Toplumun sağlığı SİGORTACIDAN sorulacak

 Toplumun sağlığı SİGORTACIDAN sorulacak

Giyilebilir teknolojilerin yaygınlaşmasıyla beraber sigorta şirketleri, bireylerin sağlıkları bozulduktan ve gerekli tedavi yapıldıktan sonra tedavi masraflarını karşılayan uzak bir yardımcı olmanın ötesinde, direkt olarak hayatın içinde yer alarak kamu sağlığını güçlendirecek bir yapıya doğru evrimleşebilir. 

Geçtiğimiz birkaç yıl içerisinde ortaya çıkan ve yaşama şekillerimiz üzerinde radikal etkileri olması beklenen teknolojilerden biri de Nesnelerin İnterneti (IoT). Yavaş yavaş farkına varmaya başladığımız gibi, etrafımız çok sayıda birbirine bağlı alıcıyla donatılmış durumda. Çoğu gün boyunca aktif olan akıllı cihazlar; tercihlerimizden tutun, biyometrik bilgilerimiz, ulaşım geçmişimiz, satın aldıklarımız, yediklerimiz ve hatta yaşadığımız evin özelliklerine kadar pek çok konuda bilgi topluyor. Çoktan alıştığımız akıllı telefonlar ve akıllı bileklikler bir yana; giyilebilir teknolojiler ayakkabılar, kıyafetler ve hatta takılar şeklinde karşımıza çıkıyor. 

Giyilebilir teknolojileri artık rekreatif bireysel kullanımın dışında kamuda ve ticari alanlarda görüyoruz. Vücut ısısını, uyuma düzenini, hareketliliği ve bazı hastalık semptomlarını yüksek doğruluk oranıyla ölçen Oura Ring isimli akıllı yüzük COVID-19 belirtilerini erkenden saptamak ve gerekli müdahalenin yapılmasını sağlamak için ABD’nin Seattle şehrindeki 2 bin sağlık çalışanı tarafından kullanılmaya başladı. Yine aynı yüzüğün, hastalık belirtilerinin önceden belirlenmesi ve yayılmasının önlenmesi amacıyla NBA oyuncuları tarafından da kullanılması gündeme gelmişti.  

SİGORTACININ İŞİ İNSANLARIN İYİLİĞİ OLACAK

Günümüzde, sağlığımız hakkında çok sayıda veriye ulaşımımız bulunuyor. Verilerin bolluğu ise sağlık ve hayat poliçelerinin geçmişte mümkün olmayan bir oranda kişiselleştirilmesine olanak veriyor. Giyilebilir teknolojilerle elde edilen gerçek zamanlı veri akışı, sigortacılara anlık bilgi iletilmesini sağlıyor. Bu sayede pozitif ve negatif davranışlar kolayca tanımlanabiliyor. Kayıtlar üzerindense sorunlar belirleniyor, sağlıksız davranışların nasıl düzeltilebileceği ya da asgari seviyeye indirilebileceği konusunda sigortacılar için içgörüler oluşturuluyor. Tabii, yapıları gereği sağlıkla ilgili böyle bilgilerde hata payı çok düşük. 

Hem giyilebilir teknolojilerin hem de tarama teknolojilerinin gelişmesi, bu alanda paradigmanın değişmesi için gereken olanakların tamamen olmasa bile büyük oranda hazır olduğunu bize gösteriyor. Doğru teknolojilerin kullanılması halinde sigorta sektörü cevap veren bir formdan önlem alan bir yapıya geçebilir. Böylelikle sigortacılar insanların daha sağlıklı olmasına, daha uzun ve kaliteli bir şekilde yaşamasına katkıda bulunabilir. 

