela uzun süreli kira ilişkisi çerçevesinde) malikten başka bir kişinin de (yatın uğradığı bazı hasarları giderme yükümlülüğü ve yatın diğer kişilere vereceği zararlardan sorumluluğu açısından) yat üzerinde sigortalanabilir çıkarı bulunabilir. Yönetici ise Türk hukukunda yatı kendi adına değil başka bir kimseyi (yat donatanını) temsil ederek işletmekte olan kişidir. Yat donatanı ise, maliki olduğu yatı kendi adına ticari veya özel amaçlarla denizde veya akarsu yahut göllerde kullanan kişidir. Yattan kaynaklanan sorumluluk donatana aittir. Sigortalı, malik veya (varsa) yönetici gereken özeni göstermiş olduğu takdirde yatın • Malzeme, kumanya, yakıt, makine ve aksamı ve donanımın yata yüklenmesi veya yattan boşaltılması veya hareket ettirilmesi • Patlama • Kötü niyetli eylem • Yatın veya botunun veya (belirli önlemler alınmış olmak kaydıyla) dıştan takma motorunun çalınması • (Bazı koşullara ve sınırlamalara bağlı olarak) gizli kusur, şaft kırılması, kazan patlaması veya herhangi bir kişinin ihmali yüzünden uğradığı zararlar sigortacı tarafından tazmin edilecektir. Özen göstermeden maksat, rizikonun gerçekleşmemesi için gerekli dikkati göstermektir. Özen eksikliğinin söz konusu olup olmadığı her olay için ayrı ayrı değerlendirilecektir. 1985 IYC motor ve bağlantılarının (bağlantı mili ve pervane, “motor ve bağlantısı” kapsamında sayılmamıştır), elektrik donanımının ve akülerin ağır hava, ihmal ve gizli kusur nedeniyle uğradığı zararları sigorta koruması dışında bırakmaktadır. Ancak bu sayılan nedenlerden kaynaklanan motor, elektrik donanımı ve akü zararlarının “Makine Hasarları Genişletme Klozu” ile sigorta teminatına kapsamına dahil ettirilebilmesi mümkündür.
SORUMLULUK TEMİNATI
Sorumluluk teminatına ilişkin olarak da şu hususları belirtmekte yarar vardır: 1985 IYC, sigortanın yürürlükte olduğu süre içinde meydana gelen kazalar dolayısıyla sigortalının başka gemilere ve başkalarına ait mallara verdiği zararlar, can kaybı ve bedensel zararlar, sigortalı yatın enkazının kaldırılmasının yol açtığı masraflardan kaynaklanan sorumluluğunu ve sigortalıya karşı bu nedenlerle ileri sürülecek tazminat istemlerinin gerektirdiği hukuksal giderlerin karşılanacağını öngörmektedir. Bu teminat İngiliz hukukunda ana kural olan “pay to be paid” (“zarar görene önce sigortalı tazminat ödesin; sonra sigortacı ona ödemede bulunsun” veya “sigortacıdan ödeme talep edebilmek için sigortalının daha önce zarar görene tazminat ödemiş olması gerekir”) kuralına bağlanmıştır (1985 IYC m.11.1 şöyledir: “sigortacı …. sigortalının hukuken ödeme yükümlülüğü altında olduğu ve ödediği tutarlar için sigortalıya tazminat öder”). Sorumluluk teminatına ilişkin TTK 1473(1) sorumluluğu temin etmiş olan sigortacının zarar gören üçüncü kişiye ödemede bulunacağını öngörmüştür. TTK 1473(1) emredici (aksine sözleşme yapılamayan) hükümler arasında yer almamakla birlikte TTK 1478 zarar görenin sorumluluk sigortacısına karşı doğrudan dava hakkına sahip olduğunu hükme bağladığı ve sigortacı ile sigortalı arasındaki sigorta sözleşmesi zarar gören üçüncü kişinin bu hakkını onun elinden alamayacağı için, bizim hukukumuzda “pay to be paid” kuralı (en azından) zarar görenin tazminat istemini doğrudan sorumluluk sigortacısına yönelttiği hallerde kanımızca devre dışı kalacaktır. Sorumluluk teminatı yalnızca sigortalı hakkında değil fakat yatı sigortalının izni ile