TSB: Geçmişten bugüne sektörün teknolojiye yaklaşımı geleceğe referans olacak
TSB tarafından hasar süreçlerinde teknolojinin kullanımı ile ilgili şu açıklama yapıldı: “Hem şirketler tarafından yürütülmekte olan operasyonel süreçlerde ve daha önemlisi sigortalılara verilen hizmetlerin iyileştirilmesinde teknolojiden alınan desteğin yeri ve önemi her geçen gün artmaktadır. Geçmişten bugüne sektörün teknolojiye yaklaşımı, teknolojinin gelecekte sektördeki yeri ve güncelliği konusunda net bir referans olacaktır.”
Hasar süreçlerinin hızlandırılması ve süreç yönetiminde teknolojinin kullanım boyutu hakkında Türkiye Sigorta Birliği’nin görüşlerine başvurduk. Birlik tarafından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Oto sigortalarında hasar sürecine, kaza sonrası ihbar sürecinden dosya kapanış sürecine kadar olan işlemler olarak bakmak gerekir. Dolayısıyla sürecin içinde bulunan paydaşlar ilk bakışta sigortalı ve sigortacı gibi görünse de süreç; hasar ihbarını alan çağrı merkezi, asistans-destek hizmetleri, sigorta eksperi, onarım servisleri, parça tedarikçileri, cam tedarikçileri, cam onarım servisleri, evrak tedarik işlemleri gibi bileşenlerle arka planda bu bileşenleri senkronize eden hasar uzmanları veya yazılımlardan oluşmaktadır. Sigortacının hedefi araç hasarını en kısa sürede onarmak ve aracı hasar öncesi duruma getirerek sigortalıya güvenilir şekilde teslim etmektir.
Kaza sonrası hasar ihbarından, onarım sonrası araç teslimine kadar devam eden bu sürecin tüm bileşenlerinde, çok farklı teknolojik imkanlar sektörümüz tarafından kullanılmaktadır, ancak teknoloji sürekli güncellenen ve devam eden bir süreçtir. Sektörün yıllar içerisindeki serüvenine bakıldığında teknolojinin çok önemli bir yer tuttuğu ve sektörün güncel gereksinimleri doğrultusunda en yeni teknolojileri kullanıldığı görülmektedir ancak teknoloji kullanımı konusunda bir son noktadan bahsetmek hiçbir iş kolunda mümkün değildir.” Sigortacılık sektörünün de teknolojik gündemi yakından takip ettiğinin aktarıldığı Birlik açıklamasında, “Hem şirketler tarafından yürütülmekte olan operasyonel süreçlerde ve tabii ki daha önemlisi sigortalılara verilen hizmetlerin iyileştirilmesinde teknolojiden alınan desteğin yeri ve önemi her geçen gün artmaktadır. Geçmişten bugüne sektörün teknolojiye yaklaşımı, teknolojinin gelecekte sektördeki yeri ve güncelliği konusunda net bir referans olacaktır” ifadeleri kullanıldı.
‘HASAR SÜREÇLERİ HIZLANACAK’
Doğrudan Tazmin Sistemi ile ilgili de açıklamalarda bulunan TSB, konuyla ilgili şunları kaydetti: “Bilindiği üzere genel olarak sorumluluk sigortaları sigortalının 3. şahıslara verdiği zararları tazmin etmek üzerine kurgulanmış, sigortalıyı/sigorta ettireni maruz kalacağı mali mesuliyetlere karşı koruyan sigortalardır. Zorunlu trafik sigorta sistemimiz de bu şekilde işlemektedir. Çift taraflı trafik kazalarında kusursuz olan taraf kazada kusuru olan tarafın sigorta şirketine başvurarak zararının tazmin (kusuru nispetinde) edilmesini talep etmektedir. Bu sistem, anlaşmaya taraf olan ve zorunlu trafik sigortası düzenlemeye yetkili sigorta şirketinin bu sigorta ile hukuki sorumluluğunu yüklendiği sigortalısının, trafik kazasından dolayı karşı tarafın kusuru oranında doğan tazminat hakkını, sorumlu sigorta şirketi hesabına, anlaşma şartlarına göre tazminat limiti dahilinde sigortalısına tazmin etmesini sağlayan modeldir. Bu sistemin hayata geçmesi durumunda sigortalı kusursuz olduğu kazalarda (veya kusursuzluğu nispetinde) karşı tarafın değil kendi trafik sigorta şirketine başvurarak hasarını tazmin edecektir.