MAKİNE ÖĞRENİMİ BAŞARIYI ARTIRIYOR

Giyilebilir teknolojinin sağlık ve sigorta alanında kullanılabilirliğini artıran başlıca nedenlerden birisi de makine öğrenimi uygulamalarındaki hızlı gelişme. Bu sayede çok sayıdaki biyometrik veri doğru bir şekilde analiz edilebiliyor ve tedavinin yanı sıra hasta bakımı gibi alanlarda da iyileştirmeler sağlanıyor. Diğer taraftan, davranışsal psikoloji ve davranışsal ekonomi alanlarında yapılan araştırmalar da bireylerdeki davranışsal doğrulamaların veri miktarının ve bu verilerin çözümlenmesinin artmasıyla beraber geliştiğine işaret ediyor. Bunun yanında, giyilebilir teknoloji kullanımından gelen ilk gözlemler, bu cihazların bireylerin zararlı olabilecek davranışlarının değiştirilmesinde, sağlık problemi olanların sorunlarının iyileştirilmesinde ya da kontrol edilebilir seviyelere getirilmesinde büyük yardımı dokunduğu yönünde. Cihazlardan gelen veriler önlem alınmasını sağlamakla kalmıyor, sağlık sorunu olanların bu sorunlara ve kendi vücutlarına bakışını da değiştiriyor. 

Giyilebilir teknolojilerin en büyük katkısı da tam bu noktada ortaya çıkıyor. Buradan sağlanan veriler hem insan sağlığı ve risk faktörlerine daha derin bir bakışa sahip olmamıza, hem de toplumda sağlıklı davranışların iyileştirilmesine ve bu davranışların teşvik edilmesine aracı olabilir. Yani sağlık verilerinin sigortacılar tarafından kullanılması; fiyatlamada hata payının azalması, sektörde inovasyonun artması, müşteriyle iletişim güçlenmesi ve ödenen hasarın azalmasının yanı sıra sigortacıların işlevini de tamamen farklı bir boyuta kaydırabilir. Şirketler, bireylerin sağlıkları bozulduktan ve gerekli tedavi yapıldıktan sonra ödeme yapan taraf olmanın ötesinde, direkt olarak hayatın içinde yer alarak kamu sağlığını güçlendirecek bir yapıya doğru evrimleşebilir.

ETKİLEŞİMİN ANAHTARLARI


Giyilebilir cihazlar ile sağlık verilerinin toplanması ve benzeri süreçlerin sigorta uygulamalarına dahil olması sigortacılara potansiyel avantajlar sunuyor. Bunları 3 başlıkta toplamak mümkün: 

Ürünlerde inovasyon

Teknolojinin gelişmesiyle beraber hayat ve sağlık sigortacıları tarafından ulaşılabilen yeni veriler, daha önceleri sigortalanamayan ya da zor sigortalanan alanların açılması anlamına geliyor. Sadece belirli bir noktadaki mortalite tabloları üzerinden hesaplanan underwriting işlemleri, sigortalılardan gerçek zamanlı veri alınmasını sağlayan teknolojilerle beraber farklı bir form alıyor ve daha önce bu hesaplama yöntemleri nedeniyle uygun görülmeyen yeni sigorta ürünlerinin ortaya çıkmasına aracı oluyor.

Daha doğru fiyatlandırma 

Bireylerin sağlık verilerinin kaydedilmesiyle beraber poliçe sahibi ve sigortacı arasındaki bilgi asimetrisi azaltılmış oluyor. Böylece, sigortalının üzerindeki gerçek riskler sigortacılar tarafından sağlıklı bir şekilde görüntülenebiliyor. Risklerin sağlıklı görüntülenmesi, “olumsuz seçim” olarak bilinen, sağlık sigortalarında kritik olan fiyat ayarlaması süreçlerinin daha kolay bir şekilde yapılmasına neden oluyor. Poliçelerin müşteriler için bir bilmece olmaması amacıyla her geçen gün daha da basit ve anlaşılabilir bir hale getirilmeye çalıştığı bu günlerde, giyilebilir teknolojiler aracılığıyla elde edilecek yeni veriler çok önemli.  

