Yapay zekâ en hızlı yükselen “banana skin” oldu
Sigorta sektörünün risklerini ortaya koyan Insurance Banana Skins 2025 raporuna göre, yapay zekâ riski 7’nci sıradan 2’nci sıraya çıkarak tarihteki en hızlı yükselişi yaşadı.
PwC ve The London Foundation for Banking and Banking’in (CSFI) 42 ülkeden 698 üst düzey sektör profesyonelinin görüşleriyle hazırladığı Insurance Banana Skins 2025 raporu, küresel sigorta sektörünü bugün ve yakın gelecekte bekleyen en kritik riskleri ortaya koyuyor.
KÜRESELDE İLK 5 RİSK
- SİBER SUÇ
- Anketin 3 edisyonunda da birinci sırada yer alıyor.
- Saldırılar giderek daha, sık ve zararlı hale geliyor.
- Artık “olur mu” sorusu değil, “ne zaman olacağı” sorusu ön planda.
- AI destekli siber saldırılar ve “ransomware-as-a-service” tehditleri artıyor.
- Birçok katılımcı teknolojik değişimin hızı nedeniyle siber tehdidin doğasını öngörmenin, hatta azaltmanın bile son derece zorlaştığını belirtiyor.
2. YAPAY ZEKÂ (AI)
- En hızlı yükselen risk olmasının yanı sıra bu yılki anketin öne çıkan teması.
- • Hem fırsat hem tehdit: Kötü yönetilirse etik, yasal ve operasyonel krizlere yol açabilir.
- • AI kaynaklı dolandırıcılık (ör. deepfake) katılımcılar arasında önemli kaygı olarak öne çıkıyor.
- • Katılımcılar, güçlü iç kontrol ve regülasyon çerçeveleri oluşturmanın zorluğuna dikkat çekiyor.
- • Yapay zekâyı kullanmak kadar kullanmamanın da riski vurgulanıyor.
3. TEKNOLOJİ
- Eski altyapılar yenilikleri engelliyor, entegrasyon ise zor.
- • Modernizasyon maliyetleri yüksek, birçok şirket “bekle-gör” yaklaşımında.
- • AI ve otomasyonla uyum sağlama baskısı var.
- • Bazı katılımcılar, teknolojik iyileştirmelerde önceliklerin yanlış belirlendiğini belirtiyor.
4. MAKRO-EKONOMİ
- Ekonomik koşulların sigorta sektörüne zarar verme riski, son 10 yıldaki en yüksek seviyede.
- • Asıl kaygı küresel bir durgunluk değil, öngörülemezlik.
- • Enflasyon, faiz belirsizliği ve ticaret savaşları riskleri artırıyor.
- • ABD tarifeleri küresel tedarik zincirlerinde zincirleme etki yaratıyor.
- • “Sigortanın karşılanabilirliği krize dönüşebilir.
5. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
- Artık “geleceğin riski” değil, “bugünün problemi”.
- • Geleneksel risk modellerinin yetersiz olduğu kanısı hâkim.
- • Bazı bölgeler sigortalanamaz hale geliyor.
- • Reasürans ve hayat dışında en yüksek öncelikli tehdit.
TÜRKİYE’DE DURUM NE?
- REGÜLASYON UYGUNLUĞU
Türkiye’de sigorta sektöründe regülasyon, özellikle dijitalleşme alanlarında yetersiz görülüyor. Mevcut düzenlemeler, teknolojik gelişmeleri ve yeni iş modellerini yeterince kapsamadığı için sektörde uyum riski artıyor. Regülatörlerin kapasite, hız ve anlayış eksikliği; inovasyonu geciktirme ve rekabeti sınırlama riski taşıyor.
2. İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ
Türkiye, artan sel, fırtına ve deprem riskleri nedeniyle hayat dışı tarafında yüksek iklim riski altında. Avrupa’daki katılımcılar gibi Türk uzmanlar da bazı bölgelerin sigortalanamaz hale gelmesi riskine dikkat çekiyor. Bu durum, zorunlu sigorta sistemleri üzerinde baskı oluşturuyor.
3. MAKRO-EKONOMİ
Süregelen enflasyonist baskılar ve döviz dalgalanmaları, hem fiyatlama hem rezerv yönetimini zorlaştırıyor. Katılımcılar, sigortalanabilirliğin azalmasına vurgu yapıyor. Sigortalanabilirliğin azalması ise penetrasyonu azaltıyor ve sektörde kârlılığı zorluyor.
4. POLİTİK RİSK
Türkiye gibi gelişmekte olan piyasalarda sık değişen ekonomik politikalar, regülasyon belirsizlikleri ve kamu müdahaleleri sigorta sektöründe öngörülebilirliği azaltıyor.