Böylece sigortalı poliçe alım sürecinde, poliçesini aldığı şirketin hizmet ağını da dikkate alacağından hem hasar süreçleri hızlanacak, hem rekabet artacak ve bu da hizmet kalitesini daha da yukarı taşıyacaktır. Tüm bu faydalar genel anlamda tüketici nezdinde sigorta sektörü algısının olumlu yönde değişmesine katkı sağlayacaktır. Bu projenin hayata geçirilmesi için gerekli alt yapı çalışmaları geçmişte yürütülmüş ancak, trafik sigortasında tavan tarife, Riskli Sigortalılar Havuzu gibi farklı uygulamaların yürürlüğe girmesi nedeniyle askıya alınmıştır. Ancak projenin önümüzdeki dönemde tekrar gündeme alınması beklenmektedir.”
TEKNOLOJİ DESTEĞİ İLE YENİ İŞ MODELLERİ
Sigorta sektöründe dijitalleşme ve insurtech uygulamaları ile ilgili TSB şu görüşleri bildirdi: “Şirketlerin bir kısmı bu teknolojileri kendi kurdukları ekipler vasıtasıyla uygulamaya çalışırken bir kısmı da dışarıdan teknoloji-yazılım desteği ile bu gelişmeleri takip etmektedirler. Insurtech uygulamalarının yurtdışı örnekleri incelendiğinde sigortalı takip sistemleri, kullandığın kadar öde sistemleri ve poliçe satışında sigorta dışı dijital platformların (yemek dağıtım, bilet satışı, seyahat, konaklama, ortak kiralama vs.) sigorta ile entegre çalıştığı iş modellerinin öne çıktığı görülmektedir. Bunun yanında drone’lar vasıtasıyla risk ve hasar tespitine ilişkin girişimler, sağlık sigortalarında sigortalı takip sistemleri, araç sigortalarında araç takip sistemleri, kullandığın kadar öde sistemleri de kullanılan uygulamalardır. Bu teknoloji destekli uygulamalar pozitif getirileri yanında, sektörün süregelen bazı dinamiklerini de etkilemesi nedeniyle uygulamada zorluklar yaşanabilmekte, ayrıca kötü niyetleri bazı kullanıcıların suistimal riskini de barındırabilmektedir. Bu sebeple şirketlerce bazı teknolojik gelişmelere ihtiyatlı yaklaşıldığı da görülebilmektedir.”
SUİSTİMAL TESPİT SİSTEMLERİ KURGULANIYOR
TSB, suistimal tespit sürecinin robotlaşması ile ilgili, “Suistimal vakalarının sigortacıya maliyeti kadar poliçe primlerinin yükselmesi gibi tüm topluma yansıyan diğer bir tarafı söz konusudur. Suistimal vakalarının önlenmesi için sektör bugüne kadar farklı metotlar denemiş, geldiğimiz noktada da teknolojik imkanları kullanan şirketler bu konuda bir adım öne çıkmışlardır. Sektöre baktığımızda tüm şirketlerin kendi imkanları ölçüsünde teknoloji destekli suistimal tespit sistemleri kurguladıkları görülmektedir.
Diğer taraftan SBM bünyesinde faaliyet gösteren SİSEB nezdinde toplanan veriler üzerinden suistimalin tahminlemesi odağında analitik ve prediktif yaklaşımlı, makine öğrenmesine dayalı sonuç üreten model kurguları çalıştırılmaktadır. Mevcut haliyle oto sigortalarında bu model efektif şekilde çalışmakla birlikte, ilerleyen dönemlerde farklı branşları için de devreye alınmasına yönelik çalışmalar yapılmaktadır” denildi. Tahkim Komisyonu’nun hasar süreçlerine etkisi ile ilgili TSB tarafından şu açıklama yapıldı: “Yargılama süreçlerinin yıllarca sürmesi hak ettiği tazminata ulaşamaması açısından sigortalıları mağdur ettiği kadar, yargılama ücretleri, vekalet ücretleri, faiz gibi tazminatın üzerine ilave yüklerin de binmesine yol açması nedeniyle sigortacıları da mağdur duruma düşürmektedir. Bazı sigorta kollarında zaman aşımı sürelerinin 15 yıla kadar uzayabilmesi üst yargı mercileri ile birlikte yargı süreçlerinin uzaması ile hiç kapanmayan hasar dosyaları oluşmasına yol açmaktadır. Bu belirsizlik ortamı sigortacının fiyatı doğru tespit edememesi ve yatırımcıların piyasadan çekilme riskini de ayrıca barındırmaktadır. Tasarlanan bu sistemde, başvuru harçlarının mahkemelere nispeten düşük tutulması, başvuru süreçlerinin kolaylaştırılması nedeniyle vekalet gerektirmeden doğrudan sigortalı-hak sahibi tarafından yapılabilmesi başvuru yapılabilmesi, davanın aleyhe sonuçlanması durumunda vekalet masrafının mahkemelere göre daha düşük nispette uygulanması ve en önemlisi de uyuşmazlıkların azami 120 gün içerisinde çözüme kavuşturulması gibi çok önemli avantajlar ihtiva etmektedir.”