Müşteri etkileşimi

Sigorta şirketlerinin büyük bir kısmı müşteri etkileşimi tarafında sorunlarla karşılaşıyor. Bu sorunların en büyük ortak noktası sigorta ürünlerinin alınan değil satılan bir ürün olması. Bunun yanında, sektör ne yazık ki geçmiş uygulamalarla bazı müşterilerin de güvenini kaybetmiş durumda. Geleneksel sigortacılık modeli ise müşteri tarafına kayan bir ticaret dünyasında müşteriyle yılda sadece bir noktada temas ederek son derece geri kalmış durumda. Ürün planlaması süreçlerine giyilebilir teknolojileri de dahil etmek, sigortacıların zayıf kaldığı bu alanda, kazan-kazan mantığı üzerine kurulu pozitif bir ilişki ile müşterileriyle etkileşimini artırmasını sağlayabilir. Bunun yanında sağlık konusunda yapılan analizler müşterilere direkt olarak fayda sunup, hem memnuniyeti artırabilir hem de hasar frekansını azaltabilir. 

“KULLANIRIM AMA PARA VERMEM”

Giyilebilir teknolojilerin faydaları ne kadar çeşitli olursa olsun, son nokta müşterinin bu teknolojileri kullanıp kullanmamasında bitiyor. Müşteriler başta sağlık gibi oldukça kişisel sayılabilecek verilerini paylaşmakta tereddüt ediyor. En büyük çekince ise “hizmetin fiyatı”.
Uluslararası sağlık yayını BMC Public Health tarafından yapılan bir araştırma ilginç sonuçlar ortaya koydu. ABD vatandaşlarının katıldığı çalışmaya göre giyilebilir teknolojilerin kullanımında müşterinin ilk sorusu “Bana ekonomik faydası nedir?” oluyor. Bedava hizmet talebini (%99.22), verilerin paylaşılmaması talebi izliyor. Verinin doğruluğundan şüphe edenler ise azınlıkta. Araştırma sonuçlarının incelendiği rapora göre bu hizmetlerin ve mümkünse cihazların ücret alınmadan sunulması büyük bir kesimin sigortacıların verdiği giyilebilir teknoloji ürünlerini benimsemesini sağlayabilir.

KULAKLIK DIŞI GİYİLEBİLİR TEKNOLOJİLERE TALEP AZALIYOR

Giyilebilir teknolojilere olan ilgi toplamda artsa da, akıllı telefon kulaklıklarıyla bağlantılı olmayan ürünlerin payı gittikçe düşüyor. 2020’nin ikinci çeyreğinde özellikle kulaklıklara yönelen taleple beraber küresel giyilebilir teknoloji pazarı %14.1 büyüdü. Uluslararası Veri Kurumu’nun (IDC) yayınladığı istatistiklere göre toplam 86.2 milyon birim cihazın üretildiği bu çeyrekte, üretimdeki büyümenin homojen olmaması dikkat çekti. Bu dönemde talebin en çok arttığı ürün %32.6 büyüyen ve tüm giyilebilir cihazlar arasında payı %60’a ulaşan kulaklıklar oldu. İlk sırada 23.7 milyon ürün sevkiyatıyla Apple Airpodlar ve Beats ürünleri geldi. Bunu Samsung ve Xiaomi ürünleri takip etti. İlginç olan ise kulaklık üreticileri yerine telefon şirketlerinin listelerde daha yukarıda yer alması oldu. Sony, Bose ve Jabra gibi markalar, toplamda payları az olmasına karşın “premium” segmentte liderlik için yarıştı.
Saatler ve bileklikler geçtiğimiz yılın aynı döneminde toplam küresel sevkiyatın %46.8’ini oluştururken, bu dönemde payları %39.2’ye kadar düştü. Bu düşüşte, ekonomik kriz döneminde müşterilerin daha ziyade konvansiyonel ürünlere talep göstermesinin etkili olduğu düşünülüyor. Bileğe takılan cihazlarda da yine en büyük satıcılar Apple, Huawei ve Xiaomi. COVID-19’un etkilerinin bir nebze Fitbit gibi ürünlerin payının artmasında etkili olduğu da gözden kaçmıyor.
En büyük düşüş ise kıyafete iliştirilen ya da Oura gibi parmağa takılan farklı cihaz kategorilerinde. Geçtiğimiz yılın aynı döneminde göre kan kaybeden bu tarz ürünlerde toplam sevkiyat rakamları geçen yılın aynı döneminde göre %58.7 azaldı. Fark yaratarak öne çıkmayı başaran tek dikkat çekici ürün daha önce de yazımızda bahsettiğimiz Oura yüzüğü oldu. COVID-19’un kötü bir senaryoyu takip ederek uzun bir süre daha devam etmesi, şu anki trendin tersine olarak bu kategorideki ürünlere olan talebin artmasına neden olabilir.

