‘Uyurgezer dünya’ adım adım felakete gidiyor
“Dünya, uyurgezer bir halde krizlerin içine mi yürüyor?” Her yıl İsviçre’nin Davos kasabasında düzenlenen Dünya Ekonomik Forumu’nun hazırladığı 2019 Küresel Riskler Raporu, yukarıdaki soru ile başlıyor. Giriş cümlesindeki bu soruya verilen cevaplar toplam 107 sayfa tutarken, rapor dünyanın adım adım felakete doğru sürüklendiğini ortaya koyuyor. Marsh & McLennan ile Zurich Insurance’ın ortak desteği ile hazırlanan rapor boyunca birbirleriyle ilişkilendirilmiş şekilde; ekonomik, jeopolitik, teknolojik, çevresel ve toplumsal açılardan riskler analiz ediliyor ve önceki yıllara göre risk trendlerinin neler olduğu ortaya konuyor. Ayrıca yakın gelecekte olması beklenmeyen ama “… olursa ne olur” denerek senaryolaştırılmış 10 tane de kriz bulunuyor. Bu bölüme “Beklenmeyeni tahmin edebilmek için risklere dair daha yaratıcı bir şekilde düşünmemiz gerekiyor” notu düşülmüş.
SOSYAL İSTİKRARSIZLIK DERİNLEŞİYOR
5 bin global katılımcı ile 30 riskin incelendiği, anket şeklinde hazırlanan rapora göre, 2019 yılında eğilimin en çok arttığı riskler, iklim değişikliği ile ilgili oldu. İklim değişikliği ile ilgili olarak aşırı hava olayları, doğal afet, biyoçeşitlilik kaybı, insan kaynaklı çevre felaketleri veya iklim değişikliğinin yavaşlatılması ve adaptasyonda başarısızlık gibi riskler doğrudan çevresel riskler olarak en ön sırada yer aldı. Geçtiğimiz yıllarda iklim değişikliği kaynaklı dolu ve sel olaylarındaki öngörülemeyen artış sigortacıların tahmin edilenden daha fazla hasar ödemesine yol açmıştı. Ayrıca bu risklere, bağlantılı olarak gıda ve su krizinin de eklenmesi bekleniyor. Bu da gıda ve su fiyatlarındaki artışa yani enflasyona sebep olması sebebiyle sigorta sektörünü zorlayacak olan bir diğer risk olarak kayda geçecek. Ayrıca rapor çözüm olarak yeşil enerji konusunun daha fazla gündeme taşınmasını öneriyor.
Teknolojinin getirdiği riskler bu sefer “siber bağımlılığın artması” şeklinde kayda geçti. Siber saldırılar, kişisel bilgileri depolayan devlet kurumlarıyla ilgili olarak kritik bilgi altyapısının çökmesi, veri sahtekarlığı veya hırsızlığı ve teknolojik gelişmelerin olumsuz sonuçları bu trend altında ortaya çıkan öncelikli riskler oldu. Bununla birlikte gelecekte siber bağımlılığın işsizlik ya da istihdam eksikliği gibi toplumsal riskleri de ortaya çıkarması bekleniyor. Veri hırsızlığı, sadece kişilerde yarattığı hasarla ilgili değil, sigortalıların kişisel verilerine sahip olan sigorta şirketlerinin kendilerini de koruması gereken bir risk olarak daha fazla önem kazanacak.
Trendi yüksek olan bir diğer risk ise kutuplaşmanın artmasıyla ilgili olan toplumsal riskler olarak kayda geçti. Hem ulusal hem de bölgesel veya küresel yönetişimin başarısızlığı gibi jeopolitik riskler yükselirken devletlerarası anlaşmazlıkların meydana gelme olasılığının artması bekleniyor. Bu durum en son Brexit ile sigortacılık sektörünün karşısına çıktı. Merkez üssünü İngiltere’de inşa eden birçok uluslararası sigorta şirketi, Avrupa’nın başka bir ülkesine transfer olmaya çalışıyor.
Dünyanın bir diğer problemi olarak ortalama ömrün artması ile birlikte yaşlanan nüfustaki artış öne çıkıyor. Sigorta sektörü bu probleme karşı bireysel emeklilik sistemlerini devreye sokarak çözüm arayışı içinde. Ancak yaşlanan nüfus, başta sağlık giderlerinin artması gibi birçok olumsuz durumu da beraberinde getiriyor. Bütün bu sorunların genel olarak sosyal istikrarsızlığı derinleştireceği yorumu yapılıyor.
Bütün bunlardan daha kalıcı gözüken ve daha çok hasara sebep olma ihtimali yüksek olan durumun insanın ruh sağlığı olduğu belirtiliyor. Dünyada fiziksel şiddetin, yoksulluğun ve yalnızlığın arttığı ve 700 milyon insanın depresyonda olduğu ifade ediliyor.

Geleceğİn Şokları: Krizlerde kelebek etkisi
“Amazon Ormanları’nda bir kelebeğin kanat çırpması, Amerika’da fırtına kopmasına sebep olabilir” sözü, gün geçtikçe gerçekçi bir anlam kazanmaya daha fazla yaklaşıyor. ABD doğumlu matematikçi ve meteorolog Edward N. Lorenz’in Kaos Teorisi’nde Kelebek Etkisi’ni anlatırken söylediği bu söz, küçük sistemlerde birbirini tetikleyen etkilerin daha büyük sistemlerde krizlere yol açabileceğini iddia ediyor.
Raporda belirttiği üzere dünya daha karmaşık ve birbirine bağlı hale geldikçe, krizler daha fazla birbirini etkilemeye başladı. Bir bölgedeki kriz, başka bir bölgede başka bir krizin oluşmasına neden olabiliyor. Bunun en son örneğini Brexit ile görürken, bugüne kadar ABD’deki mortgage krizinden kutuplardaki buzulların erimesi veya düzensiz göçmen krizine kadar birçok farklı örneği yaşandığına da tanık olduk. Raporun Geleceğin Şokları bölümünde yakın gelecekte olması beklenmese de birbirini tetikleyip ortaya çıkabilecek 10 tane sıra dışı şok bulunuyor.