kullanmakta olan veya yat kendisine bırakılmış olan kişiler hakkında da mevcuttur. Ancak bu kişinin tersane, marina, yat kulübü, satış temsilcisi veya benzeri konumda olan bir kimse tarafından görevlendirilmemiş olması da lazımdır. Sorumluluk teminatı sigorta konusu yatın enkaz haline gelmesi olasılığında enkaz kaldırma masraflarını da (sovtaj düşüldükten sonra) karşılamaktadır. İşveren sorumluluğu, su sporları ile ilgili sorumluluklar ve gerçek zarar tutarını aşan tazminatlar ise teminata dahil bulunmamaktadır. 1985 IYC’ta öngörülmüş bulunan genel teminat istisnaları teminat dışında kalan haller şunlardır:
• Dıştan takma motorun denize düşmesi
• Üzerinde sigortalı yatın ismi yazılı olmayan hizmet botu
• Yelkenler
• Yatın yarışlara katılması sırasındaki bazı hasarlar
• Kişisel eşya
• Yatta bulunan tüketim konusu hususlar
• Kaplama
• Tasarım veya yapım hatası; yatın iyileştirilmesi, tadil edilmesi
GENİŞLETİCİ HÜKÜMLERE YER VERİLMELİ’
Türkiye’de yat sigortaları alanında en sık karşılaşılan rizikolar yatın marinada veya bir bağlama yerinde diğer yatlarla yan yana bulunduğu sırada yanması ve bu yangının başka yatlara sıçraması; (çoğunlukla göçmen kaçakçılığında kullanılmak üzere) çalınması; yatın motoruna zarar gelmesi ve yatın sert hava ve denizlerden dolayı (hatta tonoza bağlı veya demirli iken) hasarlanması olarak sayılabilir. Genellikle sigortalı yattaki yangının başka yatlara sıçrayarak zarar vermesi (sırf yangının sigortalı yatta çıkmış olması o yatın sorumlu tutulması için yeterli görüldüğünden) sorumluluk teminatının işletilmesini gerektirmektedir. Bu halde kuşkusuz ilk önce yanan sigortalı yatta meydana gelen zarar karşılanacaktır. Yatın çalınması ve daha sonra başka bir ülkede buna (o ülkeye yönelik göçmen kaçakçılığında kullanıldığı için) el konulması bazı hallerde yatta (başlangıçta) kayda değer bir hasar olmasa da zaman içinde önemli zarar ve masraflara neden olmaktadır. Özellikle yat sahibinin yatın insan kaçakçılığında kendisinin hiçbir şekilde katılımı olmaksızın çalınma sonucu kullanılmış olduğunu kanıtlamasına kadar geçen zaman boyunca (uzun süre) geri alınamamasının bu bekleme döneminde yarattığı, bakımsızlık ve yıpranma ve yat geri alındığı zaman ülkeye geri getirilmesine ilişkin giderler (mesela yatın bağlanması dolayısıyla tahakkuk eden ücretler) yüksek tutarlara ulaşabilmektedir. Yat sahibi sigortalı, 1985 IYC m.9’un sözüne bakılırsa yalnızca yata çalınma yüzünden gelen fiziki hasarları sigortacıdan talep etme hakkına sahiptir (loss or damage). Fizik zararın yol açtığı (masraf yapma gereği gibi) ek kayıpların (dolaylı zararların) teminata dahil bulunacağı ise 1985 IYC metninde öngörülmemiştir. Bununla birlikte, dolaylı kayıpların sigorta koruması altında olması gerektiği yorum yoluyla kabul edilmese dahi, bazı masrafların koruma önlemi (TTK 1448) sayılarak sigortacıdan tahsili mümkün olabilir. Yatın motoruna gelen zararların hangi hallerde sigortacı tarafından ödeneceği kanımızca 1985 IYC’da karışık ve gereksiz sınırlamalara tabi olarak düzenlenmiştir. Sigorta sözleşmesinde özel genişletici hükümlere yer verilerek motor hasarlarının teminat kapsamına daha geniş ölçüde dahil ettirilmesinde yarar olduğunu düşünmekteyiz. Yatın kıyı yakınlarında tonoza bağlı veya demirli durumdayken ağır hava ve denizlerden zarar görmesi ise hızı 17 milden yukarı olan yatlar bakımından teminat dışı hal niteliğindedir.