SİGORTALININ SAĞLIĞINI SİGORTACISI TAKİP EDECEK

Sigorta şirketleri tarafında giyilebilir cihazlar genel olarak günlük atılan adım gibi verilerle hareketlilik seviyelerini ölçmek için kullanılıyor. Buradan gelen veriler ise sigortalılara indirim ve kampanyalar olarak geri dönüyor. Ancak, bahsettiğimiz buzdağının sadece görünen kısmı. Mevcut yaygın kullanımın kısa bir süre sonra karşılaşacağımız modellere göre hayli ilkel olduğunu söylemek mümkün. Yeni teknolojiler geliştikçe ve olgunlaştıkça farklı veriler de sigortacılar tarafından sigortalıların hayatlarını daha sağlık bir şekilde idame etmesi için kullanılabilecek. Bu kullanım alanlarından bazıları şöyle: 

Sürekli Glikoz İzleme Sistemi (CGM): Ufak boyutlu ve gelişmiş sensörlerle beraber pratik, bir yandan da ekonomik hale gelen glikoz izleme sistemleri gittikçe daha fazla diyabet hastası tarafından kullanılıyor. Vücuda yapıştırılan küçük bir çip yardımıyla diyabet hastalarının şeker seviyeleri kontrol ediliyor. Diyabet hastası olan hastalar için sigorta uzun süredir sıkıntılar yaşanan bir alan. Diyabet hastaları sigorta şirketleri tarafından yüksek risk seviyesinde görülüyor. CGM uygulaması sayesinde ise fiziksel hareketliliğini koruyarak, beslenmesine dikkat ederek kan şekeri seviyesini belirli seviyede tutanlar çok daha ucuza sağlık sigortası yaptırma imkanına kavuşuyor. Hastalıkları nedeniyle sigorta şemsiyesinin dışında kalmak zorunda kalan kesim bu sayede sigorta koruması altına alınabiliyor. 

Kalp Hızı Değişkenliği (HRV): HRV uygulamaları kalp atışları arasındaki zamanı ölçüyor. Kalp atışı örüntüleri, insan sağlığını yansıtan ve üzerinde en çok tıbbi çalışmanın gerçekleştirildiği başlıca göstergeler arasında yer alıyor. Yazının başlarında bahsettiğimiz, COVID-19 semptomlarının erkenden saptanması için kamu kurumlarında da kullanılmaya başlayan Oura Ring gibi cihazlarda kullanılan HRV uygulamalarıyla deri altına temas etmeyen ve son derece kolay bir şekilde otonom sinir sistemi dengesizlikleri gibi pek çok sorun erken tespit edilebiliyor. Sigorta şirketlerinin benzer teknolojileri kullanmalarıyla beraber, sigorta poliçeleri daha isabetli bir şekilde fiyatlandırılabilir ve sigortalıların sağlık durumlarındaki değişimler anında sigorta şirketi tarafından görüntülenebilir. Böylece sigorta şirketi hasar ödemenin yanında, sigortalıyı uyarmak ya da daha sağlıklı davranışları teşvik etmek gibi toplum için kritik bir rol edinebilir.