5. TEKNOLOJİ
Eski altyapılar büyük engel. Özellikle müşteri deneyimi, otomasyon ve veri entegrasyonu eksiklikleri öne çıkıyor. Teknolojik dönüşüm bir tehditten çok evrimsel bir zorunluluk olarak görülüyor.
AI NE DİYOR?
Raporu inceleyen yapay zekâ, sigortacılığın yeniden tanımlandığını belirterek, “Raporun genel mesajı net: Sigortacılık artık sadece risk fiyatlama işi değil, belirsizlik yönetimi sanatı. Yapay zekâ, iklim değişikliği ve dijitalleşme arasındaki etkileşim; sektörün hem risk haritasını hem de büyüme fırsatlarını yeniden şekillendiriyor” yorumunda bulundu.




“EN BÜYÜK RİSKLER ARTIK TEKNOLOJİ MERKEZLİ”
Raporun sonuçlarını değerlendiren PwC Finansal Hizmetler Lideri Talar Gül, “Bu rapor bize gösteriyor ki, sigorta sektörü için en büyük riskler artık teknoloji merkezli. Yapay zekâ artık sadece bir teknoloji trendi değil, sigortacılık sektörünün geleceğini şekillendiren en kritik risklerden biri. Siber suç, yapay zekâ ve teknolojik dönüşüm yalnızca teknik meseleler değil; güven, itibar ve toplum için değer yaratma biçimimizi doğrudan etkiliyor. Bu ortamda başarı artık sadece riskleri önceden tahmin etmekten geçmiyor; Dayanıklılık inşa etmek, güveni korumak ve harekete geçme cesaretini göstermek başarının en büyük anahtarı. Önümüzdeki dönemde, inovasyonu sorumlu yönetişimle birleştirenler sadece değişime ayak uydurmakla kalmayacak aynı zamanda sigortacılığın geleceğini de tanımlayacak.”
Değişen sigortalanabilir risk tanımı sektörü kapsamlı bir dönüşüme sokuyor

“Sigortalanabilir risk tanımının yeniden şekillendiği bir döneme giriyoruz ve bu, tüm sektörü kapsayan bir dönüşüm gerektiriyor.”
Yapay zekânın en hızlı yükselen risk olduğunu belirten Neova Sigorta Genel Müdürü Neslihan Neciboğlu, “Yapay zekâ (AI), tüm sektörler için çok önemi fırsatlar taşımasının yanı sıra bazı riskleri de beraberinde getiriyor. AI destekli dolandırıcılık tehditleri tüm dünyada hızla artıyor. Bu nedenle sektörün dolandırıcılık tespit araçlarına yatırım yapması büyük önem taşıyor. Bu noktada şirketlerin dolandırıcılık tespit sistemlerine ve veri güvenliğini sağlayan teknolojilere yatırım yapması hayati önem taşıyor. Bunun yanı sıra iklim değişikliği konusunun daha üst sıralarda yer alması gerekiyor. Bu konu bizim için yalnızca uzun vadeli bir risk değil, bugünün öncelikli konularından birini oluşturuyor. İklim değişikliğinin fiziksel etkileri ve finansal sonuçları hem bireyleri hem de şirketleri etkiliyor. Sigortalanabilir risk tanımının yeniden şekillendiği bir döneme giriyoruz ve bu, tüm sektörü kapsayan bir dönüşüm gerektiriyor. Bunun yanı sıra sağlık kategorisinde kritik hastalıklar da bu listeye alınmalı. Sağlık konusundaki riskler giderek artıyor. Değişen yaşam alışkanlıkları ve kritik hastalıkların görülme sıklığı, sağlık sigortacılığı tarafında daha yenilikçi çözümler sunmayı zorunlu kılıyor” dedi.
‘SEKTÖR ÇOK KATMANLI DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYOR’
Kısa ve uzun vadede sigorta sektörünün karşılaşabileceği diğer riskler hakkında değerlendirmede bulunan Neciboğlu, “Sigorta sektörü, teknolojik gelişmeler ve değişen müşteri beklentileriyle birlikte çok katmanlı bir dönüşümden geçiyor. Sigorta, doğası gereği sıkı düzenlemelerle şekillenen bir sektör ve yenilikçi ürünler mevcut mevzuatla zaman zaman uyumlaştırma gerektirebiliyor. Regülasyon ise bu dönüşümün hız ve esnekliğini yönlendiren temel faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Düzenleyici kurumların, AI gibi hızlı değişen pazar gelişmelerine aynı hızda ayak uydurması bu noktada oldukça önemli. Bu değişim, düzenleyici otoriteleri eksiklikler konusunda hızlı bir reaksiyon almakla baş başa bırakıyor. Özellikle teknolojik dönüşümün getirdiği talepler, geleneksel yönetim modellerinin yanı sıra daha çevik karar alma süreçlerine ve veri temelli iş modellerine ihtiyaç duyulmasını sağlıyor. Ayrıca veri güvenliği ve müşteri bilgilerinin korunması, önümüzdeki dönemde sektörde güvenin sürdürülebilirliği açısından en temel başlıklardan biri olacak. Uzun vadede, etkin değişim yönetimi eksikliği, sektör için bazı riskleri beraberinde getirebilir; iş yapış süreçlerini doğrudan etkileyebilir” açıklamasında bulundu.