Bomba değil, dolu!
Yağmur yağdırmak için kullanılan hava manipülasyon araçları gelecekte jeopolitik gerilimi artırabilecek sonuçlar doğurabilir. İklim değişikliğinin yarattığı hasarlar bir yana, jeopolitik gerilimlerin arttığı bir zamanda, hava durumu manipülasyonları komşu devletler için düşmanca görülebilir. Ortaya çıkacak aşırı hava olayları sonucu, dolu yağışlarında veya sıcaklıktaki artış ekonomik hasara, tarımda kuraklığa, askeri planlamaların bozulmasına yol açabilir.

Hedef de silah da gıda
İklim değişikliği, küresel gıda sistemini zorlamaya başlamış ve uluslararası gerilimler daha da artmışken gıda ticaretindeki kesintiler, jeoekonomik gerginliği artırabilecek bir araç olarak ortaya çıkıyor. Bunun dışında devletler ya da devlet dışı aktörler, örneğin gizli bir biyolojik silah ile tarım alanlarını hedef alabilir, mahsülü negatif anlamda etkileyebilir.

Sıfır su günleri
Birçok mega kent ‘Sıfır su günleri’ gibi etkinlikler düzenlemek zorunda kalabilir. Suyun tasarruflu bir şekilde kullanılabilmesi için haftanın bir günü musluklardan su akmayabilir. Başta hijyen ve sağlık olmak üzere birçok konuda problemlerin oluşması beklenirken hem devletlerarası hem de kent içinde topluluklar arası çatışmalar artabilir.

Kent ile kır arasındaki uçurum
Kent ile kırsal bölgelerde yaşayanların eğitim, refah düzeyi, ekonomi veya ahlaki değerler gibi farklılıklarındaki uçurum gün geçtikçe büyüyor. Bu durum kutuplaşmaya ve seçim dalgalanmalarına neden olabilir. Bununla birlikte kırsal kesimden kente doğru göç şiddetini artırıyor. Şehirlerin sınırları genişlerken köyler gitgide küçülüyor.

Dijital gözaltı
Yüz tanıma, yürüyüş analizi, mikroçip, dudak okuma veya parmak izi sensörleri gibi teknolojiler çoğaldıkça bireyler hakkındaki bilgilerin depolandığı ve yapay zeka ile işlendiği bir dünya yaklaşıyor. İnsanların bu şekilde izlenmesi mikro hedefli ikna uygulamalarını mümkün kılacak ve bu insanlara yönelik algı operasyonları yapılabilecek. Ayrıca küresel politika da bu durumdan etkilenecek. Böyle bir dünyada otoriterlik daha kolayken, demokrasi daha zor olabilir.

Yörüngede yer kapmaca
Sivil veya askeri faaliyetlerin merkezinde bulunan uyduların sayısı arttığı için alçak dünya yörüngesi jeopolitik çatışmanın sahası haline gelebilir. Aynı zamanda yörüngenin yasal olarak belirsiz bir bölge olması riskleri artırıyor. Uyduların kaza eseri çarpışma riski ve hatta kasten bir uyduyu bozma ihtimali artıyor. Yaklaşık yarım milyon parça şu anda yörüngede bir mermi hızında hareket ediyor.

İnsan hakları artık çağ dışı!
Farklılaşan “değerler dünyası”nda insan hakları gerekçe gösterilmeden ihlal edilebilir. Bireyselliğin zayıflaması daha otokratik devletlerin ortaya çıkmasıyla sonuçlanabilir. Hatta insan haklarının devleti zayıflatan çağ dışı uygulamalar olarak idrak edilmesi sonucu ortaya çıkabilir.

Kırılmayacak şifre kalmayacak
Çok büyük hesaplamalar yapabilen kuantum bilgisayarlar nedeniyle gelecekte, kişisel hesaplara konan şifrelerin bir anlam ifade etmeyeceği belirtiliyor. Kuantum bilgisayarlar ayrıca yeni şifreleme modları vaat etse de yeni korumalar uygulamaya koyulana kadar, hacker’lar birçok ülkenin sahip olduğu kişisel verileri çalabilir, banka hesaplarına girerek para transferi gerçekleştirebilir.

Parasal popülizm
Bağımsız para politikasının “kontrolünü geri almaya” çalışan popülist iktidarlar, paranın kontrolünün silah olarak kullanılmasına neden olabilir. Merkez bankalarının bağımsızlığını yitirmesi sebebiyle finansal piyasalar altüst olabilir. Hatta para birimleri değişebilir.

Kalp kıran yapay zeka
Yapay zekanın insan duygularını tanıyıp ona göre cevap vermesi mümkün hale gelebilir. Ancak bu ‘duygusal’ yapay zeka istemeden veya kasıtlı olarak insanlara psikolojik açıdan zarar verebilir ve hatta kişileri cinayete veya bazı konularda radikalleşmeye sürükleyebilir.
İllüstrasyonlar: Patrik Svensonu
Oğul Doğa Gökşin
ogul@sigortacigazetesi.com.tr