SİGORTACILARA SORULAR

Özellikle uluslararası platformda yer alan sigorta şirketlerinden bazılarının ürünlerinin içerisine giyilebilir teknolojileri entegre etmeye başladığını görüyoruz. Buna karşın, sektör için çok yeni olan bu teknoloji pek çok fırsatla beraber keşfedilmesi ve ardından çözülmesi gereken sorun barındırıyor. Önümüzdeki dönemde başta aktüerler olmak üzere sektörün giyilebilir teknolojilerin faydaları ve zayıf noktaları konusunda kapsamlı çalışmalar yürütmesi gerekiyor.
Biz de, giyilebilir teknolojileri kullanmayı arzu eden sigorta şirketleri için bazı soruları burada topladık. Giyilebilir teknolojilerin büyülü dünyasına dalmak isteyen oyuncular er ya da geç aşağıdaki soruların bazılarıyla karşılaşacak:

• Biyometrik veriler underwriting ve fiyatlama uygulamalarını nasıl iyileştirebilir ve nasıl bireyselleştirilmiş bir ürün yapısı oluşturabilir?
• Giyilebilir cihazlardan alınan veriler sağlık koşullarında bozulmayı tahmin edebilir mi? Sağlıklı davranışlar desteklenerek müşteri ile etkileşim iyileştirilebilir mi?
• Sigorta pazarlarında giyilebilir teknolojilerin kullanımı sonucunda “olumsuz seçim”in azaltılmasının sosyo-ekonomik sonuçları ne olur?
• Fiyatlamanın daha kesin bir şekilde yapılabilmesi mevcut koşullarda teminat sunulamayan ürünlere sigorta yolu açar mı?
• Bu teknolojilerin kullanılması yüksek risk grubunda olan müşterilerin cezalandırılması anlamına mı gelecek mi?
• Yüksek risk grubundaki müşteriler verilerin sağlık sorunlarına işaret etmesi durumunda da sigorta yaptırabilecek/sigortalarını yenileyebilecek mi? Düzenleyici kurumlar bu konuda nasıl bir tavır takınacak?
• Müşteriler, sigortacıların ürünlerini böyle bir teknoloji ile entegre etmesini nasıl karşılayacak?
• Müşteriler verilerinin bu şekilde kullanılması için sigorta şirketine güvenecek mi?
• Yeni veri toplama kaynaklarının ve yapay zekanın etik bir şekilde kullanılması nasıl sağlanabilir?

Diğer taraftan, veri kullanımını getirdiği yasal yükümlülükler ile ikircikli bir alan. Verilerin yanlış ya da izinsiz kullanımı sigortacıların başını derde sokabilir. Bu tarafta yanıtlanması gereken soruları ise şu şekilde toplayabiliriz:
• Veri gizliliği, güvenliği ve etik sorunlar “büyük veri” kavramının ortaya atıldığı günden bu yana tartışılıyor. Özel bilgilerinin paylaşılmasındaki demografik, kültürel, yasal ve kurumsal bariyerler nelerdir?
• Teknoloji ekosisteminde yer alan diğer şirketleri bu bariyerleri aşmak için nasıl önlemler ya da uygulamalar devreye alıyor?
• Detaylı ve gerçek zamanlı verinin saklanması, işlenmesi, kullanılması ve iletilmesi konularında ne gibi zorluklarla karşılaşılabilir?
• Sigortacılar, ellerindeki verilerin doğru kaynaktan alındığını ve geçerli olduğunu nasıl kanıtlayabilir?

Avatar

Umut Deniz Elçi

İlginizi Çekebilir