Dönüşümün hızı geleneksel risk yönetimi yaklaşımlarını aştı

“Sektörümüz, risk yönetimi disiplini en güçlü sektörlerden biri olmasına rağmen, dönüşümün hızı artık geleneksel risk yönetimi yaklaşımlarını aşan bir düzeye ulaştı. Siber suçlar, yapay zekâ ve iklim değişikliği gibi riskler artık yalnızca teknik başlıklar değil, stratejik kararların merkezinde yer alıyor.”
Sigorta sektörünün birtakım sistemik risklerle risk iştahının şekillendiğini belirten HDI Sigorta Genel Müdürü Firuzan İşcan, “Sigorta sektörü, küresel ölçekte yaşanan jeopolitik gerilimler, doğal afetlerdeki artış ve siber güvenlik tehditleri, ekonomik dalgalanmalar ve enflasyonist baskılar gibi sistemik risklerin gölgesinde risk iştahını yeniden şekillendiriyor. Sektörümüz, risk yönetimi disiplini en güçlü sektörlerden biri olmasına rağmen, dönüşümün hızı artık geleneksel risk yönetimi yaklaşımlarını aşan bir düzeye ulaştı. Siber suçlar, yapay zekâ ve iklim değişikliği gibi riskler artık yalnızca teknik başlıklar değil, stratejik kararların merkezinde yer alıyor. Türkiye’de regülasyon uygunluğunun en büyük risklerden biri olarak görülmesi, aslında sektörün dönüşüm hızının ve ölçeğinin bir yansıması. Sektörümüz, bu yeni risk dinamiklerine karşı dayanıklılığını artırmak adına hem teknolojik yatırımlarını hem de risk modelleme yetkinliklerini geliştirmeye devam ediyor. İklim değişikliğinin finansal etkilerini daha doğru ölçümleyebilmek, sürdürülebilir sigortacılık modellerini hayata geçirmek ve makroekonomik belirsizliklere karşı sermaye yapısını güçlendirmek, önümüzdeki dönemde kritik öncelikler arasında yer alıyor. Dolayısıyla, sektör genel anlamda bu risklere karşı farkındalığını artırmış durumda” açıklamasında bulundu.
‘YAPAY ZEKÂ HIZLA ÜST SIRALARA ÇIKTI’
İşcan, küresel sigorta sektörünü bugün ve yakın gelecekte bekleyen en kritik riskler arasında yapay zekânın çok hızlı bir şekilde üst sıralara çıktığını vurgulayarak, “Önümüzdeki dönemde “operasyonel dayanıklılık” ve “veri güvenliği” başlıkları, bağımsız risk unsurları olarak daha üst sıralarda değerlendirilebilir. Çünkü dijitalleşme ve otomasyon ne kadar hızlanırsa, kurumların teknolojiye olan bağımlılığı da o kadar artıyor. Bu da hem sistemsel hem de operasyonel anlamda yeni risk katmanları oluşturuyor. Yapay zekâ, verimlilik ve hız kazandırırken, aynı zamanda karar alma süreçlerinde şeffaflık ve etik sorumluluk gerektiriyor. Regülasyon çerçevesi netleşmeden bu teknolojilerin yaygınlaşması, uzun vadede güven risklerini tetikleyebilir” dedi.
‘YETKİN İNSAN KAYNAĞI GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
İşcan, kısa ve uzun vadede sigorta sektörünün karşılaşabileceği diğer riskler hakkında şunları söyledi: “Kısa vadede en belirgin risk, maliyetlerin artışıyla fiyatlama dengesinin bozulması. Özellikle oto sigortacılığında maliyet baskıları yüksek; buna rağmen fiyat artışlarının sınırlı kalması, sürdürülebilirliği zorlayabiliyor. Önümüzdeki dönemde bu dengenin sağlanması için fiyatlama stratejilerinin yeniden yapılandırılacağını öngörüyoruz. Uzun vadede ise iklim değişikliği ve sürdürülebilirlik konularının, sigortacılığın iş modelini yeniden şekillendireceğine inanıyoruz. Afetlerin artışı reasürans kapasitesini ve yatırım politikalarını da etkileyecek. Ayrıca yetkin insan kaynağı da göz ardı edilmemesi gereken bir diğer risk alanı.”
