Uzlaşamayabiliriz konusunda uzlaşalım!
BANA MI böyle geliyor, bilemiyorum ama gördüğüm bir gerçek var ki işyerinde, aile içinde, TV programlarında, sokakta, okulda, her yerde tartışmaların dozu çığrından çıkmış durumda. İletişimlerde bir netice alınmaksızın sadece bağrılıyor ve bir karar alınmadan da dağılınıyor.
Bunu önlemek adına, naçizane bazı tavsiyelerimi sıralamak istedim bu ayki yazımda: Tartışmalarda, kişi ya da duygular değil, davranışlar üzerinde konuşulmalıdır. İletişim boyunca sen dili yerine, “Ben dili” kullanımına özen gösterilmelidir. Genellemelerden kaçınılmalı ve o anda yaşanan soruna odaklanılmalıdır. Tartışma süresince ne denli olumsuz duygular yaşanırsa yaşanılsın, saygı çerçevesinde davranış ve konuşma dili bırakılmamalıdır. Hiç kimsenin fikri alay konusu yapılmamalıdır, her düşünce değerlidir, kabul görmese bile. Başkasının seni anlamaya çalışmasını beklediğin gibi sen de diğerini anlamaya çalışmalısın. Tartışmada savunulan bir düşünce (tez) ve karşı çıkılan bir düşünce (antitez) bulunması lazım, çoğu zaman sonu olmayan tartışmalara giriliyor. Tartışırken ön yargılı olunmamalıdır. Karşıt düşüncenin kanıtlarla diğer tezleri çürütmesi durumunda duygusal davranılmamalı, olgun davranılmalıdır. Konu dışına çıkılmamalıdır. Anlam tekrarına düşmemek gerekir. Kısır tartışmalardan kaçınmak gerekir. Temel sorun öncelikle üsluptur. Öfkeli, kendini tamamen haklı gören, eleştirel, sorgulayıcı bir üslup kullanılmamalıdır. Haklı çıkmak için değil, çözüm ve düşünceleri aktarmak için iletişim kurulmalıdır. Tartışmalarda sonuç alınamadığında muhakkak bir ara verilmelidir. Kişisel saldırılardan hiçbir netice çıkmaz, zaten bu şartlar altında tartışma kavgaya dönüşür. Ego ve komplekslerimize yenik düşüp rasyonel dilden uzaklaşarak, yargılayıcı, aşağılayıcı, küçük düşürücü bir dil kullanmaktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Tutarlılık da çok önemlidir, bugün bu şekilde, yarın bir başka şekilde konuşup, tartışmayı o yönde dillendirmemek esas olmalıdır. Cevap vermek ve karşı çıkmak için değil, anlamak için dinlemeliyiz, bilmiyorsak susabilmeliyiz. Özür dilemeyi ve teşekkür etmeyi bilmek iletişimin en önemli olmazsa olmazlarıdır, bunların gerektiğinde kullanılmasında cömert olunmalıdır. Haksız olduğumuz durumlarda, geri adım atmayı ve doğruyu kabullenmeyi bilmeliyiz. Cümle arasında bile olsa söylediğimiz her bir kelimenin büyük anlam etkileri vardır, istemsiz kötü etkisi olanları hemen geri çekmek gerekir, istemli kötü kelime zaten hiç kullanılmamalıdır. İnsanoğlu, işittiği kelimelere kendi tecrübelerine, çevresine, inançlarına ve duyularına göre anlam veriyor. Her insan kendi özel kalıplarına göre karşısına çıkanları anlamlandırıyor. Sıkça kullandığımız kelimelerin hem kendi hem de karşımızdaki insanların hayat kalitesi üzerinde büyük etkisi vardır. Bu sebeple yanlış anlamalara fırsat vermemek için birçok anlama gelebilecek kelimeleri çok dikkatli kullanmalıyız.
Çok bağıranın haklı olacağını düşünen saplantımızdan da bir an önce vazgeçelim.
Ve son olarak ve en önemlisi, her tartışmanın sonunda muhakkak uzlaşmak zorunda değiliz, ama uzlaşamayabiliriz konusunda her daim uzlaşmak zorundayız.
